17 Mayıs 2010 Pazartesi

EVDEKİ HUZUR MUTLULUK BUDUR



Pakize Suda öyle güzel yazmış ki, paylaşmadan geçemedim aşağıdaki makaleyi.
Mutlu, huzurlu hayat böyle bişey olmalı.

Kasaba esnafından biri olmalıydı kocam.
Akşam, güneş batmadan
Dükkanını kapatıp eve gelmeliydi.
Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı.
Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.
Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.
Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.
Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.
Ama ara sıra ''Dersinizi bitirdiniz mi?'' diye sormalıydım.
Daha çok üstleri başlarıyla...
Yedikleri içtikleriyle. ..
Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.
Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.
Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı.
Ellerime sağlık, kekler,poğaçalar yapmalıydım.
İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.
Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.
Patlıcan, biber kızartmalı,reçel kaynatmalıydım.
Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.
Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim,
O, ''Sus hanım bi dakka'' demeliydi.
Böyle dese de beni çok sevmeliydi.
O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.
Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi.
Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.
Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden
geçirmeliydik.
Herkes birbirinin kocasına, karısına ''Falanca Bey'', ''Filanca Hanım''
diye hitap etmeliydi.
Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse
Yüzümüz kızarmalı,hemen toparlanmalıydık.
Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı,
Neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.
Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.
Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.
Harama uçkur çözmemeliydik.
Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından....
Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...
Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...
Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...
Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.

Tamam, abarttım biraz.
Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık.
Ama, acaba diyorum...
Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi?
Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.
Normalliği özlüyorum.
Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.
Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu...
Ve de çok mutsuz...
Depresyona giren girene.
Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.
Pakize Suda

4 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Çok sevdim bu yazıyı. Çok ama çok hem de pek çok sevdim. Deliler gibi özlediğim, şimdi kimselerde göremediğim benim ve ben yaştakilerin çocukluk döneminin "ortalama" aile yaşam tarzı. "Ortalama" sihirli kelime. İddiasız, seviyeli, yıkıcı olmayan küçük hatalar, zararı dokunmayan sevgiler, alçak ses,sulanmayan seviyeli dostluklar ve bir sürü küçük, abartısız güzel şey.
Okumamı sağladığın için çok teşekkür ederim Güngör Ekinci.

Damak Tadı dedi ki...

Çok hoş yazmış Pakize Suda..Paylaşımın için teşekkürler..


Sevgiler..

Güngör Ekinci dedi ki...

Merhaba Asuman hanım,
Günümüz kadının da erkeğin de sivriliklerinden, kibirlerinden, egolarından, aşırı kıskançlıklarından biraz törpülenmesi lazım sanırım. İki tarafında SEN ‘in uzaklığından, BEN’in bencilliğinden sıyrılması, BİZ’in kıymetini bilmesi, önde olmanın hırsından, arkada kalmanın pasifliğinden kurtulup YAN YANA YÜRÜMEnin keyfini çıkarmak lazım.
ERDEM sahibi olmak, ANLAYIŞlı olmak, DÜRÜST olmak, NAMUSlu olmak, ŞEREFli olmak lazım. Hatta daha da kısa bir ifade ile İNSAN olmak lazım.

Ne günlere geldik değil mi ?
İnsanoğlunun hakim olduğu dünyamız da İNSAN bulmak güçleşti.
Allah hepimizi İNSAN ARKADAŞlarla, İNSAN DOSTlarla, İNSAN EŞerle karşılaştırsın.
Yorumunuz için teşekkür ederim,
Sevgilerimle.

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili Damak Tadı, hoşgeldiniz bloğuma.
Ben de yorumunuz için teşekkür ederim.
Sevgilerimle.