19 Nisan 2013 Cuma

Bir cenaze toreninden yuregime yansiyanlar...

 Burada ikinci kez bir cenaze torenine katildim bugun.  Cenaze torenleri  yakinlik derecem ne olursa olsun hep çok etkiler beni.   Olumun soguklugunu ve YOK olusun huznunu hissettirir.  
O çok sevdiginiz,  
O çok kiymet verdiginiz kisinin, dun varken, bugun olmamasi  oyle aci ki...
Avuçlarinizin içinden su gibi akip gitmesi ve sizin onu tutamamaniz!
 O en kiymetlinizin,
Dun dillere destan guzelligi ile aniliyorken bugun topragin altinda olmasi,
Ya da, 2 gun once siz ve ortak dostlariniz için kurdugu sofrada, birbirinden guzel yemeklerini servis etmisken, bugun onun helvasinin  yeniyor olmasi,
Ya da,  simdiye kadar  ailesi ve dostlari için çabalayan bir  iyilik melegi iken, bugun Arafta kalmasi,
Ya da, tanidiginiz O çok zengin kisinin bugun, cepsiz bir kefenin içinde olmasi,
Ya da, dun birbirinizin koynunda uyurken, bugun Onu kara topragin koynuna birakmak.
Dunyaya geldiginiz gunden itibaren sizin için onca emek dokmus O kisiye bugun “  Elveda” demek.  
Ve en onemlisi onu bir daha hiç goremeyeceginizi bilmek.
Çok aci…
“Muchas gracias por todo mama”
“Hersey için çok tesekkurler anne “
Bugunku cenazedeki çelenklerden birinde,  rahmetli hanimefendinin çocuklarinin yazdirdigi notlardan biriydi bu cumle. Ayinde okunan cumleleri çok fazla anlamasamda, bu tesekkur notu burnumu sizlatmaya yeti de artti bile.  
Tabiki zamanimiz gelince hepimizin gidecegi yer ayni. Tabiki birgun bizden YOK olacagiz. Ama iste diyorum ya kabire birakip gelme ani oyle zor ki... Aklimdan geçen bazi seyleri buradan sizlerle de paylasmak istedim…. 
Yarin çok geç olabilir.  Onun için bugunden sarilin sevdiklerinize, bugunden arayip seslerini duyun…
Bugunden tesekkur edin size verdikleri sevgi ve emek için...Allah hiç kimseyi sevdikleri ile terbiye etmesin. Ve sevdiklerinin arkasindan keskelerin pismanligini  yasatmasin.
Biz onlari gormesekde onlarin bizi gordugune ve onlarla ilgili yaptigimiz, soyledigimiz herseyi hissetiklerine inaniyorum ben. Ve  kaybettigim yakinlarimin hepsini,  hala,  yasarken oldugu kadar çok seviyorum.
 Rabbim benim ve suan da bu yaziyi okuyan herkesin,  ahirete goçmus yakinlarinin mekanlarini cennet etsin.

 Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik 




12 Nisan 2013 Cuma

Iste Ilk Tablom


Bir aydir, yazmakdan sonra en çok keyif aldigim ikinci is olan, resim sanati ile ilgili bir kursa gidiyorum.
Kursda her turlu materyale boyama yapma imkanimiz var. Isteyen ahsap kutulara hayat vermeye çalisiyor, isteyen seramikleri renklendiriyor. Kimisi de benim gibi tablo yapmayi tercih ediyor.

Yukarida fotografini gordugunuz ilk tablomu bugun bitirdim ve Canimin Içi´ne hediye ettim. Daha yolun çok basindayim. Umarim daha guzellerini de hediye etmem tasip olur.


Sol alt kosedeki ve sag ust kosedeki Paris goruntulerini dekupaj teknigi ( kagit yapistirma ) ile yaptim.
Yazilari akrilik boyalarla sablon uzerinden çalistim.
Çiçekler tamamen boya. Fakat biraz kalinca bir boya, ismini su anda hatirlayamiyorum. Ogrenince yazarim.
Resim yapmak oyle keyifli ki, ikinci tabloma da basladim hemen.
Bitirince onu da yayinlarim buradan.

Herkese sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik

8 Nisan 2013 Pazartesi

Ahmet Umit / Ask Kopekliktir



Ahmet Umit /   Ask Kopekliktir
Yazar,  on farkli hikaye ile askin on farkli halini anlatmis kitabinda. 
Kitabin ismi, sonuncu hikayeden geliyor gerçi ama, açikcasi benim en son begendigim hikaye bu oldu.  Digerleri daha çok çekti, daha çok meraklandirdi beni. Çok rahat okunabilen, sade bir dille yazilmis guzel bir kitapti. Okumamis olanlara tavsiye ederim.

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

Arka kapak:
Aşkın bütün halleri... Tutkunun aklımızı ele geçirmesi. Kötülüğün en güzel biçimi... Rezil olmaktan duyduğumuz haz... Kırılan umutlarımızın lezzetli kederi... Çiğnenen onurumuzun getirdiği kibir. Vicdan tutulması, bencilliğin son kertesi, yanılsamanın en derin anı... İmkânsız olanın çekiciliği... Yani gönüllü kölelik... Yani insanoğlunun en masum hali... Yani bildiğiniz delilik... Yani en yalansız aşk öyküleri...

"Düşümü gerçekleştirdiğimden de emin değilim. Böyle bir düşüm var mıydı, yok muydu, ondan bile emin değilim. Kafam çok karışık. Daha da kötüsü, eskiden Stefan'ı düşündüğümde güzel, iyi, masumiyetle ilgili duygular uyanırdı içimde. Coşkuyla, heyecanla, umutla dolardım. Şimdi büyük bir öfke var. Bazen insanlıktan çıktığımı hissediyorum. Düşündüklerim benikorkutuyor. Gel gör ki düşünmeden de edemiyorum. Olmuyor, beceremiyorum. Bir de oturmuş aşkın saçma olduğunu anlatıyorum. Ben de en az aşk kadar saçmayım. Diyeceksiniz ki seni, aşk saçma biri haline getirdi. Doğru ama ben de direnemedim. Asıl tutarsızlık bende. İnsan aptalca, anlamsız bulduğu bir tutkunun peşinden gider mi? Bak gidiyorum işte. Hâlâ onu arıyorum... Kafam karışık, canım yana yana gecenin bir yarısında bu bara geliyorum, ondan bir iz bulabilir miyim diye .

7 Nisan 2013 Pazar

29 Mart 2013 Cuma

2013 SEMANA SANTA / Zaragoza

Burada, onceki  pazar gununden, onumuzdeki pazar gununu kapsayacak sekilde bir hafta surecek olan Semana Santa,  yani  Kutsal Hafta  kutlamalari basladi. Hristiyan alemi için oldukca önemli olan bu bir haftalik surede, Hz. İsa'nın Kudus´e girmesi ile  gokyuzune yukselmesi arasinda yasananlar anlatiliyor. Yani bu sureç içinde yasadigi acilar, olmeden once havarileri ile son kez yemek yemesi, çarmiha gerilmesi, mezarina goturulusu ve yeniden dirilisi anlatilmaya çalisiliyor. Tabiki her bolge kendisine gore kutluyor bu bayrami, ama ben Zaragoza´da gorduklerimi, duyduklarimi, ogrendiklerimi  aktarmaya çalisacagim sizlere.

Tum torenler gunlerdir  daha onceden tespit edilen yerlerde ve saatler de basliyor.. Kimi torenler sabah saat 9 itibati ile baslarken kimisi oglen saatlerinde, bazilarida geceleri oluyor.
Gosterilerde ilk dikkat çeken sey, eminim fotograflara bakinca ayni sey sizin de dikkatinizi çekecektir; insanlarin kiyafetleri oldu. Her dinin kendisine ozgu kiyafetleri var tabiki fakat itiraf etmeliyim ki, torenlerden manevi olarak etkilenmis olsamda,   kiyafetlerden  çok urktum dogrusu. Fakat kiyafetlerin cuppe seklinde ve yuzlerin kapali olmasi da geleneklerdenmis.

Torene çok sayida grup katiliyor. Her grubun kendine ozgu bir rengi, kendi Hz. Isa ve Hz. Meryem heykelleri var. Heykellerde Hz Isa çektigi acilarla, kendisine yapilan iskencelerle, Hz. Meryem ise oglu için goz yasi dokerken sembolize edilmis.
Gruplarda yas ortalamasi diye birsey yok. Yasini doldurmamis bebeklerden, kucucuk çocuklara, isten ya da okuldan gelip calismalara katilan genclerden, yurume guçlugu çeken yaslilara kadar herkes severek, zevkle, gorev almis torenlerde. Kucucuk çocuklarin trompetlerine nasil cosku ile vurduklarini gorseniz inanin hayran kalirdiniz.

Burada olmadi ama bazi bolgelerde yagmur ya da soguk demeden toren boyunca yalin ayak yuruyenler, ayaklarına pranga veya zincir takarak yuruyenler olurmus. Hatta ayrica,  iyi hali de goz onunde bulundurularak hapistende bir kisi çikarilabilirmis.

Tum gruplar bir kiliseye bagli. Klisede once ayin yapiliyor, dualar, ilahiler okunuyor. Hz. Isa´ dan ona yapilmis olan tum eziyeter için af ve ozur dileniyor. Sonra insanin içini titreten davul sesleri ile kiliseden çikilip daha onceden belirlenmis olan guzergahlar takip edilerek yuruyus basliyor. Aslinda yuruyusden ziyade kortej demek daha dogru olur. Çunku tum gruplarda grup liderleri gruplarini temsil eden bayraklarla, haçlarla onde, arkasinda bandocular, arkasinda insanlar tarafinan çekilen, uzerlerinde Hz. Isa heykeli olan arabalar, arkadan diger bandocular, sonrasinda yine insanlar tarafinan çekilen uzerlerinde Hz.í Meryem´in heykeli olan arabalar, arkasindan Hz.i Meryemi temsilen siyahlar giyinmis, yas tutan anneler, arkadan yine bandocular, din gorevlileri ve halk yuruyor. Ayrica bu maketlerin yerlestirildigi platformlarda tekerlekli degil. Içlerinde onlari tasiyan insanlar var.
Fotograflarda gordugunuz her renk bir grup aslinda ve her grubun sayisi neredeyse 100 e yakin. Her grubunda bu kadar kalabalik oldugunu, ayrica bu kutlamalarin bir hafta boyunca hergun yapildigini belirtirsem, Semana Santa´nin  nasil buyuk bir emek urunu oldugunu siz tahmin edin artik.

Toren kadar, torene gosterilen ilgide çok dikkat çekici. Çunku herhangi bir degisiklik olmadan her yil ayni gosteriler yapiliyor. Ama buna ragmen halk toren saatlerini, kortej guzergahini onceden ogreniyor ve ona gore caddelerde sira halinde beklemeye basliyor. Km.lerce toren alayi oluyor desem inanin abartmis olmam. Bebeklerini kucaklarina alip alaya katilanlar oldugu gibi tekerlekli sandalyesinde oturan yakinlarini alip gosteriyi izlemek için alaya katilanlar bile var.

Kimisi aglayarak, kimileri dua ederek, kimileri sukunetle, kimileride hayranlikla izliyor  bu ilginç ve anlamli toreni. Oyle mistik bir ortam yaratiliyor ki herkes kendi dinine olan bağlılıgini tazelemistir heralde toren boyunca.
Gostericiler geçerken açik alanda oldugunuz halde keskin bir koku yakiyor genzinizi. Çunku her grubun mutlaka bir kaçtane de tutsu tasiyan gorevlileri var. Onun için gosteri boyunca ortaligi tutsu kokusu sariyor.

Dualarla baslayan torenler, yuruyusun basladigi kilisede basrahibin konusma yapmasi ve dua etmesi ile bitiyor.

Kisa bir bilgi daha eklemek istiyorum.
Semana Santa kutlandigi ulkelere gore farklilik gosterebiliyormus. Burada olmadi ama paskalya yumurtasi boyamakda yaygin bir gelenekmis.
Paskalya yumurtasi, yeniden doğuş anlamına gelirmis ve İsa peygamberin yeniden dirilişini simgelermis.
Yumurtadan canlı çikmasi Hz. İsa’yı,
sarı kısım Hz Isa´nin etrafa saçtığı ışığı,
beyaz kısım İsa peygamberin sarıldıgi bezleri,
kabuk ise mezarı simgeliyormus.
Yumurtalarin boyandigi kırmızı renk İsa’nın fedakarlığını; mavi ise bulunduğu yer olan gökleri temsil ediyormus.

Tum Hristiyan aleminin kutsal haftasini kutluyor, hepinize  sevgilerimi gonderiyorum.

Fotograflari uzerlerini tiklayarak buyutebilir siniz.
Video da çektim ama bir turlu yukleyemiyorum bloga.  Insallah yukleyebilirsem daha net gorebileceksiniz.

Gungor Ekinci Saglik