
Dönüp dolaşıp büyüklerimizin lafına geldiğimiz için, onlar bizden cahildi diyemiyorum.
Belki tecrübeleri sayesinde öngörüleri de gelişmiş olabilir.
Ama bildiğim bir şey varsa, o da cehaletin mutluluk olduğu ve eskilerin bizden daha mutlu olduğu.
Teknoloji icat oldu, huzurumuz bozuldu valla.
Önceden annem, anneannem taşıma suyla çamaşır, bulaşık yıkar temizlik yaparlarmış ama yorulmak nedir bilmezlermiş. Şimdi her şey bir düğmeye bakıyor ama buna rağmen çok yoruldum cümlesini daha çok kullanır olduk.
Şu televizyonlar yok mu televizyonlar…
Hani LCD'si ayrı güzel, Plazması ayrı güzel, evlerimizden sohbeti kaldıran, bizi çoğu zaman farklı dünyalara heveslendiren, özellikle son yıllarda reyting uğruna yapılıp gençlerimizi kabadayılığa, kızlarımızı lolitalığa heveslendiren programları gözümüze sokan, evimizin baş tacı televizyonlarımız. Onlarsız bir hayat düşünmek artık mümkün değil elbette.
Ama yüzyılın buluşu bilgisayarlarımız var ya, asıl efsane onlar olacak bence. Bir daha ki yüzyılda insanoğlu Dünyadan Mars’a, XY'lere misafirliğe gittiğinde :), babamın gençliğinde bilgisayar denen bir şey varmış, bizim G8 kutularının daha az gelişmiş olanı yani, eşler onu kullanarak chat denen bir şeyle birbirlerini aldatıyorlarmış diyecek.
Gerçi 100 yıl sonraya gitmeden önce bugüne bakmalıyız belki de.
Önceden bir hastalığımız mı var. Semtin doktoruna gidilirdi, doktor ne ilaç verdiyse kullanılır ve iyileşilirdi.
Şimdi öyle değil. Önce netten kendimizce en iyi doktoru buluyoruz, sonra verdiği ilacı alıyoruz, sonra ilacın içeriğini nette araştırıyoruz, sonra yoo bu ilaç bana göre değil deyip ikinci bir doktora daha gidiyoruz.
Sonra ikinci doktorun verdiği ilacı da nette araştırıp, çok fazla içimize sinmese de birini kullanmaya başlıyoruz. Tabii bu arada gerginliğe dayalı baş ağrımızın netten öğrendiklerimiz sayesinde, beynimizde ur olabileceğine kadar her türlü ihtimale kendimizi inandırıyor, üstüne bir de çağın gözde hastalığı panik atağa yakalanıyoruz.
Herkesin evinin önünde arabası var artık ( aman ne güzel! ).
Önceden eşi doğum yapacak olan adam gece yolda bir taksi bulmaya zorlanırmış.
Artık bu sorun çözüldü çok güzel. Şimdi kendi arabası var ama trafik yoğunluğundan eşini hastahaneye yetiştirebilmesi mucize.
Randevulaşıp bir yerde buluşacağız diyelim, Kadıköy de örneğin.
Önceden herkes saatini aksatmadan 12:00'da Kadıköy'de Boğa'nın önünde olurdu. Şimdi birinin diğerini bekletmeden buluşma noktasına saatinde gelmesi mümkün değil. Hepimizin cep telefonu da var ama haberleşemiyoruz bir türlü.
Tabii ki, hadi telefonları çöpe atalım, televizyonlara çiçek dikelim demiyorum.
Ama bu kadar bağımlı olmaya da gerek yol herhalde.
Akşam için planlarını televizyon programlarına göre yapan,
aile içinde iki çift laf etmeden akşam yemeğinden sonra internetin dipsiz kuyusuna düşen ( ki doğru kullanıldığı sürece çağın en iyi buluşu olduğunu kabul ediyorum tabiki),
hayatı yaşadıklarını sanarken aslında ıskalayan,
teknolojinin kölesi olmuş, o kadar çok insan tanıyorum ki.
Çok şey bilmek, öğrenmek, çok mutluluk getiremeyebiliyor. Hatta asıl büyük hayal kırıklıklarını bilmişliğimiz yüzünden vaktinden önce sevinerek, yada büyük pişmanlıkları vaktinden önce üzülerek yaşayabiliyoruz.
Çağın nimetlerini görmezden gelmek tabi ki mümkün değil ama,
biraz cahil olsaydık daha mutlu daha doyumlu olmazmıydık sizce de?
Ne biliyim aklıma geldi sordum işte :)
Sevgilerimle.
Güngör Ekinci