12 Ağustos 2011 Cuma

İLGİNÇ FOTOĞRAFLAR


Hadi hobaaa, eller havaya :)
























11 Ağustos 2011 Perşembe

Annemle babamın türküsü



Ne Güzel Yaratmış Yar Yar Seni Yaradan
İstemem Esmesin Yar Yar Yeller İncinir
Güzelsin Sevdiğim Yar Yar Gülden Goncadan
Uzanmasın Sana Yar Yar Eller İncinir

Kirpiklerin Oktur Yar Yar Kaşın Yay Gibi
Gözlerin Aklımı Yar Yar Etti Zay Gibi
Cemalin Güneşe Benzer Yar Yar Yüzün Ay Gibi
Değmesin Zülüfler Yar Yar Eller İncinir

Bir Garibim Düştüm Yar Yar Gurbet Ellere
Aşığım Ben Yar Yar Sinendeki Güllere
Korkarım Adını Yar Yar Demem Ellere
Düşersin Dillere Yar Yar Diller İncinir
Neşet Ertaş

Bu türkü annemle babamın türküsüdür.
Babam anneme aşık olduğunda, annemlerin evinin önünden geçerken ıslıkla bu türküyü çalarmış. Hala daha televizyonda ya da radyoda bu türkü çıksa sesini açıp birbirlerine duyururlar. Bugün buradan bu güzel türküyü yayınlamak istedim.
Sevgilerimle.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bahçemizden selam olsun



Ramazanla aranız nasıl gidiyor?
Benim akşam saat 5 den sonra çok uykum geliyor ve halsiz oluyorum.
Bazende susuyorum, onun dışında çok şükür zorlamıyor beni oruç.
Hem uykum açılsın hem de enerjim yükselsin diye akşamlar bahçemizi suluyorum bazen. Bakmayın bahçe dediğime bahçecik desem daha doğru olur aslında.
Ama çapından beklenmeyen o minicik haliyle öyle çok lezzeti bünyesinde barındırıyor ki.







Bahçe işi ile uğraşmak terapi gibi bir şey.
Tohumları ekmek de güzel, filizlendiklerini izlemekde.
Hele de o mis gibi kokan domatesi salatalığı dalından koparıp salata yapmak gibisi yok inanın. Haziran ayı çok yağışlı geçtiği için kiraza doyamadık bu yaz, ama incirden ümitliyim.






Bahçede yaz çiçeği olarak Akşam Sefası çiçeğini çok severim. Ben aslında pembe ve sarının tohumunu atmıştım bahçeye.


Ama çok ilginç bir şekilde bir de bu renk oluştu kendiliğinden. Şu güzelliğe bakarmısınız, iyiki de olmuş dimi?


Fotoğrafları üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Keyifli seyirler. Ve tabiki sevgiler...









8 Ağustos 2011 Pazartesi

Hüzünlü bir hikaye



" Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı.
Uyku sersemi adam telefonu açtı.
Telefondaki ses annesine aitti.
Telaşlandı,
korktu başlarına bir şey mi gelmişti?

Annesi " nasılsın oğlum iyi misin?" diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle " iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi
misiniz?" dedi.

Annesi " biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim" dedi.

Oğlu da " anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında
konuşabilirdik" deyince annesi de " rahatsız mı ettim oğlum?" dedi.

Oğlu " evet anne rahatsız ettin" deyince annesi şöyle dedi:

"30 sene önce sen de beni bu saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun oğlum" ...

TÜRK USULÜ BAŞARI FORMÜLÜ



İşe Başlamadan Once................ INSALLAH
Ise Baslarken.......................BISMILLAH
Şaşırırsak..........................ALLAH ALLAH
kendimize Guvenirsek................EVELALLAH
Azmedersek..........................ALİMALLAH
Isten vazgecersek.................. EYVALLAH
Sonuna Kadar Gitmek Istersek........YA ALLAH
Canimizi Sikarlarsa.................FESUPHANALLAH
Ise Cosku ve Heyecanla Sarilinca........ALLAH,ALLLAH,ALLAH
Isi Basariyla Bitirince.............MASALLAH
Eger Isi Basaramazsak...............HAY ALLAH:)))

6 Ağustos 2011 Cumartesi

KİŞİLİK YOKSA GERİSİ BOŞ



1982 yılı...
Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda II. sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını bekliyor. Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.

Tebeşirle tahtaya kocaman (1) rakamı çiziyor.
"Bakın" diyor. "Bu, kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli
şey..."

Sonra (1)'in yanına bir (0) koyuyor:
Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)'i (10) yapar.

Bir (0) daha...
Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz.

Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor:
Yetenek... Disiplin... Sevgi...

Eklenen her yeni (0)'ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor
hoca...

Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)'î siliyor.
Geriye bir sürü sıfır kalıyor.

Ve Hoca son sözü söylüyor:
Kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtir".

İTİBAR - KARAKTER


itibarı, içinde yaşadığın ortam belirler; karakteri, inandığın doğrular...
İtibar, sandığın şeydir; karakter olduğun şey...
İtibar fotoğraftır; karakter ise yüz ..
İtibar dışardan gelir; karakter içerden.
İtibar, yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğundur; karakter giderken elinde olan.
İtibarin bir anda olur; karakterin , ömür boyunca.
İtibarin bir saatte öğrenilir; karakterin bir yılda açığa çıkmaz..
İtibar mantar gibi büyür; karakter sonsuza kadar sürer
İtibar zengin veya fakir yapar;karakterse mutlu ya da mutsuz ..
İtibar insanların mezar taşına kazıdıklarıdır; karakter meleklerin TANRI huzurunda senin için söyledikleri.
William Hersey Davis.

4 Ağustos 2011 Perşembe

Teşekkür ederim Canımın içi


HAYAT ÇOK ZALİM
Bir yolun varsa gidilecek sona bırakma,
Bir sözün varsa dilden yüreğe hiç susma,
Görmen gerekiyorsa birini git yanına,
Okşaman gereken biryürek varsa esirgeme elini,

Hayat çok zalim...
An gelir...
Elini...gözünü... yolunu... yüreğini alır senden...
O zaman istesende......
Dokunamaz......
Göremez...
Gidemez...
Söyleyemez olursun..
Can Yücel


Yaşamak Seninle Güzel
Neyleyim 3 günlük yalan dünyayı
yaşamak sevgilim seninle güzel
neyleyim ben sensiz geçen hayatı
yaşamak sevgilim seninle güzel
Dünyam cennet olsa sensiz kalamam
yaşamak sevgilim seninle güzel
saraylara koysalar bir gün duramam
yasamak ksevgilim seninle güzel
Bahçemde çiçekler 4 mevsim açsa
gönlüm kuş misali göklerde uçsa
istemem şu ömrüm bin yıl uzasa
yasamak sevgilim seninle güzel
Yıldız Tilbe


Kim Daha Çok Seviyor
Kim her sabah bir karanfil Koyar gider baş ucuna
Kim okşar gözlerini Sana her bakışında
Kim tapar giyindiğin Bir sıradan kazağa
Söyle yarim,
Kim daha çok seviyor

Kim canını hiçe sayar Biricik aşkı uğruna
Kim bekler yollarını Tüm geceler boyunca
Kim verir umarsızca Herşeyini avucuna
Söyle yarim
Kim daha çok seviyor
Çelik.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

KİTAP TAVSİYELERİ

Okunan kitaplar birikti ama bir türlü tanıtmak fırsat olmamıştı.
Onun için üç kitabı birden tanıtmak istiyorum bugün sizlere.



İlk kitabımız Sadık dayımın hediyesi olan, yeni bitirdiğim bir kitap : LEYLA
LEYLA Bosnalı bir kızın yüreğinizi parçalayacak, tüylerinizi ürpertecek, gerçek hayat öyküsü. Öyküden çok kabus desek daha doğru olur sanırım.
Leyla’nın Bosna’daki toplama kampında geçirdiği iki yıl, acıyla dolu kaderi, binlerce kadının travma geçirmesine neden olan savaşın karanlık yüzü, bütün çarpıcılığı ile anlatılmış kitapda.
Açıkcası bazı satırları yüreğim kaldırmadığından atladım okurken.
Kitabı elinize aldığınızda bitirene kadar çok sarsılacağınız kesin.
Mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
Dayı tekrar çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle.



İkinci kitabımız HERŞEY SENİNLE BAŞLAR/ Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!
Mümin Sekman

"Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin! " demiş yazar.
Bu kitabıda ya okursunuz ya okumazsınız seçim sizin tabiki. Ama ben Türkiyenin en çok satan bu kişisel gelişim kitabını mutlaka okumanızı öneririm.




Üçüncü kitabımız ise KUANTUM SIÇRAMASI
Nilda Ferhan Efeçınar

Açıkcası ben yazarın Kelebekleri Özgürleştirmek isimli kitabını daha çok beğenmiştim. Burada kuantum felsefesi daha çok kuantum fiziği ile anlatılmış. Hayatınızda Kuantum sıçraması yapmak istiyorsanız bu kitabı da okumanızı öneririm. Faydasını göreceğiniz kesin.

Sevgilerimle.
Güngör Ekinci

1 Ağustos 2011 Pazartesi

GEL NEREDEYSEN


Başımda rüzgar gibi senin sevgindir esen
Gizli vefam herşeyim çıkıp gel neredeysen
Yaşamanın tadı yok seni bir an görmesem
Özlemim mutluluğum çıkıp gel neredeysen

Hıçkırığımı duy da, esen yellere uy da
Elini kalbine koy da gel neredeysen

Bakınca gözlerine varlığımı anlarım
Bütün hayallerimi seninle tamamlarım
Seni yürekten seven anlasana ben varım
Özlemim mutluluğum çıkıp gel neredeysen

Hıçkırığımı duy da, esen yellere uy da
Elini kalbine koy da gel neredeysen
NALAN ALTINÖRS

31 Temmuz 2011 Pazar

AYLARIN SULTANI KAPIDA



Bu gece kalkacağımız sahur ile ayların sultanını karşılayacağız pazartesi sabahı.
Her ramazan ayının ilk 4 - 5 günü çok zor geçer benim için. Tansiyonum düşer ve yoğun bir baş ağrısı çekerim. Çok fazla açlık ve susuzluk hissetmem aslında. Ama çok üşürüm ve sanırım üşüdüğüm için de sürekli uyku isteği duyarım.

Biraz dengem şaşar yani, ama derler ya hani, Allah veriyo kolaylığını işte.
Her zamankinden daha mutlu, daha huzurlu hissederim ramazan ayında kendimi. Onun için çok severim bu ayın ruhaniyetini.

Bir içecek reklamında diyor ya çocuk “ keşke her ay böyle olsa” başka bir reklamda da dede diyor ya hani “ nerde kaldın Ramazan” ben de aynı fikirdeyim valla.
Nerde kaldın ramazan, keşke her ay böyle olsa.

Bu ay televizyonların yayınları daha güzel, insanlar daha iyimser, muhabbetler daha hoş, herkes de daha engin bir hoşgörü hakim oluyor bence.

Keşke hep böyle olsa !?

Sevgili arkadaşlarım, dün dünde kaldı yarın çok geç olabilir.
Bugünden başlamak lazım iyi olmaya, kendimizi sevmeye, etrafımızdakileri sevmeye, hoşgörülü olmaya, affetmeye. Allah bizi canlıların en onurlusu insan olarak dünyaya getirmiş. Onun için yaşamayı sevip, hayatımıza sahip çıkmak lazım. İnanın ki bu sayade hayat da bizi sever ve bize sahip çıkar.

Hani yıllar önce bir film vardı Tatlı Cadı diye hatırladınız mı? Filmin kahramanı sihir yaratmak için burnunu oynatıyordu. İşte hayatınıza sihirli bir değneğin dokunmasını istiyorsanız sizin de yapmanız gereken sadece ve sadece sevgi sunmak. Sevgi sunmaya kendinizden başlamak.

Ben kendimi seviyorum.
Hayatımdaki herkesi seviyorum.
Sizde kendinizi ve herkesi sevin.
Herkese sevgilerinizi yollayın.
Kendinize ve çevrenize iyi bakın.
Güneş her sabah yeniden doğar unutmayın.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

29 Temmuz 2011 Cuma

AĞZIMDAN ÇIKTI KADERİM OLDU



Kuantum düşünce teknikleri ile ilgili yazılarımda hep derim ya hani, ağzınızdan çıkan sözlere dikkat edin kaderiniz olacak diye, bunu kendi hayatımda bir kez daha deneyimledim geçen akşam.

Yıllardır gıda sektörüne geçiş yapma düşüncelerim olmuştu. Bunun için araştırmalarda yaptım. Fakat maddi sebeplerden dolayı dükkan açma işinin boyumu aştığını fark ettim. Bende kendi çapımda kısa bir sürede olsa mantıcılık yapmıştım. Hatta buradan da duyurmuştum hatırlarsanız. İnsanın elinden çıkan şeyin alıcısının olduğunu bilmesi öyle keyifliki, benim için güzel bir tecrübe olmuştu gerçekden.

Birkaç yıl önce Maeve Binchy'nin Aşk Mutfakta Pişer isimli kitabını okuyordum. Kitapda ortak kurdukları catering şirketinde hayata birlikte direnen ve birbirlerine aşık olan iki kişinin, daha çok şirket mutfağında geçen aşkları anlatılıyordu.

En sevdiğim yabancı kadın oyuncu Catherine Zeta-Jones'dur. Her sayfasını çok beğenerek okuduğum kitabı daha bitirmemiştim ki bir gece televizyonda Catherine Zeta-Jones’un Aşk Tarifi isimli filmine denk geldim. Film kısaca Manhattan’daki bir restaurantın mutfağında başlayan bir aşkı anlatıyordu. Romantik komedi türünde harika bir filmdi.

Kısaca;
kitabım da mutfakdaki aşkı,
izlediğim film de mutfakdaki aşkı anlatıyordu...

O gece bende mutfakla ilgisi olan bir aşk yaşamak istiyorum dedim.
Hatta ikimizde aynı mutfakda çalışsak ne güzel olur gibisinden biiir sürüüü de
şey geçirdim aklımdan.

Düşündüm,
Düşündüm ve İstedim.

Sonra üzerinden yıllar geçti. Tabiki unutmuştum Allaha böyle bir istek gönderdiğimi.

Fakat geçen gece aynı film tekrar gösterildi televizyonda.
Catherine Zeta-Jones’u hayran hayran izlerken bir bir hatırladım nasıl bir aşk istediğimi ve kendi aşkımın tarifini.

Beni huzurundan boş çevirmeyen allahım yine yapacağını yapmış ve bana gıda sektöründe faliyet gösteren bir sevgiliyi, Canımın teee içini göndermişti.
O an fark ettim ki isteğim tam karşılığını bulmuştu.
Filmi izlerken birden bire gözlerim doldu.
Her zaman olduğu gibi yine yüzlerce kez şükrettim allahıma benden yana olduğu için, sesimi duyduğu için ve Canımın içini gönderdiği için.

Hatta birkaç hafta öncede kitaplığımı düzeltirken başka bir şeyi daha fark ettim.
Bankada çalışırken üye olduğumuz bir kurum vardı. Zaman zaman kampanya yapar ve üyelerine hediye kitaplar gönderirdi.

Bir dönem yine bir kampanya yaptı ve bize üç kitapdan birini seçme hakkı verdi.
Kekler, Börekler ya da Akdeniz mutfağı.
Herkes kek ya da börek kitaplarını seçerken ben Akdeniz mutfağını seçmiştim.
Arkadaşlar sen niye o kitabı seçtin dediklerinde, bilmem bakarsınız akdenize gelin olurum demiştim.

Bende dahil kimse İstanbul’dan gideceğime inanmadığı için çok gülmüştük sözlerime. Zaten o sözü söylediğimde benim Akdeniz anlayışımın en uzak noktası da Antalya, Adana civarıydı. Oysa akdenizin teee öteki ucuna yolcuyum bir süre sonra.

Arkadaşlar, nasıl ki kendi yasalarımız, ailemizin yasaları, iş yerimizin yasaları varsa, içinde yaşıyor olduğumuz dünyamızın ve hatta evreninde bir yasası var ve bu daha çok çekim yasası olarak adlandırılıyor son zamanlarda.

Evet, evren yasalarla yönetilir. Birçok gelişim kitapları ve konunun uzmanları çekim yasasının gücünden bahsetmekte olup, son günlerde TV programlarında da bu konunun çokca ele alındığını sanırım birçoğunuz gözlemlemişdir. Evrenin yasası, daha net bir ifade ile inancın yasası gibi işler.

Kısaca toparlamaya çalışacak olursak demek istiyorum ki, iyi düşünün, olumlu düşünün, sevgiyle düşünün, temiz kalple ve yürekden isteyin. Allah sizi duyuyor ve gerçekleştirmek için melekleri harekete geçiriyor.

"Ağzınızdan çıkan söze dikkat edin; Düşünceleriniz olur.
Düşüncelerinize dikkat edin;Duygularınız olur.
Duygularınıza dikkat edin;Hareketleriniz olur.
Hareketlerinize dikkat edin;Davranışlarınız olur.
Davranışlarınıza dikkat edin;Alışkanlıklarınız olur.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin;Kaderiniz olur."
Mahatma Gandhi

Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.
Şu an kalbinizden, aklınızdan ne geçiyorsa gerçek Olsun.
Sevgilerimle... Güngör Ekinci

27 Temmuz 2011 Çarşamba

KÜÇÜK USTADAN BÜYÜK LEZZET













TENCEREDE FİNCAN KEK :)

Malzemeler
1 Yumurta
1 çay bardağı süt
1,5 çay bardağı şeker
2 çay bardağı un
2 yemek kaşığı kakao
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Yapılışı
Bütün malzemeler derin bir kabda çırpılır.
6 tane nescafe fincanı yağlanır (Türk kahvesi fincanlarının bir büyük boyu olması için yani )
Karışım fincanların yarısına kadar doldurulur ve fincanlar küçük bir tencereye konulur.
Tencereye fincanların yarısına gelecek kadar ılık su koyulur ve ağzı açık kaynaması beklenir.
Kaynayınca tencerenin kapağı kapatılır, ağzı hiç açılmadan kısık ateşte 20 dakika pişirilir.
Ocağın altı kapatıldıkdan sonra 15 dakika kapak açılmadan dinlendir.

NOT: Tencerenin kapağından buharlasan su keklerin üzerine damlamasın diye biz kapağın altına kağıt havlu koyduk. Sizde bu şekilde yapabilirsiniz.
Ayrıca 6 fincan dedim ama karışımı fincanlara daha az koyup fincan sayısını çoğaltabilirsiniz.
Üstüne de dilerseniz yarım paket çikolata sosu yapıp dökebilirsiniz ve Hindistan cevizi ile de süsleyebilirsiniz.
Afiyet Olsun.