23 Haziran 2011 Perşembe

TUZLU KAHVE




Kıza bir partide rastlamıştı. Çok güzel bir kızdı. Partinin sonunda kızı bir kahve içmeye davet etti. Kız parti boyunca dikkatini çekmeyen gencin davetine şaşırdı. Ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak daveti kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye gittiler.





Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.
“ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden bire garsonu çağırdı.
“bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “kahveme koymak icin..”
Bunun üzerine yan masalardan bile şaşkın yuzlerle delikanlıya baktılar.
Kahveye koymak için tuz istemişti!.

Delikanli kıpkırmızı oldu utanctan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye basladı.

Kız, merakla “garip bir ağız tadınız var” dedi..

Delikanlı anlattı:
“ Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı cok severim. kahveme tuz koymam bundan. ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, cocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum ve özlüyorum." Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.

Kız dinlediklerinden cok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar seven, özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini seven biri... ev duygusu olan biri..

Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. O da ailesini anlattı. Çok sirin bir sohbet olmustu. Şirin, tatlı ve sıcak.


Ve bu sohbet harika bir ilişkinin, güzel baslangıcı olmuştu.

Buluşmaya devam ettiler,
kısa bir süre sonra evlendiler,
ve ömürlerinin sonuna kadar cok mutlu yasadılar.

Kız sevgili eşine ne zaman kahve yapsa, içine bir kaşık tuz koydu mutlaka.
Onun böyle yani tuzlu kahve sevdiğini biliyordu cünkü.

Evliliklerinin 40. yılında adam dünyaya veda etti.
“ÖLÜMÜMDEN SONRA AÇ” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.

Kadın mektubu açtı, şöyle yazıyordu satırlarında,

“sevgilim, bir tanem,
Lütfen beni affet.
Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurdugum icin beni affet.
Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim. O da tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken tuz çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim iliskimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemisti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgectim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam icin hiçbir sebep yok.

İste gercek. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi ictim. Hem de zerre kadar pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borcluydum.

Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yasamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim. Bana seninle ikinci bir hayat sunulsa, ömrümün sonuna kadar yine yanında olur ve yine elinden tuzlu kahve içerdim aşkım."

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.

Lafı açıldığında birgün biri, kadına “tuzlu kahve nasıl bir şey ” diye sordu.

Gözyaşlarına boğulan kadının ağzından iki kelime çıktı.
“ ÇOK TATLI” .

4 yorum:

a.s dedi ki...

simdiye kadar okudugum en guzel hikaye. ben olsydim aynisini yapardim. çok duygusal bi yalan.a.s

Adsız dedi ki...

Sevgili Güngör;
Yazılarında yazdığın yalın Türkçe vede seçtiğin konular gayet güzel ve anlamlıydı.Ama bu Tuzlu kahve çok ilgimi çekti acaba ilerde sen demi? evleneceğin şanslı X baya Tuzlu kahve içirebilecek misin?
Selam ve sevgiler
Çil Ali

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili A.S :)
Hikayeyi beğendiğinize sevindim.
Aynısını yapacak bir yüreğe sahip olduğunuza göre siz çok özel, çok güzel bir insansınız demek ki.

Sevgiliniz çok şanslı bir kızmış ve emin olun neye sahip olduğunun farkındadır bence.
Sevgilerimle.

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili Çil Ali,
Bu sorunun cevabını kısa bir süre sonra görücez inşallah. :)
Sevgiler.