15 Mart 2012 Perşembe

BISIKLET VAR TRAFIK YOK



Burada bisikletler de araba kadar çok tercih ediliyor.
Zaten bu nedenle sehir trafigi de ona gore organize edilmis durumda. Her kose basinda, her kavsakda mutlaka bir yaya geçidi ve birde bisiklet geçidi gormek mumkun. Tabiki bisiklet park yerleri de unutulmamis. Trafik isiklari bile bisiklet kulanicilarini da dikkate alarak duzenlenmis. Kadin, erkek, genç, yasli herkes bisiklet kullaniyor.

Insanlar tek kisi olduklarinda disariya otamobille degil de bisikletle çiktikalari için, ve ayrica mumkun oldugunca da toplu tasima araçlarini tercih ettikleri için
burada trafik sorunu diye bir sey de yok tabiki. Geleli uç ay oldu hala korna sesi duymadim, olacak sey degil.
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik








12 Mart 2012 Pazartesi

ELIMI SALLASAM KOPEGE ÇARPICAM

Bu kopegin ismi aslinda Mavi,
ama o kadar karizmatik ve havali bir kopek ki Lord diyesim geliyorum hep.


Ben kopeklerden çok korkarim. Hatta kopekden kaçmak için kendimi arabanin onune atabilecek kadar çok korkarim hemde.
Canimin içi, Ispanya´ya gelmeden once, burada çok fazla kopek oldugunu, neredeyse her ailenin en az bir kopeginin mutlaka oldugunu soylemis ve bu fobimden mutlaka kurtulmam gerektigini belirtmisti. Her ailede bir kopek olabilecegi bana abartili gelmisti dogrusu, taaa ki buraya gelip gozumle gorene kadar.

Arkadaslar ben yer yuzunde bu kadar çok çesit kopek olabilecegini bile tahmin etmezdim. Filmlerde gorduklerimde dahil, bu kadar çok çesitte kopek hayatim boyunca gormemistim. Kimisi yalnizligini gidermek için, kimisi bir ugras, bir hobi olsun diye, o veya bu sebeple herkes en az bir kopek edinmis. Inanin burada ulke ekonomisini etkileyecek kadar çok kopek var. Bizim gibi kopegi olmayan aileler parmakla gosterilecek kadar az.

Turkiyede ise giderken, fobim yuzunden servis duragina kadar sagolsun canim babam gelirdi benimle. Bir keresinde babamin yanimda olmadigi gunlerden biriydi. Servis duragina çok yaklasmistim ki kopek gordum. O arada servisinde duraga geldigini fark ettim. Ve ne yapmak zorunda kaldim hemen soyliyeyim, telefon açip servisi beklettim, yolumun uzamasini goze alarak yonumu degistirdim, kostura kostura baska bir yoldan servis duragina gittim.

Çocuklugumdan itibaren defalarca kere kopeklerinden kaçma operasyonlarim oldu.
Sokak kopeklerinin disinda, mesela bazi komsularimizda guvenlik açisindan kopeklerini gece salik birakiyorlardi. O komsulara da rica etmistik, benim aksam servisimin gelis saati yaklastiginda kopeklerinin tasmasini takiyor ve sabah ben ise gitmeden de açmiyorlardi.

Kuçugu, buyugu, evcili, sokagi fark etmez, korkuyorum hepsinden. Bu konuda bana soylenenlerin içinde en sinir oldugum laflar da “ ayy korkma yaa, bisey yapmaz", bir de "hayvan sevmeyen insan da sevmez” .

Hadi ya, kim demis onu ????


Tabiki hayvan eziyetlerine ve tecavuzlerine ben de karsiyim.
Tabiki onlar için disarida bir kap su birakalim.
Tabiki onlarin da bir cani var.
Tabiki bir çogu insandan daha sadik dost olabiliyor...

Korkuyorum ya, korkuyorum iste allah allaaaah.
Ve korkuma saygi bekliyorum sadece.

Kopek deyince aklima iki sey geliyor hemen;
1-Dizime saplanmis disleri.
2-Ben korkudan bayilirsam, o da beni iyice parçalarsa !?

Geçen gun tek basima yuruyeyim biraz dedim.
Herkes kopegini dolasmaya çikariyor ve genelde nehir kenarina gidiyorlar. Ben sirf onlari gormiyeyim diye park tarafindan yurumeyi tercih ettim. Daha yola çikali yarim saat olmamisti ki, tasmasi açik bir kopegi fark ettim. Tabi hemen yolumu degistirmeye karar verdim ve hizli adimlarla sag tarafa dogru yurumeye basladim. Allahim olacak sey degil kopek fark etti, onunla oyun oynuyorum sandi.

Halimizi gormeniz lazim, ben kosuyorum o kusuyor.
Daha dogrusu ben kaçiyorum o kavaliyor.

Bir yandan da sahibine sesleniyorum korkuyorum, çagirin sunu diye.
Kadin elinde telefonu, hiç istifini bozmadan bana o sinir oldugum cumlelerden birini soyledi sadece; Çok kuçuk bisey yapmaz, korkma...

Kosmakdan ve aglamakdan nefes nefese kaldigim sirada, çocugunu dolastiran bir bayan yakaladi kopegi sagolsun. Kopegin sahibi ancak ozaman gelebildi kopeginin yanina.

Yaptigi davranis ne nezaket kurallarina ne de insanliga sigar bence.
Çunku aglaya aglaya can havli ile kostugumu gordugu halde hiç mudahale etmedi olaya. Birde bana bulundugu yerden hersey yolunda mi diye seslenmez mi?
Turkçe Ispanyolca karisik agzima ne geldiyse saymaya basladim.
Bir bankda oturup nefesimi toparlamayi bekledim once.
Sonra yine yurumeye basladim.
Az ileride yine bir tasmasiz kopek gordum.
Sonra geri donmeye karar verdim.
Daha on dakika olmadan yine bir tasmasiz kopek gorunce parkdan caddeye saptim. Yasadigim olay o kadar sinirlerimi bozdu ki aglaya aglaya eve geldim.

Yazacak çok sey birikti bu aralar.
Simdilik herkese sevgilerimle...
Gungor Ekinci Saglik



Bu fotografta da Mavi, sahibi olan arkadasimiz Koray´la birlikde.



Bu fotografta da Mavi´nin ev arkadasi Ayla, guzel sahibesi Gabriela ile birlikte.
Koray ve Gabi evli olup, evi Mavi ve Ayla ile paylasiyorlar yani.
Tabiki yukaridaki uç fotografi da ben çekmedim, çekemedim. O kadar yaklasmam mumkun degil çunku. Asagidaki fotograflari da sokakda zoom yaparak çektim.







8 Mart 2012 Perşembe

Kadinlar Gunumuz Kutlu Olsun

Güzel ülkemin guçlu kadınları,
Canım ülkemin eli hamurlu kadınları,
Aydınlık ülkemin eli kalemli aydın kadınları,
Bağrına taş basan mehmetçik anaları,
Ülkemin, yoksulluğu ahlaksızlığa tercih eden kadınları,
Gözü yollarda kalmış gurbet kadınları,
Başına bir hal gelmiş kader mahkumu kadınlarımız,
Maddi zenginliğini manevi zenginlikle de pekiştiren kadınlarımız,
Kocası için kimisi baş tacı, kimisi yerde halı olan kadınlarımız,
Genç yaşta dul kalan şehit eşi kadınlarımız,
Esinden bir tesekkur, bir guzel soz duymamis olan kadinlarimiz,
Tarlasında, öküzü ile çifte sürülen kadınlarımız,
Mecliste, ben de buradayım diyebilen kadınlarımız,
Çocuklugunu, gençligini bilemeyen kadinlarimiz,
Kadinlar gunumuz kutlu olsun.

Daha aydınlık bir Türkiye dileği ile,
hem yurdumda, hemde dunyadaki tüm emekçi kadınların kadınlar gününü kutlarım.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik

KADINLAR GUNU TARIHÇESI
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı.
Kaynak : http://tr.wikipedia.org

1 Mart 2012 Perşembe

Aljaferia Sarayi ( Caferaga Sarayi)

Canimin Içi ile kultur turlarimiz devam ediyor. Suan da bakmakta oldugunuz fotograflarda Aljaferia Sarayından.

Saray Arap ve Hiristiyan mimari stillerinin karisimi olarak yapilmis. Ilk yapildiginda Halifelerin alt kadrosunda çalisan grubun çalisma yeri olarak kullanilmis. Hiristiyanlar burayi aldikdan sonra kendi ihtiyaç alanlarina gore yeniden duzenlemisler. Devrin Aragon krali burayi askeri bolge olarak kullanmis. Içinde hapishanesi ve bazi gizli bolmeleri de varmis. Fransizlara karsi yapilan savasda kale olarak kullanilmis. Suan da parlamento binasi olarak da kullaniliyor. Bu nedenle bazi bolumleri rahat kullanim alani saglamak için modernize edilmis durumda. Ispanya için çok onemli olan bu saray UNESCO dunya miraslari listesine alinmistir.

Sevgilerimle, Gungor Ekinci Saglik





















27 Şubat 2012 Pazartesi

Santa Águeda



Dogruluk derecesini tam olarak bilemiyorum ama, fotograftaki pastanin soyle bir rivayeti var.
Burada sorup ogrendigim ve nette yaptigim arastirmalardan anladigim kadari ile
St Águeda, şehit edilmis bir bakiredir.

Romalilar zamaninda burada çok dinlilik varmis. Kral insanlari din degistirmeye bazi genç kizlari da cinsel birliktelige zorluyormus. Santa Águeda bu istekleri kabul etmedigi için son derece aci iskencelere maruz birakilmis olup, bas kaldiranlara ibret olmasi için de gogusleri kesilerek oldurulmustur.

Yillar içinde olum yil donumu olan 5 Subat tarihinde de anilmaya baslanmistir.
Hatta 5 Subat gunu tatil olan yerler bile varmis.

Burada da her 5 Subat tarihinde yukarida fotofrafini gordugunuz, kadin gogsunu andiran pastalar yapiliyormus. Bu ozel gun basta gogus kanseri tedavisi goren kadinlar olmak uzere, burada tum kadinlar tarafindan çok destekleniyormus.

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

20 Şubat 2012 Pazartesi

OLUM UNUTULMAKTIR...


Mezarliklar hep çok ozel ve onemli olmustur benim için. Çunku insan dirilerine oldugu kadar olulerine de sahip çikmali diye dusunuyorum. Bu yuzden Istanbul´dayken bayramlarda mutlaka dedemin ve nenemin mezarliklarini ziyaret eder, kabirlerinin uzerinde biten yabani otlari temizler, topraklarini eseler ve sulardim. Gerek kabirlerinin basinda, gerekse evde, dua okuyup ruhlarina hediye ederdim.

Hatta çocuklugumda annem ogrettigi için, mezarliklarin yanindan geçerken, hem kendi atalarima hemde orada yatan herkesin ruhu için fatiha okurdum. Kabirlerinin nurla aydinlanmasi ve mekanlarinin cennet olmasi niyeti ile en son kandil gecesinde gonderdim dualarini.

Biz onlari gormesekde onlarin bizi gordugune ve onlarla ilgili yaptigimiz, soyledigimiz herseyi hissetiklerine inaniyorum.

En onemlisi ben kaybettigim yakinlarimin hepsini hala yasarken oldugu kadar çok seviyorum. Ve onlari anmayi unutursum asil ozaman oleceklerine inaniyorum.

Simdi bu konuya nerden geldigimi soracak olursanir, Canimin içi beni hafta sonu fikir sahibi olmam için buranin mezarligina goturdu. Oncelikle bilmeyenler için belirteyim burada topraga gomme yok. Cenazeler kasa gibi kutularin içine konuluyor. Herkesin inancina saygim sonsuz tabiki, ama ben kendim için toprakdan geldik toprak olucaz inancina hakimim.

Burada ilk dikkatimi çeken sey herseyin çok sistemli olmasi. Cenaze sahibi sadece cenaze islerine telefon açiyor okadar. Cenazenin defnine kadar hersey ile onlar ilgileniyor.


Cenaze bu cenaze arabalari ile aliniyor.


Sonra mefta hazirlik odasina aliniyor. Bizdeki cenaze yikama islemi gibi burada meftaya bakim yapiliyor. Bu bakima makyajda diyebiliriz belki. Sebebini az sonra asagida belirticem. Arkasindan bizdeki kefen yerine burada meftaya çok sik bir kiyafet giydiriliyor. Erkekse takim elbise, kadinda çok sik bir kostum.

Sonra mefta hani yeni dogmus bebekleri bir cam bolmenin arkasindan bebek arabasinin içinde ailesine gosterirler ya, burada da bakimi yapilmis sekilde, bir cam bolmenin arkasindan yakinlarinin gorebilecegi sekilde yerlestiriliyor.

Makyaj dememin sebebi suydu; Mezarliga gittigimiz sirada bir bayaninda cenazesi vardi. Maftayi gorme odasina bende girdim. Cam bolmenin arkasinda tabutun içindeki bayani canlilardan ayiran tek sey kipirdamiyor olusuydu. Yuzune hafif bir makyaj yapilmis, saçlari zarifçe toplanmisti. Basinda gelinleri andiran dantel bir tul vardi. Tabutun içinde beyaz satenler içinde uyuyordu sanki.

Bizde nasil cenaze yerleri pafta pafta parsel parsel belli oluyorsa, burada da yediser katli kasalar var ve herbirinin bolumu numarasi belli. Nasil oluyor anlamadim ama diyebilirim ki her bir kasanin uzerinde aile mezarligi yaziyordu. Bizdeki ruhuna fatiha gibi burada da baris içinde uyusun cumlesi yaygin olarak kullanilmisti.
Kullerin muhafaza edildigi mezarliklar. Eger kisi olmeden once yakilmayi istemisse ya da ailesi boyle uygun gormusse ve kulleri bir yere serpilmeyecekse, o kullerde kutular içinde daha kucuk ebattaki yine katli mezarliklara konuluyormus.

Yakma yeri

1936- 1946 yillarinda Ispanya´nin fasist diktatoru Franco zamaninda ulkede iç savas çikmis ve çok sayida insan oldurulmus. Ozaman oldurulen ve mezarlari belli olmayan bu kisiler için sonradan sembolik olarak anit mezar yapilmis olup bu anit mezar da sehir mezarliginin içinde yer aliyor. Asagida bu anit mezarlarin fotograflarini gormektesiniz.
Plakalarin arka tarafinda kisinin olum yasi yaziyor.

On tarafta da isimlerini gormektesiniz.

Butun kasalarin uzerinde fotograflarda da goreceginiz gibi plastik çiçekler mevcuttu. Çevre son derece temiz, inançlari derecesinde de son derece bakimliydi.

Sonuçda hepimiz ayni Allahin kullariyiz ve olunce ayni yerde toplanicaz. Oradaki butun kabir sahipleri için duami yapip mekandan ayrilirken esim gel simdide buranin musluman mezarligina gidiyoruz dedi.

Giderken sehir belediyesinin muslumanlar içinde istenildigi taktirde her turlu imkani sagladini soylemisti. Defin sirasinda kabir kazma isini bile belediye yapiyormus ve cenaze sahibi mezarligi istedigi sekilde yapabiliyormus. Alcak, yuksek, mermer vs. Ben de Istanbulda alisik oldugum tarzlara yakin bir mezarlik gorecegimi dusunerek gitmistim.

Mezarlik kapisindan girdigimizde nereye girdigimi anlamadim bile. Mezarlikdan çok enkaz alanina benziyordu. Cenaze sahipleri sanki meftanin uzerini bir an once kapatip kaçmis, giderken birde basucuna kiremit parçasi birakmis gibiydi. Ayrica kiremitlerde mezarligin kime ait olduguna dair hiçbir bilgide yoktu.


Musluman mezarligindaki tek Turk olan Yakup beyin kabri...

Iste o an orada yatan tek Turk olan esimin arkadasi rahmetli Yakup bey hariç,
butun meftalarin gerçekden oldugunu gordum. OLMUSLER di, çunku UNUTULMUSLARdi.

Belki her biri tabir yerindeyse pehlivan gibiydi,

belki çok guzeldi,

belki çok iyiyidi,

belki çok zengindi,

belki çok sevmislerdi.

Hatta çok da sevildiklerini sanmislardi.

Ama O çok sevdikleri,

hatta belkide ugruna herseyden vazgeçip gurbette kaldiklari,

ya da uzerine titizlenerek buyuttukleri çocuklari,

Istenildigi taktirde butun imkanlar sunulacagi halde,

burada,

bu tarla gibi yerde,

birkaç tas yigininin altina,

enkaz gibi birakip gitmisti onlari...

Biraz iç karartan bir yazi oldugunun farkindayim ama, ilk kez ruhaniyeti olmayan, terk edilmis harabeye benzeyen bir mezarlik gordugum için, içim parçalandi dogrusu ve paylasmadan geçemedim.

Umarim hepsi bulunduklari yerde rahat uyurlar.

Allah kimseyi sevdiklerinden ayirmasin,

oldukden sonra bile...

Gungor Ekinci Saglik