28 Eylül 2009 Pazartesi

HAYATIMIZ GÜLİSTANLIK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

HAYATIMIZ GÜLİSTANLIK OLSUN

Günaydın sevgili okuyucularım, tanıdıklarım, arkadaşlarım, dostlarım.

Bakın Mevlana ne diyor;
Sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün gülistan olursun.
Diken düşünürsün dikenlik olursun.

Düşüncelerimiz sayesinde hayatımız gülüstanlık da olur,
Düşüncelerimiz sayesinde hayatımız dikenlik de olur
yani.

Bir konudan dolayı dün akşam, benim için çok keyifsiz bir akşamdı. Evdekileri üzmemek için belli etmemeye çalıştım ama aslında bayağa tatsızdım. Keyifsizliğim başta tek bir konudan ileri geliyordu. Fakat saatler ilerledikçe sanki bir makineymişim de, fişimden olumsuz düşünce şarjına takılmışım gibi, içimden ve istemeden olumsuz düşüne düşüne kendimi öyle bir şarj ettimki, dokunsalar ağlayacak noktaya geldim.
Düşüne düşüne başımı ağrıttım,
İçimi daralttım,
Yüreğimi yaraladım,
Akşamı ve geceyi kendime zehir ettim.
Evet evet, düşüncesizce düşünerek bunu kendime ben yaptım.
Bir yandan da bugün ne yazsam diye düşünmeye çalışıyordum üstelik.

Image Hosted by ImageShack.us
Ama öyle bir ruh haline soktum ki kendimi, kuyrukları birbirine değmeyen kırk tilkiyi hizaya sokmak, kafamı toparlayıp bir şeyler yazmak mümkün değildi.

Sonra bloglar arasında dolaşırken birden Allah karşıma Mevlana’nın yukarıda yazdığım sözünü çıkardı.

… Gül düşünürsün gülistan olursun.
Diken düşünürsün dikenlik olursun…

Güngör sen ne yapıyorsun dedim kendi kendime.

Sen ki düşünce gücüne bu kadar inanıyorsun, elinden geldiğince insanlara faydalı olmaya çalışıyorsun. E o zaman bu halin ne?

Pireyi deve yaptın, devenin altında kaldın. Kalk bakim çabuk.
Git yüzünü yıka, aç pencereyi camdan dışarı bak, birkaç derin nefes al, kendine bi kahve yap.

İçimden gelen sese kulağım kulak kabarttı ve hak verdi.
Hemen denilenleri yaptım, on dakika sonra kahvemi alıp tekrar oturdum bilsayarın başına.
Ve hayatımı gülistanlık içinde yaşamayı seçtim.
Sonra da bu yazı çıktı işte.

Hazır haftaya böyle bir yazıyla başlamışken, kısa sözcüklerden oluşan bir de olumlama dizisi hazırladım hepimiz için.Faydasını göreceğinize hiç şüphem yok. Yürekden inanarak yapın yeterki.Yazdıklarımı bugün hissetmiyor olabilirsiniz ama inançla yaparsanız kısa bir süre sonra hepsini hayatınıza çekeceğinize inancım tam.

Image Hosted by ImageShack.us
Hepinize kanadına umut takılmış, renkli renkli sevgi kelebekleri uçuruyorum buradan.

Allah işimizi, gücümüzü rast getirsin.
Vira bismillah, hadi RASTgele.
Sevgilerimle, Güngör Ekinci

OLUMLAMALAR:
Mutluyum, huzurluyum, başarılıyım, sağlıklıyım, güzelim, neşeliyim.
Saygı, sevgi ve kabul görüyorum.
Değerliyim ve bunun farkındayım.
Bolluk bereket içindeyim,
Hayatımın efendisiyim.
Güçlü bir iradeye sahibim,
Aynaya baktığımda harika bir insan görüyorum,
Güvendeyim,
Pozitifim,
Hoşgörülüyüm,
Sakinim,
Dinginim,
Arkadaş canlısıyım,
Çok özelim…

23 Eylül 2009 Çarşamba

ÜÇ " Ş " YETER

Image Hosted by ImageShack.us

Mutlu, huzurlu, sağlıklı günler dileyerek hepinize merhabalar gönderiyorum arkadaşlar.
Güngör’cüğüm nedir bu üç “Ş” dediğinizi duyar gibiyim.
Şeker mi dediniz ? Hayır değil.
Efendim, şefkat mi dediniz ? Kısmen olabilir ama tam olarak değil.
Şans mı ? Çok lazım ama hayır.
Aşk mı dediniz ? Çok yaklaştınız ama değil.
Tamam tamam söylüyorum.
3Ş = aŞ , eŞ, iŞ
Allah açlıkla terbiye etmesin diyerek aŞ,
Yalnızlık sadece Allaha mahsusdur diyerek eŞ,
Hayatı paylaştığımız eŞimizle, hayatın tadına varabilmek için iŞ.
Gerisi mi?
Gerisi teferruat dostlar.
Namuslu ve dürüst yollardan, birlikte çalıştığınız iŞ arkadaşlarınızın hakkını yemeden,yalakalara çanak tutmadan, sizi üste taşıyan aslarınızı ezmeden,para kazandığınız bir iŞiniz varsa korkmayın arkadaşlar ;
Öldüğünüzde sizi toprağın kabul etmemesi gibi bir durum olamaz.
Ayrıca kazandığınız parada kimsenin ahı olmadığı için bu para çocuklarınızın yada çok sevdiğiniz başka birinin hastane parası da olamaz.
Hatta arkanızdan kimse uğursuz, şeytan görsün yüzünü, allah işini rast getirmesin gibi yüzünüze söylense tokat yemişe döneceğiniz sözler de söylemez.
Zaten siz büyük ihtimalle geldiği yeri haketmiş,çevresindekilerin takdirini, sevgisini kazanmış profosyonel, başarıyı hakeden bir insansınızdır.
Ve tabiki bu iş size sevinçle harcayacağınız, bereketli paralar kazanmayı nasip eder.
Peki sonra ne olur ?
Sonra, hayırlı yollardan kazanılan bu para ile evinizde sıcak ve lezzetli aŞlar pişer.
İçtiğiniz su, yuttuğunuz her lokma sizi mutlu eder. İçinizde dolaşan her su damlası sizi daha sağlıklı, enerjik, zinde, dolayısı ile mutlu etmek için dolaşır vücudunuzda.
Ocağınızın üzerinden yayılan çorbanın, yada fırınınızdan gelen vanilyanın kokusunu çekin içinize.
aŞınızın kokusu bile size terapi gibi gelir inanın. Abartmıyorum çok iyi hissedeceksiniz kendinizi.
Abarttığımı düşünenler lütfen birde aŞ pişirecek malzemeleri olmadığını düşünsünler.
Dürüstçe çalıştığımız iŞimizden paramızı kazandık,
Paramızla lezzetli aŞler pişirdik.
Ve sıra geldi bu aŞı, birlikte yiyecek, hayat arkadaşınıza, yani eŞinize.
Herkes layığını bulur arkadaşlar.
Ben, herkesin kendisine uygun eŞ'e sahip olacağına inanıyorum.Düzgün ve doğru insanlarda tabiki kendilerini mutlu eden, değerinin farkına varan kişilerle birlikte olurlar. İyi günde kötü günde diyerek başlar ve hayat yolunu omuz omuza birlikte yürürler.
İşte arkadaşlar hepsi bu.
aŞ, eŞ, iŞ = huzur, mutluluk, güven, başarı, sağlık.
Hepinize, emeğinizin karşılığı aldığınız bir iŞ,
Vücudunuzun sağlığını sağlayacak helal aŞ,
Gözü kapalı kendinizi emanet edebileceğiniz, kıymetinizi bilen bir eŞ dilerim.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

BAYRAM SONRASI MERHABASI

Image Hosted by ImageShack.us

Merhaba, merhaba, merhaba,
Üç günlük bir bayram tatili, hatta arife gününüde sayacak olursak dört günlük bir bayram tatilinin ardından hepinize merhabalar.

Artık bayram demek tatil demek oldu ne yazık ki. Bir çok kişi "oh oh uzun süredir göremediğim yakınlarımı göreceğim, seslerini duyacağım" diye sevinmek yerine bu tatilde nereye kaçsak diye düşünür oldu.

Benim bayramım yıllardır olduğu gibi evde çooooook yoğun bir koşuşturmaca ve kendime ayırdığım bir günle geçti. Birçok yakımız sağolsunlar evimizde ziyaret ettiler bizi. Yüzyüze görüşemediğimiz bütüüüün sevdikleriminde sesini duydum. İnsanın merak edildiğini, özlendiğini, sevildiğini bilmesi öyle güzel bir duygu ki. Beni seven, hayatımda olan herkese bütün kalbimle çoook teşekkür eder yüreklerinden öperim.

Benim çok sevdiğim ve aynı derecede sevildiğime de inandığım canım dostum Nahide'ciğimle beraberdik dün. Asil havası, tatlı ve hoş sohbeti, entelektüel bakışı ile Nahide’ciğim dün sohbete doyurdu beni sağolsun.( Canikocum bir kere daha teşekkür ederim.)

Bugün haftanın ortası, yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz yine tatiliz yani.
Haftanızın göz açıp kapar gibi kolay geçmesini, bolluk bereket içinde olmanızı, yaşanan her günün hepinize, hepimize, sağlık, mutluluk, huzur sunmasını diliyorum.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci.

20 Eylül 2009 Pazar

RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

“Üşüyorum, susadım, sahurdan sonra uyuyamadım uykum var” dı derken onbir ayın sultanı Ramazan-ı şerifinde son gününe geldik. Allah orucumuzu, diğer ibadetlerimizi, yapmaya çalıştığımız hayırlarımızı kabul etsin inşallah. Yarın Allahın izni ile bayramı karşılayacağız.
Tüm dualarınızın kabul olduğu bir bayram sabahına uyanmanızı dilerim.

Sabah bir uyansanız ki, dün akşamdan yapılan baklavanın siz kalkmadan şerbeti dökülmüş olsun. Daha tatlı şerbetini çekmemiş ama olsun siz genzinizi yaka yaka atın ağzınıza bir tane aceleniz var çünkü.

Neden mi aceleniz var?
Çünkü sevgili okuyucum, eğer erkekseniz bayram namazına yetişeceksiniz, bayansanız eşiniz, yada babanız, yada kardeşiniz, yada oğlunuz, yada hepsi birden bayram namazından gelmek üzereler, onlar gelmeden sizin de benim gibi kahvaltı sofrasını hazırlamanız gerekiyor.

Tamamdır, artık sofra hazır. Oooohhh börek de mis gibi kokuyor.Çayın altını yarıma kısın yavaş yavaş demlensin.Kolonya ile şeker hazır mı? Çocuklar şimdi kapıyı çalmaya başlar.

Heh, bizimkilerde geldi, hadi artık sofraya. " YURDUM İÇİN KAHVALTI VAKTİ " Afiyet olsun Türkiye...

Babam ve annem ailenin büyükleri olduğu için bizim bayram misafirimiz çok olur.Yeğenler, kuzenler, ahbablar, komşular, evimiz dolup taşar. Biz de hiç " nerde eski bayramlar" nostaljisi olmaz. Çünkü çok şükür dejenere olmamış bir aileye sahibim. Büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü bilir. Küçük büyükle tokalaşmaz el öper. Gelen bütün misafirlere kolonya, şeker tutulur, tatlı ve içecek ikram edilir.Minik misafirlerimize mendilleri hediye edilir. Şehir dışındaki büyüklere telefon açılır, bayramları kutlanır, hayır duaları alınır.

Ya sizde, sizlerde bayramlar nasıl geçer ?
Dilerim umduğunuzdan da güzel geçer...

Hepinizin mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyor, tüm dünyaya barışın, dostluğun, anlayışın, hoşgörünün, bereketin hakim olduğu, savaşların, açlığın, felaketlerin olmadığı, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice nice bayramlar diliyorum.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

16 Eylül 2009 Çarşamba

Yürekten İstedim Oldu

Allah’dan temiz kalple ve yürekden isteyince, istediğim şeyin gerçekleşeceğine hiç şüphem olmaz.
İsteklerimin hepsi hemen gerçekleşmiyor belki ama, hayat bana herşeyin bir zamanının olduğunu da öğretti.

Kendinizi kapana sıkışmış gibi hissettiğiniz anda, bir elin sizi o kapandan kurtardığı hiç olmadı mı ?
Çok sevdiğiniz birini ümitsizce ameliyathane kapısında ağlayarak, dua ederek beklerken, doktordan gözünüz aydın, ameliyat başarılı geçti sözünü duydunuz mu hiç ?
Ya da hayat şartları işte, iki yakanızı bir araya getiremediğiniz sıkıntılı günlerinizde ikramiye ile ödüllendirildiğiniz oldu mu?
Kimbilir belki de yıllar süren tedavinin sonunda özlemle beklediğiniz kızınız Özlem artık kucağınızdadır.
Öyle mi? Demek ki isteklerinize cevap veriliyor.
O zaman isteyin arkadaşlar...

Birgün meditasyon yapıyordum.Sahip olmayı istediğim evi hayal ediyordum.Sanki eve sahipmişim gibi hayalimde evin içinde dolaşmaya başladım.
Hatta duşakabinin önüne pembe bir ayak havlusu almalıyım diye düşündüm. O arada içimden, bana hiç ummadığım bir yerden pembe bir ayak havlusu geliyor diye geçirdim.Arkadaşlar, çok değil ertesi gün, sevgili Bahar arkadaşım tatil dönüşü Özdilek’e uğramış.Ve anladığınız gibi bana pembe bir ayak havlusu almış.
Düşündüm, istedim ve sahip oldum.
Bu konuda sizlerle paylaşacağım daha çok şey var.Beni izlemeye devam edin.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

13 Eylül 2009 Pazar

DÜŞÜNCELERİMİZİN GÜCÜ

Merhaba arkadaşlarım,

Uzun süredir düşüncelerimizin ve duaların gücü ile ilgili araştırmalar yapıyor ve kitaplar okuyorum.
Öğrendiklerimi kendi hayatımda deneyimledikçe, faydalarını görmeye başladım ve artık öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmanın zamanının geldiğine karar verdim. Düşünce gücü aslında çok derin olmakla birlikte çok da net bir durumdur. Konunun detaylarına, alt kollarına ( çakralar,... bilinçaltı temizliği, ... karmalar..vs.vs ..) değinmeyeceğim. Öğrendiklerimi mümkün olduğu kadar anlaşılır bir dilde az ama öz olarak sizlere aktarmaya çalışacağım.

Arkadaşlar, nasıl ki kendi yasalarımız, ailemizin yasaları, iş yerimizin yasaları varsa, içinde yaşıyor olduğumuz dünyamızın ve hatta evreninde bir yasası var ve bu daha çok çekim yasası olarak adlandırılmaktadır.

Evet, evren yasalarla yönetilir. Birçok gelişim kitapları ve konunun uzmanları çekim yasasının gücünden bahsetmekte olup, son günlerde TV programlarında da bu konunun çokca ele alındığını sanırım birçoğunuz gözlemlemişdir. Evrenin yasası, daha net bir ifade ile inancın yasası gibi işler. Ortaya konulan genel mesaj Napoleon Hill'in söylediği gibidir, " aklınız, neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir".
Evet evet doğru okudunuz arkadaşlar, aklınız neye inanırsa onu gerçekleştirmek elinizde. Herşey düşüncede başlar çünkü.Yani eğer zor bir yaşamınızın olacağına inanıyorsanız gerçekten zor bir yaşamınız olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar hayatınızı zorlaştıracaktır. Eğer paranın zor kazanılacağına inanıyorsanız emin olun parayı zor kazanırsınız. Hep hastalıktan şikayet ediyorsanız hep hasta bir haliniz olacaktır.
Konuyu kısaca toparlamaya çalışacak olursak şöyle diyebiliriz;
"Ağzınızdan çıkanlara dikkat edin, kaderiniz olurlar" .
yada " iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
yada " kaderinizin kölesi değil, hayatınızın efendisi olun".
yada " iste, senin olsun, iste sana gelsin".
yada "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" demek ki kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.
yada" ne ekersen onu biçersin". demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek güzel sonuçlar biçeceğimizden de şüpheye düşmemeliyiz.


Burada altını çizmek istediğim bir nokta var. Allah'dan yardım istediğinizde sorunlarınıza değil, olmasını istediğiniz şeylere yoğunlaşın, temiz kalple ve sevgi ile isteyin. Yani, hastaysanız, hastalığa değil, sağlığa, şifaya yoğunlaşın. İnsan düşünebildiği, güvenle, sabırla beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. İstediğiniz şey ne olursa olsun elde edeceğinize inandığınızda o sizindir.

Sevgilerimle,

Güngör Ekinci.

8 Eylül 2009 Salı

DELFİNA'DA İFTARDAYDIM

Image Hosted by ImageShack.us
Merhaba arkadaşlar,
Dün akşam canım dostum Delfina’ya iftara davetliydim. Delfiş’ciğimle yıllara dayalı bir dostluğumuz var ama iş dışında bir araya gelmek nasip olmamıştı bir türlü.
Delfiş’in nasıl renkli bir kişilik olduğunu bildiğim için Pazartesi sabahından itibaren tatlı bir heyecan vardı içimde. Daha servise biner binmez rüya başladı zaten. Çünkü işyerimiz benim evime trafik nedeni ile nerdeyse 2 saat, Delfiş’in evine 10 dakika mesafede. İşten çıkıp 10 dakika sonra evde olmak gerçekden benim için büyük bir lüksdü.

Servisden inip mutlu mutlu sitenin, bloğun derken dairenin kapısına geldik.
Zile basmamızla kapı birden çiçek açtı.
Aa o da ne ? Bu çiçek bide konuşuyo.
Nasıl yani diyordum ki, bu çiçek yüzlü tatlı bayanın Delfiş’iş kardeşi Euphoric olduğunu öğrendim sonra.

Image Hosted by ImageShack.us

Delfiş’im sağolsun sabah evden çıkmadan hazır etmişti güllacımızı. Eve girdiğimizde Euphoric de becerikli elleriyle iftar menümüzü hazırılıyordu. Huzurun, bereketin, lezzetin, hoş sohbetin hakim olduğu soframızda günün özel ana yemeği Manisa kebabıydı. Euphoric tarifden ilk kez yapmıştı bu yemeği ama kırk yıllık aşçılara taş çıkartacak kadar lezzetli yapmıştı maşallah.
İftarımızı da çay sohbetimizide Delfiş’in büyülü balkonunda yaptık. ( Delfiş’i takip edenler balkonunun nasıl badana edip dekore ettiğini bilirler.Bilmeyenlerde buradan öğrenebilirler.)

Image Hosted by ImageShack.us

Balkon, mumlarla ve japon fenerleri ile aydınlatıldı. Bu loş ortamda sallanan sandalyelerimizde çaylarımızı yudumlarken keyfimize diyecek yoktu gerçekden. Bizi tanıştırdığı için Serap’cığımıza bir kere daha yürekden teşekkürlerimizi gönderdik. Hatta televizyonun üzerinde duran, üçümüzün resimden oluşan saate bakarkende şükrettim Allaha bizi bir araya getirdiği için.

Image Hosted by ImageShack.us

Sahurda görüşmek üzere birbirimize iyi geceler dileyip çekildik odalarımıza. Ben aslında yer yadırgarım, ilk kez kaldığım yerde kolay kolay uyuyamam. Ama dün gece başımı yastığa koyduğum anda uyumuşum taaki sahur vakti gelene kadar.

Image Hosted by ImageShack.us

Egenin güzel kızı canım dostum, topraklarının mahsulleri ile donatmıştı bu kez de sofrayı. Babacığının yetiştirdiği zeytin çeşitleri, yine babacığının yaptığı zeytinyağı ile tatlandırılmış peynir. Çeri domatesleri, daha bir çok şey ve tabiki Delfina'nın güler yüzü...

Canım Delfiş’im ve sevgili Euphoric, bana yaşattığınız bu muhteşem ramazan akşamı için, lezzetli yemekleriniz için, samimi sohbetiniz için, sevginiz için, herşey için bütün içtenliğimle çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle. Güngör Ekinci

5 Eylül 2009 Cumartesi

İYİLİK ETTİM İYİLİK BULDUM

Annem Cumartesi sabahı merdivenleri hızla çıkıp şaşırmış bir vaziyette, Güngör evin önünde pazarlamacılar var, çok ucuza bir sürü şey satıyorlar, hatta tuhaf ama 6 kişilik porselen yemek takımı 2,80 TL, sen de gel bi baksana dedi.
Açıkcası işin içinde bir yanlışlık olduğunu düşünerek gittim annemin arkasından. Satıcı ne dediği zor seçilen bir Türkçe ile gerçekten yemek takımı için 2,80 TL istiyordu. 5,00 TL verdim, üstüne 20,00 TL. verdi. Kamera şakası gibi yani.
Bakın, bana büyük para verdiniz hata yapıyorsunuz dedim. Yok yok 2,80, 2,80 diye tekrarlamaya başladı satıcı. Tabii bu arada etraf alıcı ile dolu, kimi tencere tava almaya çalışıyor, kimi süpürge, ütü.
İnsanlar bir an önce 2,80 TL’ ye elektirkli süpürge alıp gitmek için yarış halinde, ben ısrarla bir yanlışlık var diyorum, satıcı yok yanlışlık, aşağıdaki sokakda ben sattı bir sürü mal, beleş beleş sen de al diye ısrarcı.
Aracın şöförüne gidip bir yanlışlık olup olmadığını sordum, şöför ben karışmam abla ben sadece şöförüm dedi. Ya kardeşim dedim, insanlık namına bi gelip ilgilenin şu arkadaşınızla. Israrıma dayanamayn şöför, birazda sinirlenerek indi araçdan.
Satıcı ile arapça bişeyler konuştular önce. Sonra anladık ki, tabak takımı 2,80 TL değil, 280,00 TL’miş. Diğer ürünlerinde tutarı farklıymış. Satıcı bizim paraları tanımadığı için karıştırmış. Bizim sokağa gelene kadar da bir dünya ürünü çerez parasına satmış.
Gerçek ortaya çıkıp insanlar homurdanarak bir bir etrafımızdan ayrılırken, satıcı bana teşekkür etme telaşındaydı.
Beğendiğim yemek takımını 250,00 TL ye indirip, üstüne ısrarla süperşahane bir bardak takımı ( ki aynı takımın geçen yıl bir mağzada 480,00 TL olduğunu görmüştüm), 1 çaydanlık, 2 tencere, 1 de ütü hediye etti. İnanın ki zorla hediye etti. Ben yeter, tamam, başka bişey istemem dedikçe satıcı yok yoook, sen gerçek müslüman, sana açıldı cennet kapısı, sen çok iyi insan, vs. vs. bir sürü teşekkür sözcüğü söyleyip boyum kadar hediye kutusunu ayağımın dibine koyup ayrıldı sokağımızdan.
Annemle arkalarından bakakaldık. Bana çok ilginç geldi. İyilik yap denize at o seni mutlaka bulur derler ya hani, benimki beni anında buldu, sizlerlede paylaşmak istedim.
Sevgilerimle.
Güngör Ekinci

22 Ağustos 2008 Cuma

BUGÜN EGE KOKUYORUM

Hani bilirsiniz benim anlata anlata bitiremediğim, sayıları on parmağımı geçmeyecek CANIM dostlarım vardır ya. İşte onlardan biridir Delfina.

Delfina’cım çok tatlı, akıllı, yardım sever, pratik, son derece becerikli bir kızdır. Sürekli yeni birşeylere el atıp şaşırtır ve yüreklendirir beni...

Bayan güzellik, şimdi de sabun üreticiliğine el attı. Sevgili babacığının kendi bağlarında yetiştirdiği zeytinlerinden ürettiği sabunların ticaretine başladı. Masalımsı bir ifadeyle kendi bloğunda tanıtımını yaptığı sabunları dün ben de deneme imkanı buldum. Hıııımmm bugün aşığı olduğum Ege gibi kokuyorum sanki...

İlgilenenler TSabun linkinden, daha ayrıntılı bilgi isteyenler tsabun@gmail.com adresinden ulaşabilirler.

Sevgilerimle ve iyi hafta sonu dileklerimle,
Güngör,

14 Ağustos 2008 Perşembe

YARIM SAAT TE HASTA OLDUM

Okullar kapanınca, servis araçlarının yolları, yazlıkcıların şehri terk etmesiyle birlikte trafikte fark edilir bir rahatlama oldu. Önceden saat 20.00 gibi evde oluyordum şimdi 19:20 gibi. Trafik yoğunluğu beni çileden çıkartmaya yetiyor. Bu nedenle on dakika bile erken evde olsam seviniyorum. Dün akşam da saat 19:15 de servisten indim, saat 19:20 de evdeydim. Haber bültenlerine yetişiyorum artık. Ama dünyadan ve memleket ahvalinden haberim oluyor diye sevinmelimiyim, üzülmelimiyim bilemiyorum gerçekten...

Haberlerin tamamını izlemeye artık yüreğim dayanmıyor. Bunu dün akşam bir kez daha anladım. Dün akşam erkenden evde olmanın ve güzel bir gün geçirmiş olmanın keyfiyle girdim içeri. Annem balık yapmış. Hııımmm nasıl da severim bilemezsiniz. Denizden midye hariç ne çıkça yiyenlerden olduğum için mutfağın kokusunu iyice çektim içime. Biçimini seveyim mübareğin şekli bile güzel...Yemeğe başlamak için kardeşimi beklediğimizden yeğenim Emirhan’ı kucağıma alıp salona geçtim. Bu ana kadar gayet mutlu ve huzurluyum...Haberleri izlemek için kanepeye babamın yanına kuruldum.

Önce günlerdir içimi kavuran şehitlerimizin defin törenleri sırasında yaşananların haberi sızlattı burnumu. Kah için için kah sesli teröre lanet yağdırırken boğazımda bir yumak düğümlendi sanki. Allah ailelerine dayanma gücü versin. Televizyon karşısında kolları kanatları kırılmış ana babaları izlemek öyle zor ki. Hepimizin başı sağ olsun ve inşallah bu aldığımız son şehit haberi olsun...

Derken büyük dedelerimin toprağı Gürcistan’a bağlandı spiker. Odu ocağı terk etmek zorunda kalanların, kaçanların, kaçamayanların, soyulanların, yaralananların, sevdiklerini kaybedenlerin dramını anlatıyordu muhabir. Renkli televizyonumuzun rengi kan kırmızısıydı dün akşam. Daha ikinci haberde gözlerim şişti, mideme kramplar girdi inanın ki.

Arkasından Tuzla tersanesinde yaşanan talihsiz olay ve sonucunda yaşananlar sıktı canımı.

Babama, “ baba benim bile kalbim dayanmıyor, istersen sana dil altı hapından getireyim bir tane “ dedim. Güzel yurdumun acısı bukadarla biter mi, bitmez tabiki.

Üç yaşındaki İrem’ciğin kayıp haberi ile sarsıldım bir de. Günlerdir haber alınamıyormuş kuzu İrem’den. İnşallah en kısa sürede sağlıklı bir şekilde bulunduğu haberi ile bu kez pembe bir renk alır renkli televizyonumuz.

Değerli okuyucularım, artık kanepede yıkılmış, küçülmüş, başına ağrılar girmiş bir haldeyken son olarak spiker ZAM haberleri ile tokatladı beni. Yarım saatin içinde yıkıldım, sürünmeye başladım resmen...

Bu arada kardeşim de geldi. Annem mutfaktan “ hadi sofraya “ diye seslenmeye başladı. Arkadaşlar abartmıyorum valla, 30 dakika içinde hasta oldum. Değil annemin balık yemeğe çağırması, balık dile gelip “ kız gel ye beni “ dese yine kalkamıyacağım...

Sonuç mu ?
Sonuç olarak saat 20:00’da, saat 19:20’ deki Güngör den eser kalmamıştı. Palamut bile tabağımda olmaktan rahatsız gibi duruyordu. Hayvancık dile gelse “ kalk sofradan, bir nane limon kaynat iç te kendine gel “ diyecek neredeyse. Palamutcuğu ortasından kesip bir yanağını yiyebildim sadece...Sonrada tarifsiz sıkıntılar ve kederler içinde bu yazı çıktı işte.

Birgün “ Güzel günler göreceğiz güneşli günler” inşallah...
Güzel yurdumdan güzel haberler alıp, duyduklarımızı duymayanlarla paylaşmak dileği ile hepinize mutlu bir gün, müjdeli haberler dilerim.

Sevgilerimle, Güngör Ekinci.