" Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Kimisi ta Kopenhag’ta kimiyse Paris
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok hem de çok uzak yerde kalbimiz.
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok çok çok uzak yerde kalbimiz
Bir allı turna olsam
Karlı dağları aşsam
Varsam bizim ellere
Kendi göğümde uçsam"
diyor ya hani sarkida Melike Demirag,
ve arkasindan da efkarli bir sesle haykiriyor ya hani
"Şimdi istanbul’da olmak vardı anasını satayım…" diye,
eger evde isem sesli, sokakda isem içimden soyluyorum bende zaman zaman burada bu sarkiyi.
Ve soylerken mutlaka gokyuzune bakiyorum. Sanki bu sarkiyi soylerken basimdaki gokkubbe Istanbul oluveriyor bir anda.
Insan gurbette olunca çok ufak seyleri bile fark edip ozleyebiliyormus megerse.
Mesela en basiti, hani dost bulusmalarinda çay bardaklari dolup dolup bosalir ya,
ben o ortamlari, hatta bardaklarin dolup bosaldigini gormeyi bile ozlemistim.
Sohbet sirasinda konusulan her kelimeyi anlayabilmek, fikir alisverisinde bulunabilmek ne buyuk bir lutufmus megerse. Insan hem gonlunun hem ruhunun doydugunu hissediyor.
Kitapçida saatler geçirip, kitaplarin arka kapaklarini ve içlerinden bir kaç sayfayi okuyup anlayabilmek,
begendigin kitabi ve CD´yi alabilmek nasil bir ayricalikmis megerse.
Bogaz koprusunden geçmeyi,
Anlayarak gazete okumayi,
Sevdiklerime dokunmayi nasil ozlemistim bilemezsiniz.
Içinde bulundugu sartlar ne kadar iyi olursa olsun, yine de gurbetteyken dogup buyudugu yerleri ve aliskanliklarini ozluyor insan. Son zamanlarda ozlemim oyle bir artmistiki hersey burnumu sizlatir olmustu.
Son bes gun,
son uç gun,
çok ozledim,
çok heyecanliyim,
valize sunu da koymayi unutma,
hediyeler tamam mi?
derken,
16 gunluk Turkiye tatili nasil basladi, nasil
bitti anlamadim bile.
8 aydan sonra ilk kez ulkeme ve sevdiklerime kavusacak
olmanin yarattigi hissiyatla,
buradan uçaga binerken çok heyecanliydim. Uçagin koltuk sirtlarinda bulunan monitorden
uçagin rotosini izlerken heyecanim gitgide artmaya basladi.
Inise son bir kaç dakika kaldiginda ve monitordeki uçak Istanbulu gostermeye basladiginda,
artik goz yaslarima hakim olamiyordum. Çevremdekilerden utanmasam hungure hungure aglayacaktim neredeyse.
16 gunun 13´unu Istanbul´da, tam ortasindan 3 gununu de Adana da geçirdik.
Onun için tatil yazisini da iki parça olarak yayinlamaya karar verdim.
Ilk once Istanbuldan baslamak istiyorum.
Bayramin birinci gunu Istanbuldaydik aslinda, ama daha yeni yeni fark ediyorum ki biz hiç kimse ile bayramlasmamisiz bile. Buyuk bir ozlemin sonrasinda gelen kucaklasma coskusu ile, herkesle HOSgeldiniz, HOSbulduk duygusu ile sarmisiz birbirimizi megerse. Halbuki Canimin Içinden, babamdan ve kayinbiraderim Ali abimden harçlik alacaktim ne guzel.
Yigenim Emirhan sunnet oldu.
Biz de kirvesi oldugumuz için
sunnet tarihini seyahatimizi kapsayacak sekilde ayarlamistik.
Benim yigenim Emirhan´la Canimin içinin yigeni Fuat arkadaslar.
Birgun onlari gezdirdik. Baska bir gun sunnet operasyonu, diger bir gun mevlut toreni derken,
ilk bir kaç gunumuz daha çok kirve olarak ustumuze dusenleri yerine getirmekle geçti yani.
Ben Istanbulun da tadini çikarmak istiyordum aslinda. Ama hersey resmen isik hizi ile yasandi.
Canimin Içi ile sadece bir kez Pierre Lotide basbasa çay içebildik.
Ailemizi ve dostlarimizi Istanbuldaki evimizde agarlamayi
çok istiyorduk.
Çok sukur
kismet oldu ve bir gun aile fertlerimize,
baska bir gun de, musait olup gelebilen dostlarimiza açtik kalbimizle birlikde evimizin kapilarini.
Sonrasinda
kahvalti da bir yerde, oglen farkli bir yerde, aksam bir baska yerde,
baska
baska yureklerle bulustu yureklerimiz.
Aile ile bahçede mangal keyfi...
Hatice, Banu ve Yavuz´la keyifli saatler...
Mantilar Devrim ve Aysu´dan...
Gunun yorgunlugu Guler ve Askin´la atildi...
Kankardeslerin en guzeli Sengul´um...
Sevim ablamin enfes sofrasinda kuzenlerimle...Pinar-Faik, Pelin ve Meltos.
Sevim ablacim dun bende Meksika salatasi yaptim :-))
Dido´cumla gule aglaya yapilan sofra muhabbeti...
Elimde fotograflari yok ama veda turunun en sonunda, tam da arabaya binerken bir kargo arabasi durdu avlu girisinde. Teee Mugla´dan Arzu gaasimdan ve Fatma teyzemden
gonulden yazilmis bir mektup esliginde hediye sabunlarim, incirlerim ve Mugla magnetlerim çikageldi. Iste hiçbir yerde olmayan Turk dostlugu dedim kendi kendime.
Bir alli turna olduk,
karli daglari astik.
Gittik bizim ellere,
iki hafta da olsa kendi gogumuzde uçtuk geldik.
Çok sukur ki boyle bir imkanimiz var. Olamayanlara Allah yardim etsin.
Gonul
herkesi gormek, koklamak, sarilmak, hasret gidermek istiyor tabiki.
Ama vakitle
yarisinca ister istemez herkese, heryere yetisemiyor sunuz, bizimde oyle
oldu.
Bir araya
gelemediklerimizle telefonda konusmaya çalistik. Buna ragmen uzanamadigimiz
yurekler oldu tabiki. Ama hepsinin iyi oldugu haberini almak çokca mutlu etti bizi.
Simdilik hepinize iyi seyirler.
Alli turna Adana fotofraflarini hazirlayacak çunku :-)
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik