10 Kasım 2011 Perşembe

Ruhun şad olsun Atam.



Sevgili Atam,

İnsan hiç tanımadığı, hiç görmediği birini bu kadar çok sever mi, bu kadar çok özler mi çocuk ? deme hiç.

Çünkü ben seni hergün daha da çok büyüyen bir acı ve sevgiyle özlüyorum.
Aradan geçen onca yıl, içimdeki acıyı ve özlemi daha da çok artırıyor üstelik.

Canım Atam,
Yıllar önce bir yerlerde okumuştum, şöyle diyordu başlık " Türkiye her şeyini Atatürk'e, Atatürk'ü de Allaha borçludur”.
Çok doğru bir söz.

Bugün kendi topraklarımızda, kendi bayrağımızın altında yaşayabiliyorsak, herkes kabul etmelidir ki bunu sana borçluyuz. Cumhuriyetimizi böyle sağlam bir temel üzerine kurduğun için sağol Atam. Sayende hala dimdik ayakda çok şükür.

Saltanatı ve Halifeliği kaldırdığın için de sağol Atam.
Biz kadınlara, erkeklerle eşit haklar verilmesini sağladığın için de sağol.
Bize çağa uygun giyinebilme imkanını sağladığın için de sağol.
Soyadımız sayesinde bizi kimlik ve kişilik sahibi yaptığın için de sağol.
Medeni kanunumuzu çıkardığın için de sağol Atam.
Türk harflerimizi ülkemize kazandırdığın için de sağol.
Yurdumuza laik bir düşünce yapısı getirdiğin için de sağol.
Ülkemize getirdiğin bütün yenilikler için, ülkemizi yokdan var ettiğin için,
Yetişkinlere seçme seçilme hakkı, çocuklara ve gençlere bayramlar hediye ettiğin için, hiçbirimizi unutmadığın için çok sağol Atam.

Yokluğunun 73. yılında seni seven binlerce aydın, yurdumuzun dört bir yanında seni anıyor olacağız.
Kimi dualarla anacak bugün seni ve silah arkadaşlarını,
kimi çelenklerle, çiçeklerle.
Kimi de, tıpkı birkaç yıl önce benim de yaptığım gibi, kabrinin başına kadar gelip ağlaya ağlaya içini dökecek baş ucundaki deftere.

Bazen düşünüyorum da, iyi ki Allah seni Türk olarak yaratmış. Senin gibi bir kahraman, başka birilerinin Ulu Önderi, Ata’sı olsaydı ben çok kıskanırdım heralde.

Ruhun şad olsun Atam.
Saygı, sevgi ve özlemle…

Sayende 23 Nisan’ları sevgiyle, 19 Mayıs’ları coşkuyla yaşamış,
Ülkesini ve milletini çok seven,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından
Güngör Ekinci Sağlık

5 Kasım 2011 Cumartesi

KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN



Ramazan bayramından sonra çok şükür Kurban bayramını da karşıladık.
Birçok evde olduğu gibi bugün bizde de baklavalar yapıldı, sarmalar hazırlandı. Ayrıca bugün kurbanımız da geldi.

Bahçemizin durumu, aile büyüklerimin bilgisi ve becerisi, islami şartlara uygun ve kurban kesme adabına elverişli olduğundan, kurbanımızı bahçemizde keseriz hep.
Kurban eti hisselere bölünmeden önce bir tencere eti kuşbaşı doğrayıp pişirmeye başlarız. Etler pişedursun, kuzenimle ben bahçede büyük bir sofra hazırlarız. Sonra bahçeye gelsin ev yapımı baklavalar, gitsin sarmalar. Yorucu oluyor ama yine de severim bu koşturma saatlerini. Hele arkasından içilen çaylar yok mu, alıyor bütün yorgunluğumu. Gerçi o kadar kalabalık oluyoruz ki tepsideki son çay bardağını dağıttığımda, ilk çay verdiğim kişinin bardağı boşalmış oluyor. Sonra hadiiii aynı sırayı bir daha dön :-)

Bütün servis bittikden sonra da kendimi ağırlıyorum. Alıyorum bir fincan tomurcuk kokulu çok açık çayımı, yorgunlukdan zonklayan ayaklarımı uzatıp yudumlamaya başlıyorum bende keyifle.

Arka arkaya yaşadığımız büyük acılardan dolayı memleket olarak çok kederli günler geçiriyoruz. Şehitlerimizi ve depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı duydukca hepimiz yaralandık. Tüm şehit ailelerine ve depremzedelere Allahdan sabır ve dayanma gücü diliyorum.

Ayrıca bu bayram trafiğe yüzlerce kurban verilmemesini, bütün yolcuların hayırlısı ile evlerine geri dönmesini diliyorum.

Bu bayram, acemi kasapların kurbanla beraber kendilerini de kesmemelerini, kurban edilecek hayvanların eziyet edilmeden kurban edilmesini diliyorum.

Son olarak tüm islam aleminin mübarek kurban bayramını eeeen içten dileklerimle kutlar, dargınlıkların son bulduğu, sevgi, barış ve hoşgörünün tüm dünyaya hakim olduğu daha nice hayırlı bayramlar diler, büyüklerimin ellerinden , küçüklerimin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öperim...

Sevgilerime,
Güngör Ekinci Sağlık

GÜNÜN SÖZÜ



Hiçbir zaman orta şeker bir kahveyi tatmayı bilemedi dilim,
ya çok tatlısı geldi,
ya da gereğinden fazla yandı içim!.

3 Kasım 2011 Perşembe

MEVLANA'DAN İNCİLER



Kalpmidir insana sev diyen,
yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?

Sahi sevmek nedir?
Bir muma ateş olmak mıdır?
Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin.
Gördüğünü herkes sever ama, sen göremediklerini seveceksin.
Sözde değil özde aşk istiyorsan şayet, ten'e değil, cana değeceksin.

Ey aşk,yüceliğinden göklere bile sığmıyorsun.
Böyle olduğu halde nasıl oldu da gizlice şu gönlüme sığdın sen?

Ne Aradıysam Bil ki Sende Bulmuşum.
Senden Öncesi Yoktu, Seninle VAR Olmuşum.
Sende Bütün Özlemler.
Sende Bütün Gelecek.
Beni Bende Arama, Ben Artık SEN Olmuşum.

Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için o dur.
Küçük bir aşkı öldürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir.

Uzaklık deyip de dert ettiğin nedir ki sevgili,
Biz Yaradanı da görmeden sevmedik mi ?
HZ.MEVLANA

2 Kasım 2011 Çarşamba

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?



Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

31 Ekim 2011 Pazartesi

Selam herkese



İki haftalık bir aradan sonra merhaba herkese.

Çoook mutlu bir olaydan dolayı günlerdir ne kendi bloğumla ilgilenebildim,
ne de blog ziyaretlerinize gelebildim. Hatta blogger arkadaşlarımdan çok sevgili Asuman hanım da beni merak edip bloğuma yorum bırakmış sağolsun.

Çok şükür herkes iyi, her şey yolunda hayatımda.
Mutlu olay nedir diye soracak olursanız da hemen konuya giriyorum.

Son 15 gün içinde çooooook mutlu günler geçirdim, çünkü Canımın teeeee içi, bana verebileceği en güzel hediyesi ile birlikde buradaydı.
Hem ben, hem de heyecanımdan dolayı karnımda kanat çırpan kelebekler, akşam saatlerinde okadar yorgun düştük ki, nete giremedim bir türlü.

“Evlilik için ilk adım SÖZ “ demiştim Temmuz ayında sizlere. Ve Canımın içi ile emek vererek emekletmeye başlatmıştık ilişkimizi.

Her şey birden öyle hızlı gelişmeye başladı ki nişanı iptal ettik. Tay tay durmaya bile gerek kalmadı yani.

Ayrı ayrı yürümeyi ikimizde biliyorduk. Ama asıl marifet birlikte yan yana yürümeyi de başarabilmekdi. Birbirimize, birlikde yan yana yürümeyi öğretmek için söz verdik ve elele tutuştuk. Kim düşecek gibi olursa, diğeri tutabilir çünkü yanındakini. Sonra sözümüzün altına imza attık, hem de hükümet onaylı :-) Tay tay durmadan, sadece EMEKleyerek yürümeye başladık böylece.

Biz aslında önümüzdeki yılın Haziran ayında düğün yapacaktık. Fakat özlem okadar ağar bastı ki Aralık ayında evlenmeye karar verdik. Ama resmi nikahımızı şimdiden yaptık. Aylar önce aksesuarların en güzeli olan aşkı hediye eden sevgilim, nikahımız ile de soyismini hediye etti bana.

Şimdiye kadar büyük bir gururla, titizlikle ve severek taşıdığım soyismimin yanına, yeni bir gurur kaynağı daha eklenmiş oldu böylelikle. Ama fotoğrafımızı ancak önümüzdeki günlerde ekleyebileceğim malesef.

Canımın İçi’ni yolcu ettim. İkimizde düğün tarihimize kadar, yaşadığımız ülkelerden, ama yürekden yapıcaz yürüme çalışmalarını. Aralık ayında koşarak karşılayacağız inşallah birbirimizi.

Bir buçuk ay sonraki evlilik haberini Akdenizin diğer ucundan iletebilmek dileği ile herkese güzel bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci Sağlık

14 Ekim 2011 Cuma

DENİZE KAVUŞAN NEHİR



Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
Sevgi denizlerine akan büyük nehir.
Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir.

Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
Sen nefes alışı en bakir güzelliğin.
Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
Bir güneş doğarcasına geceleyin?

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri.
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri.

Sen varsan dallarda kuşlar memnun
Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
Öylesine gerçek ki var olduğun
Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga.

Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
Başım döner gözlerin gözlerime değse.
Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
Yokluğun da odur senin, ölmek neyse.

Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

13 Ekim 2011 Perşembe

Kızılderili Burçlarına Göre Ben YABANKAZIyım :-) Bakın Bakalım Siz Ne siniz?



22 Aralık – 19 Ocak
YABANKAZI

“Bilge, dingin, yardımsever bir lider!”
Uğurlu taşı: Kuvars
Rengi: Beyaz
• Evrenin tüm enerjisini kullanabilme yeteneği
• Sakin, dingin bir kişilik
• Olayları kavrama yeteneği
• Dikkatli, titiz ebeveyn
• Hata yapmamak için çok çalışma
• Arkadaşlık ve dostluk seçiminde çok dikkatli
• Büyük gelişimlere açık
• Morali bozukken içe kapanık
• Lider olma kabiliyeti
• Alışkanlık ve geleneklerine bağlı
• Ev hayatında düzenli ve özenli
• Arkadaşlarını ve çevresini geliştirmeye eğilimli
• Güçlü intikam duygusuna sahip
• Çok sayıda değişik işi ve görevi aynı anda yürütebilme yeteneği
• Kusursuzluk tutkusu
• İnsanlar ve doğa ile kolayca uyum sağlama
• Dayanıklılık
• Aydınlık ama ulaşılması zor bir kişilik
• Kusursuz bir bilge

20 Ocak – 18 Şubat
SUSAMURU

Uğurlu taşı: Gümüş
Rengi: Gümüş
“Sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever!”
• Arkadaşları tarafından sevilen, sayılan bir kişilik
• Duygularını saklamaya meyilli,
• Karşı koyulması zor,
• İştahlı, yemek yemeyi seven
• İyi bir baba, iyi bir eş,
• Akıllı, Cesur
• Esnek ve yardımsever
• Sosyal yardımlaşma konularına eğilimli,
• Güvenilir bir dost,
• Dalgın ve hayalci,
• Uzak ülkelere gitmeye eğilimli,
• İyi bir dert ortağı,
• Hassas noktası; Sinir sistemi
• Affedici,
• Güçlü bir içgüdü ve altıncı his,
• Tehlikeli durumlarda yanlış kararlar almaya eğilimli,
• Kendilerini başkalarının yerine koyabilme kabiliyeti,
• Aşırı korkusuzluk sonucu tehlikeli işler yapabilme,
• Sürekli yeni planlar yapma,
• İlk adımları atarken kararsız,
• Özgürlüğüne düşkün,
• Herkesle dost!


19 Şubat – 20 Mart
PUMA

Uğurlu Taşı: Firuze
Rengi: Mavi – Yeşil
“Kıvrak ve güzel bir duygu yumağı!”
• Kendi alanlarına ve özeline düşkün,
• Duygusal ama duygularını göstermeyen,
• Zor güvenen ve ihtiyatlı,
• Ruhsal bir avcı,
• Evine düşkün,
• Yalnızlık duygusu güçlü,
• Sezgileri yüksek,
• Kıvrak zekalı,
• Doğru olanı yaptıkları konusunda güvenceye ihtiyaç duyan,
• Sevecen, neşeli bir ebeveyn,
• Hareketli,
• Duyarlı,
• Uysal,
• Akıl almaz bir düşgücü,
• Hassas nokta: Mide – Bağırsak,
• Köşeye sıkıştıklarında kavgacı ve atik,
• Güvendiklerine tüm yüreği ile sevgi gösterme,
• Anlaşılması zor, gizemli,
• Güçlü sezgiler,
• Duyguları baskı altında tutma eğilimi,
• Atik bir ruhsal koşucu,
• Başkalarının göremediğini gören,
• Romantik.


21 Mart – 19 Nisan
ALADOĞAN

Uğurlu Taşı: Opalin
Rengi: Sarı
“ Görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü!”

• Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji,
• Daldan dala atlayan,
• Hızlı gelişme, değişme kapasitesi,
• Düşünce ve duygularında çok açık,
• Açıksözlü ama bazen patavatsız,
• Yalana ve yalancılığa tahammülü olmayan,
• Korkusuz,
• İleri görüşlü,
• Kızgın olduklarında saldırgan ve çok tehlikeli,
• Bağımsız,
• Kolayca dikkati dağılan,
• Enerjilerini yönlendirmeye başaranlar için iyi bir yönetici,
• Sağlam bünyeli,
• Hassas Nokta; Baş bölgesi, sık baş ağrısı,
• Herkesle anlaşan,
• Doyumsuz bir güç ve enerji isteği,
• Yeryüzü işlerine aşırı eğilim,
• Dost ve adil bir ebeveyn,
• Çoşkulu,
• Heyecanlı,
• Arkadaş yanlısı, geniş bir çevre,
• İletişim gücü yüksek,
• Pırıltılı,
• Etkileyici,
• Hayır demesi zor!


20 Nisan – 20 Mayıs
KUNDUZ

Uğurlu taşı: Krisokol
Rengi: Mavi
“Herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri!”
• Dengeli, ağırbaşlı,
• Değişimi sevmeyen,
• Planlı,
• Eşyalarına düşkün,
• Bir işi yaptığı zaman hem güzel hem yararlı olmasına çalışan,
• Fiziksel olarak çok güçlü,
• Sürekli barışı arayan ve barış ortamlarını tercih eden,
• Toprağa, köke bağlı önem veren,
• El becerileri yüksek,
• Her türlü fiziksel ortama uyum sağlayan,
• Kendi rahatı ve huzuru için çevreyi düzenleyen,
• Tek boyutlu düşünceye kolayca kayabilen,
• Sessiz, sakin,
• Güven duymadıkları zaman geride kalıp dinleyen,
• Sinirlenince yıkıcı,
• Suyla ilgilenmekten hoşlanan,
• İşleri sürtüşmesiz, uyumlu hale getirmeyi başaran,
• Maddi alanda güvenceyi seven,
• Evliliği ciddiye alan ve eşine sadık olan,
• Tutarlı ve dengeli ilişkileri tercih eden,
• İç huzura önem veren,
• Kararlı ve dirençli ama bir o kadar da tehlikeli!


21 Mayıs – 20 Haziran
GEYİK

Uğurlu taşı: Akik
Rengi: Beyaz – Yeşil
“Çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı!”
• Hareketi seven,
• Aynı anda birkaç işi yapabilen,
• Durmadan bir düşünceden ötekisine geçen,
• Çok uyanık ve zeki,
• Koruma içgüdüsü fazlası ile gelişmiş,
• Güzel olan her şeyi seven,
• İlişkilerinde fiziksel görünüme önem veren,
• Sanatçı kişilikli,
• Yeni buluşlara meraklı,
• Yeni tatlar, yeni yerler görmeyi seven, maceracı,
• Gülmeyi seven bir kahkaha makinesi,
• Monogamist ilişkilere yatkın olmayan,
• Sevgi dolu bir ana-baba,
• En küçük işte bile güzellik yaratabilen,
• Hassas nokta: Damar tıkanıklıkları,
• Kalıcı ilişkileri olması gereken,
• Sevinmeyi ve sevinç duygusunu çok önemseyen,
• Yaratıcı,
• Konuşkan,
• Dünyanın tüm güzelliklerini görebilen,
• Duyarlı,
• Keyif almayı bilen,
• Maceracı!


21 Haziran – 22 Temmuz
AĞAÇKAKAN

Uğurlu Taşı: Kırmızı Akik
Rengi: Pembe
“Aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi!”
• Gizemli yetenekleri olan,
• Dengeli ortam ve dengeli durumları tercih eden,
• Olayların iç yüzünü kolayca kavrayan,
• Korunaklı yuvalar isteyen,
• Muhakkak sevdikleri bir eşe ihtiyaç duyan,
• Düzenli, iyi ilişkiler kuran,
• Çok hırslı,
• Anaç, evcimen,
• Sevmeyi ve sevilmeyi çok önemseyen,
• Yardımsever,
• Dinsel ve mistik eğilimleri olan,
• Uzak çevreye kadar herkesle ilişki içerisinde olan,
• Uyumlu,
• Güven duygusuna önem veren,
• Çabuk korkan,
• Milliyetçilik duyguları güçlü olan,
• Maddi güvence olmayınca mutsuz olan,
• Hassas Nokta; İç hastalıkları,
• Yaşamda her zaman ruhsal bir amaç arayan,
• Huzursuz olunca hastalanma eğilimine sahip,
• Sağlam ve güvenilir bir dost!


23 Temmuz – 22 Ağustos
MERSİNBALIĞI

Uğurlu Taşı: Gröna Demir
Rengi: Kırmızı
“Gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına!”
• Soylu, görkemli düşünmeyi seven,
• Dost ama alaycı,
• Gerçek duygularını saklayan,
• Hassas nokta; Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, hazımsızlık,
• Çok cesur,
• Başkalarının kendilerine verdiği acıyı unutmayan,
• Başkalarına duygusal çözümler sağlamayı seven,
• Liderlik duyguları çok güçlü,
• Egemenlik kurmayı seven,
• Bazen kibirli,
• Çok zeki, uyanık ve hareketli,
• Çocuklarına karşı korumacı,
• Tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik,
• Çok sağlam bir korunma zırhı,
• Okumaya meraklı,
• Haksever, iyi niyetli bir yönetici,
• Hırçın davranışların altında yumuşak ve kırılgan bir yürek,
• Acılarını, dertlerini asla göstermeyen,
• Psikolojik ve fiziksel sıkıntıları kolayca çözümleyebilme yeteneği,
• Başka insanların üzerinde güçlü etkiler yaratan,
• Beklenmedik, hesapsız öfke patlamaları olan,
• İyi yürekli, duyarlı kişiler!


23 Ağustos – 22 Eylül
BOZAYI

Uğurlu Taşı: Ametist
Rengi: Erguvan
“Çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör!”
• Mantıklı,
• Adalet duygusu güçlü olan,
• Yalana karşı hassas ve hemen hisseden,
• Öfkesini soğukkanlı ve hesaplı bir şekilde gösteren,
• Konuşmayı seven,
• Aynı zamanda uzun süre suskun kalabilen,
• Korkutucu bir düşman,
• Somut aleme ve lükse meraklı,
• Akıllarına koydukları zor, kolay her şeyi yapabilen,
• Sorumluluk duygusu çok güçlü,
• Sinirli ama sevecen bir ana-baba,
• Temiz, titiz,
• Disiplinli ve düzenli,
• Uyumlu ama çekingen,
• Aldatılmaya tahammülü olmayan,
• Sorunları kolayca çözebilen,
• Zayıf olan herşeyi küçümseyen,
• Ruhsal gelişim konusunda desteğe ihtiyaç duyan,
• Yemeğe düşkün ama rejimi de seven,
• Hekimlik, yönetim ve savunma konularına meyilli,
• Hassas Nokta; Mide, bağırsak ve kalp,
• Tasarıları ve düşüncelerinin bozulmasına asla izin vermeyen,
• Dürüst ve etkin bir kişiklik!


23 Eylül – 23 Ekim
KARGA

Uğurlu Taşı: Jasper
Rengi: Kahverengi
“ Nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi!”
• Yardımsever,
• Doğa ile ilişkide olmayı seven,
• Ani, beklenmedik manevralar yapabilen,
• İç dengeleri bozulmazsa uzun süre çalışabilen,
• Ruhsal alanda çok rahat olan,
• Hayattan zevk almayı bilen,
• Her şeyin iyi ve kötü yanını kolayca görebilen,
• Çelişkili,
• Her türlü düşünce ve akımı izleyip öğrenmek isteyen,
• Sevdiklerine karşı aşırı korumacı hatta yıkıcı,
• Kendilerini bulmak için zamana ihtiyaç duyan,
• Hayvanlara düşkün,
• Evine özenen, zevkli, dekorasyona meraklı,
• Güzel şeyleri seven,
• Estetiğe düşkün,
• Kendilerini bulmakta bazen zorluk çeken,
• Çok sevimli,
• Kucaklanmayı ve öpücüğü seven,
• Güven vermeyi ve güven kazanmayı seven ve kolayca öğrenen,
• Hayatı dolaysız ve yoğun yaşayan,
• Güzel ve yakışıklı insanlardır!


24 Ekim – 21 Kasım
YILAN

Uğurlu taşı: Bakır – Malahit
Rengi: Turuncu
“Ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar!”
• Ruhsal seslere karşı duyarlı
• Uğraştıkları işte başarılı,
• Kendi söylediklerini benimseten,
• İlişki kurdukları şeyleri dönüştürme yeteneği,
• Tükenmez bir enerji,
• İyileştirici güçlere sahip,
• Hassas Nokta: Karın ağrısı,
• Çevrelerine yardımcı olma yeteneği,
• Bazen dar kafalı,
• Karar verme aşamasında yardım almayı sevmeyen,
• Aydın bir kişiliğe sahip,
• Çatal dilli,
• Soğukkanlı,
• Çok gizemli,
• Ketum,
• Kusursuz ,
• Etrafa kolayca uyum sağlayan,
• Çocuklarına yetki vermeyi seven,
• Kendi özlerini değiştirebilme gücü,
• Saklı işler çevirmeyi seven,
• Çok çekici,
• Dokunma ve titreşimlere olağanüstü duyarlı,
• Farklı bir kişilik!


22 Kasım – 21 Aralık
WAPİTİ

Uğurlu Taşı: Obsidiyen
Rengi: Siyah
“Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi!”
• Parlak, saydam yapılı bir kişilik,
• Sık sık ikilem yaşayan,
• Yaşamları boyunca bıçak sırtında yürüyen,
• Dış etkilerden gerçek özleri çıkarmayı çok iyi beceren,
• Yumuşak ama güçlü bir yapıya sahip,
• Çevrelerine karşı antiseptik bir etkiye sahip olan,
• Çok güçlü bir adalet duygusuna sahip,
• Güçlü içgüdüleri olan,
• Ruhsal düğümleri kolayca çözebilen,
• Yükseklere tırmanmayı başarabilen,
• Sağlam içgüdüleri olan,
• Yakın ilişki kurmaktan çekinen,
• Sıcak kalpli, sevgi dolu olabilen,
• Fikirlerinden asla caymayan, kendi bildiğini okuyan,
• Bazen aşırı cesur,
• Erkenden olgunlaşan,
• Çabuk öğrenen,
• Öfke nöbetleri geçirebilen,
• Kazandıkları bilgileri herkesle paylaşan,
• Gururlu,
• Saygı ve sevgi uyandıran, neşeli Wapiti’ler!

11 Ekim 2011 Salı

YÜREĞİM



Yüreğim ıslaktır benim
Kuytularda ağlamaktan.
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun diye kaç kez
Güneşe asılmaktan.
Sunay Akın

10 Ekim 2011 Pazartesi

GÜNGÖR İÇİN SONE*



Bazı isimlere yazılmış olan şarkıları ve şiirleri okudukca, dinledikce
keşke benim adıma da yazılmış bir şarkı yada şiir olsa derdim.

Varmış meğerse.
Ümit Yaşar Oğuzcan’ı zaten severdim, bu şiirle sevgim ikiye katlandı.
Şiiri çok beğendiğim için buradan sizlerle de paylaşmak istedim.
Umarım siz de beğenirsiniz.
Sevgilerimi gönderiyor hepinize harika bir hafta diliyorum.

GÜNGÖR İÇİN SONE*
Hangi yalnızlıktır iten seni bu sığ sulara,
Hangi şekilsiz gerçek bağlayan ellerini,
Kattığın bir acı gülüştür düştüğün korkulara,
Kim baksa gözlerine görür beklediğini.

Saçında bir tel vardır o çağırır hüznü,
Ellerindir yorulmuş, anlaşılmamış, nemli, soğuk.
Bir rengi vardır dudaklarının saklayan gülüşünü,
Ne zaman baksam gözlerine ağlar bir çocuk.

Ne kadar gülsen ortada kırıklığın öyle gerçek,
Sen bir sarılarda, bir yeşillerde, bir morlarda
Sanki bir kederdir ömrün hiç bitmeyecek.

Kimbilir kimdir seni bekleyen şimdi o yollarda ?
Bilmediğin görmediğin kim çıkacak o romanlardan,
Bir asil şövalye mi ? ki kalmış eski zamanlardan.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Sone* : Genellikle iki dörtlü ve iki üçlü şeklinde toplam on dört dizeden oluşan klasik batı edebiyatı şiir türüne verilen ad.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Burası Otağtepe TEMA Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi



Geçenlerde Düşler Denizi bloğunun sahibi sevgili Nilay’cığımın bloğunda harika fotoğraflar gördüm. Yazdıklarını okuyunca fotoğrafları nerede çektiğini anladım. Ve dün de kuzenim Kübra ile soluğu orada yani Kavacık Otağtepe TEMA Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezinde aldık.

Bu mekanın adını daha önce duymuştum ama İstanbul’un incisi boğazın bu kadar güzel fotoğraflanabileceğini düşünmemiştim açıkcası. 2. köprüyü kullananlar mutlaka fark etmiştir, Anadolu yakasına geçerken sağda tepede devasa bir Türk bayrağımız var. İşte burası o bayrağın bulunduğu yer aynı zamanda. Köprü o kadar yakınınızdaki elinizi uzatsanız tutacakmışsınız gibi geliyor. Giriş kişi başı 1,5 TL. İçerde otopark da var ama otopark ücretini bilemiyorum. İşin tek kötü yanı burada yeme içme yapabileceğiniz bir yer yok maalesef. Orada yeriz diye düşünerek çıkmayın yani evden.
Neyse şimdi ben susayım fotoğraflar konuşsun.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

Tüm fotoğrafları olduğu gibi bu fotoğraflarıda üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz.














5 Ekim 2011 Çarşamba

Bu hayvanları hiç sevmiyorum..!



Hapşırdıkları ya da öksürdükleri zaman ellerini ağızlarına tutmayan öküzleri,

Kendilerine kırmızı ışık yanıyor olduğu halde durmadan geçen develeri,

Kalabalıkdan faydalanıp sıraya girmeden otobüse binmeye çalışan çakalları,

Alış veriş yaparken tezgahtar arkadaş bana yardımcı olmaya çalışıyorken, ikide bir
bi bakarmısınız bi bakarmısınız diyerek kızın canını sıkan inekleri,

Hızla geçerken üzerimize yoldaki çamurlu suyu sıçratan, arabalarının beygir gücünden daha da büyük beygirleri,

Meteoroloji uzmanlarının televizyonda günlerce uyarmalarına rağmen araçlarına zincir takmadan yola çıkıp trafiği alt üst eden ayıları,

Gırtlaklarını temzileye temizleye utanmadan sokaklara tüküren lamaları,

Çöplerini çöp günü olmadığı halde tedbirsizce sokağa bıraktıkları için,
sokak hayvanları tarafından çöpleri ortalığa dağıtılmış olan böcekleri,

Dost gibi görünüp hayatınıza süzülmeye çalışan, yüzünüze karşı başka, arkanızdan başka konuşan yılanları,

Özel hayatınıza saygı göstermeyen akrepleri,

Aynı fırından çıkmış ve yan yana dizilmiş olan simitlerden birini almak için, önce hepsini tek tek elleyen sinekleri,

Yanınızda görmek istemediğiniz halde zorla hayatınızda kalmaya çalışan keneleri,

Hiç ama hiç sevmiyorum.
Güngör Ekinci

4 Ekim 2011 Salı

Ye Dua Et Sev / Elizabeth Gilbert



Ye Dua Et Sev, üçüde yapmayı çok sevdiğim eylemler gerçekden :-)
Bu kitabı da hakkında edindiğim duyumlardan sonra, çok merak ederek ve severek aldım. Ama itiraf etmek gerekirse başlarda çok sıkıldım. Hatta okuyamadığım için birkaç gün ara verdim.

Belki o günlerde benim ruh halim de kitabı okumaya uygun olmamış olabilir.
Çünkü, kitabı günler sonra elime aldığımda, nasıl başladım, nasıl bitirdim anlamadım gerçekden. Kitap da bir kadının İtalya, Hindistan ve Endonezya da geçirdiği süreler içindeki içsel yolculuğu anlatılmış. New York da yaşayan Elizabeth'in doğu felsefesinin ruhsal tedavisi ile yaralarını sarmak için yaptığı yolculuk desek daha doğru olur aslında.

Meditasyon yapmayı zaten çok severdim, daha da bir sever oldum şimdi.
Ve bir kez daha anladım ki, her şeyin başı sevgi ve affetmek (bazen zor olsa da )…

Okumaya karar verirseniz, pişman olmazsınız.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci