3 Ekim 2012 Çarşamba

Iyiki dogdun Canimin içi...



CANIMIN IÇI, 
365 gunun belkide en guzel gunu bugun; çunku bugun sen dogdun.
Yaninda uyuyup, yaninda uyandigimda bende her sabah yeniden doguyorum sanki.
Iyi ki dogdun, iyiki varsin, iyiki tanistik, iyiki hayatima girdin, iyiki benimsin ve iyiki bugunleri gorduk askim...

Insanin yuregini isitan bir sevgilisinin olmasi çok guzel,
sevgilisi ile yurek yurege verip ES olmasi harika,
ama, esi ile sevgili kalabilmesi ise essiz  bir duygu sevgilim.

Allah ikimize de hayirli, saglikli uzun omurler versin de, bu guzel duygunun tadini çikaralim Canimin içi.



Herzaman dedigim gibi; 
Allah,
yastığımdan başını,
tenimden ellerini,
yüreğimden aşkını,
gözlerimden gözlerini,
Nefesimden nefesini,
Göğsünden başımı,
Hayatımdan varlığını eksik etmesin.

DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN...

Seni hergün artan bir aşkla ve tutkuyla seven, 
Sevmeye doyamayan Esin (SUyun)...

28 Eylül 2012 Cuma

YABAN KAZLARI ( Oyle insanlar var ki kaz kafali bile olamiyorlar malesef)


 Göç eden yaban kazlarinin havada süzülürken "V" seklinde bir açi ile  uçtuklarini görmüssünüzdür.
Bilim adamlari kazlarin neden bu sekilde uçtuklarini arastirmislar. Çikan sonuç ve yapilan kissadan hisse çok hosuma gittigi için sizlerle de paylasmak istedim.

1-) "V" seklinde uçuldugunda, uçan her kus, kanat çirptiginda arkasindaki kus için, onu kaldiran bir hava akimi yaratiyormus. Böylece "V" seklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çirpislari sonucu ortaya çikan hava akimini kullanarak uçus menzillerini % 70 oraninda uzatiyorlarmis. Yani
tek basina gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katliyorlarmis.

Kissadan Hisse: Belli bir hedefi olan ve buna ulasmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erisirler.

2-) Bir kaz, "V" grubundan çiktigi anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diger kuslarin yarattigi hava akiminin disinda kalmis oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu sekilde devam ediyor.

Kissadan Hisse: Eger kafamiz bir kaz kadar çalisiyorsa; bizimle ayni yöne gidenlerle bilgi alisverisini ve isbirligini sürekli kilariz.

3-) "V" grubunun basinda giden kaz hiç bir hava akimindan yararlanamiyor. Bu yüzden digerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasindaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu degisim sürekli yapiliyor; böylece her kaz grubun her noktasinda yer almis oluyor.

Kissadan Hisse: Yaptiginiz her isi, yeri ve zamani geldiginde baskasina birakmak gerekiyor.

4-) Uçus hizi yavasladiginda gerideki kuslar, daha hizli gitmek üzere öndekileri bagirarak uyariyorlar.

Kissadan Hisse: Ilerlemek ve yol almak için bazen baskalarinin uyarilarina gereksinim duyariz. Bundan alinmamaliyiz; tam aksine, böyle uyarilari sevinç ve takdirle karsilamaliyiz.

5-) Gruptaki bir kus hastalanirsa ya da bir avci tarafindan vurulup uçamayacak duruma gelirse; düsen kusa yardim etmek üzere gruptan iki kaz ayriliyor ve korumak üzere hasta / yarali kazin yanina gidiyor. Tekrar uçabilene (ya da eger ölürse, ölümüne kadar) onunla beraber yarali kusu asla terk etmiyorlar. Daha sonra
kendilerine baska bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu sekilde katilmak isteyen kazlari reddetmiyor...

Kissadan Hisse: Adam olmak sadece insanlara özgü degil.... 

25 Eylül 2012 Salı

Degerinin farkinda misin?



Koyde amcanin biri, son dakikada yetistigi trene binmis. 
Bindigi vagon dolu oldugu için oturacak yer bulamamis. 
Diger vagonlari da tek tek dolasmis, hepsi dolu... 
Tam umudunu kestigi anda vagonlardan birinin bos oldugunu görmüs ve ''milletvekillerine aittir'' yazisini da farketmeden, gidip oturmus. 

Biraz sonra, biri gelmis ve adama çikismis; - Ne isin var burada, çabuk kalk!.. Burasi, benim yerim!.. - Nereden senin oluyormus, para verip biletimi aldim, burasi da bostu, niye kalkayim? 
- Bak arkadas, su levhaya dikkat etsene ''milletvekillerine aittir'' diye yaziyor. Ben milletvekiliyim, sen kimsin? 
- Hadi oradan be... Sen milletin vekili isen ben de asliyim. Milletin asli varken, vekilin ne isi var!..

Bu hikayeden çikarilacak ders : Asıl olan değerini anladığında, vekil vekilliğini bilmek zorunda kalır. 

21 Eylül 2012 Cuma

BEN SENİN EN ÇOK /Umit Yasar Oguzcan´dan...



Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili


Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil


Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Melekler sizinle olsun...

Image Hosted by ImageShack.us
Her zaman bir çıkış yolu vardır.


Image Hosted by ImageShack.us
Her zaman bir yol bulunur.


Image Hosted by ImageShack.us
Birgün ansızın çıkıp gelir.


Image Hosted by ImageShack.us
Emeklerin karşılığı mutlaka alınır.

Bugün herkesi bardagin dolu tarafini gormeye davet ediyorum.
Bardağın dolu tarafına odaklanıp, boş tarafını doldurmaya çalışalim arkadaslar.
Inanin boyle yapinca yasam daha kolay oluyor.

Gülün, kabullenin, sevin, bağışlayın, olumlu düşünün, dua edin, Allaha emanet olun...

Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.
Şu an kalbinizden, ZİHNİNİZden ne geçiyorsa gerçek Olsun.

Sevgilerimle... Güngör Ekinci Saglik

13 Eylül 2012 Perşembe

ADANA = Guler yuz, misafirperverlik, muhtesem lezzetler....

Dugunumuzden sonra Canimin içinin kardesleri ile benim ailem dost oldular ve surekli gorusuyorlar.
Esimin iki tane kizkardesi ve bir abisi Adana da yasiyor.  Tatilimizin ikinci haftasinin basinda, annemi ve babami da alarak Canimin içi birlikte  pazartesi sabahi erkenden Adana´ya uçtuk.

Daha biz gitmeden, en ince ayrintisina kadar planlar yapilmisti. Çalisanlar bizimle bol vakit geçirmek için isyerlerinden yillik izin almis, hep birlikte hangi gun kimde toplanacagimizin, kimde ne ikram edileceginin planlari bile detaylari ile dusunulmustu.
Hem doyumsuz sohbetlerin, hem de çok lezzetli Adana yemeklerinin tadi damagimda kaldi inanin. Herkes hem kendisi ile hem de çevresi ile oyle barisik, oyle kompleksiz, oyle guler yuzlu ve samimiydi ki anlatamam. Birbirinden guzel 2 gece 3 gun geçirdik Adana da. 


Ilk duragimiz sevgili Osman abimin evindiydi.  Eve girdikden kisa bir sure sonra Ayse yengemin kendi elleri ile yaptigi pidelerin de yer aldigi bu harika sofrada yaptik kahvaltimizi. Sadece pideler de degil, reçellerde yengemden ustelik.
Kahvaltidan sonra Osman abimlerin kirvesinin goz kulak oldugu çiftlige gittik hepbirlikte. 
Dostluk, guleryuz ve misafirperverlik burada da gorulmeye degerdi. 


 21bin  donumluk  arazinin içinde sayisiz portakal ve limon agacinin yanisira elma, uzum, incir,

nar ve muz agaçlari hatta karpuz tarlasi bile vardi. 




Aksam uzeri eve dondugumuzde Musa enistem Adana kebablari için sisleri dizmeye basladi. 
Genel istegimiz uzerine bir de turku soyledi ki, kulaklarimizin pasini sildi adeta.
Aman ormanciiiii,
canim ormanciiiii,
koyumuze biraktin yoktan bir aciii... 
Agzina saglik eniste.

 Hem agzina hemde ellerine saglik. Bu kadar lezzetli Adana kebabini ben kebabçilarda bile yemedim inanki.


Ikinci gun kahvaltidan sonra Ashab-i Kehf´i ziyaret etmek için Tarsusa gittik.
Bilmeyenler ya da merak edenler için kisa bir bilgi aktarmak istiyorum:





Olay putperest bir hükümdarın zamaninda geçer. Putlara tapmayı kabul etmeyen altı tane genç,  yolda onlara katılan bir çoban ve çobanin köpeği,   hükümdarın zulmünden kurtulabilmek için bir mağaraya saklanirlar ve orada uykuya dalarlar. 
309 yıl uyuduktan sonra uyanırlar uyandıklarında kendilerini birkaç saat veya bir gün kadar uyumuş sanmaktadırlar. Uyandıktan sonra içlerinden biri ( Yemliha ) ekmek almak için sehre gider, fırıncıya üç asır önceki parayı verince, define bulduğu zannedilir. Yetkililer Yemliha’nın anlattıklarına önce inamazlar, ancak mağaraya gidilip diğer arkadaşları görülünce bir mucize yaşandığı anlaşılır. Ashab-ı Kehf, iman ettikleri dinin yayıldığını görürler ve sonra vefat ederler. 

Oradan çikinca içinde birbirinden guzel selalelerin çagladigi Tarsus selaleleri isimli yere gittik.


Ogle yemeginde ciger çop sis yedik. 
Sofradaki salatalar bittikçe yenileniyor buna ragmen salatalar, ekmek ve su için odeme yapilmiyor. 
Sadece sisler için para aliyorlar.

Oradan çikista da  Osman abimin baska bir kirvesinin goz kulak oldugu çiftlige gittik. 
Beyfendi yalnizdi evde. Misafirlerini nasil memnun edecegini, ne ikram edecegini sasirdi adeta. 
Çaylar bitmeden meyve, meyve bitmeden baska seyler ikram etti sagolsun.  
Hatta bekleyin,  birkaç tavuk keseyim, mangal yapalim demez mi?  
Yurdumuzun insanin misafirperverligi hiçbir yerde yok vallahi.




Aksam yemegi için sevgili Aysel´cigimdeydik, sag basta ayakda duran bayan. Bu arada Aysel ile Musa eniste evliler. Bu ailede kabablar enisteden, mezeler ve diger tum yemekler Aysel´cigimden soruluyor.  



Aysel okadar lezzetli ve iddali yemekler yapiyor ki  Adana´daki bir banka subesinin yemeklerini bile o yapiyor.  Fotograflarda gordugunuz  sarma çesitleri, soguk manti, humus, turlu,

yuksuk çorbasi, içli kofte, pilav, hepsi onun eserleri.  Nasil  lezzetli,  nasil lezzetliydiler anlatamam.


 Hani imkanim olsa herseyden birer tencere de buraya getirdim yani o derece bayildim inanin.

Gecenin finalinde,  en kotu gunumuz boyle olsun, rabbim bu mutlulugumuzu hep daim etsin diyerek,
sarkilar, turkuler esliginde ufledik mumlarimizi ve kestik pastamizi.

 Artik benim ne kadar çok simit sevdigimi Istanbul´da ve Adana ´da bilmeyen kalmadi sanirim :-)
 Musa eniste de sagolsun sabah erkenden kalkip merkeze kadar gidip almis simitlerimi.
Kalvaltidan sonra Seyhan´a gittik.

Nehrin çevrisini bastan basa turlayip, Adana merkezde dolasip alisveris yaptikdan sonra, Aysel´cigimin onerdigi bir yerde birer çay içip, 

 Bu sofradaki yerlerimizi almak uzere Hacer ablamin evine geldik. Oranin lahmacunlari Istanbuldakilerden daha kuçuk. Istanbuldakilerin  yarisindan biraz buyuk diyebilirim ama daha lezzetli.
Burada da yemeklerimize guler yuz ve samimiyet eslik etti. Çaylar, meyveler, dondurmalar derken saatler artik ayrilik vaktini gostermeye basladi.

Simsiki sarilarak, koklasarak, duygulanarak ayrildik Adana´dan. . Hepinizin ellerine, kollarina, yureklerine saglik. Basta da yazdigim gibi birbirinden guzel uç harika gun geçirdik sayenizde ve hepbirlikte. Hersey için hepinize ayri ayri yurekten çoooook tesekkur ederiz.

Iste boyleeee.
Istanbul dedik Istanbul tatili bitti.
Adana dedik, Adana tatili de bitti.

Butun bu etkinlikler tatilimizi taçlandirdi tabiki ama tatilin en guzel yani, herkesi saglikli, mutlu, huzurlu bulmak ve o sekilde birakmak oldu.
Birdaha ki gelisimizde herkesi biraktigimiz gibi bulabilmek dilegi ile yurekden selam ve sevgilerimle...

Havasina suyuna tasina topragina
Bin can feda bir tek dostuma
Her kosesi cennetim ezilir yanar icim
Bir baskadir benim memleketim...

Gungor Ekinci Saglik

9 Eylül 2012 Pazar

Hersey ruya miydi ? Yoksa biz Turkiyeye gidip geldik mi?


" Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Kimisi ta Kopenhag’ta kimiyse Paris
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok hem de çok uzak yerde kalbimiz.
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok çok çok uzak yerde kalbimiz
Bir allı turna olsam
Karlı dağları aşsam
Varsam bizim ellere
Kendi göğümde uçsam" 
diyor ya hani sarkida Melike Demirag, 

ve arkasindan da efkarli bir sesle haykiriyor ya hani
"Şimdi istanbul’da olmak vardı anasını satayım…" diye, 

eger evde isem sesli, sokakda isem içimden soyluyorum bende zaman zaman burada bu sarkiyi.
Ve soylerken mutlaka gokyuzune bakiyorum. Sanki bu sarkiyi soylerken basimdaki gokkubbe Istanbul oluveriyor bir anda.

Insan gurbette olunca çok ufak seyleri bile fark edip ozleyebiliyormus megerse.   
Mesela en basiti, hani dost bulusmalarinda çay bardaklari dolup dolup bosalir ya,
ben o ortamlari,  hatta bardaklarin dolup bosaldigini gormeyi bile ozlemistim. 

Sohbet sirasinda konusulan her kelimeyi anlayabilmek, fikir alisverisinde bulunabilmek ne buyuk bir lutufmus megerse. Insan hem gonlunun hem ruhunun doydugunu hissediyor.


Kitapçida  saatler geçirip, kitaplarin arka kapaklarini ve içlerinden bir kaç sayfayi okuyup anlayabilmek,
begendigin kitabi ve CD´yi alabilmek nasil bir ayricalikmis megerse.

Bogaz koprusunden geçmeyi, 
Anlayarak gazete okumayi,
Sevdiklerime dokunmayi nasil ozlemistim bilemezsiniz.

Içinde bulundugu sartlar ne kadar iyi olursa olsun, yine de gurbetteyken dogup buyudugu yerleri ve aliskanliklarini ozluyor insan. Son zamanlarda ozlemim oyle bir artmistiki hersey burnumu sizlatir olmustu.


Son bes gun,
son uç gun,
çok ozledim,
çok heyecanliyim,
valize sunu da koymayi unutma,
hediyeler tamam mi?
derken,
16 gunluk Turkiye tatili nasil basladi, nasil bitti anlamadim bile.


8 aydan sonra ilk kez ulkeme ve sevdiklerime kavusacak olmanin yarattigi hissiyatla,
buradan uçaga binerken çok heyecanliydim.  Uçagin koltuk sirtlarinda bulunan monitorden uçagin rotosini izlerken heyecanim gitgide artmaya basladi.


Inise son bir kaç dakika kaldiginda ve monitordeki uçak Istanbulu gostermeye basladiginda,
artik goz yaslarima hakim olamiyordum.  Çevremdekilerden utanmasam   hungure hungure aglayacaktim neredeyse.


16 gunun 13´unu Istanbul´da, tam ortasindan 3 gununu de Adana da geçirdik.
Onun için tatil yazisini da iki parça olarak yayinlamaya karar verdim.

Ilk once Istanbuldan baslamak istiyorum.

Bayramin birinci gunu Istanbuldaydik aslinda, ama daha yeni yeni fark ediyorum ki biz hiç kimse ile bayramlasmamisiz bile. Buyuk bir ozlemin sonrasinda gelen kucaklasma coskusu ile, herkesle HOSgeldiniz, HOSbulduk duygusu ile sarmisiz birbirimizi megerse.  Halbuki Canimin Içinden, babamdan ve kayinbiraderim Ali abimden harçlik alacaktim ne guzel.


Yigenim Emirhan sunnet oldu. 

Biz de kirvesi oldugumuz için sunnet tarihini   seyahatimizi kapsayacak sekilde ayarlamistik. 

Benim yigenim Emirhan´la Canimin içinin yigeni Fuat arkadaslar.  
Birgun onlari gezdirdik. Baska bir gun sunnet operasyonu, diger bir gun mevlut toreni derken, 
ilk bir kaç gunumuz daha çok kirve olarak ustumuze dusenleri yerine getirmekle geçti yani.

Ben Istanbulun da tadini çikarmak istiyordum aslinda. Ama hersey  resmen isik hizi ile yasandi. 
Canimin Içi ile sadece bir kez Pierre Lotide basbasa çay içebildik. 

Ailemizi ve dostlarimizi Istanbuldaki evimizde agarlamayi çok istiyorduk.
Çok sukur kismet oldu ve bir gun aile fertlerimize,

baska bir gun de,  musait olup gelebilen dostlarimiza  açtik kalbimizle birlikde evimizin  kapilarini. 

Sonrasinda kahvalti da bir yerde, oglen farkli bir yerde, aksam bir baska yerde, 
baska baska  yureklerle bulustu yureklerimiz.

 Aile ile bahçede mangal keyfi...
 Hatice, Banu ve Yavuz´la keyifli saatler...

Mantilar Devrim ve Aysu´dan...

 Gunun yorgunlugu Guler ve Askin´la atildi...
 Kankardeslerin en guzeli Sengul´um...
Sevim ablamin enfes sofrasinda kuzenlerimle...Pinar-Faik, Pelin ve Meltos.
Sevim ablacim dun bende Meksika salatasi yaptim :-))
 Dido´cumla gule aglaya yapilan  sofra muhabbeti...

Elimde fotograflari yok ama veda turunun en sonunda,  tam da arabaya binerken bir kargo arabasi durdu avlu girisinde. Teee Mugla´dan Arzu gaasimdan ve Fatma teyzemden gonulden yazilmis  bir mektup  esliginde hediye  sabunlarim, incirlerim ve Mugla magnetlerim çikageldi. Iste hiçbir yerde olmayan Turk dostlugu dedim kendi kendime.


Bir alli turna olduk,
karli daglari astik.
Gittik bizim ellere,
iki hafta da olsa kendi gogumuzde uçtuk geldik.
Çok sukur ki boyle bir imkanimiz var. Olamayanlara Allah yardim etsin.


Gonul herkesi gormek, koklamak, sarilmak, hasret gidermek istiyor tabiki. 
Ama vakitle yarisinca ister istemez herkese, heryere yetisemiyor sunuz, bizimde oyle oldu.  
Bir araya gelemediklerimizle telefonda konusmaya çalistik. Buna ragmen uzanamadigimiz yurekler oldu tabiki. Ama hepsinin iyi oldugu haberini almak çokca mutlu etti bizi.

Simdilik hepinize iyi seyirler.

Alli turna Adana fotofraflarini hazirlayacak çunku :-)
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik