21 Ocak 2020 Salı

HAYATIMIN EN GUZEL EMIR´İ


Canim oglum, kuçuk mucizem Emir´im.
Bugun tam 4 aylik oldun. Ve bilsen oyle tatlisin ki. Bazen seni yemekten korkuyorum. :))

Varliginla hayatimiza ne buyuk bir mutluluk kattigini seninde bilmeni çok istiyorum. Bu nedenle soz uçar yazi kalir dedim ve sana bu mektubu yazmaya karar verdim. Umarim buyudugunde birlikte okuruz.

Demir tavinda dovulur evlat. Ve bazen bazi seyler için geç kalinabilir. Ben babanla geç sayilabilecek bir yasta evlenmistim. Sonra birinci dogum, abinin biraz buyumesini beklemek ve baska bazi sebeplerden dolayi hadi biraz daha bekleyelim derken birgun doktor bana “ sizin ikinci çocuk için çooook buyuk bir mucizeye ihtiyaciniz var ” dedi. Ve bu konu orada kapandi...

Doktorun bu cumlesi beni bir kadin olarak çok fazla incitti ve mahçubiyet duymama sebep oldu. Haftalarca sesi ve cumleleri kulaklarimda yankilandi, zaman zaman dusunurken gozlerim dolardi.

Bazen bosver deyip dusunmeden, bazen dusunup huzunlenerek, bu konusmanin uzerinden tam iki yil geçti.  Iki yilin sonunda birden bire bende çoook fazla bir sekilde ikinci çocuk istegi basladi. 2018 yilinin aralik ayinin ilk gunleriydi.

Bir sabah “ Doktorlar tabii ki bir çok seyi biliyorlar, ama  Allahin mucizeler yaratan gucunu ve benim ona olan inancimin buyuklugunu unutuyorlar, biz bitti demeden bitmez” dedim kendi kendime.

Sonuçta hersey Allahin bir EMIRine bakmiyor mu? 
Hemen, yillardir birçok sey için uyguladigim, dua, zikir, kuantum olumlama, ve affetme çalismalarini yapmaya basladim.    Sonra tamamen baska birseyin kontrolu için 5 Subat 2019 tarihinde doktora gittim ve ayni doktorun agzindan bu kez de su cumle çikti  “ aaaa bu nasil olabilir, mumkun degil, siz hamilesiniz”.

Aslinda senin birgun mutlaka gelecegini biliyordum biricik mucizem benim. Ama valla bu kadar çabuk gelecegini ben de beklemiyordum. Tabii sonra oracikta aglamaya basladim.

Arkasindan hemen hamilelik ile ilgili gerekli testler, tahliller yapildi ve 4 Ekim 2019 tarihinde dogum olacagini soylediler. Bu bilgi subatin sonunda verildi bize. Ama ben yine kendi kendime konusmaya basladim. “ Ben 38. haftanin son gunu 20 Eylul de dogum yapacagim “ demeye basladim. Hatta hamilelik boyunca dogum ne zaman olacak diye soranlara “ doktora gore 4 ekim ama 
bence 20 eylul “ diyordum ve en bastan beri bir oglumuz daha olacagini da hissediyordum.

Babanla ikimiz tarifsiz bir mutluluk içindeydik. Fakat doktor yuksek seviyede dusuk riski oldugunu soyledigi için simdilik mutlulugumuzu kimseyle paylasamiyorduk. Hatta ilk 4ay abin bile bilmiyordu. Bu oyle zor bir durum ki; hem ailemize yeni bir gunes daha doguyor diye tum sevdiklerinle paylasmak istiyorsun, hem de ya gunes dogmadan batarsa diye çok buyuk bir endise yasiyorsun. Gerçi ben senin varligini duydugum ilk gunden beri bizi birakmayacagina emindim. Ama iste yine de insan çok sevince, çok isteyince, korkusu da çok buyuk oluyor.

Abin, aramiza katilacagini ogrendigi andan itibaren dunyanin en mutlu abisi oldu. Sen dogduktan sonra da bu hiç degismedi. Hiçbir kisknçligi olumsuz davranisi olmadi sana karsi. Surekli “dunya da en çok kardesimi seviyorum ”diyor. Geçen gun sen çok agladin. Abin bana ne dedi biliyor musun?
Anne lurfen bisey yap, kalbim daha fazla dayanamiyor”.

Hamilelik sureci benim açimdan çok zor geçti canim benim. Ilk 4 ay gunluk hayatimi zorlastiran inanilmaz bir bulanti ve dusuk riski. Beraberinde hamilelik diyabeti. 4. ayin sonundan itibaren yalanci sanci denilen dogum sancilarim basladi çok siddetli bir sekilde hem de hergun. Tabii bir de nefes darligi ve sifir uyku ile geçen agrili geceler. Hamilelik boyunca baskule gore sadece 6 kilo almama ragmen inanilmaz bir sekilde odem tuttum. Balon gibiydim, sanki 30 kilo almis gibi bir halim vardi. Butun vucudum, ellerim , ayaklarim sisti. Yurumekte zorlaniyordum.  Ellerimi yumruk yapacak sekilde sikamiyordum bile. Aynaya bakinca siskinlikten yuzumu taniyamiyordum neredeyse, zaten aynaya da bakmak istemiyordum.  

Içimde varligini ilk hissettigimde Ispanya da anneler gunuydu. Hareket ederek ilk anneler gunu hediyemi vermistin bana iste. Daha ne isterdim ki ? Senin gelecegini bilmek bile bana gore dunyanin en guzel hediyesiydi evimin kuçuk prensi.

19 Eylul gecesi super sancili, bulantili, çok zor bir gece oldu. 20 Eylul sabahi doktorla randevumuz vardi. Gittik. Ve ogrendik ki geliyormussun.
Sonra sancilar sancilari kovaladi, çoooooook zor ama normal bir dogumla 20 Eylul gecesi artik kollarimdaydin. Mutluluktan aglamak nasil guzel bir duygu anlatamam. Rabbim bu duyguyu isteyen herkese yasatsin insallah.

Çok sukur, bin sukur, Allah EMIR verdi “ ol ” dedi, annen inandi, doktorun ihtiyacimiz oldugunu soyledigi buyuuuk mucize gerçeklesti sonunda. 38. haftaya gore biraz kilolu, çok yakisikli, bal renginde, dunya tatlisi bir bebektin misket gozlum.

Dogumdan once anneannen ve deden bize yardimci olmak için buradaydilar. Varliklari ve tecrubeleri ile hayatimizi kolaylastirdilar sagolsunlar.

Dogduktan sonra tam taburcu olacakken sarilik nedeni ile bir gece hastanede kaldin sen. Dusunebiliyor musun ben taburcu oldum ama sen hastanede kaldin. Tabii ki Allah daha buyuk dertler vermesin. Ben de biliyorum ki sarilik çok ciddi bir rahatsizlik degil. Ama iste seni orada kuçucuk bir kuvözun içinde yalniz basina birakinca kalbimde kiyamet koptu sanki. Bence çocuklari hasta oldugunda annelerin kalbinde olçum yapilsa Nuh tufani tufan sayilmaz. Asil tufan annelerin kalbinde kopuyor çunku. Durmadan agliyordum. Kendimi durduramiyordum bir turlu. Ayrica çok agrim vardi, normal dogum yapmak bende de bazi sorunlara sebep olmustu. Çunku burada eger bebekte risk yoksa, dogum ne kadar zor geçerse geçsin, anne ne hale gelirse gelsin onemli degil, mutlaka normal dogum yaptiriyorlar. Sonuç olarak ertesi gun sen ust katta, ben iki gozum iki çesme alt katta acil serviste yatiyorduk. Sana sadece 3 saatte bir sut verebiliyordum. Neyseki 24 saatin sonunda senin de taburcu olmana izin verildi. Rabbim hiçbir anne babayi çocuklarindan ayirmasin, butun bebeklerin saglikla dogup buyumelerini nasip etsin. Artik evimizdeydik çok sukur.
 

Sen mutlu, ben mutlu, baban mutlu, abin mutlu, deden ve anneannen mutlu…
Dogmadan once, ne zaman dogacak, kime benzeyecek, nasil bir çocuk olacak gibi seyler dusunuyordum. Simdi abine ve sana baktikca mezuniyet torenleriniz, sizlerle ilk dansim, kiz isteme merasimlerimiz, benim nasil bir kayinvalide olacagim, yurt disinda okursaniz bazen ziyaretinize gelip sevdiginiz yemekleri yapislarim, tatil donuslerinizde sizi havaalaninda babanla bekleyislerimiz ve daha bir suru tatli telas gozumun onunde canlaniyor.

Çok tatli bir bebeksin mucizelerin en kiymetlisi. Kalbime sokasim geliyor seni. Çok tatli guluyor çok guçlu agliyorsun. Bazen zor uyuyorsun. Buna ragmen tam yatagina birakinca kendimi tutamayip sikica opuyorum seni. Tabii aglayarak uyaniyorsun hemen.

Ismini Lucas Emir koyduk babanla. Simdi sozluge baksan
Bir kavim, aşiret veya ülkenin başı. Prens, şehzade. Büyük bir hanedana mensup kimse. Peygamberimizin soyundan gelen. Kumandan. Abbasi devletinde başkomutan. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi olarak geçer Emir isminin anlami.
Ama sadece bunlar mi? Bence hersey bir EMIR ile basladi. Allah once Hz. Ademi yaratti “ ol ” emri ile. Buyuk kitabimizi gonderdi; nasihatlerini ve EMIRlerini içeren.
Zaman içinde EMIR buyruk oldu, komut oldu, bazen bugune bazen gelecege yon veren. Bazen savaslar baslatti bir EMIR bazen barislar getirdi. Agizdan çikarken bile isikli bir enerji yaydigina inandigim için ben Emir koydum Turkçe ismini, dokundugun herseye gittigin heryere baris, huzur, mutluluk, sevgi vermeni dileyerek.

Baban Ispanyolca ismini Lucas koydu. Sozluge bakacak olursan aydinlik, isik saçan, parlayan, ilim ile ugrasan anlamina geliyor. Ayrica burada yilin her gununun ozel bir azizi var. Aziz Lucas` da tip biliminin azizi olarak kabul ediliyor ve  her yil 18 Ekim de aniliyor. Ayrica Hz. İsa'nın oniki havarisinden birinin adi oldugu için Lucas ismi burada dini açidan da onemseniyor. Biz çok sevdik isimlerini umarim sen de seversin Emir´im.

Evimin parlayan gunesi mektubumu burada bitirmek zorundayim. Uyanmak uzeresin çunku.
Seni çok çok çok seviyorum. Allahim senin, abinin ve dunyada ki butun çocuklarin yolunu açik etsin. Hayatlariniz boyunca hersey gonlunuzce olsun.
Seni çok seven, sevmelere doyamayan annen.

Gungor Ekinci Saglik 

7 Ocak 2020 Salı

FELICES REYES


Ispanya da yilbasi etkinlikleri  24 Aralik ´da baslayip 6 Ocak ’a kadar devam ediyor. Bu nedenle 15 gunluk  okul tatilleri de bu sureyi kapsayacak sekilde oluyor.   24 Aralik Hz. Isa´nin dogum gunu olarak kabul edilip dini açidan çok onemseniyor. Zaten bu sebeple buranin asil yeni yil kutlamasi da 24 Aralik  olarak kabul ediliyor. Onun için  herkes  24 Aralik gecesini aileleri ile ya da  en yakin dostlari ile geçirip birlikde yeni yil yemegi yiyorlar.    31 Aralik gecesi de tum dunyada oldugu gibi burada da , yeni bir yila giriyor olmanin sevinci ile yine dostlarla ya da ailelerle kutlaniyor.
Yeni yila girerken çocuklara iki sekilde hediye geliyor. Ilki Noel baba tarafindan olup ya Navidad gecesi yani 24 Aralik´da ya da yilbasi gecesi 31 Aralik´da.  Ikincisi ise 5 Ocak gecesi Krallar dedigimiz Reyes tarafindan. Hatta isteyen buyukler bile hediyelesmerini bu tarihlerde yapiyorlar. Bazi, uslu, derslerinde basarili ve soz dinleyen çocuklara ise ikisi birden hediye getiriyor. Ispanyada Noel babadan daha populer olan " Los Tres Reyes " denilen Üç Krallar inanci var. Inanisa gore Hz. Isa´nin dogumunu haber alip, ona dogudan ve batidan hediyerler getiren uç tane kral var. Isimleri Melchor, Gaspar ve Baltasar. Bu 3 kral Ocak ayinin 5 ´ini        6 ´sina baglayan gece ayni Noel baba gibi evlere ugrayip çocuklara ve hatta buyuklere  hediyeler birakiyorlarEger evdeki çocuk uslu, derslerine iyi çalisan, odullendirilmeyi hak eden bir çocuksa sabah uyandiginda yilbasi agacinin altinda, adina gelen hediye paketini buluyor. Ama yaramazlik yaptiysa yilbasi agacinin altinda adina "Carbon De Reyes"  denilen komur seklindeki sekerlerden buluyor.
5 Ocak aksami gelisleri Ispanyada tam bir karnaval seklinde kutlanan bu 3 sembolik kral, geçtikleri tum sehirlerde coskuyla karsilaniyor.  Dun aksam buyuk bir gorsel solenle sehrimizden de geçtiler. Belli bir guzergah uzerindeki km.lerce yol trafige kapatildi. Krallarin ve beraberlerinde geçen gosteri gruplarinin rahat geçebilmesi, ayni zamanda halkinda bu geçisleri rahatlikla izleyebilmesi için yollara demir korkuluklar dizildi. Karnavala gosterilen ilgi, sevgi, cosku gerçekten gorulmeye degerdi.   Genç, yasli, çoluk çocuk herkes, evinin kapisini kilitleyen sokaga atmisti sanki  kendisini. Krallar ve beraberlerindeki gruplarin bir kismi seker ve balon yagmuruna tuttular çocuklari.  Sokaklar istedikleri hediyeleri kagida yazmakla ugrasan çocuklarla doluydu. Çunku onlar isteklerini yazip kagitlarini ellerinde tutuyorlar. Sonrasinda kraldan once postaci kiligindaki gençler  patenleri ile kayarak gelip yol ustundeki çocuklardan kagitlarini alip krallara iletiyorlar.  O sirada yasanan sevgi çigliklarini, tezahuratlari, gorsel soleni gormeli, duymalisiniz. Tek kelime ile muhtesem oluyor.
Tabiki çocuklar hep çocuk kalmiyor, bir sure sonra onlarda uyanmaya basliyorlar. Anne babalarina bu krallarin ve Noel babanin uydurma oldugunu, gerçekde boyle birsey olamayacagini soyluyorlar. Aileler de çocuk, çocukluk hayalleri ile ilgili  hayal kirikligi yasamasin diye, sanki ona bir sir verir gibi konusup " tamam, sen simdi bunu fark ettin. Krallar aslinda hayal kahramanlari, ama bunu sakin baska arkadaslarina soyleme, bu aramizdaki bir sir olarak  kalsin " diyorlar.  Çocukda buyuklerin bildigi bir SIRa ortak oldugu için halinden daha da fazla keyf alarak buyumeye devam ediyor.Ayrica bir de ismine " Roscón de Reyes Magos" denilen bir pasta var. Bu pastanin içinde de çok minicik bir surpriz hediye oluyor. Pastayi yerken bu bu hediye kime çikarsa, gelecek yil pastayi o kisi aliyor. Ve 6 Ocak gunu hemen hemen butun evlerde yemekten sonra bu pasta yeniliyor.
Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.
Yurekden sevgilerimle.

FELICES REYES AMIGOS
Gungor Ekinci Saglik

17 Mart 2018 Cumartesi

KITAP TANITIMI VE IMZA GUNUMDEN FOTOGRAFLAR

Çok sukur, bin sukur. Çok guzel bir kitap tanitimi ve  imza gunu oldu.
Hala çok mutlu ve heyecanliyim.




















10 Mart 2018 Cumartesi

KITAP TANITIMI VE IMZA GUNU


Heyecandan ve mutluluktan olmezsem yarin kitap tanitimim ve imza gunum var. 😊😊
Çok isterdim siz dostlarimin da burada olmasini.
Hadi hayirlisi bakalim.

Yurekten sevgilerimle.
Gungor

8 Mart 2018 Perşembe

YEMEK KITABIM

 
Geç oldu,
Guç oldu.
Ama çok sukur, bin sukur sonunda oldu.
Turk yemek tariflerimizden hazirladigim,
50 tariften olusan Ispanyolca yemek kitabim çikti.
Bu da benim kendime Kadinlar Gunu hediyem olsun.
Tum kadinlarimizin bu ozel ve guzel gunu kutlu olsun.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik






12 Şubat 2018 Pazartesi

Kadınlar ne ister ?



Çok bisey istemiyoruz caniiim, ne istiycez?
Biz yaninizda yokken de hayatinizdaki varligimizi unutmayin ve SADAKATli olun isteriz.
Ihtiyaç halinde farkli kadinlarin yardimina tabiki gideceksiniz bu çok normal, ama onlarin ILGI ihtiyacini karsilamaniza gerek yok. ILGInizi sadece bize gosterin isteriz.
Insan bencillige varmadan en çok kendisini sevmeli tamam anlastik. Ama sonra da bizi çok SEVIN isteriz. ( Çocuk varsa yerimiz çocuktan sonra gelebilir tabiki).
Bu dunyada hiçbirimizden bir tane daha yok SAYGI DUYUN isteriz.
ROMANTİZM isteriz. Çünkü birçok şeyde romantizm ararız biz. Zaten değilmi ki sırf bu yüzden deterjanın bile bahar esintilisini seçeriz.
Arada sirada iliskimizin siradanlasmasini onleyecek tatli HEYECANlar isteriz.

Tipki bir bebegi sever gibi ŞEFKAT isteriz.
Bize karsi herzaman acik olmanizi GÜVEN vermenizi isteriz.
Iliskimizin ustunden yillar geçse de TUTKU isteriz.
Karnimizda guvercinlere kanat çirptiran AŞK yasamak isteriz.
Ayni gokyuzunun altinda ÖZGÜRce nefes almak isteriz.
Ne kadar DÜRÜST bir insan oldugunuza emin olmak isteriz.
Halden anlayacak MERHAMET duygusuna sahip olmanizi isteriz.
Bakmak baska sey gormek baska sey. Bizi gorun FARK EDİN isteriz.
Bizi arkanizda birakmaya çalismayin, kendinizi bizden mukemmelmis gibi gostermeye çalismayin EŞİT davranin isteriz.
Gizli sakli, belirsiz davranmayip HUZUR verin isteriz.
Bizi en iyi anlayan DOSTumuz siz olun isteriz.
Hiç bir canli asagilanmayi hak etmez DEĞER GORMEK isteriz.
Tarafinizdan ÖNEMSENdigimizi hissetmek isteriz.
Tabiki kendimize yeteriz ama sevdicegimiz tarafindan da SAHİPLENİLMEK isteriz.
Sizinle ayni fikirde olmadigimiz zamanlarda da BİZİ ANLAMANIZI isteriz.
Birlikte SOHBET ETMEK, SAKALASMAK isteriz.
Bazen bir ÇİÇEK ya da ÇİKOLATA ile ŞIMARTILMAK isteriz.
Adamim demis bagrimiza basmisiz KIYMET BILIN isteriz.
Butun ÖZEL GÜNLERİMİZİN HATIRLANMASINI isteriz.
Bol bol GÜZEL SÖZLER DUYMAK isteriz.
ALIŞ VERİŞE GİTMEK isteriz.
Her canli gibi MUTLU OLMAK isteriz.
Her halimizi çekecek YASLANACAK OMUZ isteriz.
Film izlerken UZANACAK DİZ isteriz.
Butun bunlari BIZ SÖYLEMEDEN SİZ TAHMİN EDİN isteriz.
Ve bunlari yaparken lutfediyormus gibi degil, ICINIZDEN GELEREK YAPIN isteriz.
Kadiniz biz, sadece çocuk degil duygu da dogururuz. Siz bunlari bir verseniz, biz dogurur bin yapariz BILIN isteriz.
Umarim anlatabilmisimdir.
İçten sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik 

11 Şubat 2018 Pazar

KARNAVAL

Bu aksam Ispanya da Karnaval kutlaniyor. Karnaval yuzyillar once Hristiyan alemince kutlanmaya baslamis. Ve ana çizgileri sabit kalsa da gunumuze gelene kadar bazi degisikliklere ugramis. Bu konu aslinda oldukça kapsamli ama ben konunun detaylarina çok hakim olmadigim için kisa ve oz birkaç sey belirtecegim sadece.

Nisan ayinda Semana Santa yani Paskalya haftasi baslayacak. Bu donem Hristiyan alemi için son derece buyuk onem tasiyor. Hz. İsa’nın çölde kaldığı süre icinde 40 gün oruç tuttuğu söyleniyor. Iste 40 gun oncesinden oruç tutularak Paskalya haftasi karsilaniyor. Oruç kavrami bizden daha farkli, balik disindaki et urunleri yenilmiyor . Zaten Karnaval terimi de Latince carnelevarium´dan geliyormus. Yani anlasilir bir ifade ile et yememek diyebiliriz. Iste bu oruç donemine girmeden once de çesit çesit, renk renk kostumlerin giyildigi, bolca yenilip içilen çok sahane Karnavallar oluyor. Her nekadar karnaval deyince akla Brezilya´da kutlanan Rio de Janeiro karnavali gelsede bence Ispanya da bu konuda gayet basarili.
Sehrin merkezinde Km. lerce mesafede bir guzergah ve baslangiç – bitis saati belirlendi. Buyuk, kuçuk, genç, yasli birçok kisi orada toplanip danslarla, sarkilarla, coskuyla yuruyerek karnavali kutlamaya basladi. Suan da ben size bu yaziyi yazarken sehir meydani kostumleri ile eglenen insanlarla dolu. Oglum erken uyudugu için ben 4 yildir karnaval gecelerine katilamiyorum. Ama ayni kisiler yarin çocuklari ile birlikte yine merkezde olacaklar. Biz de eglenceye yarin dahil olacagiz. Ben karnavallarin, festivallerin insanlari birbirlerine yakinlastirdigini, bu ortamlarda din, dil, irk gozetmeden herkesin eglenerek sevgi alisverisinde bulunduguna inaniyorum. Bu nedenle de çok seviyorum ve onemsiyorum.

Bu karnaval kapsaminda okullarda da etkinlikler yapiliyor. Mesela Deniz Leo okulun verdigi uygulamaya gore, okula bir gun tekes ayakkabi ile gitti, birgun çilgin saç modeli ile, bir gun biyikli, bir gun kiyafetini ters giydi. Cuma gunu de kostumuyle gitti. Kostumu ustunde bir suru tasit çikartmasi olan trafik lambasiydi.
Herkese  karnaval tadinda guzel gunler, geceler dilerim.
Sevgilerimle
Gungor Ekinci Saglik


8 Şubat 2018 Perşembe

SNOB´LARDAN HOSLANMIYORUM

İnsanın düşünme, algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri zeka olarak algılanır. Zeka katsayısına da IQ denir. 
Kişinin duygusal zekasına, karşısındaki insanın duygularını anlayabilme, etrafındaki insanların duygularını hesaba katarak hareket edebilmesine de EQ denir.
Parasını hava atma aracı olarak kullanan, gösteriş meraklısı ve kendisini bir halt sanan kişilere de snob ya da daha bildik bir ifade ile züppe denir.

Yok yok, şimdi buradan kelimelerin sözlük anlamını sıralayacak değilim. Sadece IQ’ larının yüksek olduğunu idda eden, EQ’ları sıfır olan, snob insan grubunu tanıyacağız hep birlikte. Tanıdık geldi mi sizede ? Mutlaka çevrenizde vardır bunlardan :-)

Snoblar yani züppeler sırf hava atmak için marka giyerler. Herkesin giydiğini giymez ucuz yerlere gitmezler. Onlardanmış gibi görünmek için mevki sahibi, nüfuslu kişilerle oturup kalkarlar. Hatta onlarla bir kere tanışsalar, arkalarından bizim kanka diye bahsederler. 
Sadece onlar akıllıdır, siz geri zekalısınızdır onların gözünde. Her şeyi onlar bilir, siz birşeyden anlamazsınız, hiç boşuna konuşmayın. 
Sen kaçıncı sınıf insansın!! bakalım, ondan haber ver önce. Marka giyermisin söyle bakalım.  
Neee zengin değilmisin ?  aaa çok ayıp, ozaman onlarla aynı masaya bile oturamazsın, değersizin tekisin çünkü böyle düşünürler.  Çevrene duyarliligin, hayata karsi durusun, insanligin hiç onemli degildir onlar için. 
Ayrica birçogu da sonradan gormedir ve hazimsizligi her halinden bellidir.
Heee ama bunlara şakşakcılık yapacaksan ve arada bir aşağalanmayı göze alıyorsan dolaşabilirsin etraflarında. 
O da zor be güzelim. Bu beyinsizleri öv öv nereye kadar ???
Doğru düzgün fikirleri bile yoktur bunların. Bir yerlerde okuduklarıyla göz doldurmaya çalışırlar. Zaten sohbetleride çok sığ olur ve hiç çekilmez. Çok şey bildiklerini sanırlar, ama pahalı markalar dışında bir halt bildikleri yoktur aslında.
Kıro ama para onda derler de küçümseyerek, ben de paralıların züppelerindenim demezler. 
Ne kadar şaşa o kadar mutluluk sanırlar. 
Bunlar IQ’larınında yüksek olduğunu zannederek böbürlenirler ama aslen normal bir zekaya bile sahip oldukları tartışılan, EQ’ları sıfır kişilerdir. 
Ekip başarısından haberleri bile yoktur. Ortada hep birlikte sağlanan bir başarı mı var, snoblar buna benim başarım der, bizim başarımız demezler. 
Bütün küçük dağları onlar yaratmıştır, ki inandırabileceklerine inansalar büyük dağlarıda kendilerinin yarattıklarını idda ederler. 
Size bakarlar ama görmezler, onun için yaninizdan geçerken selam vermezler.

IQ’su ve EQ’su normal olan, çok değerli “İNSAN” arkadaşlarım, tabiki sizler bu yazıda kimleri kasettiğimi anlamışsınızdır. İnsanlıkdan nasibini almış, mütevazi, alçak gönüllü, güler yüzlü, aklı salim herkes gibi tabiki ben de zenginliğin kötü bir şey olmadığını biliyorum. Hatta yokluğun kapıdan girdiği evden aşk bacadan kaçar derler. Mutlu bir yaşam adına tabiki ihtiyaçlarımızı karşılamak için para şart.

Ama burada bahsetmek istediğim çok ince bir ayrıntı. 
Benim kızdığım sadece duygusal zekaları sıfır olup halk arasında snob yada züppe olarak tabir edilen bu insancıklar grubunun davranış biçimi.  Sizi bilmem ama kendilerini bir halt zanneden bu insancık grubundan hiç hoşlanmıyorum ben.

Hep sevdiğimiz konularda mı yazacağız, bugünde bu zatları yazmak istedim. 
Belki içlerinden biri google’dan bir şey ararken bu sayfayı görürde kendisiyle yüzleşir diye. :-)

Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik


6 Şubat 2018 Salı

14 SUBAT


Ve  işte aşklarını rafa kaldırmışlara yeni bir fırsat olarak,
Aşklarını her daim taze tutanlara daha özel bir gün olarak,
Çiçeği burnunda yeni aşıklara tatlı, farklı, bir heyecan olarak,
Şubat ayının bu soğuk günlerinden birinde, içimizi ısıtmak için geliyooorrrrr geliyooorrrr 14 Şubat geliyor.

Çevremde el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce aski sorgularim hep ben, ama 14 Subat´ta daha çok sorgularim.
Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklar mi acaba diye dusunurum.
Birbirlerinin hayatlarindaki boslugu mu dolduruyorlar, yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir bosluk mu açilacak ?
Boyle guzel ya da yakisikli olmasalar da birbirlerine baktikca titrer mi içleri?
Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela, bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?
Birgun herseyini kaybettigini soylese biri,  ne olur acaba digerinin tepkisi?

Bu nedenle bugun ASK´ la ASKi konusmaya karar verdim.

Ey ASK,
Alti ustu uç harfsin zaten, kirilganligin oyle belli ki.  Agizdan çikarken bile nasil da naif çikiyorsun. Çok dikkat etmek, iyice koruyup kollamak gerek seni bence. Hatta ne isterdim biliyor musun?  Seni yukseklere koymak.  
Her gelen alamasin, dokunamasin, yipratamasin isterdim. Korkuyorum çunku insanoglu seni de ziyan edecek.
Bazi sinavlar olsa mesela. Gonul  sinavi, kiymet bilme sinavi, davranis sinavi ve bir de mulakat. Agizdan çikan sozler çok onemli çunku.  Ne demis eskiler; Kulak asik olurmus gozden evvel.  Insan guzel sozler duymak istiyor be kardesim.
Simdi bakiyorum herkes asik.  Sende bozuluyorsun degil mi her heyacana senin  ismini verdikleri için.
Bakkala giderken asik olup eve donerken ayriliyorlar artik. 
Ne oldu ? Ask bitti. 
Haydaaaa,  e sormazlar mi insana;  Emin misin? Yasadigin ask miydi ki gerçekten?
Bu heyecani butun duyularinla hissettin mi?
Emek verdin mi?
Karninda guvercinler kanat çipti mi?
Onu hayatinda kendinden one koydun mu?
Kiymetin bilindi mi? diye.
Ask dokunmak kadar, askindan dokunmaya kiyamamaktir da bence.  Dunya da hiç birimizden bir tane daha yok.  Sevdicegin bunun farkinda mi, kiymetini biliyor mu  peki? 
Ey ask bu ay yine senin ayin. Sevgililer gunu kapida.
Heryerde senin kalbin, heryerde senin rengin kirmizi var. Biçok çift birbirlni kutlayip hediyelesecek.

Laf aramizda benim hayatimda  esimin disinda  3.5 yasinda genç bir erkek daha var. Ve ikisine de deli gibi asigim. Zaten biliyorsun ben senin adina bile asigim be ASK.  Iyi ki varsin. Ne guzel bir hissin.

Bu guzel gunde,
Gozu sadece kendi esini/ sevgilisini goren, vefali, kiymet bilen, askina inanan, gunluk, aylik degil omurluk seven, paranin sundugu imkanlara, hayatin sundugu çesitlilige  yenik dusmeyen,  tum çiftlerin sevgililer gununu kutluyorum, hepinize ASK olsun diyorum. 
ASKla…

Gungor Ekinci Saglik

29 Ocak 2018 Pazartesi

SAN VALERO BAYRAMI


Bugun burada San Valero bayrami kutlandi. Bu nedenle bugun resmi tatildi.

San Valero´nun Zaragoza´nin koruyucu azizi olduguna inaniliyor. Ve her yil Ocak ayinin 29´unda
sabah Roscón pastasi dagitiliyor. Bizim için baklava ne ise Zaragoza icin de roscón
oyle. Tum kutlama gunlerinde mutlaka her evde oluyor.

Fakat bugun için daha ozel bir durum var. Çunku San Valero bayraminda sabah saat 10 itibari ile kutlama amaçli olarak halka bir dilim roscón ve bir bardak sicak çikolata dagitiliyor.
Edindigim bilgiye gore 20.000 kisilik pasta ve sicak çikolata hazirlanmis. Pastanin hazirlanmasinda 500 kilo un, 300 kilo şeker, 120 kilo tereyağı ve 50 düzine yumurta kullanilmis. Dagitim saat 10 itibari ile basladi. Ama insanlar saatler oncesinden gelip siraya girmislerdi. Ben 9:45 de oradaydim. Ve gittigimde km.lerce sira vardi. Hersey çok duzenli, sakin ve eglenceliydi. Km.lerce olan bu kuyrukta herkes gayet medeni bir sekilde siranin kendisine gelmesini bekledi. Bagrisma çagrisma, iteleme kesinlikle yoktu. Ikramliklari servis eden kisiler de beyaz onluklu elleri eldivenli ve çok guler yuzlu kisilerdi. Herkesi “merhaba hosgeldiniz” diyerek karsilayip “ afiyet olsun, gule gule “ diyerek gonderdiler. Ayrica kutlama kapsaminda ucretsiz konserler ve gosteriler vardi. Bugune ozel tum muzelerde ucretsizdi.
Tatil cenneti Zaragoza da bir bayrami daha keyifle bitirmis olduk.   
Herkese sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik










25 Ocak 2018 Perşembe

SUyun DUAnin POZITIF DUSUNCEnin gucu



SUyun ne kadar çok faydası olduğunu artık bilmeyen yoktur sanırım.
Hatta Dr. Batmanghelidj "Hasta Değil Susuzsunuz" adlı kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmıştır. Bu 46 maddeyi aşağıda sıraladım.

Ama onun öncesinde dikkatinizi çekmek istediğim başka bir şey daha var.

Prof. Emoto’nun su kristalleri ile ilgili yaptığı çalışmayı da sanırım duyanlarınız vardır.
Kısaca hatırlamak gerekirse ; "  Emoto, mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış etkenler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfeder. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış etkenlerin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor. Hatta suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı. Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Deneyde iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine “teşekkür” , diğerine “aptal” yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor. "

İşte bu deneyi ben de yillar once evde yaptım.

Aynı marka 2 adet pet şişeye aynı miktarda su koydum.
İkisine de aynı miktarda haşlanmış pirinç koydum.
Şişelerden birinin üzerine güzel sözler ve bir dua yazdım,
diğerine negatif sözler yazdım.
Günlerce şişelerden birine gülümseyerek bakıp yazdığım pozitif sözleri ve duayı okudum.
Diğerine kaşlarımı çatarak bakıp yazdığım negatif sözleri okudum.

Arkadaşlar inanın abartmıyorum, çok kısa bir süre sonra negatif sözler yazdığım şişedeki pirinçler tuhaf şekiller almaya başadı. Bir ayın sonunda pozitif enerji gönderdiğim şişedeki haşlanmış pirinçler hiç haşlanmamış gibi gayet diri bir şekilde duruyordu ve suyun rengi değişmemişti. Negatif enerji gönderdiğim şişedeki pirinçlerse unufak oldu, suyun rengi siyaha yakın bulandı ve şişenin de şekli değişti.

İşte bu yaydığımız enerjinin ve düşüncelerimizin nelere sebep olabileceğinin en basit ispatı. İnanmayan varsa evde kendi de yapabilir.

Aslında kısaca demek istiyorum ki, hiç kimsenin hayatı A’dan Z’ye mükkemmel değil. Herkesin kendine göre sorunları var tabiki.  Ama siz yeterki hayata karsi  iyi olun, olumlu olun, inançlı olun, pozitif olun. İnanıyorumki bunların karşılığında hayatta size iyi  olacaktır.

Ne demiş atalarımız;
"iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
ya da" ne ekersen onu biçersin".
ya da "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" ozaman kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.

Demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek de güzel şeyler olur.

Ne ekersek aklımıza,
Onu çekiyoruz hayatımıza yani.

Günde sadece 10 dakikanızı Allahı düşünmeye ayırın. Ne kadar büyük bir kuvvetin bizden yana olduğunu düşünmek bile kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın, insanoğlunun gücünün yetmediği şeylere onun gücü yeter.

Gülün,
kabullenin,
sevin,
bağışlayın,
olumlu düşünün,
dua edin,
bol bol su için,
Allaha emanet olun.
Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.

Yurekten sevgilerimle...
Güngör Ekinci Saglik

Asagidaki linkde bulunan videoyu da izlemenizi tavsiye ederim. Uzerine tiklamaniz yeterli.

https://www.youtube.com/watch?v=Vz2wxk1Xt2w


SUYUN 46 FAYDASI

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.
11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

12 Ocak 2018 Cuma

OMUR ASLINDA OYLE KISA KI!

Önceden iki kişi karşılaşıp birbirlerine hatır sorduklarında, 
karşılıklı verilen cevap " iyiyim sen nasılsın ? " olurdu. Herkesin hayatında yaşamını mutlu kılan bir çok olay vardı.

Örneğin;
Sağlıklıydılar çok şükür.
Çocukları vardı beş altı tane, hatta belki daha da çok güzel güzel, pırıl pırıl.
Ekmek tekneleri işliyordu tıkır tıkır, bir baba çalışıp on boğazı doyurabiliyordu.
İki göz oda evleri vardı, hep beraber mutlu mesut yaşadıkları.
Daha ne olsun du ki, iyi olmak için başka şeye gerek mi vardı ?

Sonra çocuklar büyüdü.
Bir babanın çalışması evi geçindirmeye yetmedi. Büyüyen çocuk tek başına bir aileyi sırtlamayı göze alamadı. Kız anasının kuzusuysa, güvey eli mahkum kayınpederinin kuzusu oluyordu. İyiyim sen nasılsın sözcüğü zamanla yerini " iç güveysinden hallece" ye bıraktı.

Yeni çifler anne baba, eski topraklar dede nene oldu.
Aile genişledi ama yeni nesile başarılarının sadece kırmızı kurdela ile taçlandırılması yetmiyordu. Artık kızlar lahana bebek istemiyordu, ille de Barbi olmalıydı. Erkeklerede sadece oyuncak otomobiller yetmiyor du, bir de Woltran’ ı oluşturmak gerekiyordu. Anne babaların diline geçim derdi diye uğursuz bir cümle peydah olmuştu. Artık iç güveysinden hallece bile değillerdi. Bu sözcük de durumlarını anlatmaya yetmiyordu. Artık "Allah bugünümüzü aratmasın" diyorlardı. Bunu derken bugünlerini arayacakları sanki içlerine doğmuştu.

Çocuklar büyümüştü.
İşe, aşa ve eşe ihtiyaçları vardı.
Ekmek arslanın ağzındaydı ama arslan görünürlerde yoktu. Oğlan üniversite mezunuydu ama, talip olduğu firma, başka bir üniversitenin mezunlarına öncelik tanıyor du. Kızın da istediği bir eş adayı vardı ama çocuğun aşını kazanabileceği bir işi henüz yoktu. Ooofff of hayat ne kadar da zordu. Artık cümlemiz daha da anlam değiştirip " iyi diyelim belki iyi oluruz "olmuştu.

Çark artik daha da hizli dönmeye başladı.
Ve fark ediyorum ki, herkes bir şekilde o veya bu sebeble hayatından şikayetçi. Herkes bir dokun bin ah işit modunda. Evrim değiştiren cümlemiz iyice değişti. Yerini "aman ne olsun be yaşıyoruz işteye " bıraktı. Hatta üzülerek söylüyorum ki, " boşver ya konuşmak istemiyorum " diyenler bile var.

Ooohh be çok mutluyum diyen yok,
Bugün çok güzel birşey oldu diyen yok,
İyiyim sen nasılsın diyen hiç yok.
Memleketimin durumuna vallahi çok üzülüyorum.

Ana oğlundan, baba kızından dertli,
Abla kardeşten, kayın enişteden dertli,
Bakkal, kasap, manav, top yekün süpermarketten dertli,
İşçi patronundan, memur müdüründen dertli,
Ortalık it dalaşı, it itin ayağına basmıyor ama itlerde birbirlerinden dertli,
Yaşlanan kurtlar itin maskarası olmuş onlarda dertli.
Ayaklar baş olmuş, bu omuzun başını ağrıtmış, baş da dertli,
Herkes dertli, mutsuz ve kırılmış.
Herkes de bir cinnet hali.

Güzel yurdumun güzel insanları, değerli okuyucularım ne oldu bize böyle?
Hayat zor, şartlar acımasız, ama bu ömür bir kez bahşediliyor, silkelenip kendimize gelme zamanıdır.

Ömür aslında öyle kısa ki.
Hayatı kendimize zulm edip yaşlanmayalım ne olur. Zararın neresinden dönersek kar.
Ben  25 yaşından sonra hayatımın efendisi oldum mesela. Cidden.

Yeterki açın hayat pencerenizi bakın dışarı. Mutlaka sizin için de çalan bir şarkı vardır. Hemen seçin şarkınızı, unutmayın yıllar sonra torunlarınızla albümleri karıştırırken " bir ömür nasıl geçti olamadım farkında..., şimdi bana kaybolan yıllarımı versinler " demek de var, " bak canım şu fatoğrafın çekildiği günlerden sonra çok şükür ikinci baharı yaşamaya başladı ömrüm " demek de.

Yeterki canlanın biraz.
Canlanın, sevin, gülümseyin ve yaradana herşey için şükredin, şükür bereketi doğurur unutmayın.
Ben öyle yapıyorum.

Herkese gunesli gunler, mujdeli haberler dilerim.
Yurekden sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik

7 Ocak 2018 Pazar

FELICES REYES AMIGOS / 3 KRALLAR BAYRAMI KUTLU OLSUN

Burada yeni yila girerken çocuklara iki sekilde hediye geliyor. Ilki Noel baba tarafindan olup ya Navidad gecesi yani 24 Aralik´ta ya da yilbasi gecesi 31 Aralik´ta.  Ikincisi ise 5 Ocak gecesi Krallar dedigimiz Reyes tarafindan. Hatta isteyen buyukler bile hediyelesmerini bu tarihlerde yapiyorlar. Bazi, uslu, derslerinde basarili ve soz dinleyen çocuklara ise ikisi birden hediye getiriyor. Ispanyada Noel babadan daha populer olan " Los Tres Reyes " denilen Üç Krallar inanci var. Inanisa gore Hz. Isa´nin dogumunu haber alip, ona dogudan ve batidan hediyerler getiren uç tane kral var. Isimleri Melchor, Gaspar ve Baltasar. Bu 3 kral Ocak ayinin 5 ´ini        6 ´sina baglayan gece ayni Noel baba gibi evlere ugrayip çocuklara ve hatta buyuklere  hediyeler birakiyorlar.  
Eger evdeki çocuk uslu, derslerine iyi çalisan, odullendirilmeyi hak eden bir çocuksa sabah uyandiginda yilbasi agacinin altinda, adina gelen hediye paketini buluyor. Ama yaramazlik yaptiysa yilbasi agacinin altinda adina "Carbon De Reyes"  denilen komur seklindeki sekerlerden buluyor.   



 5 Ocak aksami gelisleri Ispanyada tam bir karnaval seklinde kutlanan bu 3 sembolik kral, geçtikleri tum sehirlerde coskuyla karsilaniyor.  Dun aksam buyuk bir gorsel solenle sehrimizden de geçtiler. Belli bir guzergah uzerindeki km.lerce yol trafige kapatildi. Krallarin ve beraberlerinde geçecek olan eglence gruplarinin rahat geçebilmesi, ayni zamanda halkinda bu geçisleri rahatlikla izleyebilmesi için yollara demir korkuluklar dizildi. Karnavala gosterilen ilgi, sevgi, cosku gerçekten gorulmeye degerdi.   Genç, yasli, çoluk çocuk herkes, evinin kapisini kilitleyen sokaga atmisti sanki  kendisini. Krallar ve beraberlerindeki gruplarin bir kismi seker ve balon yagmuruna tuttular çocuklari.  Sokaklar istedikleri hediyeleri kagida yazmakla ugrasan çocuklarla doluydu. Çunku onlar isteklerini yazip kagitlarini ellerinde tutuyorlar. Sonrasinda kraldan once postaci kiligindaki gençler  patenleri ile kayarak gelip yol ustundeki çocuklardan kagitlarini alip krallara iletiyorlar.  O sirada yasanan sevgi çigliklarini, tezahuratlari gormeli, duymalisiniz. Tek kelime ile muhtesemdi. Deniz´imde verdi mektubunu. Sabah uyandiginda onun hediyesi de yilbasi agacimizin altindaydi. Çok sevindi benim minik kalbim.


Tabiki çocuklar hep çocuk kalmiyor, bir sure sonra onlarda uyanmaya basliyorlar. Anne babalarina bu krallarin uydurma oldugunu, gerçekde boyle birsey olamayacagini soyluyorlar. Aileler de çocuk, çocukluk hayalleri ile ilgili  hayal kirikligi yasamasin diye, sanki ona bir sir verir gibi konusup " tamam, sen simdi bunu fark ettin. Krallar aslinda hayal kahramanlari, ama bunu sakin baska arkadaslarina soyleme, bu aramizdaki bir sir olarak  kalsin " diyorlarmis.  Çocukda buyuklerin bildigi bir SIRra ortak oldugu için halinden daha da fazla keyf alarak buyumeye devam ediyormus.
Ayrica bir de ismine " Roscón de Reyes Magos" denilen bir pasta var. Bu pastanin içinde de çok minicik bir surpriz hediye oluyor. Pastayi yerken bu bu hediye kime çikarsa, gelecek yil pastayi o kisi aliyor. Ve 6 Ocak gunu hemen hemen butun evlerde yemekten sonra bu pasta yeniliyor. Biz bugun arkadasimizin evine yemege davetliydik. Tabiki bu pastadan ikram ettiler. Surpriz hediye Deniz´ime çikti. Yani onumuzde ki yil pastayi minik kalbim alacak.
Bu gunlukde bu kadar.  
Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.               
Yurekden sevgilerimle.     
                                                         FELICES REYES AMIGOS                                                                 Gungor Ekinci Saglik