2 Haziran 2010 Çarşamba

SAFRANBOLU'DAN MERHABA



Haftasonu Safranbolu ve Amasra’yı kapsayan iki günlük tura katıldım. Fakat her iki yer de kah gitmeden önce nette yaptığım araştırmalar nedeni ile, kah yıllardır sahip olduğum kulakdan dolma bilgiler nedeni ile, sanırım beklentimi çok yüksek tutmuş ki benim için biraz hayal kırıklığı oldu açıkcası.

Yanlış ifade edip kimseyi yanıltmak istemem, kötüydü demiyorum kesinlikle. Güzeldi ama çok da beklentimi karşılamadı demek istiyorum sadece.

Cumartesi sabahı giriş yaptığımız Çeşmeli Konak’da kahvaltılarımızı yapar yapmaz yola koyulduk.







Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan Safranbolu bu özelliği sayesinde 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir . Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bulunan bir bitki olan safrandan alır.

Safranbolu'da yayla, gölet, mağara ve kanyonlar bulunduğu gibi ayrıca Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

UNESCO'nun 17 Aralık 1994'de Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini barındırır. Bu nedenle, müze kent durumundadır.

Bir çok evin kapısında biri küçük biri büyük olmak üzere iki adet tokmak bulunmaktadır. Bunun sebebi eğer gelen kişi bayansa kapıya küçük tokmağı vururmuş ve bu sayade gelenin bayan olduğu anlaşıldığı için kapıyı evin hanımı açarmış. Büyük tokmak vurulursa da gelen erkek olduğu için kapıyı evin beyi açarmış.

Cinci Hanı: Safranbolu eşrafından Cinci Hoca olarak bilinen Karabaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. O dönemde İpekyolu güzergahında bulunmaktadır. Tamamen insan gücüne dayalı yapılan Han, Osmanlı mimarisinin en gelişmiş örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hanın demir kaplama orjinal kapısı halen korunmaktadır. Restore edilen han şu an otel olarak işletilmektedir. Biz açık büfe akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde burada yedik. Gezdiğim yerler için de en çok burayı, Kaymakam evini ve Havuzlu Asmazlar Konağını beğendim.

Demirciler Çarşısı: İzzet Mehmet Paşa Camisi altından geçen Akçasu deresinin iki yakasına kurulan çarşı sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği yaşayan tek Lonca çarşısıdır. Bakırcı ve kalaycı esnaf da bu çarşı içersinde çalışmaktadır.

Safranboluya yolunuz düşerse Yörük Köyüne de mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Safranbolu’ya 11 km uzaklıktaki bu “Müze Köy”e Safranbolu-Araç karayolu üzerinden gidilmektedir. Kültür Bakanlığı tarafından 1997 yılında gerçek bir Türk-Türkmen Köyü oluşu ve tarihi yapılarının görkemi nedeniyle koruma altına alınmıştır. Safranbolu’nun küçük bir maketi gibi olan ve 93 eserin tescilli olduğu köyün camileri, çamaşırhanesi ve gezilen konakları Safranbolu turizmine önemli bir hareket ve çeşitlilik getirmektedir

Hıdırlık Tepesi’nden tüm Safranbolu’yu görüp fotoğraflama imkanına sahip olabilirsiniz.

Safranboluda gezilecek en güzel konaklardan birisi bence Kaymakamlar Konağı. Burayı mutlaka gezin ve gözleme yiyin derim. Yemeniciler çarşısı, bakırcılar çarşısı, demirciler çarşısı, Pazaryeri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, Cinci Hanı, Cinci Hamamı, Kazdağlıoğlu Camii birbirine çok yakın olup görülmesi gereken yerlerden bence. Eski Hükümet Konağını, Saat Kulesini bir tepeden ancak panoramik olarak görüp fotoğraflayabildik.

Safranbolu da lokumcular, ellerinde tepsilerle çeşit çeşit ve çok lezzetli lokumları tatmanızı bekliyorlar. Benim tercihim hep çifte kavrulmuşdan yanadır gerçi ama, yöreye özgü safranlı lokumunda harika olduğunu belirtmek isterim. Hediyeliklerinizi alırken lokum almayıda ihmal etmeyin.

Hafta başından beri rahatsızım biraz. Birkaç güne kadar Amasra fotoğraflarını da yayınlayacağım. Şimdilik içtenlikle sevgilerimi gönderiyorum.
Güngör.


İşte makineme yansıyan Safranbolu ve evleri





























Havuzlu Asmazlar Konağından kareler









Kervan Sarayından ve yemeğimizden bir kaç kare









Kaymakamlar Konağından kareler




6 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Çok isteyip de göremediğim bu güzellikleri sayenizde eni konu gezmiş oldum.
Teşekkürler, sevgiler...

Güngör Ekinci dedi ki...

Böyle hissettiğinize sevindim Asuman hanım.
Ben de teşekkür ederim.sevgiler.

Delfina ; dedi ki...

Resimler şahaneymiş,güzel bakan gözlerinle en güzel yerleri çekmişsin yine Güngörcüm.Safran mı üretiliyor orda,adını oradan alıyor demek ki.O lokumlarla mideler şenlenmiştir :)

Selma Er dedi ki...

merhaba güngör hn,öncelikle geçmiş olsun..ne iyi yapmışsınız safranbolu gezisine gitmekle..ben de yıllardır istedim,bir türlü kısmet olmadı..fotoğraflarınız ve anlatımınızla gitmiş kadar oldum..eski konakları,bakırları,tarih kokan evleri çok severim..sevgiler..

Güngör Ekinci dedi ki...

Teşekkür ederim Canım Delfiş’im. Safranlı lokum çok lezzetli gerçekden. Diğerlerine göre daha hafif ve genzi yakmıyor.
Sevgiler canım.

Güngör Ekinci dedi ki...

Teşekkür ederim Selma hanım, çok fena faranjit oldum. Tarih kokan yerleri ben de çok severim.
Resim serginize gelemediğim için hala üzgünüm. Ama ilk fırsatta blogdan bakıcam.
Sevgiler.