17 Mart 2018 Cumartesi

KITAP TANITIMI VE IMZA GUNUMDEN FOTOGRAFLAR

Çok sukur, bin sukur. Çok guzel bir kitap tanitimi ve  imza gunu oldu.
Hala çok mutlu ve heyecanliyim.




















10 Mart 2018 Cumartesi

KITAP TANITIMI VE IMZA GUNU


Heyecandan ve mutluluktan olmezsem yarin kitap tanitimim ve imza gunum var. 😊😊
Çok isterdim siz dostlarimin da burada olmasini.
Hadi hayirlisi bakalim.

Yurekten sevgilerimle.
Gungor

8 Mart 2018 Perşembe

YEMEK KITABIM

 
Geç oldu,
Guç oldu.
Ama çok sukur, bin sukur sonunda oldu.
Turk yemek tariflerimizden hazirladigim,
50 tariften olusan Ispanyolca yemek kitabim çikti.
Bu da benim kendime Kadinlar Gunu hediyem olsun.
Tum kadinlarimizin bu ozel ve guzel gunu kutlu olsun.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik






12 Şubat 2018 Pazartesi

Kadınlar ne ister ?



Çok bisey istemiyoruz caniiim, ne istiycez?
Biz yaninizda yokken de hayatinizdaki varligimizi unutmayin ve SADAKATli olun isteriz.
Ihtiyaç halinde farkli kadinlarin yardimina tabiki gideceksiniz bu çok normal, ama onlarin ILGI ihtiyacini karsilamaniza gerek yok. ILGInizi sadece bize gosterin isteriz.
Insan bencillige varmadan en çok kendisini sevmeli tamam anlastik. Ama sonra da bizi çok SEVIN isteriz. ( Çocuk varsa yerimiz çocuktan sonra gelebilir tabiki).
Bu dunyada hiçbirimizden bir tane daha yok SAYGI DUYUN isteriz.
ROMANTİZM isteriz. Çünkü birçok şeyde romantizm ararız biz. Zaten değilmi ki sırf bu yüzden deterjanın bile bahar esintilisini seçeriz.
Arada sirada iliskimizin siradanlasmasini onleyecek tatli HEYECANlar isteriz.

Tipki bir bebegi sever gibi ŞEFKAT isteriz.
Bize karsi herzaman acik olmanizi GÜVEN vermenizi isteriz.
Iliskimizin ustunden yillar geçse de TUTKU isteriz.
Karnimizda guvercinlere kanat çirptiran AŞK yasamak isteriz.
Ayni gokyuzunun altinda ÖZGÜRce nefes almak isteriz.
Ne kadar DÜRÜST bir insan oldugunuza emin olmak isteriz.
Halden anlayacak MERHAMET duygusuna sahip olmanizi isteriz.
Bakmak baska sey gormek baska sey. Bizi gorun FARK EDİN isteriz.
Bizi arkanizda birakmaya çalismayin, kendinizi bizden mukemmelmis gibi gostermeye çalismayin EŞİT davranin isteriz.
Gizli sakli, belirsiz davranmayip HUZUR verin isteriz.
Bizi en iyi anlayan DOSTumuz siz olun isteriz.
Hiç bir canli asagilanmayi hak etmez DEĞER GORMEK isteriz.
Tarafinizdan ÖNEMSENdigimizi hissetmek isteriz.
Tabiki kendimize yeteriz ama sevdicegimiz tarafindan da SAHİPLENİLMEK isteriz.
Sizinle ayni fikirde olmadigimiz zamanlarda da BİZİ ANLAMANIZI isteriz.
Birlikte SOHBET ETMEK, SAKALASMAK isteriz.
Bazen bir ÇİÇEK ya da ÇİKOLATA ile ŞIMARTILMAK isteriz.
Adamim demis bagrimiza basmisiz KIYMET BILIN isteriz.
Butun ÖZEL GÜNLERİMİZİN HATIRLANMASINI isteriz.
Bol bol GÜZEL SÖZLER DUYMAK isteriz.
ALIŞ VERİŞE GİTMEK isteriz.
Her canli gibi MUTLU OLMAK isteriz.
Her halimizi çekecek YASLANACAK OMUZ isteriz.
Film izlerken UZANACAK DİZ isteriz.
Butun bunlari BIZ SÖYLEMEDEN SİZ TAHMİN EDİN isteriz.
Ve bunlari yaparken lutfediyormus gibi degil, ICINIZDEN GELEREK YAPIN isteriz.
Kadiniz biz, sadece çocuk degil duygu da dogururuz. Siz bunlari bir verseniz, biz dogurur bin yapariz BILIN isteriz.
Umarim anlatabilmisimdir.
İçten sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik 

11 Şubat 2018 Pazar

KARNAVAL

Bu aksam Ispanya da Karnaval kutlaniyor. Karnaval yuzyillar once Hristiyan alemince kutlanmaya baslamis. Ve ana çizgileri sabit kalsa da gunumuze gelene kadar bazi degisikliklere ugramis. Bu konu aslinda oldukça kapsamli ama ben konunun detaylarina çok hakim olmadigim için kisa ve oz birkaç sey belirtecegim sadece.

Nisan ayinda Semana Santa yani Paskalya haftasi baslayacak. Bu donem Hristiyan alemi için son derece buyuk onem tasiyor. Hz. İsa’nın çölde kaldığı süre icinde 40 gün oruç tuttuğu söyleniyor. Iste 40 gun oncesinden oruç tutularak Paskalya haftasi karsilaniyor. Oruç kavrami bizden daha farkli, balik disindaki et urunleri yenilmiyor . Zaten Karnaval terimi de Latince carnelevarium´dan geliyormus. Yani anlasilir bir ifade ile et yememek diyebiliriz. Iste bu oruç donemine girmeden once de çesit çesit, renk renk kostumlerin giyildigi, bolca yenilip içilen çok sahane Karnavallar oluyor. Her nekadar karnaval deyince akla Brezilya´da kutlanan Rio de Janeiro karnavali gelsede bence Ispanya da bu konuda gayet basarili.
Sehrin merkezinde Km. lerce mesafede bir guzergah ve baslangiç – bitis saati belirlendi. Buyuk, kuçuk, genç, yasli birçok kisi orada toplanip danslarla, sarkilarla, coskuyla yuruyerek karnavali kutlamaya basladi. Suan da ben size bu yaziyi yazarken sehir meydani kostumleri ile eglenen insanlarla dolu. Oglum erken uyudugu için ben 4 yildir karnaval gecelerine katilamiyorum. Ama ayni kisiler yarin çocuklari ile birlikte yine merkezde olacaklar. Biz de eglenceye yarin dahil olacagiz. Ben karnavallarin, festivallerin insanlari birbirlerine yakinlastirdigini, bu ortamlarda din, dil, irk gozetmeden herkesin eglenerek sevgi alisverisinde bulunduguna inaniyorum. Bu nedenle de çok seviyorum ve onemsiyorum.

Bu karnaval kapsaminda okullarda da etkinlikler yapiliyor. Mesela Deniz Leo okulun verdigi uygulamaya gore, okula bir gun tekes ayakkabi ile gitti, birgun çilgin saç modeli ile, bir gun biyikli, bir gun kiyafetini ters giydi. Cuma gunu de kostumuyle gitti. Kostumu ustunde bir suru tasit çikartmasi olan trafik lambasiydi.
Herkese  karnaval tadinda guzel gunler, geceler dilerim.
Sevgilerimle
Gungor Ekinci Saglik


8 Şubat 2018 Perşembe

SNOB´LARDAN HOSLANMIYORUM

İnsanın düşünme, algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri zeka olarak algılanır. Zeka katsayısına da IQ denir. 
Kişinin duygusal zekasına, karşısındaki insanın duygularını anlayabilme, etrafındaki insanların duygularını hesaba katarak hareket edebilmesine de EQ denir.
Parasını hava atma aracı olarak kullanan, gösteriş meraklısı ve kendisini bir halt sanan kişilere de snob ya da daha bildik bir ifade ile züppe denir.

Yok yok, şimdi buradan kelimelerin sözlük anlamını sıralayacak değilim. Sadece IQ’ larının yüksek olduğunu idda eden, EQ’ları sıfır olan, snob insan grubunu tanıyacağız hep birlikte. Tanıdık geldi mi sizede ? Mutlaka çevrenizde vardır bunlardan :-)

Snoblar yani züppeler sırf hava atmak için marka giyerler. Herkesin giydiğini giymez ucuz yerlere gitmezler. Onlardanmış gibi görünmek için mevki sahibi, nüfuslu kişilerle oturup kalkarlar. Hatta onlarla bir kere tanışsalar, arkalarından bizim kanka diye bahsederler. 
Sadece onlar akıllıdır, siz geri zekalısınızdır onların gözünde. Her şeyi onlar bilir, siz birşeyden anlamazsınız, hiç boşuna konuşmayın. 
Sen kaçıncı sınıf insansın!! bakalım, ondan haber ver önce. Marka giyermisin söyle bakalım.  
Neee zengin değilmisin ?  aaa çok ayıp, ozaman onlarla aynı masaya bile oturamazsın, değersizin tekisin çünkü böyle düşünürler.  Çevrene duyarliligin, hayata karsi durusun, insanligin hiç onemli degildir onlar için. 
Ayrica birçogu da sonradan gormedir ve hazimsizligi her halinden bellidir.
Heee ama bunlara şakşakcılık yapacaksan ve arada bir aşağalanmayı göze alıyorsan dolaşabilirsin etraflarında. 
O da zor be güzelim. Bu beyinsizleri öv öv nereye kadar ???
Doğru düzgün fikirleri bile yoktur bunların. Bir yerlerde okuduklarıyla göz doldurmaya çalışırlar. Zaten sohbetleride çok sığ olur ve hiç çekilmez. Çok şey bildiklerini sanırlar, ama pahalı markalar dışında bir halt bildikleri yoktur aslında.
Kıro ama para onda derler de küçümseyerek, ben de paralıların züppelerindenim demezler. 
Ne kadar şaşa o kadar mutluluk sanırlar. 
Bunlar IQ’larınında yüksek olduğunu zannederek böbürlenirler ama aslen normal bir zekaya bile sahip oldukları tartışılan, EQ’ları sıfır kişilerdir. 
Ekip başarısından haberleri bile yoktur. Ortada hep birlikte sağlanan bir başarı mı var, snoblar buna benim başarım der, bizim başarımız demezler. 
Bütün küçük dağları onlar yaratmıştır, ki inandırabileceklerine inansalar büyük dağlarıda kendilerinin yarattıklarını idda ederler. 
Size bakarlar ama görmezler, onun için yaninizdan geçerken selam vermezler.

IQ’su ve EQ’su normal olan, çok değerli “İNSAN” arkadaşlarım, tabiki sizler bu yazıda kimleri kasettiğimi anlamışsınızdır. İnsanlıkdan nasibini almış, mütevazi, alçak gönüllü, güler yüzlü, aklı salim herkes gibi tabiki ben de zenginliğin kötü bir şey olmadığını biliyorum. Hatta yokluğun kapıdan girdiği evden aşk bacadan kaçar derler. Mutlu bir yaşam adına tabiki ihtiyaçlarımızı karşılamak için para şart.

Ama burada bahsetmek istediğim çok ince bir ayrıntı. 
Benim kızdığım sadece duygusal zekaları sıfır olup halk arasında snob yada züppe olarak tabir edilen bu insancıklar grubunun davranış biçimi.  Sizi bilmem ama kendilerini bir halt zanneden bu insancık grubundan hiç hoşlanmıyorum ben.

Hep sevdiğimiz konularda mı yazacağız, bugünde bu zatları yazmak istedim. 
Belki içlerinden biri google’dan bir şey ararken bu sayfayı görürde kendisiyle yüzleşir diye. :-)

Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik


6 Şubat 2018 Salı

14 SUBAT


Ve  işte aşklarını rafa kaldırmışlara yeni bir fırsat olarak,
Aşklarını her daim taze tutanlara daha özel bir gün olarak,
Çiçeği burnunda yeni aşıklara tatlı, farklı, bir heyecan olarak,
Şubat ayının bu soğuk günlerinden birinde, içimizi ısıtmak için geliyooorrrrr geliyooorrrr 14 Şubat geliyor.

Çevremde el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce aski sorgularim hep ben, ama 14 Subat´ta daha çok sorgularim.
Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklar mi acaba diye dusunurum.
Birbirlerinin hayatlarindaki boslugu mu dolduruyorlar, yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir bosluk mu açilacak ?
Boyle guzel ya da yakisikli olmasalar da birbirlerine baktikca titrer mi içleri?
Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela, bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?
Birgun herseyini kaybettigini soylese biri,  ne olur acaba digerinin tepkisi?

Bu nedenle bugun ASK´ la ASKi konusmaya karar verdim.

Ey ASK,
Alti ustu uç harfsin zaten, kirilganligin oyle belli ki.  Agizdan çikarken bile nasil da naif çikiyorsun. Çok dikkat etmek, iyice koruyup kollamak gerek seni bence. Hatta ne isterdim biliyor musun?  Seni yukseklere koymak.  
Her gelen alamasin, dokunamasin, yipratamasin isterdim. Korkuyorum çunku insanoglu seni de ziyan edecek.
Bazi sinavlar olsa mesela. Gonul  sinavi, kiymet bilme sinavi, davranis sinavi ve bir de mulakat. Agizdan çikan sozler çok onemli çunku.  Ne demis eskiler; Kulak asik olurmus gozden evvel.  Insan guzel sozler duymak istiyor be kardesim.
Simdi bakiyorum herkes asik.  Sende bozuluyorsun degil mi her heyacana senin  ismini verdikleri için.
Bakkala giderken asik olup eve donerken ayriliyorlar artik. 
Ne oldu ? Ask bitti. 
Haydaaaa,  e sormazlar mi insana;  Emin misin? Yasadigin ask miydi ki gerçekten?
Bu heyecani butun duyularinla hissettin mi?
Emek verdin mi?
Karninda guvercinler kanat çipti mi?
Onu hayatinda kendinden one koydun mu?
Kiymetin bilindi mi? diye.
Ask dokunmak kadar, askindan dokunmaya kiyamamaktir da bence.  Dunya da hiç birimizden bir tane daha yok.  Sevdicegin bunun farkinda mi, kiymetini biliyor mu  peki? 
Ey ask bu ay yine senin ayin. Sevgililer gunu kapida.
Heryerde senin kalbin, heryerde senin rengin kirmizi var. Biçok çift birbirlni kutlayip hediyelesecek.

Laf aramizda benim hayatimda  esimin disinda  3.5 yasinda genç bir erkek daha var. Ve ikisine de deli gibi asigim. Zaten biliyorsun ben senin adina bile asigim be ASK.  Iyi ki varsin. Ne guzel bir hissin.

Bu guzel gunde,
Gozu sadece kendi esini/ sevgilisini goren, vefali, kiymet bilen, askina inanan, gunluk, aylik degil omurluk seven, paranin sundugu imkanlara, hayatin sundugu çesitlilige  yenik dusmeyen,  tum çiftlerin sevgililer gununu kutluyorum, hepinize ASK olsun diyorum. 
ASKla…

Gungor Ekinci Saglik

29 Ocak 2018 Pazartesi

SAN VALERO BAYRAMI


Bugun burada San Valero bayrami kutlandi. Bu nedenle bugun resmi tatildi.

San Valero´nun Zaragoza´nin koruyucu azizi olduguna inaniliyor. Ve her yil Ocak ayinin 29´unda
sabah Roscón pastasi dagitiliyor. Bizim için baklava ne ise Zaragoza icin de roscón
oyle. Tum kutlama gunlerinde mutlaka her evde oluyor.

Fakat bugun için daha ozel bir durum var. Çunku San Valero bayraminda sabah saat 10 itibari ile kutlama amaçli olarak halka bir dilim roscón ve bir bardak sicak çikolata dagitiliyor.
Edindigim bilgiye gore 20.000 kisilik pasta ve sicak çikolata hazirlanmis. Pastanin hazirlanmasinda 500 kilo un, 300 kilo şeker, 120 kilo tereyağı ve 50 düzine yumurta kullanilmis. Dagitim saat 10 itibari ile basladi. Ama insanlar saatler oncesinden gelip siraya girmislerdi. Ben 9:45 de oradaydim. Ve gittigimde km.lerce sira vardi. Hersey çok duzenli, sakin ve eglenceliydi. Km.lerce olan bu kuyrukta herkes gayet medeni bir sekilde siranin kendisine gelmesini bekledi. Bagrisma çagrisma, iteleme kesinlikle yoktu. Ikramliklari servis eden kisiler de beyaz onluklu elleri eldivenli ve çok guler yuzlu kisilerdi. Herkesi “merhaba hosgeldiniz” diyerek karsilayip “ afiyet olsun, gule gule “ diyerek gonderdiler. Ayrica kutlama kapsaminda ucretsiz konserler ve gosteriler vardi. Bugune ozel tum muzelerde ucretsizdi.
Tatil cenneti Zaragoza da bir bayrami daha keyifle bitirmis olduk.   
Herkese sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik










25 Ocak 2018 Perşembe

SUyun DUAnin POZITIF DUSUNCEnin gucu



SUyun ne kadar çok faydası olduğunu artık bilmeyen yoktur sanırım.
Hatta Dr. Batmanghelidj "Hasta Değil Susuzsunuz" adlı kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmıştır. Bu 46 maddeyi aşağıda sıraladım.

Ama onun öncesinde dikkatinizi çekmek istediğim başka bir şey daha var.

Prof. Emoto’nun su kristalleri ile ilgili yaptığı çalışmayı da sanırım duyanlarınız vardır.
Kısaca hatırlamak gerekirse ; "  Emoto, mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış etkenler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfeder. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış etkenlerin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor. Hatta suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı. Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Deneyde iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine “teşekkür” , diğerine “aptal” yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor. "

İşte bu deneyi ben de yillar once evde yaptım.

Aynı marka 2 adet pet şişeye aynı miktarda su koydum.
İkisine de aynı miktarda haşlanmış pirinç koydum.
Şişelerden birinin üzerine güzel sözler ve bir dua yazdım,
diğerine negatif sözler yazdım.
Günlerce şişelerden birine gülümseyerek bakıp yazdığım pozitif sözleri ve duayı okudum.
Diğerine kaşlarımı çatarak bakıp yazdığım negatif sözleri okudum.

Arkadaşlar inanın abartmıyorum, çok kısa bir süre sonra negatif sözler yazdığım şişedeki pirinçler tuhaf şekiller almaya başadı. Bir ayın sonunda pozitif enerji gönderdiğim şişedeki haşlanmış pirinçler hiç haşlanmamış gibi gayet diri bir şekilde duruyordu ve suyun rengi değişmemişti. Negatif enerji gönderdiğim şişedeki pirinçlerse unufak oldu, suyun rengi siyaha yakın bulandı ve şişenin de şekli değişti.

İşte bu yaydığımız enerjinin ve düşüncelerimizin nelere sebep olabileceğinin en basit ispatı. İnanmayan varsa evde kendi de yapabilir.

Aslında kısaca demek istiyorum ki, hiç kimsenin hayatı A’dan Z’ye mükkemmel değil. Herkesin kendine göre sorunları var tabiki.  Ama siz yeterki hayata karsi  iyi olun, olumlu olun, inançlı olun, pozitif olun. İnanıyorumki bunların karşılığında hayatta size iyi  olacaktır.

Ne demiş atalarımız;
"iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
ya da" ne ekersen onu biçersin".
ya da "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" ozaman kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.

Demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek de güzel şeyler olur.

Ne ekersek aklımıza,
Onu çekiyoruz hayatımıza yani.

Günde sadece 10 dakikanızı Allahı düşünmeye ayırın. Ne kadar büyük bir kuvvetin bizden yana olduğunu düşünmek bile kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın, insanoğlunun gücünün yetmediği şeylere onun gücü yeter.

Gülün,
kabullenin,
sevin,
bağışlayın,
olumlu düşünün,
dua edin,
bol bol su için,
Allaha emanet olun.
Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.

Yurekten sevgilerimle...
Güngör Ekinci Saglik

Asagidaki linkde bulunan videoyu da izlemenizi tavsiye ederim. Uzerine tiklamaniz yeterli.

https://www.youtube.com/watch?v=Vz2wxk1Xt2w


SUYUN 46 FAYDASI

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.
11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

12 Ocak 2018 Cuma

OMUR ASLINDA OYLE KISA KI!

Önceden iki kişi karşılaşıp birbirlerine hatır sorduklarında, 
karşılıklı verilen cevap " iyiyim sen nasılsın ? " olurdu. Herkesin hayatında yaşamını mutlu kılan bir çok olay vardı.

Örneğin;
Sağlıklıydılar çok şükür.
Çocukları vardı beş altı tane, hatta belki daha da çok güzel güzel, pırıl pırıl.
Ekmek tekneleri işliyordu tıkır tıkır, bir baba çalışıp on boğazı doyurabiliyordu.
İki göz oda evleri vardı, hep beraber mutlu mesut yaşadıkları.
Daha ne olsun du ki, iyi olmak için başka şeye gerek mi vardı ?

Sonra çocuklar büyüdü.
Bir babanın çalışması evi geçindirmeye yetmedi. Büyüyen çocuk tek başına bir aileyi sırtlamayı göze alamadı. Kız anasının kuzusuysa, güvey eli mahkum kayınpederinin kuzusu oluyordu. İyiyim sen nasılsın sözcüğü zamanla yerini " iç güveysinden hallece" ye bıraktı.

Yeni çifler anne baba, eski topraklar dede nene oldu.
Aile genişledi ama yeni nesile başarılarının sadece kırmızı kurdela ile taçlandırılması yetmiyordu. Artık kızlar lahana bebek istemiyordu, ille de Barbi olmalıydı. Erkeklerede sadece oyuncak otomobiller yetmiyor du, bir de Woltran’ ı oluşturmak gerekiyordu. Anne babaların diline geçim derdi diye uğursuz bir cümle peydah olmuştu. Artık iç güveysinden hallece bile değillerdi. Bu sözcük de durumlarını anlatmaya yetmiyordu. Artık "Allah bugünümüzü aratmasın" diyorlardı. Bunu derken bugünlerini arayacakları sanki içlerine doğmuştu.

Çocuklar büyümüştü.
İşe, aşa ve eşe ihtiyaçları vardı.
Ekmek arslanın ağzındaydı ama arslan görünürlerde yoktu. Oğlan üniversite mezunuydu ama, talip olduğu firma, başka bir üniversitenin mezunlarına öncelik tanıyor du. Kızın da istediği bir eş adayı vardı ama çocuğun aşını kazanabileceği bir işi henüz yoktu. Ooofff of hayat ne kadar da zordu. Artık cümlemiz daha da anlam değiştirip " iyi diyelim belki iyi oluruz "olmuştu.

Çark artik daha da hizli dönmeye başladı.
Ve fark ediyorum ki, herkes bir şekilde o veya bu sebeble hayatından şikayetçi. Herkes bir dokun bin ah işit modunda. Evrim değiştiren cümlemiz iyice değişti. Yerini "aman ne olsun be yaşıyoruz işteye " bıraktı. Hatta üzülerek söylüyorum ki, " boşver ya konuşmak istemiyorum " diyenler bile var.

Ooohh be çok mutluyum diyen yok,
Bugün çok güzel birşey oldu diyen yok,
İyiyim sen nasılsın diyen hiç yok.
Memleketimin durumuna vallahi çok üzülüyorum.

Ana oğlundan, baba kızından dertli,
Abla kardeşten, kayın enişteden dertli,
Bakkal, kasap, manav, top yekün süpermarketten dertli,
İşçi patronundan, memur müdüründen dertli,
Ortalık it dalaşı, it itin ayağına basmıyor ama itlerde birbirlerinden dertli,
Yaşlanan kurtlar itin maskarası olmuş onlarda dertli.
Ayaklar baş olmuş, bu omuzun başını ağrıtmış, baş da dertli,
Herkes dertli, mutsuz ve kırılmış.
Herkes de bir cinnet hali.

Güzel yurdumun güzel insanları, değerli okuyucularım ne oldu bize böyle?
Hayat zor, şartlar acımasız, ama bu ömür bir kez bahşediliyor, silkelenip kendimize gelme zamanıdır.

Ömür aslında öyle kısa ki.
Hayatı kendimize zulm edip yaşlanmayalım ne olur. Zararın neresinden dönersek kar.
Ben  25 yaşından sonra hayatımın efendisi oldum mesela. Cidden.

Yeterki açın hayat pencerenizi bakın dışarı. Mutlaka sizin için de çalan bir şarkı vardır. Hemen seçin şarkınızı, unutmayın yıllar sonra torunlarınızla albümleri karıştırırken " bir ömür nasıl geçti olamadım farkında..., şimdi bana kaybolan yıllarımı versinler " demek de var, " bak canım şu fatoğrafın çekildiği günlerden sonra çok şükür ikinci baharı yaşamaya başladı ömrüm " demek de.

Yeterki canlanın biraz.
Canlanın, sevin, gülümseyin ve yaradana herşey için şükredin, şükür bereketi doğurur unutmayın.
Ben öyle yapıyorum.

Herkese gunesli gunler, mujdeli haberler dilerim.
Yurekden sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik

7 Ocak 2018 Pazar

FELICES REYES AMIGOS / 3 KRALLAR BAYRAMI KUTLU OLSUN

Burada yeni yila girerken çocuklara iki sekilde hediye geliyor. Ilki Noel baba tarafindan olup ya Navidad gecesi yani 24 Aralik´ta ya da yilbasi gecesi 31 Aralik´ta.  Ikincisi ise 5 Ocak gecesi Krallar dedigimiz Reyes tarafindan. Hatta isteyen buyukler bile hediyelesmerini bu tarihlerde yapiyorlar. Bazi, uslu, derslerinde basarili ve soz dinleyen çocuklara ise ikisi birden hediye getiriyor. Ispanyada Noel babadan daha populer olan " Los Tres Reyes " denilen Üç Krallar inanci var. Inanisa gore Hz. Isa´nin dogumunu haber alip, ona dogudan ve batidan hediyerler getiren uç tane kral var. Isimleri Melchor, Gaspar ve Baltasar. Bu 3 kral Ocak ayinin 5 ´ini        6 ´sina baglayan gece ayni Noel baba gibi evlere ugrayip çocuklara ve hatta buyuklere  hediyeler birakiyorlar.  
Eger evdeki çocuk uslu, derslerine iyi çalisan, odullendirilmeyi hak eden bir çocuksa sabah uyandiginda yilbasi agacinin altinda, adina gelen hediye paketini buluyor. Ama yaramazlik yaptiysa yilbasi agacinin altinda adina "Carbon De Reyes"  denilen komur seklindeki sekerlerden buluyor.   



 5 Ocak aksami gelisleri Ispanyada tam bir karnaval seklinde kutlanan bu 3 sembolik kral, geçtikleri tum sehirlerde coskuyla karsilaniyor.  Dun aksam buyuk bir gorsel solenle sehrimizden de geçtiler. Belli bir guzergah uzerindeki km.lerce yol trafige kapatildi. Krallarin ve beraberlerinde geçecek olan eglence gruplarinin rahat geçebilmesi, ayni zamanda halkinda bu geçisleri rahatlikla izleyebilmesi için yollara demir korkuluklar dizildi. Karnavala gosterilen ilgi, sevgi, cosku gerçekten gorulmeye degerdi.   Genç, yasli, çoluk çocuk herkes, evinin kapisini kilitleyen sokaga atmisti sanki  kendisini. Krallar ve beraberlerindeki gruplarin bir kismi seker ve balon yagmuruna tuttular çocuklari.  Sokaklar istedikleri hediyeleri kagida yazmakla ugrasan çocuklarla doluydu. Çunku onlar isteklerini yazip kagitlarini ellerinde tutuyorlar. Sonrasinda kraldan once postaci kiligindaki gençler  patenleri ile kayarak gelip yol ustundeki çocuklardan kagitlarini alip krallara iletiyorlar.  O sirada yasanan sevgi çigliklarini, tezahuratlari gormeli, duymalisiniz. Tek kelime ile muhtesemdi. Deniz´imde verdi mektubunu. Sabah uyandiginda onun hediyesi de yilbasi agacimizin altindaydi. Çok sevindi benim minik kalbim.


Tabiki çocuklar hep çocuk kalmiyor, bir sure sonra onlarda uyanmaya basliyorlar. Anne babalarina bu krallarin uydurma oldugunu, gerçekde boyle birsey olamayacagini soyluyorlar. Aileler de çocuk, çocukluk hayalleri ile ilgili  hayal kirikligi yasamasin diye, sanki ona bir sir verir gibi konusup " tamam, sen simdi bunu fark ettin. Krallar aslinda hayal kahramanlari, ama bunu sakin baska arkadaslarina soyleme, bu aramizdaki bir sir olarak  kalsin " diyorlarmis.  Çocukda buyuklerin bildigi bir SIRra ortak oldugu için halinden daha da fazla keyf alarak buyumeye devam ediyormus.
Ayrica bir de ismine " Roscón de Reyes Magos" denilen bir pasta var. Bu pastanin içinde de çok minicik bir surpriz hediye oluyor. Pastayi yerken bu bu hediye kime çikarsa, gelecek yil pastayi o kisi aliyor. Ve 6 Ocak gunu hemen hemen butun evlerde yemekten sonra bu pasta yeniliyor. Biz bugun arkadasimizin evine yemege davetliydik. Tabiki bu pastadan ikram ettiler. Surpriz hediye Deniz´ime çikti. Yani onumuzde ki yil pastayi minik kalbim alacak.
Bu gunlukde bu kadar.  
Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.               
Yurekden sevgilerimle.     
                                                         FELICES REYES AMIGOS                                                                 Gungor Ekinci Saglik 



3 Ocak 2018 Çarşamba

YENI YILIMIZ KUTLU OLSUN



Yeni yıli evimizde karsiladik bu yil.  Nar almayi unuttugum için nar kiramadim bu yilbasi gecesi.  Ama Ispanyada yapilan 12´ye 12 saniye kala 12 uzum tanesi yutma gelenegini  yerine getirdik canimin ici  kocisimle. Havai fişek gosterilerini izledik sonra balkondan. 

Arkasindan her yilbasi gecesi yaptigim gibi balkonda kendimle ve rabbimle yalniz kalip sukurlerimi, tesekkurlerimi, yeni dualarimi,  dileklerimi ilettim kendisine. 
Insan bazen hayatin kosturmacasi içinde ne çok guzel seye sahip oldugunu fark edemiyor.  Sadece sorunlarina odaklanip kaliyor.  Her animi fark ederek yasarim zaten ama boyle ozel anlarda daha da derinden fark ediyorum bardagin dolu tarafini, sukur sebeplerimi. 

Bu yilbasi gecesinde de;
Şükrettim. Çunku her nekadar son iki yildir arka arkaya gelen ufak rahatsizliklardan dolayi çok fazla doktora gitmem gereksede aslinda saglikiyim çok sukur.
Şükrettim.  Çunku sağlıkla, mutlulukla, askla  kucaklaşıp, birbirimize gelecekle ilgili iyi dileklerde bulunabildiğimiz bir can yoldasim, kiymetini kelimelerle anlatamayacagim bir oglum var. 
Şükrettim. Çunku ogretmen olmadigim halde burada Turkçe dersi verdigim 3 tane ogrencim var ve gayet iyi Turkçe konusmaya basladilar. 
Şükrettim. Çunku  çok sevdiğim ve aynı şekilde sevildiğime inandığım genis ailem, dostlarım, arkadaslarim var.
Şükrettim. Çunku  soğuk bir evim değil, sıcak bir yuvam var.
Şükrettim . Çunku yeni yıla girdiğimiz daha ilk dakikalarda beni hatırlayıp arayanlarım var.
Şükrettim.  Çunku sonsuz bir yaşama sevincim ve içimde kanat çırpan umutlarım, gelecege dair çok sahane planlarim  var.
Şükrettim. Çunku  istediğim şekilde yön verebildiğim bir hayatım var.
Şükrettim. Çunku  en sıkıntılı anlarda birden bire hayatıma bir sihirli değnek dokunduran Allahım var.

Ve arkasından dua ile sıvadım şükürlerimin üstünü.
Dua ettim, bütün bu sukur sebeplerimin  hayatımda hep olması için.
Dua ettim, 2018 yılı için hazırladığım kalkınma planımın tamamını uygulayabilecek fırsatları yakalayabilmek için.
Dua ettim, ülkemizde ve dünyamızda barışın, huzurun sağlanması, sevginin kazanmasi için.
Dua ettim, herkesin evinin barkının olması ve tencerelerinin hep kaynaması için.
Dua ettim, renkli televizyonlarimizin artik kan rengi değil, baris rengi göstermesi için.
Dua ettim, hırsızlığın, hayırsızlığın, yolsuzluğun, yokluğun, yok olması için.

Ve dua ettim, daha biiiiiirrr çok şey için.

Allah hepimizin gönlüne göre veriyor arkadaşlar. Siz gonlunuzu ferah tutun, guzel tutun gerisini yaradana birakin. 

2018 yılında aklımızdan geçen ne varsa hepsinin hayırlısı ile kolaylikla gerçekleşmesini, mucize kapilarinin hepimize sonuna kadar açik olmasini  diliyorum. 

Kendinize ve çevrenizdekilere iyi davranın, Allaha emanet olun. 

Herkese bol gunesli gunler, mujdeli haberler dilerim. Yeni yilimiz kutlu olsun.
Yurekden sevgilerimle. 
Gungor Ekinci Saglik 

17 Eylül 2016 Cumartesi

GULE GULE YEKE KISI

Daha geçen gun Facebook da rahmetli Kemal Sunal´in fotografini gordum. Ve sanki bir aile buyugumu ozlemisim gibi kendisini ne kadar çok ozledigimi fark ettim.
Canimin sikkin oldugu okadar çok anda filmleri ile beni guldurmeyi basarmis ve mutlu etmisti ki. Nurlar içinde uyusun.  Rahmetli Zeki Alasya´yi hatirladim sonra ayni duygularla.
Onlara rabbimden rahmet dilerken, Metin Akpinar ve Sener Sen´e uzun omur, Tarik Akan´da sifa  dilemistim. Dun aldigimiz bu kotu haberle oyle uzuldum ki anlatamam. Çok erken bir gidis gerçekten.
Televizyondan evlerimize giren bu guzel insanlarin, uzerimizde hakki olduguna inaniyorum ben. Hangimiz gulmedik ki filmlerinde?
Sayelerinde hangimiz siyrilmadik bir an için dertlerimizden?
Yaptikleri yurekleri kadar guzel filmleri ile dostlugu, kardesligi, vefayi guldurerek ogretirken, toplumsal sorunlara isik tuttuklari da oldu.
Bazi insanlar var ki onceki donemlerde yasayip olduklerinden onlari hiç gorme imkanim olmadigi için uzuluyorum zaman zaman.  Bazi insanlar da varki ben olmeden olmesinler istiyorum. Çok yakisiyorlar dunyaya/ ulkeme.
Neyseki saydigim bu isimlerle( tabiki sayamadigim da çok kiymetli isimlerimiz var) ayni topraklarda yasamisligim, ayni donemde nefes almisligim var.
Su saatten sonra ne diyeyim be Tarik Akan?
Sen de kabimde ozlenenlerin yaninda yerini aldin. Mekanin cennet olsun “Yeke Kisi”.
Basta Kemal Sunal ve Zeki Alasya olmak uzere butun guzel yureklere selam soyle.Adile Nasit´in ve Hulusi Kentmen´in ellerinden opuyorum. Baris Manço´ya da sarkilarinin hala dillerde dolastigini soyle olur mu?
Sizleri herzaman sevecek ve unutmayacak olan guzel ulkemin vatandaslarindan
 Gungor Ekinci Saglik
Saygi, sevgi ve gozyasi ile…