6 Aralık 2013 Cuma

BEN SONBAHARI VE KISI BURADA SEVDIM


Benim Istanbuldayken yasadigim bolgede,  sonbahar ve kis çok agar geçer. 
Biraz yagmur yagsa otobus ve minubus seferleri aksar,  kar yagsa seferler  iptal edilirdi. 
Çalistigim donemlerde kisin sevise binecegim duraga gitmek için evden sabahlari  1.5 saat erken çikip duse kalka servis duragina gittigim  gunler  de hiç az degildi inanin. Tabiki  bu gidisin bir donusu olurdu ki ; o en buyuk  çileydi. 
Ayrica çocuklugum da sobali evde geçtigi için, sabahalari  da ister istemez  buz gibi evde uyanmanin sikintisini yasardim.  Hatta buz demisken, su borulari  dondugu için sularimiz bile akmazdi bazi kis gunleri. 

Doganin burundugu renkleri bile umursamaz, kis gunesiyle, sonbahar sarisiyla ilgilenmezdim bile.  

Onun için soba deyince ustunde kastane kozlemek gelmez  di aklima, kar deyince çikip kartopu  oynamayi da dusunemezdim  hiç.  Ayrica yagmurda yurumeyi de hiç sevmezdim  ben.  
Istanbuldayken sonbahar ve kis demek  benim için çile demekti adeta.  Bu nedenle hiç  aram yoktu bu iki mevsimle.
Gerçi hakkini yemiyeyim. Kis mevsimine denk gelsede bir tek aralik ayini çok severdim bu 6 ayin içinde . Hem dogdugum ay olmasi, hem de yeni umutlarla gelen yeni bir yili mujdeledigi için sadece aralik ayinin yeri bir baskaydi  benim için.

Ama simdi fark ediyorumda bunlar hep yasanmisliklarin etkisiymis aslinda.

Megerse doga,  sonbahar ve kis mevsimlerinde de çok guzel renklere burunuyormus.  Itiraf etmek gerekirse, ben sonbahari ve kisi burada sevdim. 
   
Onun için gozume çok harika gorunen bu kareleri,  sizlerle paylasmadan geçmek istemedim.
Keyifli seyirler dilerim. Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik   

















25 Kasım 2013 Pazartesi

SIZI, BITIRDIGIM KITAPLARLA TANISTIRMAK ISTIYORUM, SOYLE BUYURUN;


Ilk sirada okuduklarimin içinde en begenmis oldugum kitap var. ARTIK RUHUNU DA BESLE   
Bu kitaba gerçekten bayildim ve hepinize tavsiye ederim. Hatta tavsiyeden de ote mutlaka okuyun diyorum. Elimden birakamayip okurken notlar aldigim, ogrendiklerimi  hayatimda uygulamaya çalistigim gerçekten harika bir kitap. 

 Arka kapakdan;
Siz onu hep fiziksel şişmanlığa en doğru çözümleri bulan uzman hekim olarak tanıdınız. Sağlıklı beslenme konusundaki önerilerini dinlediniz, uyguladınız. Milyonların sevgilisi Dr. Ender Saraç bu kitabında ise ‘yaralı ruhları’ tedavi ediyor! Stetoskopuyla insanların ‘içini’ dinliyor. Doğumdan yaşlılığa yaşamın her dönemi için ‘manevi gıdalar’ öneriyor. Gereksiz yere acı çeken ve çareyi hep ‘dışarıda’ arayanlara sesleniyor. Ruh doğru beslenirse, birçok hastalığın da kendiliğinden iyileşeceğini müjdeliyor. Evlilik, iş, başarı, huzurlu yaşam gibi konularda bir türlü amaçlarına ulaşamayanlara da şeytanın bacağını kırmanın ipuçlarını veriyor!
Ona göre ruha en faydalı gıdalar, Allah’ın güzel isimleri! Ender Saraç, Esmaü’l Hüsna’yı günlük yaşamdaki negatiflikleri pozitife çevirmek için nasıl kullanacağımızı anlatıyor. ..

Ben aslinda Maeve Binchy´nin kitaplarini okumayi çok severim. Hemen hemen butun kitaplarini okudum. Hatta " Ask mutfakta piser " isimli kitabini okuduktan sonra bir kafe açmayida çok istemistim. . Fakat nedense bu kitabini severek okudugumu soyleyemiyecegim.   Emege saygim tabiki sonsuz ama bu kitabi zorla bitirdim diyebilirim. 
Arka kapakdan;
'Ustaca harmanlanmış incelik, mizah ve hüzün, ironi ve duygusallık... Binchy´den yine zekice kaleme alınmış, sürükleyici bir roman. Elinizden bırakamayacaksınız'.
- New York Times-
'Gündelik hayatın yoğun duyguları, olağanüstü bir gözlem gücü... Ve Maeve Binchy,'
- Sunday Times-
'Güldürüyor, ağlatıyor ve düşündürüyor. Maeve Binchy sıcaklığı ve sempatisiyle sıradan insanları destansı bir dille aktararak, sanatsal bir anlatım sunuyor.'
- San Francisco Chronicle-

Issiz Erkekler Korosu isimli bu kitap da severek okuduklarim arasindaki yerini aldi. Hemde bazi karakterler yazarin diger kitaplarinda da geçiyor. Okurken diger kitaplarida hatirlama sansiniz oluyor yani. Guzel bir kitap tavsiye ederim. 
Arka kapakdan;
Âdemoğlu Pansiyon’da bir fasıl gecesi... 
Müşterilerin hepsi erkek! Ezilen, horlanan, acı çeken, ağlayan, üşüyen, hatta dayak yiyen erkekler onlar. 
Her birinin ayrı bir hikâyesi, o hikâyenin içine nakşolmuş ayrı bir şarkısı var. 
Ve tanıdık birkaç yüz... Piraye’nin Haşim’i, Yüreğim Seni Çok Sevdi’nin Murat’ı ve eskilerin Eylemci’si Vedat da orada. 
Issız erkeklerden oluşan muhteşem koro eşliğinde şarkılarını söylüyorlar. 
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır!” sözü verenler... 
“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,” diye sitem edenler... 
“Şimdi uzaklardasın,” diyerek hiç dönmeyecek sevgililerine seslenenler... 
Onların hikâyelerini paylaşırken, şarkılarında da kendinizi bulacaksınız...


Söylemişler gelenler bizden evvel, Kulak âşık olurmuş gözden evvel.
Bu kitabida çok begendim. Iliskilere ayna tutan, akici bir dille yazilmis guzel bir kitap. 
Arka kapakdan;
" Eşimin Eşi Yok, Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz, Eşim Aşkım Olsun gibi evlilikle ilgili hayatın içinden hikâye kitaplarına imza atan Sema Maraşlı bu alandaki dördüncü kitabına Kulak Âşık Olurmuş Gözden Evvel ismini verdi. Hayatın içinden kadın erkek ilişkilerini akıcı bir üslupla kaleme alan ve okuyuculara pratik çözüm yolları sunan Maraşlı, atalarımızın Söylemişler gelenler bizden evvel, Kulak âşık olurmuş gözden evvel\" deyişinden yola çıkarak hayata renk katan yepyeni hikâyeler yazmış. Kulak Âşık olurmuş Gözden Evvel kitabı lezzet alarak okuyacağınız ve hayatınıza sevgi katacağınız bir eser .   

Kendi Everestinize Tirmanin
Kitabin arka kapaginda Dogan Cuceloglu´nun onsozunden bir alinti var. Ve ben bir Cuceloglu hayrani olarak bu onsozu de dikkate alarak almistim kitabi. Fakat daha once okudugum ogrendigim seylerden farkli birsey bulamadim bu kitapda. Evet kisisel gelisim için okunabilir ama beklentileri çok yuksek tutmadan. 

Arka kapakdan;
Yaşamımız her gün yaptığımız binlerce seçimden oluşuyor. Her seçim bir kapı açar ya da kapatır. Şimdi elinize bu kitabı aldınız ve alayım mı, almayayım mı diye düşünüyorsunuz. Karar verme durumundasınız. Sıkıcı bir kitap olabilir; boşuna para ve zaman harcamış olursunuz. Ama belki de yaşamınızı zenginleştiren önemli bir kaynağa sahip olursunuz. Bu kitabı okuyarak ruhunuza özen göstermiş olacağınızı biliyorum. Hiç dağa tırmanmadım, dağa tırmanmakla hiç ilgilenmedim, şimdiden sonra ilgileneceğimi de sanmıyorum. Nasıl oluyor da dağa tırmanmayı büyük bir başarı olarak gören birinin yazdığı kitaptan bu kadar etkileniyorum? Üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin, yöneticilerin ve anababaların okumasını niçin istiyorum? Bu kitabı okumak benim için ruhsal bir yolculuk oldu. Yaşanmamış yaşamlar dünyasındayız. Ya sen hayatı yaşarsın ya da hayat seni yaşar. İnsanların çoğu bunun farkında değil. Yanı konu benim dağa tırmanmam değil, konu yaşamımın hakkını vererek yaşamam. Ve bu dünyada büyük bir çoğunluğumuz yaşamadan ölüyoruz. Kitap yaşarken yaptığımız seçimlerle ilgili. Yaşadığımız yaşamı seçiyoruz; hepsi bu. İnsan kendi yaşamını yaşamayı nasıl seçer? Olabileceğinin en iyisi olma yolunu nasıl seçer? İlk adım farkına varmaktır, ilk adımı atmak isteyenler için bu kitap önemli bir kaynak. Bu kitapta, olabileceğinin en iyisi olmak isteyenlere gerçekçi altmış dört öğüt var. Unutmamak gerekir ki bu, kırk iki yaşında ve bugüne dek çok az insanın başarabileceği birçok şeyi başarmış bir insan tarafından kaleme alınmış birkitap. Umarım bu kitabı okurken benim kadar haz alırsınız. 


23 Kasım 2013 Cumartesi

BU GUZELLIKLERI DUN GECE KAPIMDA BULDUM


Karsi komsum ayni zamanda arkadasim olan Celeste,   yalniz yasayan  ogretmen bir bayan. Iki yildir evde pisiridigim yemeklerden arada sirada ona da veriyorum.  Fakat son zamanlarda hemen hemen hergun birseyler vermeye basladim. 
Hatta o okuldan bizim yemek saatimizdan 1 saat sonra geliyor. Ben,  ne vereceksem  sarip kapisina birakiyorum, o da geldiginde kapisinda hazir yemek buluyor yani.  Boyle olunca ne kadar sevindigini  defalarca kez soylemisti sagolsun.
Iste O da  dun gece,  fotograflarini gordugunuz çiçek buketini, 
            ve bu  kurabiyeleri benim kapima birakarak beni mutlu etti.  

Çiçeklere ilistirdigi notta yemekler için tesekkur ettigini belirtmis. 
Nazik davranisi karsisinda gerçekten çok sevindim ve buradan da paylasmak istedim.
Gracias Celeste.
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

14 Kasım 2013 Perşembe

MUHARREM AYIMIZ KUTLU OLSUN... ASURELERIMIZ BEREKETLI OLSUN...

Ben Asureyi çok severim. Bu mubarek aya girmisken de, butun sevgimle, butun iyi dileklerimle ve dualarimla,  yaptim ve dagittim asuremizi.  Rabbim bu guzel ayin bereketini  hepimizin evlerine yagdirsin insallah. Hepimizin dualari ve asureleri kabul olsun.  Sevgilerimle…

Este la comida, es postre. Se llama Asure.
Asure, tiene una historia asi; Profeta Noé ha querido hacer una comida en barco. Pero no tenían muchas material. Por eso, en barco, que si hay, a todo ha puesto a cacerola y ha cocinado a Asure. Todos los musulmanes, cocinan. Pero, algún países con salado, algún países con dulce. Nosotros, cocinamos con dulce.
Para nosotros simbolizar abundancia, la fertilidad, la suerte. Este mes y Asure, para los musulmanes importante. Por eso, yo también he hecho. Estos fotos las mias.

Bu arada konu ile ilgili olarak asagidaki bilgileride paylasmak istiyorum sizlerle:

Muharrem ayı, Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir.” [Şir’a]

“Allahü teâlâ, Aşure Günü’nü üstün kılmıştır.
Allahü teâlâ, gökleri, yeri, dağları, denizleri, yıldızları, Arş’ı ve melekleri, Âdem aleyhisselâmı Aşure Günü yarattı. İbrahim aleyhisselâmın dünyaya gelişi ve Nemrud’un ateşinden kurtuluşu Aşure Günü oldu. Ibrahim aleyhisselâma, oğlunun yerine kesmek için, büyük koç bugün ihsan edildi.” [Taberanî]
Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir.  Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.

Aşure’nin hikâyesi
Herkes aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:

Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah’a şikâyet eder.
Allah, Hz. Nuh’a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.
Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur’un kaynaması ile gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur.

Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz.  Kaynak : http://dinihaberler.com.tr  

7 Kasım 2013 Perşembe

KAPTAN GOKHAN ZARAGOZA´DA ve ANNEMLERDEN GELEN PAKET


Ben nisanliyken, kardesim Gokhan henuz kaptan  olmak için ogrenciydi.  
Ozamanlar hayal kurardik. 
Gokhan  “ abla,  bakarsin birgun benim gorev  yaptigim  gemilerden biri  Ispanya´ya gelir.  Ben de size ugrarim ne guzel olur “ der di.
Hani hep derim ya “yurekten isteyin, olur” diye. 
Oldu iste.

Kardesimin staj yaptigi gemi Ispanya´ya geldi.
Ve birgun izin alma imkani da olunca,  Canimin içi ile kardesimi gidip alip evimize getirdik. 

Zaman sorunundan dolayi  cok degil, ancak bir aksami birlikde geçirip bir de kahvalti keyfi yapabildik.  
Ama bu kisacik zaman dilimi bile hem ona hem de bize guzel bir moral oldu.   

Gemisi  baska bir ulkeye ulasmak uzere Ispanya sularindan ayrildi bile.

Gule gule kardesim yolun da, denizlerin de hep açik olsun.
Allaha emanet ol…. Seni çok seviyorum canim kardesim.












Kardesimi yolcu ettikden 2 – 3 saat kadar sonra  zilimiz çaldi.
Gelen, Istanbuldan adimiza gonderilen kargo peketiydi.


Annemler daha açar açmaz,  burnumu sizlatan çok harika bir paket yollamislardi bize.

En uste Deniz´imin paketini koymuslar.  Kiyafet, sampuan ve emzik. 
Ah simdi çiçegi burnunda anne adayi olarak ben aglamayayim da kimler aglasin. 
Tulumu, sapkasi,  eldiveni oyle tatli, oyle guzel ki, askisi ile birlikte dolap kapaklarindan birine astim. Sabahtan beri içinde Deniz´im varmis gibi sohbet ediyorum kiyafetle. :-)

Diger paketlerden bana, Canimin Içine ve Canimin içinin yegeni Mehmet´e hediyeler çikti.


Derken en alttaki buyuk torbaya sira geldi.

Allahim yarabbim ne yok ki içinde. 
Peynirinden yufkasina, krakerinden  baharatina, çerezinden tarhanasina,  kabartma tozundan salamura asma yapragina kadar, daha neler neler ,  hersey var.

Boyle bir paketin karsisinda duygulanmamak mumkun mu hiç.  Ne var ki duygulanacak demeyin sakin. Paketten çikan bu bir dolu seyin bir kaç çesidi hariç,  diger hepsi,  ya da benzerleri tabiki burada var.  
Sakiz bile gondermisler mesela, burada yok mu, tabiki var.  Ama beni duygulandiran ve gozlerimi yasartan asil paketten çikan diger seyler di.

Çunku birde paketten çikan ama  fotografa yansimayan seyler  var.

Neler mi;
Aile olmanin sicakligi var mesela,  en içteninden…
Buram buram ozlem var,  en uzagindan…
Gozden irak olsak da gonullerin yakin oldugunu bilmenin mutlulugu var,  en guvenlisinden…
“Bizi mutlu etmek için ellerinden geleni yapmislar “ demenin keyfi var, en duygulusundan…

Daha ne olsun ki, hangi para satin alabilir ki bu duygularin yasattigi mutlulugu.

Canim ailem hepinize,  butun kalbimle çok tesekkur ederim.
Allah eksikliginizi gostermesin. Herzaman VAR OLUN.
Sizi çok seviyoruz, çok tesekkur ederiz.
Gungor – Ahmet - Deniz 

28 Ekim 2013 Pazartesi

Fiesta del Pilar

Ispanyanin etkinlikleri, bayramlari hiç eksik olmaz. Bu etkinliklerden en sonuncusu da 12 Ekim haftasinda kutlandi.  Bayramin adi Fiesta del Pilar. Pilar isimli bir azizeyi anmak adina kutlanan bir bayram. Zaragoza da bu azizenin adini tasiyan ve benim ozellikle dis mimarisine bayildigim Pilar katedrali var. Bayram oncesinde o katedralin onunde demirden bir iskele kuruluyor. Ve 12 Ekim gunu de isteyen herkes yoresel kiyafetler giyerek bu azizeye sunmak uzere o kurulan iskeleye çiçek birakiyor.

Yani daha anlasilir sekilde  soyle dusunebilirsiniz. Bu azizenin sonuçda bir mezarligi ya da turbesi yok. Ama insanlar sevgilerini, saygilarini dile getirmek, inançlarini gostermek için kendisine çiçek sunmak istiyorlar. Iste bu çiçek sunma isi bayram seklinde kutlaniyor. Ve sadece Zaragoza da kutlandigi için Ispanyanin her yerinden insanlar bu bayrama katilmak için buraya geliyor. Bizim de Madrid´den misafirlerimiz gelmisti mesela.  
Festival seklinde kutlanan bu bayram Ekim ayinin 12'sinden önceki ilk hafta sonu başlayıp,  ertesi Pazar gunu bittiği için yaklasik olarak 10 gün kadar süruyor.

Fotograflarda da goreceginiz gibi bu seneki “ çiçek sunma” etkinligine bende katildim. Yaklasik olarak 3 saat kadar ayakta sira bekleyip, birde ustune soguk aldigim için sonrasinda rahatsizlandim melesef. Bu nedenle yeri gelmisken hastaligimdan dolayi kutlayamadigim geçmis kurban bayraminizida geç de olsa kutluyorum. 


Canimin Içi etkinlige bu yil sadece Adiyaman salvari ile katilmisti. :-) 
Yillar once ise o da geleneksel kiyafet giyinmis. Ve bence çok da yakismis. 



 
Canimin Içinin yanindaki Julio ise, 

bu yil da bu kiyafetle katilmisti etkinlige.

Festivale ilgi çok buyuk. Buyuk, kuçuk, genç, yasli herkes, çesit çesit, renk renk yoresel kiyafetleri ile sokaklari senlendiriyor. Hatta minicik bebeklere bile giydiriliyor bu kiyafetlerden. Isin zor olan tek yani çiçek birakmak icin kilometrelerce uzunlukta olup saatlerce suren sirayi beklemek. 






Yukarida fotografini gordugunuz iskele piramit seklinde olup,  dort bir tarafi en tepeden en asagiya kadar çiçeklendiriliyor.
Siraniz gelince çiçeginizi gorevliye veriyorsunuz. 

Sonra çiçek elden ele ulastirilarak iskeledeki yerini aliyor.  

Sonunda iskele okadar guzel bir goruntuye burunuyor ki, insanlar gunlerce gelip onunde fotograf çektiriyorlar. 


Ayin 12 sinde yapilan çiçek sunmanin disinda, bir gun sonra da  "Meyve Sunma" etkinligi yapiliyor. Bu sefer de baska bir alandaki kutlama yerine çiçek yerine meyveler birakiliyor.
Son olarak da  "Rosario de Kristal" denilen aydınlatılmış dini heykel tasinan  resmigeçit yapiliyor.
Şehirdeki boğa güreşi arenasında da televizyondan bile izlemeye dayanamadigim boga guresleri yapiliyor.

Bunların disinda  özel kıyafetler giyinmiş, ismine Cabezudos denilen  karakterler çocukları eğlendiriyor.



Ayrica bir de sehre  geçici olarak donme dolap kuruldu.


Islevi donme dolap ama bence sehrin manzarina ayri bir guzellik katti. Keske hiç kaldirilmasa.

Pilal katedralinin

 doyumsuz mimarisinden bir kaç kare.

Gecesi gunduzu ayri guzel gerçekten.

Veee bu bayramda doyumsuz bir havai fisek gosterisi ile bittiiii.

Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz. 
Hepinize keyifli seyirler.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik