28 Temmuz 2013 Pazar

Orda Bir Koy Var Uzakta... / Adiyaman - Kahta

Veeee son duragimiz Canimin Içi´nin memleketi olan Adiyaman- Kahta.
Ataturk baraji uzerinden yapilan feribot seferi ile geçtik Adiyaman´a.

Hem Adiyaman´a, hem Kahta´ya hem de Kahta´nin koylerine gittik. 

Esim ve arkasinda da dogdugu koy.

Tabi boyle olunca bana da, Canimin Içi´nin dogdugu, çocuklugunun geçtigi yerleri gorme, yore halkini ve koyde yasayan akrabalarini gorup tanima firsati dogdu. Esim neredeyse 30 yil sonra ilk kez geldiginden, 
hem onun hem de sevgili gorumcem Aysel´cim için de oldukca nostaljik bir seyahat oldu.

Cunku heryerde çocukluklarina ait izler ariyorlardi dogal olarak.
- aa ben bu odada uyuyordum.
- ben buradan dusmustum.
- bu çesmeden su tasirdik.

Benim içinde onlarla birlikde keyifli bir zamana yolculuk oldu cidden. 

Misafirperverlik de burada da sinir yoktu. Guleryuz, ikramlar hersey çok guzeldi.

Kabul etmek istemesekde bizim için koç bile kesildi.

Ayrica beni yaraticiliklari ile de kendilerine hayran biraktilar gerçekten. Bakin bu antenin bagli oldugu demire bir de musluk takmislar  mesela.

Radyolarda yoresel tabiki;
Düz dara yar düzdara
Yar zülüfün düz dara
Doksan dokuz yarem var
Sen açtırdın yüz yara 
Oy aman aman aman
Burası  Adıyaman
Alem düşman kesilir
Seni gördüğüm zaman...


Canimin Içi´nin ilk okula ilk basladiginda çok kisa bir sure gittigi okulu,

ve daha sonra devam ettigi yatili okulu.

Rahmetli kayinpederimi saygi ve sukranla andim orada bir kez daha. Içinde bulunduklari koy sartlarina ragmen, çocuklarini okutup hayirli ve faydali bireyler yetistirebilmek için elinden geleni yapmis. Burda dogdular, burayla yetinsinler dememis.  Simdi  masallah hepsinin mutlu yuvalari var, hepsi namuslu ve durust bir sekilde çalisip ekmegini kazaniyor.

Bu fotograftaki 5 kisi de, Canimin Içi´nin,  yukaridaki okulda birlikde okudugu ve 30 yil sonra ilk kez bir araya geldigi arkadaslari.  Ikisi ogretmen olmus, diger ikisi kendi dukkanlarini açmis isletiyorlar. Belediye baskani olan arkadasini da makaminda ziyaret ettik. 



Ben nohut´u ilk kez orada dalinda gordum. Ve yore halki bunu bu sekilde çerez olarak bile yiyor.





Gungor hanim, Gungor hanim oturmaya mi geldiniz hadi koyun sagmaya :-)

Sagabildim mi diye merak ediyorsaniz soyliyeyim:  Ben de kaçar mi beee :-))




Çok ilginç bir adetle karsilastim. Koyde dugun, dernek vesaire varsa davetiyelerle birlikte bir de hediye dagitiyorlar. Davetiye verilecek evin hanimina hediye verilecekse eteklik kumas, erkegine verileckse gomlek hediye ediyorlarmis.





Karincalarin kis hazirligina bakarmisiniz. Tasidiklari parçalar kendilerinden buyuk.


Bu koy kahvaltisi ve,

karpuz tarlasi,

Salatalik bahçesi

ve meyve bahçesi de Canimin Içinin sohbetine doyum olmayan dayisina ait.



Iste boyle…
Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür
Gezmesek de tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür...............

Tatilimize renk, guzellik ve anlam katan tum dost ve akrabalarimiza yurekden tesekkur ediyor, selamlarimizi 
sevgilerimizi gonderiyorum....
Gungor Ekinci Saglik

Fotograflari mutlaka uzerlerine tiklayarak buyutun derim. Keyifli seyirler...



23 Temmuz 2013 Salı

ADIYAMAN --- 2 --- Nemrut dagi


Tatil deyince hep kostur kostur denizin oldugu yerlere gitmeyi adet haline getirmisiz. Oysa ulkemizde ne miraslar ne dunya harikalari var. Birçogundan haberimiz bile yoktur mutlaka.  Çok sukur ki bu tatilimizde Guneydogu anadolu bolgemizi bir nebze de olsa tanima imkani bulabildik. En çok Hasankeyf´e ve Nemrut´a bayildim. 
Simdi bu satirlari okuyan siz sevgili arkadaslarima, eger bu yerleri henuz gormediyseniz kendinize bir guzellik yapip, bir tatilinizde yolunuzu buralardan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Inanin pisman olmayacaksiniz. 

Daga,  belli bir yere kadar araba ile çikabiliyorsunuz. Ondan sonra ise tabanlara kuvvet.


Isterseniz essek kiralama sansinizda var gerçi ama bence yuruyerek çikmak en guzeli.

Yuruyerek çikmak oldukca zor gerçi. Çunku yol yok, bildiginiz taslik, kayalik ve oldukca dik dag yolu. 

Nemruta gidince gunesin dogusunu izlemek çok keyifliymis. Bizde oyle yapalim dedik. Bu nedenle gecenin uçunde dag yolunu tirmanmaya basladik. Adiyamanin merkezinde sicakdan durulmuyordu. Onun için gece dagin ne kadar soguk olabilecegini tahmin edemedik. Uzerimizi biraz kalin giyinmeye çalistik ama, açik ayakkabilarla yola koyulmustuk. Ayaklarim dondu gerçekten. Biz zirveye ulastigimizda turistler çokdan gelmis battaniyelerine sarilmis oturuyirlardi bile. 
Çok usumus ve nefes nefese kalmis bir vaziyette ulastik en tepeye. Ama sonuç buna degerdi inanin...

Gunes dogmaya baslayinca ani yakalayabilmek için çok fotograf çektim. Once her yer beyaza yakin aydinlikti. Gunesin dogacagi yerde kizil bir çizgi vardi sadece.

Fakat sonra heryer kararmaya ve gunes kizil bir sekilde dogmaya basladi.

biraz daha, 

biraz daha, 



Gunesin verdigi yansima ile ortam renkden renge geçti sanki.


Alkislar... opusmeler....

Bakin mesela ustteki fotografi gunes dogmadan, 

bu fotografi da gunes dogarken çektim. 

Kizil yansimaya dikkatinizi çekerim.


Soguk için tedbirli gelen turistler.



Ve gunes tamamen dogusunu bitirince yerini yine beyaz bir aydinliga birakti.





Geri donus yolu


Nemrut Dağı, Güneydoğu Anadolu bölgesinin Adıyaman ilinde, Kahta ilçesi Ankar dağları yakınında 
2.150 metre yüksekliğinde bir dağdır.
Kommagene kralı Antiochus Theos, MÖ 62 yılında bu dağın tepesine, pek çok Yunan vePers tanrısının heykelinin yanı sıra,  kendi mezar-tapınağını da yaptırmıştır. Mezarda, birkartalın başı gibi, tanrıların taş oymaları bulunur. Heykellerin diziliş şekli hiyerotesyonolarak bilinir.
Mezarda 1881 yılında Alman mühendis Karl Sester tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan kazılarda da Antiochus'un mezarı bulunamamıştır.
Nemrut Dağı 1987'de UNESCO tarafından Dünya mirası alanı ilan edilmiştir ve dünyanın sekiz harikasından biridir.
Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 2150 metreye taşınan piyano ile 4 Eylül 2003'te Nemrut Dağ' zirvesinde bir konser vermiştir. ( kaynak: wikipedia)

Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutmenizi tavsiye ederim.

Keyifli seyirler.
Sevgilerimle, 
Gungor Ekinci Saglik


21 Temmuz 2013 Pazar

Adiyaman Tatili --- 1 --- Cendere Koprusu / Kale / Karakus Tumulusu

CENDERE KOPRUSU
Adıyaman'da Cendere çayı üzerinde yer alan ve dünyanın hâlen kullanılmakta olan en eski köprülerinden biri olarak anılan tarihi köprüdur.

Adıyaman’a 55 km mesafede, bugün Eskikale olarak bilinen bir antik yerleşim bölgesinde bulunmaktadır. Kahta ve Sincik’i birbirine bağlar.

Romalıarın yaptığı 2. en geniş kemerli köprüdür. 120 m uzunluğunda ve 7 m genişliğindedir. Herbiri 10 ton ağırlığında 92 kayadan meydana gelir.


Köprünün üsütündeki Latince bir yazıttan anlaşıldığına gore Roma İmparatoru Septimius Severus (193-211), karısı ve oğulları adına yaptırılmıştır. Orijinalinde 4 korint sütun bulunduğu Kahta tarafındaki ikisinin Septimius Severus ve eşine, Sincik tarafındaki ikisinin ise oğullarına adandığı biliniyor. Ancak oğullardan Geta’ya ait olan sütun, onu öldüren ve kardeşine ait her şeyi yok etmek isteyen Caracalla adlı kardeş tarafından yıktırılmış. ( Kaynak : wikipedia )




Köprü 1997 yilinda bakımdan geçmiş.  500 metre doğusuna yeni bir köprü daha yapılmış.  Simdi araç geçisleri bu yeni kopruden yapiliyor. Cendere koprusunden sadece yuruyerek geçebiliyorsunuz.


Kalenin, ozaman ki sartlarda nasil bu sekilde yapilmis olabilecegine akil erdirmek mumkun degil.

Adeta karinca yuvasini andiran bir kale.


Ve son olarak Karakus Tumulusunden bazi kareler.




Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutmenizi tavsiye ederim.

Keyifli seyirler.
Sevgilerimle, 
Gungor Ekinci Saglik