24 Haziran 2011 Cuma

Nenem, Dedeme özlem ve Hamsikoli



Çayın başkenti olan Rize, çok sarp ve engebeli bir araziye sahip olduğu için, çaylıklarda yürümek de oldukça zordur. Sofralarımızı tatlandıran, renklendiren çay, masalarımıza gelene kadar o kadar çok evreden geçer ki öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım.

Dönümlerce tarla önce gübreleniyor, sonra tarlanın otu temizleniyor, arkasından çay toplanıyor. Bu işlem yılda üç kez yapılmakta olup, karadenizin yağışlı iklimine
dik ve engebeli arazi şartlarını da ekleyecek olursak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır sanırım.

Ayrıca olay bu kadarla bitmiyor. Çay çok fakat devlet bir kota koyuyor.
Bir günde topladığınız çayın tamamını devlet almayabiliyor. Çay elinizde kalıp ziyan da olabilir, sonraki günlerde de alınabilir ( Belki ! ) .

Veya ziyan olacağına çayımı özel çay firmalarına satayım diye düşünebilirsiniz. Ama bu durumda da tonlarca çayın parasını firmadan zamanında alamayabilirsiniz ve emeğinizin karşılığı çerez parasına dönebilir malesef.

Her yıl Nisan ve Kasım ayları arasında hırçın karadenizin dik çay tarlalarında alın teri döker teyzem ve nenem. Nisan ve Kasım ayları arasında göremeyiz aslında ikisinide. Ama teyzemin Kasım ayında düğünü olacak. Ön hazırlıklar nedeni ile bu sabah itibari ile geldiler ama bir ay sonra tekrar gidecekler.



Nenem hiç üşenmez köydeki onca telaşının içinde sırf ben seviyorum diye dönecekleri günün arefesinde benim için hamsikoli yapar getirir. Bu defa da yapmış getirmiş yine sağolsun canım benim.

Hamsikoli kılçığı alınmış hamsi, mısır unu, tereyağı ve bol yeşillikle ( pazı, soğan, maydanoz vs ) yapılan bir çeşit hamsili kektir. Hatta bir keresinde televizyonda yöresel yemeklerin anlatıldığı bir programda hamsikolinin tarifini hamsili kek olarak vermişlerdi.

Nenecim şimdi önce teyzem bu satırları okumuştur sana.
Sonradan gözlüklerini takıp sen de okursun zaten.

Allah sana sağlık versin, eline koluna sağlık olsun da, lezzetli yemeklerinden daha uzunca yıllar yiyelim olur mu? Her zamanki gibi çok güzel olmuştu afiyetle yedim valla.:)

Bazen çocukluğumu öyle özlüyorum ki nene.

Rahmetli dedemin hergün okul dönüşü çantama attığı finger bisküvileri,

Senin Ramazan davetlerinde donattığın mükemmel sofraları,

Dedemin kışın beni atkımla Ninja kaplumbağaları gibi sarıp sarmalayıp eve yollamasını ve benim dedemin görüş alanından çıkınca hemen atkımı açma çabalarımı,

Benim, yaşıtlarımın ve hatta benden büyüklerin arasında fark edilir davranışlarıma, senin gözlerinle ve hafif gülümseyerek verdiğin gurur dolu onay bakışlarını,

“ Ben bakkal Hüseyin’in torunuyum” demenin ayrıcalığını,

Elinden gelmeyen iş olmadığı için Çavuş nene olarak anılan senin torunun olmanın keyfini,

Dedemin bana seslenirken Güngör’le Cüncör arası bir şive ile kükremesini,

Dedemin TRT 1’in haberlerini, hava durumunu, spor haberlerini sonuna kadar izlemelerini ve benim çocuk aklımla buna sinir olmamı,

Teyzemlerin yayık ayranı yaparken kocaman yayığın üzerine bir de beni oturtmalarını,

Tavanda yayık ipinin bağlı olduğu yer vardı ya, hani iş bitince ip oraya geri sokulurdu, senden gizli gizli teyzemlerin o ipi aşağıya indirip bana salıncak yapmalarını,

Rize’li dedemin seyahat otobüsü alıp babamın memleketi olan Kars’a hizmet sunmaya başladığı günlerdeki görkemi…

Ve daha neleriii neleriiii... Off nene off…

Hasretle kucaklıyor, sevgi ve özlemle ellerinden öpüyorum.
Torunun Güngör.( yada dedemin seslenişi ile Cüncör)

4 yorum:

Orhan Karapınar dedi ki...

Güngör hanım bloğunuzu uzun süredir takip ediyorum. Yazılarınıza dikkat ediyorum da yazılarınız ne kadar insancıl.Hayatın küçücük mutluluklarını bile yakalayabiliyor ve hatta onları özlüyorsunuz. Bir çok insan bunları fark etmez bile. Bu zaman da böyle insan az, sizi gerçekden tebrik ediyorum. Allah gönlünüze göre versin.
Saygılar.
Orhan Karapınar

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili Orhan bey,
Hayatın küçücük anlarında çok önemli ayrıntılar gizlidir bence. Mutluluk, hüzün, sinir …vs…
Tabiki bu ayrıntıların olumsuz yönlerini de görüyorum maalesef. Ama daha çok güzel yanlarının üzerinde durmak ve sadece onları hatırlamak istiyorum.
Nazik yorumunuz için çok teşekkür ederim. Allah hepimizin gönlüne göre versin.
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

sevgili Cüncör hanım;
Turkiyede bildiğin gibi 81 vilayetimiz var ben iş gereği bu vilayetlerden yaklaşık 60 vilayetini gezdim Ama senin Bakkal Hüseyin Dedenin memleketini ve nenenin yapmış olduğu Hamsikoli(bu arada bu ismide ilk defa duyorum)yemek ve çay bahçeleri gezip görmek isterim? (mesela teyzenin düğüne beraber gidebilir?)
Selamlar Cöncür hanım
Maleave'den Çil Ali

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili Ali,
Teyzemin düğünü İstanbul da olacak.
Ama kaderde varsa neden olmasın. Kısmet inşallah diyelim.
Sevgiler.