1 Temmuz 2012 Pazar

Filiz´le Alquezar Pueblo/ Huesca


Filiz´cikle finalimizi Huesca´nin Alquezar Pueblo isimli bir koyunde yaptik.  Fakat oncesinde Loarre Castle isimli  çok sahane bir kaleye goturdu Canimin Içi bizi. 
Malesef brosurde yazilanlari henuz  tam olarak Turkçeye çeviremiyorum.  Bu nedenle kale hakkinda çok fazla bilgi aktaramayacagim gerçi ama,  yine de aklimda kalan bir iki seyi  paylasmak istiyorum sizlerle.



Oncelikle sunu belirteyim ki hem mimarisi hem de konumlandirildigi yer bakimindan, simdiye kadar gordugum kalelerin en guzeliydi diyebilirim. 

Dik bir yamacin uzerinde bodrum kati ile birlikde 5 kat olarak insa edilmis.

Çok fazla penceresi olup kemerde çok kullanilmis.



11. ve 12. yy´larda yapilmis. Yapildigi donemle baglantili olarak Musluman ve Hristiyan mimari stillerini tasiyor. 




Yillardir papatyalarin içinde uzanip fotograf çektirmek istemistim. Bu kalede kismet oldu.








Annemin buyukannesinin evinde ayni bu sekilde ahsap merdivenler vardi. Çocuklugumda Rize´ye gittigmizde dusmustum o merdivenlerden. Fotografda durdugum yer bu hatirami getirmisti aklima.



Filiz bayildi bu sandiga.


Bu kadar buyuk kilit ilk kez gordugum için fotograflamadan olmazdi tabi.

Veeeee Alquezar Puebloooooo...
Huesca´ya yolunuz duserse buraya mutlaka ugramanizi tavsiye ederim. 
Bizim Safranbolu evleri gibi kuçuk camli evleri, guleryuzlu esnafi olan, lezzetli yemeklerin yapildigi bir koy burasi.
Burada oncelikle karninizi iyice doyurmanizi tavsiye ederim. Çunku çok yuruyeceksiniz. Neden mi?


Çunku biz soyle yaptik....
Bu sirin evlerin arasindan bayir asagiya dogru,

                       yuruye yuruye indik.
Camlarindan, balkonlarindan çiçekler sarkan evler oyle sirinki gozlerimiz bayram etti.


Sonra birden Filizle neye ugradigimizi sasirdik valla.
Çunku yol bitti ve tahtadan yapilmis asma koprulerden yurumeye basladik.
Kimi zaman taslarin kayalarin uzerinden bile atladik.

Tabiatin içinde,  her karisi doga harikasi olan enfes bir yuruyus yaptik. Bizim indigimiz yolu ayni engebeli hali ile yukari çikan sirtlarinda esyalari, kucaklarinda kuçucuk çocuklari olan turistler gorduk. Oyle ozendimki onlara, çocuk kuçuk dememisler, yukumuz agir dememisler, gunesin anlinda geziyorlardi. Helal olsun valla...
Sonraaaaa, fark ettikki Canimin içi bizi gerçekden bir sakli cennete getirmis.
Çunku burasi devasa kayalarin arasina saklanmis, 

coskun selaleleri ile içinizi kipirdatan harika bir yer.

Ayaklarimizi sokup,  yuzumuzu yikayip,  serinlemeye çalistik biraz. Filizle bayildik buraya, gerçekden muazzam guzeldi.
Donus yolunda da once nehir boyunca uzayan boyle bir metal kopruden geçtik.

Sonra bu kayalarin arasindaki patika yollardan tirmandik yukariya dogru.

Filizle ikimiz bu fotografda resmen yorgunluktan perisan hallerdeyiz. :-))) 
Ikimizinde boynuna bakarmisiniz, birimizinki saga dusmus birimizinki sola. :-)))

Ama sahsen benim bulunmakdan çok mutlu oldugum haika bir yerdi. Insan o manzara için bu yorgunlugu goze alir.
Veeeee zirve... Artik duzdeyiz.

Canimin Filiz´cim, hem ben hem de Canimin içi, bu surpriz ziyaretinden çok mutlu olduk.
Uç gunde varliginla agzimizda oyle tatli bir lezzet biraktin ki, hala zaman zaman evde kulaklarini çinlatiyoruz.  Senin gibi bir dostu agarlamak çok guzeldi. Kapimiz sana herzaman açik.
Sikica sarilip yanaklarindan opuyoruz...
Herkese sevgiler...
Gungor Ekinci Saglik


3 yorum:

Hayat İzlerim dedi ki...

Ne kadar güzel çok sevdim fotoğrafları Güngör'cüm :))

Asuman Yelen dedi ki...

Yine hoş kareler, güzel mekanlar, açıklayıcı bilgiler bonus olarak da hoş bir dostluk örneği...
Gez, gör ve anlat Güngör' cüm. Sadık okurların var...
Sevgiler, selamlar...

Güngör Ekinci dedi ki...

Sevgili Dostlar,
Çok çok tesekkur ederim.
Çok opuyor yurekden selam ve sevgilerimi gonderiyorum...