Canimin Içi yine yapti surprizini ve 3. evlilik
yildonumumuzu Fransa´nin baskenti Paris de geçirdik.
Daha
oncekilerde de oldugu gibi yine geç bir vakitte ve nereye gidecegimizi bilmeden hazirladim
valizimizi. Havaalanina gidene kadar tek bildigim soguk bir yere gittigimizdi.
Ama havalimaninda gidis kapisinda Paris yazisini gorunce oyle sasirdim,
sevindim ve heyecanlandim ki ne yapacagimi ne diyecegimi bilemedim inanin.
Deniz´imiz bile oyle mutlu oldu ki, ne yolculuk boyunca ne
de tatil suresince hiç uzmedi bizi.
Çocuklu olunca gecesini goremedik tabiki. Ama insanlari biraz soguk olsada, sehrin gordugumuz kismi beni kendisine hayran
birakmaya yetti gerçekden. Bir kere
neredeyse her yere metro var, ve bu nedenle ulasim her yere çok kolay. Sokak
aralari bile ana caddeler gibi renkli, hareketli. Kendisine has bir çekiciligi bir havasi var
bence bu sehrin.
Yalniz çok pahali. Bir kuçuk sise su bile 5 euro diyim, siz geri kalan seylerin ne
kadar olabilecegini kendiz dusunun artik.
Bir de hirsizlara karsi dikkatli olunmasi lazim.
2-3 kisilik gruplar halinde gezen kizlar var. Sozde imza
topluyorlar. Ama biri konusarak dikkatinizi
dagitirken digerí çok rahat cuzdaninizi
goturmeye kalkabilir. Gidecek olanlara “ aman dikkat “ diyorum.
Neyse lafi fazla uzatmak istemiyorum. Simdi ben susucam, Paris konusacak.
Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz. Keyifli seyirler.
Paris
deyince akla ilk gelen sembol olan ve şehrin
hemen hemen her yerinden görülebilen Eyfel Kulesi, 324 m uzunluğunda
ve 10.100 ton ağırlığındadır.
1887 –
1889 yılları arasında Gustave Eiffel tarafından
yapilan kule 3 kattir. Ve her
katına çıkmak mümkündür. Asansör ya da
merdivenle çıkılabilen Eyfel Kulesi eşiz Paris manzarasına sahiptir. Kuzey,
batı ve doğu ayaklarından asansör ile, güney ayağından sadece ikinci kata kadar
merdivenle çıkılabilir.
Ben en tepesine kadar çikip bu essiz manzayi
izleyebilenlerdenim. Yukaridaki fotografda o karelerden birine ait. Çikarken uçakdaymisim gibi kulaklarim tikandi.
En ust katinda kadehlerde sampanya satiyorlar. 1 kadehin
fiyati 17 Euro du.
Ziyaret ücretleri görülmek istenen kata göre
değişiyor. 3. Kata asansorle çikis
fiyati 15 Euro. Ama gerçekden oraya kadar gidip de en ust kata
çikmadan olmaz. Butun Paris muhtesem guzelligi ile ayaginizin altinda oluyor
sanki.

Iste yerden 280m yukseklikde ben.
Zafer Takı
Zafer Taki da yine Paris’in simgelerinden
biridir. 1806 yılında Napoleon’un emri
ile yapılmıştır. Yapılış amacı Fransız İmparatoru olarak zaferlerini
taçlandırmaktır. 1836 yılında Napoleon’un ölümünden sonra tamamlanmıştır. 50
metre yüksekliğinde ve 45 metre genişliğindedir.
1920 yılında adı bilinmeyen bir askerin mezarı takın
altına yerleştirilmiştir. Askerin I. Dünya Savaşı’nda şehit olduğu
düşünülmektedir. Tak üstünde Almanlara
karşı mücadele ederken görülen askerlerin olduğu tasvirler dikkati çekicidir.
Sen Nehri
Paris’i
boydan boya Kuzey ve Güney olarak ikiye bölen, Fransa’nın en büyük 2. nehridir.
776 km uzunluğundaki Sen Nehri Burgonya’dan doğar ve Manş Denizi’ne dökülür.
Üzerinde 37 adet köprü bulunur.
Ressamlar Tepesi Montmartre’de
yer alan bir tepedir. Sanatçıların, turistlerin resimlerini yapıp sattıkları bir
yer.
20. yüzyılın başında içerisinde Picasso ve Utrillo’nun
bile bulunduğu birçok parasız sanatçı burada çalışmış ve yaşamıştır. Isterseniz
burada sokak sanatçılarına kara kalem, karikatür, yağlı
boya vs. portrenizi yaptırabilirsiniz.
Çevresinde guzel kafelerin bulundugu renkli guzel bir yer olarak kaldi
aklimda.
Şanzelize Paris başta olmak üzere
dünyanın en ünlü caddelerinden biridir. Paris’e gelenler için mutlaka görülmesi
gereken bir yerdir. 1667 yılında yapılmış 18. yüzyılın sonlarına doğru
genişletilmiştir. Ayrıca Paris’in en prestijli alışveriş mekanı olarak
değerlendirilir.
2 kilometre 70 metre uzunluğundadir. Gece ve gündüz yürüyüş yapmak için harika bir
yerdir.

Cadde de sagda ve
solda yayalar için ayrilmis genis kisimlar var. Şanzelize Caddesi bütün önemli
kutlamaların yapıldığı bir yerdir. Yeni yıla burada girilir,
askeri geçişler burada yapılır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra özgürlük
gösterileri gibi tarihi ulusal olaylar, Dünya Kupası gibi sevinçli olaylar hep
bu caddede kutlanır.
Şanzelize ünlü moda markalarını bulabileceğiniz ayrıca
sinema, tiyatro, restoran ve kafelerde güzel vakit geçirebileceğiniz bir
sokaktır.
Canim bayragimi gorup de fotograflamam mi hiç.
Notre Dame Katedrali Roma Katolik Kiliselerinden olan Notre Dame
12. yüzyılda tasarlanmıştır fakat 14. yüzyıla kadar tamamlanmamıştır. Gotik
mimarinin başyapıtlarından olan Notre Dame Katedrali tarzının güzel bir örneğidir ve hala aktif olarak kullanılmaktadır.
Pencerelerinden ve içindeki ince işlemecilikden çok
etkilendigimi soylemek isterim.

Montmartre Tepesi Paris manzarasını en güzel
izleyebileceğiniz yerlerden biridir. Paris’in en ünlü tepesidir. Sacre
Coeur bazilikasi da bu tepededir.

Sacre Coeur
Sacre Coeur Montmartre Tepesi’nde bulunan bazilikadır. Roma Katolik kilisesi ve küçük
bazilikası olan Sacre Coeur, Hz. İsa’nın kutsal kalbine adanmıştır. Şehrin en
yüksek noktası olan Montmartre’de bulunan bu yapının hem politik hem de dini
önemi vardır. Hem Hz. İsa’ya ithaf edilmiştir hem de İkinci İmparatorluk için de
önem taşır.
Sacre Couer Bazilikası Paul Abadie tarafından inşa
edilmiştir. 1875 yılında başlayan inşa 1914 yılında bitirilmiştir.
Louvre Müzesi
Fransa’nın en büyük müzesidir. Müzede Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar
eserler görülebilir. Bu müzede sanatın gelişimine bakarak antik çağdan günümüze
sanatın değişim ve gelişimini takip edebilirsiniz. Louvre Müzesi sekiz bölümden
oluşur.
Bu bölümler şunlardır: Doğu Medeniyetleri Eserleri,
İslami Sanat, Mısır Eserleri, Yunan, Etrüsk ve Roma Eserleri, modern dönem için
resim, heykel, sanat araçları, 1848’e kadar olan yazı ve resimler. Bunlarla
birlikte Louvre Müzesi’nin tarihini yansıtan bir kısım da vardır. 17. ve 18.
yüzyıllara ait İtalyan ve İspanyol resimleri için de 21 yeni oda açılmıştır.
Napolyon döneminde koleksiyon daha da
zenginleştirilmiştir ve müzenin adı “Musee Napoleon” olarak değiştirilmiştir.
Fakat Napolyon’un Waterloo’daki yenilgisinin ardından “Louvre” ismine dönülmüş,
koleksiyondaki parçaların bazıları sahiplerine geri verilmiştir. Sonrasındaki
yükseliş Louis XVIII ve Charles X ve İkinci Fransız İmparatorluğu dönemlerinde
olmuştur. Biz vakit darligindan dolayi içine giemedik, insallah bir dahaki
sefere.
Bu bölümler şunlardır: Doğu Medeniyetleri Eserleri,
İslami Sanat, Mısır Eserleri, Yunan, Etrüsk ve Roma Eserleri, modern dönem için
resim, heykel, sanat araçları, 1848’e kadar olan yazı ve resimler. Bunlarla
birlikte Louvre Müzesi’nin tarihini yansıtan bir kısım da vardır. 17. ve 18.
yüzyıllara ait İtalyan ve İspanyol resimleri için de 21 yeni oda açılmıştır.
Napolyon döneminde koleksiyon daha da
zenginleştirilmiştir ve müzenin adı “Musee Napoleon” olarak değiştirilmiştir.
Fakat Napolyon’un Waterloo’daki yenilgisinin ardından “Louvre” ismine dönülmüş,
koleksiyondaki parçaların bazıları sahiplerine geri verilmiştir. Sonrasındaki
yükseliş Louis XVIII ve Charles X ve İkinci Fransız İmparatorluğu dönemlerinde
olmuştur. Biz vakit darligindan dolayi içine giremedik, insallah bir dahaki
sefere.
Père Lachaise mezarlığı
Ünlüler Mezarlığı olarak da bilinen mezarlik 1.
Napoleon tarafından 1804 yilinda kurulmuştur.
Ama o zamanlar şehrin çok dışarısında
olduğu için pek tercih edilmemis. Unlü Fransız şair La Fontaine ve ünlü oyun yazarı
Moliere’in mezarları buraya taşındikdan sonra insanlar cenazelerini bu mezarlığa defnetmeye
başlamışlar.
Père Lachaise Mezarlığı, şu anda senede bir buçuk milyon
insanın ziyaret ettiği bir yer olmus.
43 hektarlık bir alanı kaplamaktadır ve aynı zamanda dünyanın en ünlü
mezarlıklarından biridir. Bunun nedeni
ise mezarlık içinde çok fazla sayida ünlü kişilerin olmasıdir. Edebiyatçı, sanatçı ve bilim adamı olan bu
kişilerin mezarlarını bulabilmek için girişte harita almanız iyi olur. Mezarlik okadar buyukki aradığınız mezarları bulmak zaman alabiliyor, bizim
için oyle oldu. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya da bu mezarliga defnedilmiş
durumdadir.
Aşıklar Köprüsü- Pont Des Arts
Paris’e her gidenin uğradığı yerlerden biride Pont Des
Arts daha çok asiklar koprusu olarak biliniyor. Asiklar dileklerinin kabul olması için kopruye kilitlerini
takip asklarinin olumsuz olmasi için anahtarını nehre atıyorlar .
Bizim kaldigimiz yere çok yakin olan, Gare du Nord
Paris’in altı büyük tren
garından biridir. “North Station” adı “Kuzey İstasyonu” anlamına gelir. Bu tren
garından Paris’in kuzeyine tren seferleri olduğu gibi Londra ve Amsterdam gibi
uluslararası tren seferleri de yapılmaktadır.
İstasyonun ön yüzünde çok fazla heykel bulunmaktadır.
Bir gun de Hint
restaurantinda yemek yedik. Açikcasi
yemeklerin bana hitap ettigini pek soyleyemiycem. Sanki mutfakdaki butun baharatlari
rastgele karistiriyorlar. Denedigimiz hersey bana inanilmaz agir geldi. Sadece
tatlarina bakabildim.
Asagidaki fotograflarda yine Paris sokaklarinda caddelerinde gezerken kamerama yansiyan karelerden bazilari.
Umarim gormek isteyen herkese gidip gormek kismet olur.
Ben gerçekden çok begendim. Umarim hissettiklerimi sizlerede yansitabilmisimdir.
Ben gerçekden çok begendim. Umarim hissettiklerimi sizlerede yansitabilmisimdir.
Sevgilerimle,