
Canım annem çocukluğumuzda mürebbiye gibiydi başımızda. Ağzını şapırdatma, lokmaları ağzına küçük koy, öyle oturma bacaklarını bitiştir ve hafif yana ey, odadan dışarı çıkarken misafire arkanı dönmeden biraz yan durarak kapıdan çık, büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atma, kollarını sallamadan yürü, sen arkadaşında kalma, o kalmaya bize gelsin, hava kararmadan evde ol... daha neler de neler...
Birçok şey ayıp, günah ve yasaktı. O günlerde bu kadar otorite beni çok sıksa da çevremdekilerin beğenisini takdirini kazanmak için elimden geleni yapardım. Ortaokula giderken ayna karşısında yemek yerdim, kaşığı ağzıma şöylemi götürsem daha iyi, böylemi, saçımı nasıl toplasam, hatta nasıl gülsem ... vallahi abartmıyorum.
Daha o yıllarda, ideal bir genç kız nasıl olur diye düşünüp kendimi ona göre yetiştirmeye çabalardım. En büyük hevesim güzel konuşabilmek, en büyük keyfim güzel konuşanları dinlemekti.
Ben ilkokula giderken TRT’ de Şengül Kılıç ve Aytaç Ülgen isminde haber spikerleri vardı. İki spikerimiz de haberleri sundukdan sonra, ellerindeki dosya kağıtlarını masaya vurarak toparlar, kapanış cümlesi olarak da "haberleri sunduk, hoşçakalın" derlerdi.
Birçok şey ayıp, günah ve yasaktı. O günlerde bu kadar otorite beni çok sıksa da çevremdekilerin beğenisini takdirini kazanmak için elimden geleni yapardım. Ortaokula giderken ayna karşısında yemek yerdim, kaşığı ağzıma şöylemi götürsem daha iyi, böylemi, saçımı nasıl toplasam, hatta nasıl gülsem ... vallahi abartmıyorum.
Daha o yıllarda, ideal bir genç kız nasıl olur diye düşünüp kendimi ona göre yetiştirmeye çabalardım. En büyük hevesim güzel konuşabilmek, en büyük keyfim güzel konuşanları dinlemekti.
Ben ilkokula giderken TRT’ de Şengül Kılıç ve Aytaç Ülgen isminde haber spikerleri vardı. İki spikerimiz de haberleri sundukdan sonra, ellerindeki dosya kağıtlarını masaya vurarak toparlar, kapanış cümlesi olarak da "haberleri sunduk, hoşçakalın" derlerdi.
Ben 7 - 8 yaşındaki çocuk aklımla spikerlerin isimlerinin hoşçakalın olduğunu zannederdim. Haberleri sundular isimlerini söylüyorlar diye düşünürdüm yani. Arkadaşlarımla evcilik oynarken bile benim ismim hep Hoşçakalın olurdu.
İlkokul 2.sınıfa giderken spikerler gibi dosya toplama keyfini yaşamak için bütün defterlerimin sayfalarını yırtmıştım. Hatta bir keresinde derste yırttım. Defterimin sayfalarını tek tek yırttığım zaman öğretmenimin yüzünde beliren ifadeyi hiç unutmam.
Bazen şartlar istediğimiz gibi gelişmeyebiliyor. Ne kadar mücadele etsenizde müdahale edemiyorsunuz hayata. Benim de öyle oldu. Spikerlik ve sunuculukla hiç ilgisi olmasa da ,çok sevdiğim başka bir mesleğin mensubu oldum. 15 yıl boyunca aynı bankada bankacılık görevini sürdürdüm gururla. Derken 1,5 ay önce bankayla yollarımız ayrıldı.
Ne yapsam nerden başlasam diye düşünmeye başladım. Bildiğim tek şey, çoook severek yapacağım bir işi seçmeliydim.
E, en çok sevdiğim iş belli; Sunuculuk, Spikerlik
Peki ama yapabilir miyim acaba?
Denemeden bilemem ki dedim ve denemeye karar verdim.
Bazen şartlar istediğimiz gibi gelişmeyebiliyor. Ne kadar mücadele etsenizde müdahale edemiyorsunuz hayata. Benim de öyle oldu. Spikerlik ve sunuculukla hiç ilgisi olmasa da ,çok sevdiğim başka bir mesleğin mensubu oldum. 15 yıl boyunca aynı bankada bankacılık görevini sürdürdüm gururla. Derken 1,5 ay önce bankayla yollarımız ayrıldı.
Ne yapsam nerden başlasam diye düşünmeye başladım. Bildiğim tek şey, çoook severek yapacağım bir işi seçmeliydim.
E, en çok sevdiğim iş belli; Sunuculuk, Spikerlik
Peki ama yapabilir miyim acaba?
Denemeden bilemem ki dedim ve denemeye karar verdim.
Bu seferde yabancısı olduğum bu sektörde işe nerden başlanır diye düşünmeye başladım.
Daimi okuyucularım bilirler, herşeyi Allahdan ister, isterken de kuantum cümleleri ile olumlama yaparım. Allahın bana bir ışık göndereceğine yürekden inanarak, bol bol dua ve olumlama yapmaya devam ettim tabiki.
Derken bir sabah, kanallardan birinde sayın Gülgün FEYMAN’ı gördüm. Her zaman hayran olduğum akıcı Türkçesi, güler yüzü, zarif hareketleri ile adeta parlıyordu ekranda.
İşte Güngör dedim, ışık göründü. Hemen kalk, Gülgün hanım nerde ise sende oradan başla. Açtım gözünü sevdiğim Google’ı. Bir kaç sayfa araması ve bir kaç telefon görüşmesinden sonra Gülgün hocanın İletişim Akademisinde görev yaptığını öğrendim.

Gülgün Feyman ismi aslında yeterliydi benim için, ama yine de eğitim kadrosuna da bir göz atmak istedim.
Aman Allahım o da ne, burası kurs değil okul sanki.
Sayın Nur HEKİMOĞLU,
Derken bir sabah, kanallardan birinde sayın Gülgün FEYMAN’ı gördüm. Her zaman hayran olduğum akıcı Türkçesi, güler yüzü, zarif hareketleri ile adeta parlıyordu ekranda.
İşte Güngör dedim, ışık göründü. Hemen kalk, Gülgün hanım nerde ise sende oradan başla. Açtım gözünü sevdiğim Google’ı. Bir kaç sayfa araması ve bir kaç telefon görüşmesinden sonra Gülgün hocanın İletişim Akademisinde görev yaptığını öğrendim.
Gülgün Feyman ismi aslında yeterliydi benim için, ama yine de eğitim kadrosuna da bir göz atmak istedim.
Aman Allahım o da ne, burası kurs değil okul sanki.
Sayın Nur HEKİMOĞLU,
sayın Caner KARAER,
sayın Ender USLU,
sayın Erkan OYAL,
sayın Güneş HAYAT ,
sayın İrfan ŞAHİN,
sayın Zülfikar ÖZKAN hepsi burda.
( Allahım beni yine doğru kişilerle karşılaştırdığın için sana şükürler olsun. )
Sonra tahmin edeceğiniz gibi soluğu kursda aldım.
Sonra tahmin edeceğiniz gibi soluğu kursda aldım.

İlk dersimize Caner hoca geldi. Karizmatik, yakışıklı, profesyonel, konuya ve işine hakim. Hem spikerlik dersi verdi bize, hem de kalitesi ile seviyesizleşmeden de samimi olunabileceğini öğretti sağolsun.

Üçüncü derse kimin geldiğini söyleyince eminim sizde benim kadar şaşıracaksınız; Şengül KILIÇ.
Düşünebiliyor musunuz çocukluğumda adını Hoşçakalın zannettiğim için evcilik oynarken bile adımı Hoşçakalın koyacak kadar kendisine hayran olduğum bir spiker, ekolu sesiyle, hiç birşey kaybetmediği alımıyla, güler yüzüyle şimdi karşımda, hem de hocam olarak. Bundan büyük mutluluk olur mu hiç? ( Şengül hoca eğitim kadrosuna sonradan dahil olduğu için eğitmenlerin içinde ismi yoktu. Şimdi gelde çekim yasasına inanma ve her zaman benden yana olduğu için Allaha şükretme.)
Kursda bir ayı geri de bıraktık. Dersler o kadar keyifli geçiyor ki bir ay nasıl geçti anlamadım bile. Hergün ayna karşısında sesli sesli kitap ve gazete okuyorum, öyle zevkli ki.
Aslında ille de sunucu yada spiker olmayı istemeniz bile gerekmiyor. Zaten sınıfımızda mesleki açıdan daha iyi olacağını düşündükleri için kursumuza gelen arkadaşlarımız bile var.
Hepsini geçin, en büyük değerlerimizden olan dilimizi, daha güzel kullanabilmek için bile diksiyon kurslarına gidilmesi gerekli bence.
Gelişmeleri ve hayallerimi ileriki günlerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Şimdilik herkese sevgilerimi gönderiyorum.
Kendinize iyi bakın,
Çevrenizdekilere iyi davranın,
Emeğe saygılı olun.
İçtenlikle Güngör.