Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2026 Pazartesi

GURBETTE GELIN OLMAK - 2 -

Buraya ilk geldigimde GURBETTE GELIN OLMAK baslikli bir yazi yazmistim. O an ki ruh halime ve hissettiklerime dair.  

15 yildir gurbette  ve artik 50 yasinda biri olarak da GURBETTE GELIN OLMAK   -  2  - baslikli yeni bir yazi ile bu donemdeki duygularimi ve hislerimi kaleme almak istedim bugun.

Ben aslinda “gurbet” kelimesini hiç sevmem. Ve iki sene oncesine kadar hiç de kullanmazdim. Evinden barkindan ayri dusmus, zor sartlar altinda yasayan insanlari hatirlatirdi bu kelime hep bana. 

Severek isteyerek, hatta buyuk bir askla Ispanyaya gelmis ve çok sukur  halinden çok memnun biriyim ben. Kendimi de  burada hiç gurbette hissetmemistim taaa ki  2 sene oncesine kadar.

Çunku 2 sene once gurbetin baska bir yuzunu tanidim; Ya yetisemezsem korkusu.

Biliyorsunuz 2 sene içinde çok sevdigim 2 kisi  ruhsal olarak kalbimde yasamaya devam etselerde fiziksel olarak gittiler hayatimdan. Ve sonrasinda  ya geride kalan sevdiklerime bir sey olursa ve hemen vaktinde gidemezsem, yetisemezsem korkusu yerlesti içime.

Çunku yurt disinda olunca oyle “ ha deyince” ulkenize uçmak,  sadece halden anlamayanlara çok kolay geliyor. Gerçekler çok baska. 
Ozellikle de kuçuk çocuklariniz varsa,  esiniz gece çalisiyorsa, buludugunuz yerde yalnizsaniz  daha da zor.

Bir çok gurbetçi tanidigim  var ki,  evrak sorunlari yuzunden bile ulkelerine girdi çikti yapamiyorlar. Ekonomik sartlari hiç yazmiyorum bile.

Bu nedenle gurbette olunca bir çok sevdiginizin cenazesine gidemezsiniz. Evde aglarsiniz, dua edersiniz, ruhlarina hayir yapar dagitirsiniz
.
Gurbetçiler her olume gidemiyor da, her dugune gidiyor mu sanki? Tabiki hayir.

Bir çok dugunde dernekte olamazsiniz. Birileri instagramdan canli yayin açsa da, ben de gorsem diye dua edersiniz. Bana bol bol fotograf gonderin, video gonderin diye tembihlersiniz herkesi.

Ne siz yegenlerinizin nasil buyudugune taniklik edebilirsiniz, ne kardesleriniz sizin çocuklarinizin nasil buyudugune. Buradan hediye olarak kiyafet goturmek bile risktir artik. Çunku boyunu posunu bile bilmezsiniz ve içten içe burnunuz sizlar. Bir kaç yilda bir gorusunce de, fark edersiniz ki,  ne kadar sıkı sarılsanız da,  yegenlerinizle aranizda hep gorunmez bir mesafe olusur zamanla

Kimi ölür gider, kimi evlenip gider, kimi büyür gider ama gurbette olunca çoğuna yetisemezsiniz…

Bitti mi? Tabiki bitmedi.
Diyelim ki arabayla Ispanya´da bir yere tatile gidiyorsunuz. Ve yaninizdan Turk bayrakli, Turk plakali bir tır  geçiyor.  Haydiiii. Gel de korna çalip el sallama. Gel de senin de Turk oldugunu belli etmeye çalisma. Zaten duygulanip agladigini gorunce onlar da anlayip, korna selami verip, el salliyorlar.

Mesela çocuklara  ulke sevgisini, din sevgisini verebilmek de çok kolay degil. Noel babadan yola çikarak bir yol buldum ben de. Salona  surpriz hediye birakiyorum. Resmi bayramlarda Ataturk gondermis, dini bayramlarda Peygamberimiz gondermis diyorum. Yeterki kulak dolgunlugu olsun, bu bile yeter bana. Deniz artik buyudu ama Emir hala inaniyor.    

Dili ne kadar iyi ogrendim deseniz de her gun yeni bir sey çikiyor sasirdiginiz, anlamadiginiz. Ozellikle deyimler ve kelime oyunlari hala bazen sorun oluyor benim için.  Ispanyol birine “ ay eteklerim zil çaliyor” ya da “ simdi keçileri kaçiracagim”  demek gibi bir sey yani. Hadi gel de açikla.

Aradan kaç yil geçerse geçsin, oldugunuz yere ne kadar uyum saglarsaniz saglayin, bir kultur farki hep oluyor.   “ Hee ama bu biz de boyle” durumu  hep var yani.

Ya Turk mutfagina duyulan ozlem?! Bu zaten basli basina bir yazi konusu.
Bogazda açik bufe kahvaltilar, çesit çesit donatilmis, sevdiklerinizin etrafinda toplandigi  yemek sofralari… Minikligine, sarimsakli yogurdun, soganli sosun  içindeki suzulusune kurban oldugum mantiyi hangi gurbetçi ozlemez acaba?  Tabiki ben de yapiyorum. Ama Turkiyede ki baska.

Nereye gidersek gidelim, orayi  hep dogup buyudugu sehirle karsilastirir gurbetçi. Mesela benim klasik cumlem “ Istanbul daha guzel”.

Bir de ozlem denilen bir sey var. 
Elle tutulamaz, gozle gorulemez. Ama gurbetçiyi her seyden daha çok etkiler. Dagi tasi, konu  komsuyu, havayi, suyu, ezan sesini, çay bardaklarinin seklini bile ozlersiniz.

Hele “ yaaa oturuyoruz, daha erken, gidip ne yapacaksiniz, ikinci çayi demledim” sozcukleri var ki ruyalarina bile girer gurbetçinin. Oyle bir ozlem yani.

Neyse…
Allah tum gurbetçilere yasadigi yeri sevdirsin. Yasamlarini kolaylastirsin. Ozlemlerini dindirsin diyelim.
Herkese selam ve sevgiyle.
Gungor

 

  

 


 

21 Eylül 2026 Pazartesi

IÇIMIZ YANDI

12 Eylul gunu Ekinci ailesi olarak son derece buyuk bir kayip yasadik.

Canim kuzenim Ufuk´um kalp krizi nedeniyle içimizi yaka yaka, kanata kanata  aramizdan ayrildi.

Bazen insan bir olumle birden fazla kisiyi kaybediyor. Benim için de oyle oldu.

Biz Ufuk´la 5 ay arayla ayni eve dogduk. Birlikte kardes gibi  buyuduk. Bundan dolayi  aramizda sadece kan bagi degil can bagi da vardi.

Benim ilk ve de uzun bir sure tek oyun arkadasimdi.  Vefatiyla birlikte ilk oyun arkadasimda da gitti.

Fotografta da goruldugu gibi  2-3 yaslarimizda ilk dansimizi birlikte yapmisiz.   Vefatiyla birlikte dans  ettigim ilk kisi de  gitti.

Ben orta okula giderken bizim tuhafiye dukkanimiz vardi. Annemin isi oldugunda Ufuk´la ben dururduk

dukkanda. En sevdigimiz sey çekirdek ve gofret almakti. Fakat şoyle bir  huyumuz vardi. Kimseye hak geçsin istemezdik. Once çekirdek paketini bosaltirdik ve sayip ikimize esit bolerdik. Eger bir tane fazla çikarsa onu atardik.

Aldigimiz gofretlerde 15-20 cm. kadardi.  Onu da 1m.lik  normal kumas metresi ise olçup pay ederdik.  Vefatiyla birlikte  ilk adalet arayis  arkadasimda da gitti.

Hatirlarsaniz Pasabahçe sisecam fabrikasi kapanmadan once isçiler,  aileleri ve halkla  birlikte  çok buyuk bir direnis ornegi gostermis ve grev yapmisti.  Vefatiyla birlikte  isçiler için direnise katildigim ilk  arkadasimda da gitti.

Benim çocuklugumda oturdugumuz bolgede kizlar bisiklete binmezdi. Ayiplanirdi. Canim kuzenimin bisikleti vardi. Amcamin evinin arka tarafinda defalarca bana bisiklet binmeyi ogretmeye çalisti. O elinden geleni yapti ama ben basaramadim. Vefatiyla birlikte  bisiklet binmeyi ilk gosterenim de gitti.

Once o evlendi gurbete gitti. Ben evlendim buraya geldim. Tatil zamanlari ben Istanbul´dayken o yoktu. O Istanbul´dayken ben yoktum.  Vefatiyla birlikte çok ozlediklerimden biri de gitti.

Offf offf… Daha neler de neler…

Benden bu kadar çok kisi gitmisken  sadece “ kuzenim vefat etti” demek oyle yetersiz ki…

Sanki Allah demis ki “ Ufuk seni 50 yil için dunyaya gonderiyorum. Git, herkese kendini sevdir. Hiç kalp kirma, herkesin gonlunu yap. Dedikodu yapma, kavgaya karisma. Super iyi bir insan ol. 50 yil sonra gorusuruz”.

Ufuk´um da Allah´la antlasmasina uydu. Herkese kendisini çok sevdirdi. Gonullerimizde taht kurdu. 50 yasini doldurdu, hiç bir sey yokken, is yerinde çay molasindayken melek oldu.

Aslinda gider ayak herkese de son bir ders verdi.

Bakin dedi bu dunya da bardagimizdaki çayi bitirecek kadar bile vaktimiz olmayabilir…Hala neyin pesindesiniz?...

Haberi alinca Tekirdag´a nasil gittim nasil dondum bilmiyorum. Gunlerdir içim yaniyor.

Ama bir seyi fark ettim. Hayat kisa…Bir saniye sonramizin bile garantisi yok.

Her seye ragmen hayata dort elle sarilmali, her animizin kiymetini bilmeli ve sevdiklerimize vakit ayirmaliyiz. Aksi taktirde elimizde sadece  bir avuç “ KEŞKE” kalacak.

Canim Ufuk´um!

Belli ki rabbim seni çok sevdi. Onun için erkenden yanina aldi. Bundan sonra da çok sevsin.

Mekanin cennet olsun, kabrin nurla dolsun. Rabbim rahmet etsin, kabir rahatligi versin.

Basta babam olmak uzere butun akraba ve tanidiklara  selam soyle.

Hepinizi çok seviyoruz…

Kuçukken "git şu çiçekleri kopar bana getir “ diyen kuzenin Gungor  

 

 


 

16 Ağustos 2026 Pazar

Bonjour 🥰 Fransa Pau 'dan merhaba 🤩

Pau, Atlantik Okyanusundan 100 km uzaklıkta, Fransa'nın İspanya ile olan sınırına ve pirene dağları'na çok yakın, güzel, küçük bir güney Fransa şehri. İlk kez 5 yıl önce gittiğimiz şehir, yeşilin bütün tonlarına sahipti. Fakat maalesef kuraklık ve aşırı sıcaklar Pau' yu olumsuz yönde çok etkilemiş.


Strobbia & Rosa

Kapıda çok fazla sıra oluyor fakat dondurmalar o kadar lezzetli ki beklemeye değer.





 

Tour des Géants

Fransa Bisiklet Turu kazananlarına adanmış açık hava müzesi. Parktaki sarı renkli her bir dikilitaş o yıl yarışı kazanan bir bisikletçiyi simgeliyor.


Bistrot, salon de thé, pâtisserie de la Cueillette

Burayı çok sevdik. Büyük bir çiftliğin içinde yer alıyor. İçeride hem küçük güzel bir restoran, hem sebze, meyve, alabileceğiniz bir manav, hem çok sayıda yiyecek içecek çeşidi alabileceğiniz güzel bir dükkan var. Çiftlik çok büyük ve içinde çeşitli sebzeler, meyveler yetiştiriliyor.

Bir el arabasıyla çiftliğin içinde yer alan tarlaların içine gidip, istediğiniz sebzeleri meyveleri el arabanıza koyabiliyorsunuz. Sonra kasada ödemenizi yapıyorsunuz.

Restoranda fazla et çeşitleri yok. Menü daha çok çiftlikte yetişen ürünlerden oluşturulmuş. Ama hem yemekler olsun hem tatlı çeşitleri olsun gerçekten çok lezzetliydi. Özellikle tarladan sebze meyve toplamak çocukların çok hoşuna gitti.



 

Sebzeli lazanya çok güzeldi



Çin patlıcanı. Şekli klasik patlıcandan farklı olsa da lezzeti aynı.

Çam ve sedir ağaçlarına dadanan çam kese böceği ile mücadele etmek için kullanılan tuzaklı halka sistemi.

Bu zararlı böcekler, kış sonu veya ilkbahar başlarında ağaçtan toprağa inmek için gövdeden aşağı yürürken bu şeffaf poşetin içine düşerek hapsoluyormuş.

Boulangerie Grangé

Lezzetli Fransız kahvaltılıklarını tatma imkanımız oldu

 
Burada sırt sırta gibi görünüyoruz ama aslında yan yana olan farklı restoranlardayiz.  Çocuklar İtalyan restoranında, eşim ve ben Lübnan restoranında yedik.




 

 

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Güle güle gidip güle güle dönün

Geçen hafta Istanbul´daydik.

Annemin ameliyati nedeniyle oldukça kosturmacali ve bir o kadar da guzel  10 gun geçirdik.

Ailemizi, akrabalarimizi, dostlarimizi ve Istanbul´umuzu  gormek her zaman oldugu gibi yine çok iyi geldi bize.

Hava guzeldi.

Herkes iyiydi.

Yolculuk uzun ve yorucuydu ama Istanbul´a gitmeye degerdi.

Yillardir Istanbul´a gidip geliyoruz.

Ama bu kez ilk kez olan bir sey vardi ki burnumu sizlatti.

Baba evimin kapisini kendim  kilitleyip çiktim evden…

Normalde evde babam, annem ya da kardeslerimden biri mutlaka olurdu.

Bildiginiz gibi artik  babam fiziksel olarak ebediyen yok. Ama kalbimde her yere benimle geliyor.

Annem ameliyat sonrasi oldugu için hastanedeydi. ( Çok sukur durumu iyiye gidiyor)

Kardeslerimden biri annemin yaninda, biri İşte,  biri de sehir disindaydi.   

Aslinda butun bunlar hayatin dogal akisi ve çok çok normal.

Ama iste kapiyi kilitleyip çikmak bana zor geldi. Çok duygulandim.

Neyse…

Rabbim bir dahakine guzel seyler için ulkemize gelmeyi, gelince herkesi saglikli ve mutlu bulmayi nasip etsin.

Hepimizin arkasindan gule gule git, gule gule gel deyip, yolumuza su dokenlerimiz çok olsun.

Sevgilarimle.

Gungor








 

3 Haziran 2026 Çarşamba

Amaaan, bos ver ayol…


Bazen hayatta ne kadar mucadele etsek de mudahale edemedigimiz seyler çok oluyor.

Bi suru sey domino tasi gibi ust uste geliyor bizi devire devire. Benim de son 4 yilim çok kolay degildi. Ozellikle son 2 yilim oldukça agar yukler yukledi bana.

Ben her yil Aralik ayinda kendime bir hedef koyup, onumuzdeki  yil içinde de o hedefi gerçeklestirmek için elimden geleni yapardim. Son iki yildir içimden ozel hiç bir sey yapmak gelmiyor.  Sebeplerini daha onceki yazilarimda da yazmistim zaten.

Bunca sıkıntı, stres sonucunda da dogal olarak, sık sık doktorumuzun kapisini çalar oldum.

Ismi Liliana. Aslinda aile hekimi. Bana hem psikolojik, hem fizyolojik olarak  çok destek olmaya basladi sagolsun.  

Bazen insanin itelenmeye, yureklendirilmeye  ihtiyaci olur.

Birisinden “ hadi yaparsin, bir basla arkasi gelir”  gibi sozcukler duymak oyle onemli ki.

Onceden annelerimiz kabul gunu yaparlardi. Bir kaç kadin bir araya gelir, kisirlari, borekleri, tatlilari yiyip dertlerini, tasalarini anlatirlardi birbirlerine.  Hepsi birbirinin hem arkadasi hem doktoru gibiydi. Konusur,  rahatlar evlerine giderlerdi.

“ Amaaan, bos ver ayol… ” cumlesi bile antidepresan etkisi yapardi.

Simdi galiba çevremizdeki insan sayisi artikça daha çok yalnizlastik. Bence artik kimse kimseyi can kulagi ile dinlemiyor.  Instagrama baksan herkes mutlu. Ama bence çok kisi özde mutsuz ve dostsuz.

Sagolsun Liliana´nin cumleleri de bana son zamanlarda antidepresan etkisi yapiyor.

“ hadiii, yaparsin” ...

Tekrar eski Gungor olmaya çalisacagim.

Buralara da daha çok ugramiyi dusunuyorum kismetse.

Bugunluk bu kadar.

Gorusmek uzere, hosçakalin.

Sevgilerimle.

Gungor Ekinci Saglik


21 Ocak 2026 Çarşamba

50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN HOSLANMADIKLARI

 

50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN HOSLANMADIKLARI 

Kendisini çok onemli ve vazgeçilmez sanan insanlardan hoslanmiyorum.

Zor memnun olan insanlardan hoslanmiyorum.

Mıymıntı  insanlardan hoslanmiyorum.

Çok fazla ingilizce kelime kullanarak, ingiliz aksani ile Turkçe konusan insanlardan hoslanmiyorum.

Her konuda fikri olan, her seyin en iyisini, en dogrusunu kendisin bildigine inanip çok konusan insanlardan hoslanmiyorum.

Surekli sinirlenecek bir sey arayan saldirgan ve sinirli  insanlardan hoslanmiyorum. 

Israrla çozume degil soruna odaklanip, hep bir suçlu arayan insanlardan hoslanmiyorum.

Egosu yuksek, bencil, ukala, kibirli, yuksekten bakan insanlardan hoslanmiyorum. 

Baska birine sinirlendigi halde, sinirini en yakinindakinden çikaran, ters ters cevap veren insanlardan hoslanmiyorum.

Her ortamda kendisini parlatmaya çalisan insanlardan hoslanmiyorum.

Verdigi sozu tutmayan, tutamayacagi sozler veren insanlardan hoslanmiyorum.

Zeki gorunmeye çalisan cahil insanlardan hoslanmiyorum.

Cimri insanlardan hoslanmiyorum.

Kendini çok guzel/ yakisikli  ve havali sanan insanlardan hoslanmiyorum.

Sirf parasi ve isinden dolayi kendini bir sey sanan ve etrafindakileri ezmeye çalisan  insanlardan hoslanmiyorum.

Ses tonunda samimiyetsizlik sezdigim insanlardan hoslanmiyorum.

Kotu kalpli insanlardan hoslanmiyorum.

Agzini yaya yaya konusan insanlardan hoslanmiyorum.

Bir sorun varsa otutup konusup çozmek yerine trip atan, kusen, alinganlik yapan  insanlardan hoslanmiyorum.

Agzindan çikani kulagi duymayan patavatsiz insanlardan hoslanmiyorum.

Samimiyetle seviyesizligi, saygisizligi  ayni sey sanan insanlardan hoslanmiyorum.

Restoranlardaki saçma sapan kaba servis modasından hoşlanmıyorum

Müşterilere misafir denilmesinden hoşlanmıyorum. (Misafir para odemez.)

Şaka adı altında saygısızlık yapılmasından hoşlanmıyorum

Terbiye barındırmayan hanımefendilinkten beyefendilikten uzak davranışlardan hoşlanmıyorum

Davranışlarinda görgüsüzlük kültürsuzluk  olan kişilerden hoşlanmıyorum

Düğünlerde gelinin yerine geçmeye, dikkati, şıklığı, guzelligi kendi ustune çekmeye çalisan kayınvalide, gorumce ve eltilerden hoslanmiyorum. Hele bir de düğünde beyaz giyindiyseler  selam bile vermek istemiyorum.  

Dugun, dernek, dogum ya da fark etmez her hangi bir ozel gunde, esinden once annesine ya da baskasina sarilan erkeklerden ozellikle de  damatlardan hoslanmiyorum. Ilk pasta dilimini annelerine yediren damat videolari goruyorum bazen internette hele onlara uyuz oluyorum.

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun ve Sen kimsin” sorularini soranlardan  hoslanmiyorum.

Halden anlamayan insanlardan hoşlanmıyorum.

Ayakkabısını karşısındakinin ağzına sokar şekilde bacak bacak üstüne atıp yayılarak oturan erkeklerden hoşlanmıyorum

Dekolte giyinmekle çıplak giyinmenin farkını bilmeyen kadınlardan hoşlanmıyorum

Nerede nasıl davranması, nasıl giyinmesi, nasıl oturup kalkması gerektiğini bilmeyen insanlardan hoşlanmıyorum

Özgüveni gelişmiş çocuk yetiştireceğiz diye saygiz, arsiz  çocuk yetiştiren ebeveynlerden hoşlanmıyorum

Kıymet bilmeyen insanlardan hoşlanmıyorum

Menfaatci insanlardan hoşlanmıyorum 

Randevusuna vaktintinde gelmeyen insanlardan hoslanmiyorum.

Hamur isi ve çikolata yemenin kilo aldirmasindan hoslanmiyorum. 

Aslinda bir de hoslanmadigim kisiler var.🤦🏻 Ama bu gunluk bu kadar yeter 🤫🤫



6 Ocak 2026 Salı

50 Merhaba Canim

Yillardan beridir dort gozle 50 yasinda olmayi bekliyordum nedense.

26 Aralik 2025 gunu nihayet oldum.

Diyebilirim ki son 2 yildir neye uzulecegimi, neye endiselenecegimi sasirdigim bir dongunun içindeydim. Ve ne yazik ki hayatimin eeen kotu yili oldu 2025. Aslinda çok sukur rabbime; ben , esim ve çocuklarimiz gayet iyiyiz. Her sey yolunda.

Ama iste sevdiklerimiz !?

Canim babamin kaybiyla zaten hayatimizda yeri asla dolmayacak çok buyuk bir bosluk olustu. Artik hiç bir sey eskisi gibi degil ve hiç bir guzel sey de yuz de yuz mutluluk vermiyor, her sey yarim, her sey eksik gibi sanki…

Sonrasinda Abuzer abimiz, Rojhad kardesimiz, bazi çok sevdiklerimizin yakinlari…

Hem benim tarafimdan hem de esimin tarafindan aile, dost ve arkadas çevremizden, ya çok sevdiklerimizden kaybettiklerimiz oldu, ya da çok ciddi hastalik haberlerini alip sarsildiklarimiz.

Bende onceden peygamber sabri vardi. Bu sene o da bitti mesela. Geçenlerde bir yerde okumustum. Diyordu ki “ Insan bazen ipteki dugumleri çozmekten oyle bikar ki, artik dugumleri çozmeyle ugrasmaz, ipi oldugu gibi kesip atar.” Heh iste tam da oyleyim.

Her yil kendime basarilacak bir hedef koyardim. Ve basarirdim da sonunda.

2025 ´te içimden hiç bir sey yapmak gelmedi. Isin kotusu hala da gelmiyor. Ne bir hevesim var ne bir planim. 2025´in tek guzel olayi Ispanyol vatandasligina kabul edilmem oldu ki zaten onun sinavlarini da 2 yil once kazanmistim.

Halbuki 50 yasimi heyecanla bekliyordum, çok guzel, buyuk bir kutlama yapmayi hayal ediyordum. Kul plan yaparmis kader gulermis. Bu yil aynen oyle gelisti her sey.

Neyse ki 2025 bitmek uzere. Enseyi karartmak istemiyorum tabiki.

Yeni yasimda az insanla, oz insanla, guler yuzlu insanlarla, iyi kalpli insanlarla, kiymet bilen insanlarla, halden anlayan insanlarla, esprili insanlarla bir arada olmayi, birbirimizden iyi haberler almayi, hepimizin saglikli , mutlu ve huzurlu olmasini diliyorum.

Dualarla, meditasyonlarla, pozitif dusunerek, iyiye, guzele, dogruya odaklanarak yeni yasimi kucakliyorum.

Her sey gonlumce/ gonlumuzce olsun.

Varsin bu yil da boyle olsun. Dogum gunum kutlu olsun.

Gungor


 

50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN SEVDIKLERI

                                                     Bu kuçuk kiz arik 50 yasinda.  

        50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN SEVDIKLERI

En sevdigim renk: Mor

En sevdigim sehir: Istanbul

En sevdigim yemek: Manti, Iskender kebap ve maalesef tum hamur isleri.

En sevdigim tatli: Baklava, Sufle, sutlu çikolata

En sevdigim tatil sekli: Kum, deniz, gunes uçlusu

En sevdigim sarkicilar: Emel Sayin, Erol Evgin

En sevdigim film: Ruzgar gibi geçti / Vivien Leigh ve Clark Gable

En sevdigim kitap:  Tolstoy - Anna Karenina,  Nermin Bezmen Kurt Seyt & Shura,   Ayse Kulin  Adi Aylin

En sevdigim sair: Nazim Hikmet, Cemal Süreya, Ümit Yaşar Oğuzcan

En sevdigim parfum : Chanel Chance klasik

En sevdigim aksesuar: Saat, yuzuk

En sevdigim koku: Deniz kokusu ve hiç ummadigim bir yerde burnuma gelen sevdigim yemek kokusu

En sevdigim sarki:  Çok var. Ruh halime gore ve anilarima gore degisiyor.

En sevdigim ses: Deniz sesi ve sakin doga sesi

En sevdigim aktor: Cuneyt Arkin ( evet hala),  Haluk Bilginer, George Clooney

En sevdigim  aktris : Turkan Soray , Gulsen Bubikoglu, Senay Gurler

En sevdigim enstrüman : Piyano

En sevdigim içecek: Çay ve Turk kahvesi

En sevdigim super kahraman : Mustafa Kemal Ataturk

En sevdigim cumle: Allahin planina guven, her sey yolunda, Birine kendini sevdirmek için onun istedigi gibi bir insan olmaya çalisma,  Kıymetinin bilinmediği yerde durma.

En sevdigim izlemekten bikmadigim dizi: Avrupa Yakasi

En sevdigim hayvan : At

En sevdigim çiçek: Beyaz gul, Ataturk çiçegi,  Papatya, Katirtirnagi, 

En sevdigim tas: Ametist

En sevdigim  meyve : karpuz ve  kiraz

Oğlak burcuyum. Burcumu da çok seviyorum

Insanoglunda en sevdigim : Güler yüz severim, İyi kalp severim, sakinlik severim, sefkat ve vefa severim,  alçakgönüllü, mütevazı insanları çok severim,  dostlarla yapilan sofra muhabbetlerini çok severim. 

 

12 Şubat 2018 Pazartesi

Kadınlar ne ister ?



Çok bisey istemiyoruz caniiim, ne istiycez?
Biz yaninizda yokken de hayatinizdaki varligimizi unutmayin ve SADAKATli olun isteriz.
Ihtiyaç halinde farkli kadinlarin yardimina tabiki gideceksiniz bu çok normal, ama onlarin ILGI ihtiyacini karsilamaniza gerek yok. ILGInizi sadece bize gosterin isteriz.
Insan bencillige varmadan en çok kendisini sevmeli tamam anlastik. Ama sonra da bizi çok SEVIN isteriz. ( Çocuk varsa yerimiz çocuktan sonra gelebilir tabiki).
Bu dunyada hiçbirimizden bir tane daha yok SAYGI DUYUN isteriz.
ROMANTİZM isteriz. Çünkü birçok şeyde romantizm ararız biz. Zaten değilmi ki sırf bu yüzden deterjanın bile bahar esintilisini seçeriz.
Arada sirada iliskimizin siradanlasmasini onleyecek tatli HEYECANlar isteriz.

Tipki bir bebegi sever gibi ŞEFKAT isteriz.
Bize karsi herzaman acik olmanizi GÜVEN vermenizi isteriz.
Iliskimizin ustunden yillar geçse de TUTKU isteriz.
Karnimizda guvercinlere kanat çirptiran AŞK yasamak isteriz.
Ayni gokyuzunun altinda ÖZGÜRce nefes almak isteriz.
Ne kadar DÜRÜST bir insan oldugunuza emin olmak isteriz.
Halden anlayacak MERHAMET duygusuna sahip olmanizi isteriz.
Bakmak baska sey gormek baska sey. Bizi gorun FARK EDİN isteriz.
Bizi arkanizda birakmaya çalismayin, kendinizi bizden mukemmelmis gibi gostermeye çalismayin EŞİT davranin isteriz.
Gizli sakli, belirsiz davranmayip HUZUR verin isteriz.
Bizi en iyi anlayan DOSTumuz siz olun isteriz.
Hiç bir canli asagilanmayi hak etmez DEĞER GORMEK isteriz.
Tarafinizdan ÖNEMSENdigimizi hissetmek isteriz.
Tabiki kendimize yeteriz ama sevdicegimiz tarafindan da SAHİPLENİLMEK isteriz.
Sizinle ayni fikirde olmadigimiz zamanlarda da BİZİ ANLAMANIZI isteriz.
Birlikte SOHBET ETMEK, SAKALASMAK isteriz.
Bazen bir ÇİÇEK ya da ÇİKOLATA ile ŞIMARTILMAK isteriz.
Adamim demis bagrimiza basmisiz KIYMET BILIN isteriz.
Butun ÖZEL GÜNLERİMİZİN HATIRLANMASINI isteriz.
Bol bol GÜZEL SÖZLER DUYMAK isteriz.
ALIŞ VERİŞE GİTMEK isteriz.
Her canli gibi MUTLU OLMAK isteriz.
Her halimizi çekecek YASLANACAK OMUZ isteriz.
Film izlerken UZANACAK DİZ isteriz.
Butun bunlari BIZ SÖYLEMEDEN SİZ TAHMİN EDİN isteriz.
Ve bunlari yaparken lutfediyormus gibi degil, ICINIZDEN GELEREK YAPIN isteriz.
Kadiniz biz, sadece çocuk degil duygu da dogururuz. Siz bunlari bir verseniz, biz dogurur bin yapariz BILIN isteriz.
Umarim anlatabilmisimdir.
İçten sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik 

11 Şubat 2018 Pazar

KARNAVAL

Bu aksam Ispanya da Karnaval kutlaniyor. Karnaval yuzyillar once Hristiyan alemince kutlanmaya baslamis. Ve ana çizgileri sabit kalsa da gunumuze gelene kadar bazi degisikliklere ugramis. Bu konu aslinda oldukça kapsamli ama ben konunun detaylarina çok hakim olmadigim için kisa ve oz birkaç sey belirtecegim sadece.

Nisan ayinda Semana Santa yani Paskalya haftasi baslayacak. Bu donem Hristiyan alemi için son derece buyuk onem tasiyor. Hz. İsa’nın çölde kaldığı süre icinde 40 gün oruç tuttuğu söyleniyor. Iste 40 gun oncesinden oruç tutularak Paskalya haftasi karsilaniyor. Oruç kavrami bizden daha farkli, balik disindaki et urunleri yenilmiyor . Zaten Karnaval terimi de Latince carnelevarium´dan geliyormus. Yani anlasilir bir ifade ile et yememek diyebiliriz. Iste bu oruç donemine girmeden once de çesit çesit, renk renk kostumlerin giyildigi, bolca yenilip içilen çok sahane Karnavallar oluyor. Her nekadar karnaval deyince akla Brezilya´da kutlanan Rio de Janeiro karnavali gelsede bence Ispanya da bu konuda gayet basarili.
Sehrin merkezinde Km. lerce mesafede bir guzergah ve baslangiç – bitis saati belirlendi. Buyuk, kuçuk, genç, yasli birçok kisi orada toplanip danslarla, sarkilarla, coskuyla yuruyerek karnavali kutlamaya basladi. Suan da ben size bu yaziyi yazarken sehir meydani kostumleri ile eglenen insanlarla dolu. Oglum erken uyudugu için ben 4 yildir karnaval gecelerine katilamiyorum. Ama ayni kisiler yarin çocuklari ile birlikte yine merkezde olacaklar. Biz de eglenceye yarin dahil olacagiz. Ben karnavallarin, festivallerin insanlari birbirlerine yakinlastirdigini, bu ortamlarda din, dil, irk gozetmeden herkesin eglenerek sevgi alisverisinde bulunduguna inaniyorum. Bu nedenle de çok seviyorum ve onemsiyorum.

Bu karnaval kapsaminda okullarda da etkinlikler yapiliyor. Mesela Deniz Leo okulun verdigi uygulamaya gore, okula bir gun tekes ayakkabi ile gitti, birgun çilgin saç modeli ile, bir gun biyikli, bir gun kiyafetini ters giydi. Cuma gunu de kostumuyle gitti. Kostumu ustunde bir suru tasit çikartmasi olan trafik lambasiydi.
Herkese  karnaval tadinda guzel gunler, geceler dilerim.
Sevgilerimle
Gungor Ekinci Saglik


8 Şubat 2018 Perşembe

SNOB´LARDAN HOSLANMIYORUM

İnsanın düşünme, algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri zeka olarak algılanır. Zeka katsayısına da IQ denir. 
Kişinin duygusal zekasına, karşısındaki insanın duygularını anlayabilme, etrafındaki insanların duygularını hesaba katarak hareket edebilmesine de EQ denir.
Parasını hava atma aracı olarak kullanan, gösteriş meraklısı ve kendisini bir halt sanan kişilere de snob ya da daha bildik bir ifade ile züppe denir.

Yok yok, şimdi buradan kelimelerin sözlük anlamını sıralayacak değilim. Sadece IQ’ larının yüksek olduğunu idda eden, EQ’ları sıfır olan, snob insan grubunu tanıyacağız hep birlikte. Tanıdık geldi mi sizede ? Mutlaka çevrenizde vardır bunlardan :-)

Snoblar yani züppeler sırf hava atmak için marka giyerler. Herkesin giydiğini giymez ucuz yerlere gitmezler. Onlardanmış gibi görünmek için mevki sahibi, nüfuslu kişilerle oturup kalkarlar. Hatta onlarla bir kere tanışsalar, arkalarından bizim kanka diye bahsederler. 
Sadece onlar akıllıdır, siz geri zekalısınızdır onların gözünde. Her şeyi onlar bilir, siz birşeyden anlamazsınız, hiç boşuna konuşmayın. 
Sen kaçıncı sınıf insansın!! bakalım, ondan haber ver önce. Marka giyermisin söyle bakalım.  
Neee zengin değilmisin ?  aaa çok ayıp, ozaman onlarla aynı masaya bile oturamazsın, değersizin tekisin çünkü böyle düşünürler.  Çevrene duyarliligin, hayata karsi durusun, insanligin hiç onemli degildir onlar için. 
Ayrica birçogu da sonradan gormedir ve hazimsizligi her halinden bellidir.
Heee ama bunlara şakşakcılık yapacaksan ve arada bir aşağalanmayı göze alıyorsan dolaşabilirsin etraflarında. 
O da zor be güzelim. Bu beyinsizleri öv öv nereye kadar ???
Doğru düzgün fikirleri bile yoktur bunların. Bir yerlerde okuduklarıyla göz doldurmaya çalışırlar. Zaten sohbetleride çok sığ olur ve hiç çekilmez. Çok şey bildiklerini sanırlar, ama pahalı markalar dışında bir halt bildikleri yoktur aslında.
Kıro ama para onda derler de küçümseyerek, ben de paralıların züppelerindenim demezler. 
Ne kadar şaşa o kadar mutluluk sanırlar. 
Bunlar IQ’larınında yüksek olduğunu zannederek böbürlenirler ama aslen normal bir zekaya bile sahip oldukları tartışılan, EQ’ları sıfır kişilerdir. 
Ekip başarısından haberleri bile yoktur. Ortada hep birlikte sağlanan bir başarı mı var, snoblar buna benim başarım der, bizim başarımız demezler. 
Bütün küçük dağları onlar yaratmıştır, ki inandırabileceklerine inansalar büyük dağlarıda kendilerinin yarattıklarını idda ederler. 
Size bakarlar ama görmezler, onun için yaninizdan geçerken selam vermezler.

IQ’su ve EQ’su normal olan, çok değerli “İNSAN” arkadaşlarım, tabiki sizler bu yazıda kimleri kasettiğimi anlamışsınızdır. İnsanlıkdan nasibini almış, mütevazi, alçak gönüllü, güler yüzlü, aklı salim herkes gibi tabiki ben de zenginliğin kötü bir şey olmadığını biliyorum. Hatta yokluğun kapıdan girdiği evden aşk bacadan kaçar derler. Mutlu bir yaşam adına tabiki ihtiyaçlarımızı karşılamak için para şart.

Ama burada bahsetmek istediğim çok ince bir ayrıntı. 
Benim kızdığım sadece duygusal zekaları sıfır olup halk arasında snob yada züppe olarak tabir edilen bu insancıklar grubunun davranış biçimi.  Sizi bilmem ama kendilerini bir halt zanneden bu insancık grubundan hiç hoşlanmıyorum ben.

Hep sevdiğimiz konularda mı yazacağız, bugünde bu zatları yazmak istedim. 
Belki içlerinden biri google’dan bir şey ararken bu sayfayı görürde kendisiyle yüzleşir diye. :-)

Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik


6 Şubat 2018 Salı

14 SUBAT


Ve  işte aşklarını rafa kaldırmışlara yeni bir fırsat olarak,
Aşklarını her daim taze tutanlara daha özel bir gün olarak,
Çiçeği burnunda yeni aşıklara tatlı, farklı, bir heyecan olarak,
Şubat ayının bu soğuk günlerinden birinde, içimizi ısıtmak için geliyooorrrrr geliyooorrrr 14 Şubat geliyor.

Çevremde el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce aski sorgularim hep ben, ama 14 Subat´ta daha çok sorgularim.
Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklar mi acaba diye dusunurum.
Birbirlerinin hayatlarindaki boslugu mu dolduruyorlar, yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir bosluk mu açilacak ?
Boyle guzel ya da yakisikli olmasalar da birbirlerine baktikca titrer mi içleri?
Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela, bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?
Birgun herseyini kaybettigini soylese biri,  ne olur acaba digerinin tepkisi?

Bu nedenle bugun ASK´ la ASKi konusmaya karar verdim.

Ey ASK,
Alti ustu uç harfsin zaten, kirilganligin oyle belli ki.  Agizdan çikarken bile nasil da naif çikiyorsun. Çok dikkat etmek, iyice koruyup kollamak gerek seni bence. Hatta ne isterdim biliyor musun?  Seni yukseklere koymak.  
Her gelen alamasin, dokunamasin, yipratamasin isterdim. Korkuyorum çunku insanoglu seni de ziyan edecek.
Bazi sinavlar olsa mesela. Gonul  sinavi, kiymet bilme sinavi, davranis sinavi ve bir de mulakat. Agizdan çikan sozler çok onemli çunku.  Ne demis eskiler; Kulak asik olurmus gozden evvel.  Insan guzel sozler duymak istiyor be kardesim.
Simdi bakiyorum herkes asik.  Sende bozuluyorsun degil mi her heyacana senin  ismini verdikleri için.
Bakkala giderken asik olup eve donerken ayriliyorlar artik. 
Ne oldu ? Ask bitti. 
Haydaaaa,  e sormazlar mi insana;  Emin misin? Yasadigin ask miydi ki gerçekten?
Bu heyecani butun duyularinla hissettin mi?
Emek verdin mi?
Karninda guvercinler kanat çipti mi?
Onu hayatinda kendinden one koydun mu?
Kiymetin bilindi mi? diye.
Ask dokunmak kadar, askindan dokunmaya kiyamamaktir da bence.  Dunya da hiç birimizden bir tane daha yok.  Sevdicegin bunun farkinda mi, kiymetini biliyor mu  peki? 
Ey ask bu ay yine senin ayin. Sevgililer gunu kapida.
Heryerde senin kalbin, heryerde senin rengin kirmizi var. Biçok çift birbirlni kutlayip hediyelesecek.

Laf aramizda benim hayatimda  esimin disinda  3.5 yasinda genç bir erkek daha var. Ve ikisine de deli gibi asigim. Zaten biliyorsun ben senin adina bile asigim be ASK.  Iyi ki varsin. Ne guzel bir hissin.

Bu guzel gunde,
Gozu sadece kendi esini/ sevgilisini goren, vefali, kiymet bilen, askina inanan, gunluk, aylik degil omurluk seven, paranin sundugu imkanlara, hayatin sundugu çesitlilige  yenik dusmeyen,  tum çiftlerin sevgililer gununu kutluyorum, hepinize ASK olsun diyorum. 
ASKla…

Gungor Ekinci Saglik

29 Ocak 2018 Pazartesi

SAN VALERO BAYRAMI


Bugun burada San Valero bayrami kutlandi. Bu nedenle bugun resmi tatildi.

San Valero´nun Zaragoza´nin koruyucu azizi olduguna inaniliyor. Ve her yil Ocak ayinin 29´unda
sabah Roscón pastasi dagitiliyor. Bizim için baklava ne ise Zaragoza icin de roscón
oyle. Tum kutlama gunlerinde mutlaka her evde oluyor.

Fakat bugun için daha ozel bir durum var. Çunku San Valero bayraminda sabah saat 10 itibari ile kutlama amaçli olarak halka bir dilim roscón ve bir bardak sicak çikolata dagitiliyor.
Edindigim bilgiye gore 20.000 kisilik pasta ve sicak çikolata hazirlanmis. Pastanin hazirlanmasinda 500 kilo un, 300 kilo şeker, 120 kilo tereyağı ve 50 düzine yumurta kullanilmis. Dagitim saat 10 itibari ile basladi. Ama insanlar saatler oncesinden gelip siraya girmislerdi. Ben 9:45 de oradaydim. Ve gittigimde km.lerce sira vardi. Hersey çok duzenli, sakin ve eglenceliydi. Km.lerce olan bu kuyrukta herkes gayet medeni bir sekilde siranin kendisine gelmesini bekledi. Bagrisma çagrisma, iteleme kesinlikle yoktu. Ikramliklari servis eden kisiler de beyaz onluklu elleri eldivenli ve çok guler yuzlu kisilerdi. Herkesi “merhaba hosgeldiniz” diyerek karsilayip “ afiyet olsun, gule gule “ diyerek gonderdiler. Ayrica kutlama kapsaminda ucretsiz konserler ve gosteriler vardi. Bugune ozel tum muzelerde ucretsizdi.
Tatil cenneti Zaragoza da bir bayrami daha keyifle bitirmis olduk.   
Herkese sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik