2 Haziran 2010 Çarşamba

SAFRANBOLU'DAN MERHABA



Haftasonu Safranbolu ve Amasra’yı kapsayan iki günlük tura katıldım. Fakat her iki yer de kah gitmeden önce nette yaptığım araştırmalar nedeni ile, kah yıllardır sahip olduğum kulakdan dolma bilgiler nedeni ile, sanırım beklentimi çok yüksek tutmuş ki benim için biraz hayal kırıklığı oldu açıkcası.

Yanlış ifade edip kimseyi yanıltmak istemem, kötüydü demiyorum kesinlikle. Güzeldi ama çok da beklentimi karşılamadı demek istiyorum sadece.

Cumartesi sabahı giriş yaptığımız Çeşmeli Konak’da kahvaltılarımızı yapar yapmaz yola koyulduk.







Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan Safranbolu bu özelliği sayesinde 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir . Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bulunan bir bitki olan safrandan alır.

Safranbolu'da yayla, gölet, mağara ve kanyonlar bulunduğu gibi ayrıca Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

UNESCO'nun 17 Aralık 1994'de Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini barındırır. Bu nedenle, müze kent durumundadır.

Bir çok evin kapısında biri küçük biri büyük olmak üzere iki adet tokmak bulunmaktadır. Bunun sebebi eğer gelen kişi bayansa kapıya küçük tokmağı vururmuş ve bu sayade gelenin bayan olduğu anlaşıldığı için kapıyı evin hanımı açarmış. Büyük tokmak vurulursa da gelen erkek olduğu için kapıyı evin beyi açarmış.

Cinci Hanı: Safranbolu eşrafından Cinci Hoca olarak bilinen Karabaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. O dönemde İpekyolu güzergahında bulunmaktadır. Tamamen insan gücüne dayalı yapılan Han, Osmanlı mimarisinin en gelişmiş örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hanın demir kaplama orjinal kapısı halen korunmaktadır. Restore edilen han şu an otel olarak işletilmektedir. Biz açık büfe akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde burada yedik. Gezdiğim yerler için de en çok burayı, Kaymakam evini ve Havuzlu Asmazlar Konağını beğendim.

Demirciler Çarşısı: İzzet Mehmet Paşa Camisi altından geçen Akçasu deresinin iki yakasına kurulan çarşı sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği yaşayan tek Lonca çarşısıdır. Bakırcı ve kalaycı esnaf da bu çarşı içersinde çalışmaktadır.

Safranboluya yolunuz düşerse Yörük Köyüne de mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Safranbolu’ya 11 km uzaklıktaki bu “Müze Köy”e Safranbolu-Araç karayolu üzerinden gidilmektedir. Kültür Bakanlığı tarafından 1997 yılında gerçek bir Türk-Türkmen Köyü oluşu ve tarihi yapılarının görkemi nedeniyle koruma altına alınmıştır. Safranbolu’nun küçük bir maketi gibi olan ve 93 eserin tescilli olduğu köyün camileri, çamaşırhanesi ve gezilen konakları Safranbolu turizmine önemli bir hareket ve çeşitlilik getirmektedir

Hıdırlık Tepesi’nden tüm Safranbolu’yu görüp fotoğraflama imkanına sahip olabilirsiniz.

Safranboluda gezilecek en güzel konaklardan birisi bence Kaymakamlar Konağı. Burayı mutlaka gezin ve gözleme yiyin derim. Yemeniciler çarşısı, bakırcılar çarşısı, demirciler çarşısı, Pazaryeri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, Cinci Hanı, Cinci Hamamı, Kazdağlıoğlu Camii birbirine çok yakın olup görülmesi gereken yerlerden bence. Eski Hükümet Konağını, Saat Kulesini bir tepeden ancak panoramik olarak görüp fotoğraflayabildik.

Safranbolu da lokumcular, ellerinde tepsilerle çeşit çeşit ve çok lezzetli lokumları tatmanızı bekliyorlar. Benim tercihim hep çifte kavrulmuşdan yanadır gerçi ama, yöreye özgü safranlı lokumunda harika olduğunu belirtmek isterim. Hediyeliklerinizi alırken lokum almayıda ihmal etmeyin.

Hafta başından beri rahatsızım biraz. Birkaç güne kadar Amasra fotoğraflarını da yayınlayacağım. Şimdilik içtenlikle sevgilerimi gönderiyorum.
Güngör.


İşte makineme yansıyan Safranbolu ve evleri





























Havuzlu Asmazlar Konağından kareler









Kervan Sarayından ve yemeğimizden bir kaç kare









Kaymakamlar Konağından kareler




25 Mayıs 2010 Salı

Can Yücel-Kadın Dediğin



Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin.

Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak.

Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak.

Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.

Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla.

Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.

Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, her seferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.

Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.

Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti.

Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.

Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani.

Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....

Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.

Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.

Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da.

Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek.

Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak.

Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa.

Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de.

Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...

Öyle bir kadın işte... Vardır vardııııııııır!..

Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!

24 Mayıs 2010 Pazartesi

SANA İHTİYACIM VAR



Yazar Judith McNaught imkansız gibi görünen bir aşkı masalsı bir dille anlatmış kitabında.

Bir Cuma Gecesi, Katie'nin hayatına çok çekici bir yabancı girer ve pazar günü bütün hayatı değişir.
İki gece de bitirecek kadar sürükleyici ve akıcı bir roman.

“Çok güzel bir genç kadın olan Katie Connelly acı dolu geçmişini iyi bir kariyerin, güzel bir evin, özgürlüğün ardına gizliyor, erkeklerden olabildiğince uzak durmaya çalışıyordu. Hayatındaki en önemli eksikliğinse farkında değildi; ta ki gururlu, yakışıklı Ramon Galverra'yla tanışana kadar.” (Tanıtım Bülteninden)

FIKRA / Estetik

Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler.
Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye gonullu olur.

Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir..

Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir.
Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur.
Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir.

Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ;
- "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?"
...deyince kocasi cevap verir :

- "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten"..

17 Mayıs 2010 Pazartesi

EVDEKİ HUZUR MUTLULUK BUDUR



Pakize Suda öyle güzel yazmış ki, paylaşmadan geçemedim aşağıdaki makaleyi.
Mutlu, huzurlu hayat böyle bişey olmalı.

Kasaba esnafından biri olmalıydı kocam.
Akşam, güneş batmadan
Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi.
Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı.
Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.
Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.
Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.
Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.
Ama ara sıra ''Dersinizi bitirdiniz mi?'' diye sormalıydım.
Daha çok üstleri başlarıyla...
Yedikleri içtikleriyle. ..
Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.
Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.
Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı.
Ellerime sağlık, kekler,poğaçalar yapmalıydım.
İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.
Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.
Patlıcan, biber kızartmalı,reçel kaynatmalıydım.
Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.
Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim,
O, ''Sus hanım bi dakka'' demeliydi.
Böyle dese de beni çok sevmeliydi.
O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.
Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi.
Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.
Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden
geçirmeliydik.
Herkes birbirinin kocasına, karısına ''Falanca Bey'', ''Filanca Hanım''
diye hitap etmeliydi.
Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse
Yüzümüz kızarmalı,hemen toparlanmalıydık.
Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı,
Neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.
Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.
Harama uçkur çözmemeliydik.
Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından....
Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...
Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...
Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...
Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.

Tamam, abarttım biraz.
Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.
Ama, acaba diyorum...
Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi?
Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.
Normalliği özlüyorum.
Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.
Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu...
Ve de çok mutsuz...
Depresyona giren girene.
Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.
Pakize Suda

DOKUZ CANLI DA OLSAN BİR GÜN HERŞEY SIFIRDAN BAŞLAYACAK

Image Hosted by ImageShack.us

BESİNLERİ TANIYALIM

AY ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI
* Kolesterolü düşürür.
* Damar sertliğini giderir.
* kir işçilerinin ve zayıf kalmış çocukların günde 50 gram yemesi tavsiye edilir.
* Cinsel arzuyu artırır.
* Kalp ve sinir hastalıklarını önler.
* İdrar söktürür.
* Solunum sistemi rahatsızlıklarında iyileştirici etkilere sahiptir.

KABAK ÇEKİRDEĞİ FAYDALARI
* Böbrekleri güçlendirir.
* Böbrek, mesane iltihaplarını önler.
* İdrar yollarında oluşan hastalıkları giderir.
* Bağırsak kurtlarını düşürür.
* Birçok prostat ilacının bileşiminde kabak çekirdeği bulunmaktadır.

TUZLU FISTIK FAYDALARI
* Cinsel arzuyu artırır.
* Zihinsel ve bedensel yorgunluğu alır.
* Böbrek ve safrakesesi ağrılarını hafifletir.
* Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.
* Yalnız olarak yenmeli, portakal, elma, armut gibi meyve veya sebzelerle tüketilmemelidir.

ANTEP FISTIĞI FAYDALARI
* Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı,vücudun günlük yağ ihtiyacını
karşılayabilmektedir.
* 100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35``ini karşılayabilmektedir.
* Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
* Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanılabilir.
* İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
* Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir.
* Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.

KAJU FISTIK FAYDALARI
* Çinko içerdiğinden gribe karşı koruyucu etkisi vardır, bağışıklık sistemini güçlendirir, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler.
* İçerdiği minerallerden magnezyum (276 mg/100 gr) kemik ve sinir dokusunu besler, kasların çalışmasını düzenler, kalp atışlarını düzenler.
* Kansızlığın önemli rahatsızlıklara yol açtığı hamile ve çocuklarda D vitamini içeriği ile eksikliği giderir, kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
* Özellikle gebelikte takviyesi gereken demir (6,43 mg/100 gr) mineralini içerir.
* İçerdiği selenyum ile vücudu çeşitli hastalıklardan korur,şeker hastalığının gelişimini engeller,kansere karşı direnci arttırır.
* İçerisinde bulunan potasyum tansiyon düşürücü özelliğe sahiptir. Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.

FINDIK İÇİ FAYDALARI
* Cildi güzelleştirir.
* Varis tedavisinde faydalıdır.
* Enerji verici ve besleyicidir. Cinsel gücü artırır.
* Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır.
* Böbrekteki kum ve taşları döker, böbrek rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.
* Vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
* Gelişme çağındaki çocukların gelişmelerini daha iyi sağlamak için fındık verilmelidir.
* Yüksek tansiyondan prostata, kalp şikâyetinden menopoz dönemi sorunlarına kadar birçok rahatsızlıkta fındık vücudu güçlendirici ve sağlığımızı koruyucu bir görev üstlenir.
* Yapılan pek çok araştırma, fındığın kolesterolü düşürdüğünü ve kalp krizi riskini azalttığını, içerdiği yüksek kalsiyum sayesinde kemikleri ve dişleri güçlendirdiğini, cinsiyet hormonlarını geliştirdiğini ve günlük yaşamda enerji verdiğini ortaya koyuyor.
* Her gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde 100`ünü karşılıyor.
* Son zamanlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, fındıkta bol miktarda bulunan beta-sitosterol maddesi, kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi pek çok hastalığı önlemede önemli bir rol oynayabiliyor. Bu husus, tümör büyümesini engelleme ve apoptosis uyarımı içinde geçerli.

PATLATMALIK MISIR FAYDALARI
* Mısır lifli bir besindir. Bu yüzden kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar ve kabızlığı önler, alınan posa miktarı artıkça koroner kalp hastalığı riski de azalır.
* İçerdiği yüksek karbonhidrat miktarı sayesinde enerjinize enerji katar.
* Mısırda protein, kalsiyum, demir , fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.

BADEM FAYDALARI
* Sinirleri güçlendirir.
* Göğüs hastalıklarını önler.
* Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
* Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
* Böbrek ve idrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
* Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
* Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini azaltır.
* Her gün 42 gr badem veya fındık tüketimi kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
* Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.
* Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir.
* Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir.
* Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

LEBLEBİ FAYDALARI
* Anne sütünü artırır.
* Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
* Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
* Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.

BEYAZ LEBLEBİ FAYDALARI
* Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır.
* Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır.
* Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır.
* Anne sütünü artırır.

CEVİZ FAYDALARI
* Kanda kolesterolün yükselmesini önler.
* Beynin çalışmasını güçlendirir.
* Çocukların okul performansları ve hatırlama yetileri arttırmak için gereklidir.
* İçerdiği fosfor ve kalsiyum zihni yorgunluğu giderir, kemik ve dişleri güçlendirir.
* Bağışıklık sistemini güçlendirir.
* İyi bir antioksidan kaynağı olması sebebiyle kanserle savaşta önemli rolü vardır.
* Ceviz yenmesi, kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur: Cevizin içerdiği doymamış yağlardaki linoleik asit, kolesterol düzeyini düşürür. Ayrıca içerdiği alfalinoleik asit ile omega 3 yağ asitleri, damar tıkanmalarını önler. Yapılan araştırmalar, düzenli ceviz yiyen kişilerde koroner damar hastalıklarına yakalanma riskinin önemli oranda azaldığını göstermektedir.
* Kansızlığı önler.
* Şeker hastalıklarında kap hastalığı riskini düşürür.
* Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara karşı koruyucudur.
* Mide gazını ve sindirim bozukluklarını giderir.
* Kırmızı kan hücrelerinin biçimlenmesine,akciğerlerden dokulara oksijen taşınmasına yardımcı olan ve kansızlığı önleyen
* Potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum, sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gereklidir.
* Safra kesesi taşı oluşumunu engellediği saptanmıştır.

KURU İNCİR FAYDALARI
* Kansere karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.
* Hamilelerde ve çocuklarda kemik gelişimini sağlar.
* Yaşlılarda kemik erimesini önler.
* İçerdiği protein ile hücreleri tamir eder ve yeniler.
* Zengin demir minerali ile kanı güçlendirir.
* Kemik hastalıklarında ve gelişim bozukluklarında olumlu etkileri gözlemlenmiştir.
* Pektik maddelerin kaynağı olmasından dolayı, bağırsaklarda toksik maddelerin atılması, kandaki kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalıklarında kan şekerinin hızla yükselmesini önler.

KURU HURMA FAYDALARI
* Hurma, zihni ve bedeni gelişmeyi sağlar.
* Kansere karşı koruyucudur, öksürüğü keser, boğaz ağrısını, bronşiti ve soğuk algınlığını giderir.
* Kemik hastalıklarında faydası ise yadsınamaz.
* Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum. potasyum. demir, B vitamini bulunmaktadır.

KURU KAYISI FAYDALARI
* Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır.
* Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar.
* Kemiklerin düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
* Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur.
* Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar.
* Böbreklerde taş oluşumu riskini azaltır.
* Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırmaktadır.
* Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
* Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.
* Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.
* Potasyum oranı yüksek olması nedeniyle kalp yetmezliği,böbrek hastalıkları,hepatit ve siroz tedavisinde olumlu etkiler gösterir.
* Saf karbonhidrat içerdiğinden hazır enerji kaynağıdır.
* Ciltteki pürüzleri gidererek daha düzgün ve canlı görünüm sağlar.
* Kayısı A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir. İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.
* Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir.

KURU ÜZÜM FAYDALARI
* Üzüm ürünlerindeki demir, kalsiyum ve potasyum minerallerinin, kemik gelişimi yanında kansızlığı, halsizliği, zayıflığı ve ishali tedavi edici özelliği bulunmaktadır.
* Kilo almak isteyen de rejim yapmak isteyen de üzüm yemelidir çünkü enerji verir.
* Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5'ini ve demirin ise 1/3'ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder.
* Karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite iyi gelir.
* Unutkanlığı azaltıcı etkileri olduğu gölemlenmiştir.
* Diş çürümelerini engeller.
* Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bu özelliği ile bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır.
* Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar.

TÜRK KAHVESİ FAYDALARI
* Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir.
* Uyuşukluğu giderip enerji verir ve uyanık kalmayı sağlar.
* Yapılan araştırmalar günde 6 fincan kahve içen 55 yaşındaki bir kişinin düşünme potansiyelinin içmeyenlere oranla 6 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
. Ayrıca kahve içenlerde içmeyenlere nazaran daha az diş çürüğünün olması, bir başka dikkat çekici araştırma sonucu.
* Kahve içtikten sonra organizmada ani değişiklikler oluyor. Tüm vücut ani bir enerji akımı ile doluyor. Bu enerji çocuklarda 3, yetişkinlerde ise 5-7 saat sonra azalmaya başlıyor. Tüm bu olumlu yönlerine rağmen kahveyi çok fazla tüketmemekte fayda var.
* Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek.
* Kanser riskini azaltıyor: Norveç'te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
* Kanser riskini azaltıyor: Norveç'te yapılan bir araştırma ,meyve ve sebzeden bile daha çok antioksidan içerdiğini ortaya koymuştur.
* Alzheimer'i önlüyor Portekiz'de 2002 yılında yapılan araştırmaya göre kafein beyni zinde tutuyor.

ANADOLU TAKIMINA ALKIIIŞŞ


Canımız kanımız Fenerbahçemiz dün akşam kendi sahasında şampiyonluğu elinden kaçırdı.

Anadolu takımlarının başarıları beni hep sevindirmiştir. Fenerbahçemiz Trabzonspor ile 1-1 berabere kalınca, Beşiktaş'ı 2-1 yenen Bursaspor, bir Anadolu takımı olarak sezonunun şampiyonu oldu.

Sonuç yüzümüzü güldürmüş olmasa da Fenerbahçenin iyi oynadığını düşünüyorum. Hatta şampiyonluğu kaçırmış olmamızı da kısmetsizlik olarak değerlendiriyorum. Ama buna rağmen ilk yarıdan sonra Bursa şampiyon demiştim. Sahiden de öyle oldu ve eski Beşiktaşlı Ertuğrul Sağlam sayesinde, Bursaspor 5 büyüklerden biri oldu.

Bizlere trilyonluk transferlerin şampiyonluk için yeterli olmadığını gösteren Bursaspor camiasını kutluyorum. Hayırlı uğurlu olsun.

Sevgilerimle, herkese iyi bir hafta diliyorum.
İyi olanlar kazansın.



Hakim sanığa sormuş;
Uluslararası kaçakçılık suçu ile suçlanıyorsun.Tüm deliler aleyhine.Söyleyecek bir şeyin var mı?
Sanık boynunu bükmüş ve aman hakim bey demiş.
Ben Beşiktaşlıyım, şehirlerarası bir faliyetim bile yokken Uluslararası ne gibi bir faliyetim olabilir ki.?! :-)

9 Mayıs 2010 Pazar

Nevşehir'e mektubum var


Doğum günleri, yıl dönümleri, anneler günü, babalar günü hayatımızdaki en önemli günlerden bazılarıdır şüphesiz. Ve bir çoğumuz bu günleri hediyerlerle de anlamlandırmayı sever.

İşte birkaç yıl önce Allah da bize hediye olarak Efe’mizi gönderdi ve öyle de güzel bir zamanda gönderdi ki hepimiz nasiplendik.

O gün de tıpkı bugün olduğu gibi 9 Mayıs anneler günüydü.


Canım Belma’cığım anneler günün de annelikle taçlandırıldı.
Canım Hasan’cığım en güzel doğum günü hediyesine sahip oldu.
Ben telefonda dakika dakika durumu takip ederek hala oldum.
Türkiyenin iki ucunda, benim yeşil gözlü devim canım Kerem amcam ve Muslu amca bir kez daha dede olmanın mutluluğunu yaşarken,
Nurten yenge ve Özel teyze de bir kez daha anneanne ve babaanne olmanın heyecanını tattılar Balıkesir’de ve Kars’da.

Bugün bu yazıyı hazırlarken aynı heyecanı ve mutluluğu yaşadım yine.

Sevgili Belma’cığım, ailemizin bir ferdi olmanın ve seninle yakalamış olduğumuz uyumun bana mutluluk verdiğini bilmeni isterim. Anneler günün kutlu olsun canım.

Canım Hasan’cığım ve canım Efe’ciğim, doğum günlerinizi ayrı ayrı yürekden kutluyorum.
Allah mutlu, huzurlu, sağlıklı nice seneler geçirmenizi / geçirmemizi nasip etsin.

Emreeemmm halan seni unutur mu hiç ?
Kocaman kocaman gözlerini, kocaman kocaman öpüyorum canım benim.

Sevgilerimle,
Kuzeniniz, arkadaşınız, halanız Güngör.

6 Mayıs 2010 Perşembe

TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ İÇTENLİKLE KUTLUYORUM



Babamın güzel eşi,
Güngör, Hakan- Şükriye, Güler- Aşkın ve Gökhan’ın annesi,
Emirhan’ın babaannesi, Ecrin’in anneannesi,
Hırçın karadenizin sakin kızı,
Doğu anadolunun buğday tenli gelini canım annemin şahsında,
tüm annelerin anneler gününü kutlar, saygılarımı, sevgilerimi sunar uzun ömürler dilerim.

Ayrıca aramızda olmayan annelerimizi de saygı, şükran ve rahmetle anıyorum.

İyi hafta sonları,
Sevgilerimle, Güngör Ekinci.


Bu fotoğrafı çok seviyorum, annem, anneannem ve ben üç kuşak bir aradayız.


Bir zamanlar, dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.
Bir gün Tanrı'ya sormuş;
"Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler. Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?"
"Tüm meleklerin arasından senin için bir tanesini seçtim, O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın."
"Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde, dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?"
"Meleğin, sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve en güzel sözcükleri söyleyecek.
Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek."
"Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?"
"Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek."
"Dünyada kötüler olduğunu da duydum. Beni onlardan kim koruyacak?"
"Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak."
"Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm."
"Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve ulaşmanın yolunu öğretecek."

O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar;
"Şimdi gitmek üzere isem, benim Meleğimin adı ne?"
"Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu, ANNE diye çağıracaksın."

ANNELER GÜNÜ NEDEN KUTLANIR.
Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi ölür. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürer. Hayatta kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamaz. Yaşama küser, yemez, içmez bir ara ölmeyi bile düşünür. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş olur. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» der.
Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkiler. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşünür. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmaz.
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gider, y erine anne sevgisinin sıcaklığı gelir. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil, severek anmaya
başlar. Acıları azalır.
Aradan bir yıl geçer. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürür. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları evine gelir. O gün Jarvis arkadaşlarına :

— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti " Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim." der.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğenirler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına giderler. Başkan onları dinler. Öneriyi içtenlikle benimser. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatılır. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verir. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırır.
Anneler Günü 1955 yılından bu yana ülkemizde de kutlanmaktadır.