27 Temmuz 2011 Çarşamba

GÜNÜN SÖZÜ



Eş dediğin koluna değil, yüreğine yakışmalı. Öyle sıradan gelip geçici heves değil sonsuza kadar 'nefes' olmalı...

SUyun, DUAnın, POZİTİF ENERJİnin GÜCÜ



SUyun ne kadar çok faydası olduğunu artık bilmeyen yoktur sanırım.
Hatta Dr. Batmanghelidj "Hasta Değil Susuzsunuz" adlı kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmıştır. Bu 46 maddeyi aşağıda sıraladım.

Ama onun öncesinde dikkatinizi çekmek istediğim başka bir şey daha var.

Prof. Emoto’nun su kristalleri ile ilgili yaptığı çalışmayı da sanırım duyanlarınız vardır.
Kısaca hatırlamak gerekirse ; Emoto, mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış etkenler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfeder. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış etkenlerin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor. Hatta suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı. Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Deneyde iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine “teşekkür” , diğerine “aptal” yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor.

İşte bu deneyi ben de evde yaptım.

Aynı marka 2 adet pet şişeye aynı miktarda su koydum.
İkisine de aynı miktarda haşlanmış pirinç koydum.
Şişelerden birinin üzerine güzel sözler ve bir dua yazdım,
diğerine negatif sözler yazdım.
Günlerce şişelerden birine gülümseyerek bakıp yazdığım pozitif sözleri ve duayı okudum.
Diğerine kaşlarımı çatarak bakıp yazdığım negatif sözleri okudum.

Arkadaşlar inanın abartmıyorum, çok kısa bir süre sonra negatif sözler yazdığım şişedeki pirinçler tuhaf şekiller almaya başadı. Bir ayın sonunda pozitif enerji gönderdiğim şişedeki haşlanmış pirinçler hiç haşlanmamış gibi gayet diri bir şekilde duruyordu ve suyun rengi değişmemişti. Negatif enerji gönderdiğim şişedeki pirinçlerse unufak oldu, suyun rengi siyaha yakın bulandı ve şişenin de şekli değişti.

İşte bu yaydığımız enerjinin ve düşüncelerimizin nelere sebep olabileceğinin en basit ispatı. İnanmayan varsa evde kendi de yapabilir.

Aslında kısaca demek istiyorum ki, hiç kimsenin hayatı A’dan Z’ye mükkemmel değil. Herkesin kendine göre sorunları var. Siz yeterki iyi olun, olumlu olun, inançlı olun, pozitif olun. İnanıyorumki bunların karşılığında hayatta size güzel olacaktır.

Ne demiş atalarımız;
"iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
ya da" ne ekersen onu biçersin".
ya da "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" ozaman kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.

Demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek de güzel şeyler olur.

Ne ekersek aklımıza,
Onu çekiyoruz hayatımıza yani.

Günde sadece 10 dakikanızı Allahı düşünmeye ayırın. Ne kadar büyük bir kuvvetin bizden yana olduğunu düşünmek bile kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın, insanoğlunun gücünün yetmediği şeylere onun gücü yeter.

Gülün,
kabullenin,
sevin,
bağışlayın,
olumlu düşünün,
dua edin,
bol bol su için,
Allaha emanet olun.
Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.

Sevgilerimle...
Güngör Ekinci

SUYUN 46 FAYDASI

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.
11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

SÖZ evlilik için ilk adım



Biliyor musunuz "seni seviyorum" sözcüğünü bu yaşa kadar kimse için kullanmamıştım ben. Şimdiye kadar seni seviyorum sözcüğüne verdiğim yanıt " teşekkür ederim, ben de beni seviyorum " olmuştu hep.

Hatta elimi taşıyabilecek kadar kuvvetli görmediğim için hiç bir eli,
bırakmamıştım hiç bir avucun içine ellerimi.

Tabiki evlilik için saygı, sevgi, aşk, güven, anlayış, merhamet gibi duygular çok çok önemli. Ama bunların dışında da kesinlikle olmazsa olmazlarım vardı ilişkilerimde.

Ben tam bir İstanbul aşığıyım mesela. Evet, İstanbul’un bütün nimetlerinden faydalanamıyorum belki, ama olsun. Bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu bu harika şehirde yaşadığımı bilmek bile yetiyorDU bana.

Sevdiklerimle aynı şehirin havasını solumalıyım derDİM. Hasrete dayanamayan bir yapım vardır, bir haftalık tatillerde bile çok özlerim sevdiklerimi. Ben ailemden, dostlarımdan, arkadaşlarımdan, alışkanlıklarımdan uzaklaşamam, düzenimi bozamam diye düşünürDÜM hep. Bunun için İstanbul dışından çıkan taliplerimi tanımaya bile gerek görmeden geri çevirirdim zaten.

Karakaş, karagöz, siyah saçlı yani karayağız tiplerden hoşlanırdım. Kel olduğu için Aşkın'la (eniştem) dalga geçerdim. Hatta Aşkın bana " baldız içimden bi ses senin benden daha kel birine aşık olacağını söylüyor" derdi, saçmalama ben zevkimi bilmiyormuyum der, gülerDİM.

Evleneceğim kişi mutlaka akıcı bir İstanbul türkçesi ile konuşmalı derDİM.

Benim birine EVET diyebilmem için kalbimin teee içinde AŞK fokur fokur kaynamalı ve bedenimin her yerine şakır şakır süzülmeli derDİM.

Hatta evleneceğim kişi “ ya tam istediğim gibi biri olur, ya da kesinlikle evlenmem” derDİM. Bunlardan birinin eksik olduğu bir ilişkiye başlamazDIM bile.

Daimi okuyucularım bilirler, ben aslında genel itibari ile çok olumlu düşünen, bardağın hep dolu tarafını görmeye çalışan, haline her zaman şükreden biriyimdir. Ama bir kaç ay önce, bir gün öğlen saatlerinde hayatımı düşünürken, aslında ne çok şeyimi kaybettiğimi fark ettim hüzünlenerek. Ve " Allahım dedim herşeyimi aldın beni neyle ödüllendireceğini çok merak ediyorum". Sonra aynı gününün akşamı, Adana'daki kuzenimin bir telefonu ile “ O BENİM HERŞEYİM “ dediğim kocaman bir yürek dahil oldu hayatıma.

Hem de öyle bir yürekki, bütün ezberlerimi bozdurdu bana.
Olmazsa olmazlarımın bir tek maddesi hariç, hiç biri yok ilişkimizde.

Mesela ben İstanbul dışına bile gitmem derken, teeee akdenizin öteki ucuna, İspanya'ya gideceğim kısa bir süre sonra. İstikamet İspanya olunca akıcı bir İstabul türkçesinin de hayal olduğunu tahmin etmişsinizdir sanırım.

Ama şimdi şairin de dediği gibi, onun sesi bana " dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkısını dinlemek gibi " geliyor.

Eniştem haklı çıktı. Ondan daha da kel birine aşık oldum. Ama gözlerine bakınca öyle güzel şeyler görüyorum ki yüzünde.
Güven görüyorum mesela en kocamanından,
sevgi görüyorum sıcak ve yumuşakcık,
aşk görüyorum çakmak çakmak parlayan.

Biliyorum çok zor olacak başlangıçlar.
Bir sabah dilini, dinini, yaşam tarzını, hiç birşeyini bilmediğim bir ülkede uyanacağım. Çok özleyeceğim ailemi, dostlarımı, alışkanlıklarımı. Hatta belki bakkalı, manavı, çarşıyı, pazarı bile.

Ama işte olmazsa olmazlarımdan öyle bir madde karşılığını bulduki ilişkimizde, sırf o bile yetiyor ben gidiyorum demek için.

AŞK fokur fokur kaynamalı ve bedenimin her yerine şakır şakır süzülmeli demiştim ya, daha da fazlası oldu. Hücrelerime hatta DNA'larıma kadar aşık oldum ben.

İşte bu aşkı 20 Temmuz akşamı söz yüzüğümüzle taçlandırdık. Mutluluğumu sizlerle de paylaşmak istediğim için bu yazıyı kaleme aldım. Yıllar önce sevmek istediğim adamı tarif ederken aşağıdaki şiirim çıkmıştı meydana. Şimdi fark ediyorum ki, onun gibi toplanmış çıkarılmış, çarpılmış bölünmüş biri olan ben, bu şiirde baştan sona Canımın içini tarif etmişim sanki.

Yazının buraya kadarı sizler içindi. Bundan sonrası Onun için.

Canımın içi,
Sen zaten seninle ve ilişkimizle ilgili hissettiklerimi ayrıntıları ile biliyorsun.
Artık tek isteğim, seninle el ele, göz göze, omuz omuza, yürek yüreğe yaşlanmak.
Bana yaşattığın tüm duygular için,
hayatıma kattığın herşey için,
en önemlisi hayatımdaki varlığın için,
yürekden teşekkür ederim.
İyi ki varsın. Seni seviyorum…
Güngör ( Su)


SEVECEĞİM ADAM

Seveceğim adam, ideallerim gibi ödün verilmez,
Özgürlüğüm gibi vazgeçilmez olmalı.

Grevde hakkını kazanmış işçi kadar umutlu,
Emeklerin boşa gitmediğini bilmek kadar güven verici olmalı.

Seveceğim adam, yurdum kadar güzel,
İstanbul kadar gizemli olmalı.

Sorunları olgunlukla çözecek kadar sağduyulu,
Küllerinden yeniden doğabilecek kadar güçlü olmalı.

Seveceğim adam, annesi gibi asil ve ağırbaşlı,
Babası gibi samimi ve yürekden olmalı.

Beyaz güvercinler kadar barışçı,
Su gibi duru ve akıcı olmalı.

Seveceğim adam, Mevlana’yı bilecek kadar inançlı,
Okyanusları kulaçlamak gibi coşkulu olmalı.

Yeni doğmuş bir evladı ilk kez kucaklamak kadar mutluluk verici,
Çiçeğe durmuş kiraz ağaçlarını izlemek kadar zevk verici olmalı.

Seveceğim adam, Cumhuriyetin anlamını bilip önemini kavramış,
Anadolu evladı olmak gibi, gurur verici olmalı.

Harçlık bekleyen bir çocuğun, babasının bayram namazından
gelmesini beklemesi kadar masum,
Köyde tırpandan sonra içilen ayran kadar ferahlatıcı olmalı.

Başımı koyduğum yastık kadar rahatlatıcı,
Yastığımı payşalacak kadar sevdiğim olmalı.

Seveceğim adam, toplanmış çıkarılmış olmalı,
Çarpılmış bölünmüş olmalı,
Elde kalan, adam gibi bir Adam olmalı.
Öyle ki, bu can ona düşünmeden kurban olmalı.







15 Temmuz 2011 Cuma

ÜÇ “ Ş “ YETER


Nedir bu üç “Ş” dediğinizi duyar gibiyim.

Şeker mi dediniz ? Hayır değil.
Şefkat mi dediniz ? Kısmen olabilir ama tam olarak değil.
Şans mı ? Çok lazım ama hayır.
Aşk mı dediniz ? Çok yaklaştınız ama değil.




Tamam tamam söylüyorum.
3 Ş yani aŞ , eŞ, iŞ

Allah açlıkla terbiye etmesin diyerek aŞ,
Yalnızlık sadece Allaha mahsusdur diyerek eŞ,
Hayatı paylaştığımız eŞimizle, hayatın tadına varabilmek için iŞ.

Gerisi mi?
Gerisi teferruattan başka bişey değil.

Birlikte çalıştığınız iŞ arkadaşlarınızın hakkını yemeden,
Yalakalara çanak tutmadan,
Namuslu ve dürüst yollardan,
Sizi üste taşıyan astlarınızı ezmeden para kazandığınız bir iŞiniz varsa korkmayın arkadaşlar. Çünkü bu iş size sevinçle harcayacağınız, bereketli paralar kazanmayı nasip eder mutlaka.

Peki sonra ne olur ?
Sonra, hayırlı yollardan kazanılan bu para ile evinizde sıcak ve lezzetli aŞlar pişer. İçtiğiniz su, yuttuğunuz her lokma sizi mutlu eder. İçinizde dolaşan her su damlası sizi daha sağlıklı ve zinde, dolayısı ile mutlu etmek için yol alır vücudunuzda. Ocağınızın üzerinden yayılan çorbanın, yada fırınınızdan gelen vanilyanın kokusunu çekin içinize. aŞınızın kokusu bile size terapi gibi gelecektir inanın bana. Abartmıyorum, çok iyi hissedeceksiniz kendinizi.
Abarttığımı düşünenler lütfen birde dolaplarında aŞ pişirecek malzemeleri olmadığını düşünsünler.

Dürüstçe çalıştığımız iŞimizden paramızı kazandık,
Paramızla lezzetli aŞlar pişirdik.
Ve şimdi de sıra geldi bu aŞı, huzurla, mutlulukla birlikte yiyecek hayat arkadaşınıza, yani eŞinize.

Herkes layığını bulur arkadaşlar.
Ben herkesin kendisine uygun eŞ’i hayatına çekeceğine inanıyorum. Doğru insanın gelmesi bazen zaman alabilir. Ama bekleyin, aŞk'ın kapınızı nezaman çalacağı hiç belli olmuyormuş, ben de yaşayarak öğrendim. Sonrasında iyi günde kötü günde diyerek başlayan hayat yolculuğu, omuz omuza, yürek yüreğe devam edecekdir.

aŞ, eŞ, iŞ = huzur, mutluluk, sağlık, güven, başarı.

Hepinize, emeğinizin karşılığı aldığınız bir iŞ,
Vücudunuzun sağlığını sağlayacak helal aŞ,
Gözü kapalı kendinizi emanet edebileceğiniz, kıymetinizi bilen bir eŞ dilerim.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

BERAT KANDİLİ




Kandilimizin mübarek olmasını,
tüm dualarımızın kabul olmasını dilerim.
Sevgilerimle.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

ALLAHIM MEMLEKETİME ACİL ŞİFALAR VER



Anne çocuğunu,
Çocuk babasını,
Baba karısını,
Biri sevgilisini,
Diğeri arkadaşını,
Öteki komşusunu kesiyor, öldürüyor, eziyet ediyor, aldatıyor, satıyor...

Biz nasıl bir millet olduk böyle?
Sevinince de şiddet var, sinirlenince de.
Düğünlerinde öldürülen gelinler damatlar bile duyar olduk.

Biz ki iyinin, doğrunun, güzelin, sevginin, merhametin temsilcisi bir peygamberin ümmeti değil miyiz?

Peki ne oluyor bize böyle ?
Cinnet geçiren bir millet olduk çıkdık.

Her şeyin başı eğitim diyoruz ama, bu ve benzeri suçları eğitimlisi de işliyor, eğitimsizi de, fakiri de işliyor, zengini de.

Filmlerde bile bu konular işleniyor en çok. Hatta yapımcılar neredeyse dışarıdaki azılılarla yarış halindeler en çok vahşeti hangisinin sergileyebileceği konusunda. Ne haber izleyebiliyorum, ne gazete okuyabiliyorum artık.

Acaba diyorum millet vahşeti medyadan mı öğreniyor, yoksa medya toplumda yaşananları mı yazıyor, çıkamıyorum işin içinden.

Ama net görünen bişey var ki saygı, sevgi, merhamet, maneviyat duyguları yok oluyor yavaş yavaş.



Allahım,
Milletime huzur, memleketime acil şifalar ver.
Ülkemizde ve dünyada barışı sağla.
Herkes sağlıklı, mutlu ve bolluk, bereket içinde olsun.
Amin.

Sevgilerimle, Güngör Ekinci

William SHAKESPEARE / 66. SONE



Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE
Çeviren: Can Yücel

*İNCİTME*



Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.

Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince

Yat kurban ol İsmail'ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa

Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit

Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana

Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin

Abdurrahim KARAKOÇ

12 Temmuz 2011 Salı

ANNE İYİKİ DOĞDUN İYİKİ VARSIN


Babamın güzel eşi,
Güngör, Hakan-Şükriye, Güler-Aşkın ve Gökhan’ın annesi,
Emirhan’ın babaannesi,
Ecrin’in anneannesi,
Hırçın karadenizin sakin kızı,
Doğu anadolunun buğday tenli gelini,
canım annem doğum günün kutlu olsun.
İyiki dünyaya senin kızın olarak gelmişim.
Seni çok seviyorum.
Güngör...

11 Temmuz 2011 Pazartesi

UMUT HEP VARDIR

Bir odada dört mum sessizce yanıyordu. O kadar derin bir sessizlik hüküm sürüyordu ki odada, aralarında fısıltı şeklindeki konuşmaları bile rahatlıkla işitiliyordu.


1.Mum 'ben BARIŞ'ım ! dedi.
Ancak kimse benim sürekli yanık kalıp, etrafıma ışık saçabilmeme yardımcı olmuyor. Artık sönmek üzereyim... Ve sessizce karanlığa gömülüverdi...


2.Mum 'ben İNANÇ 'ım dedi.
Ama artık gerekli olduğuma inanmıyorum.. Yanık kalmamın da bir kıymeti kalmadı, diye eklerken hafif bir esinti ışığını söndürüverd...


3.Mum çok üzgündür. 'ben SEVGİ'yim' dedi.
Ama etrafıma ışık verecek gücüm kalmadı. İnsanlar beni hep kenara itiyorlar. Kendilerine en yakın olanları bile sevmemeye basladılar. Sessizce söndü ve gitti Sevgi mumu...



O sırada içeri aniden bir çocuk girer. 3 mumun söndüğünü görünce sebebini sorar ve niçin sonuna kadar yanmadıklarına üzülerek ağlamaya başlar.

4.Mum, yumusak ve yatıştırıcı sesi ile çocuğa ağlamamasını söyler.

" Korkma ben etrafıma ışık saçtığım sürece digerleri yeniden yanarlar ve onlar da aydınlatmaya devam ederler" der.
Çünkü ben UMUT'um ! "
Gözleri parlayan çocuk umut mumunu alır ve diğerlerini sevgiyle teker teker yakar.

Hepimizi umutlarımız ayakta tutmuyor mu zaten?
Umutlarımız hiç tükenmesin arkadaşlar.
Ve umut ettiğimiz her şey gerçek olsun.
Sevgilerimle.

10 Temmuz 2011 Pazar

Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan



Adamın biri bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu düşürmüş yere...

Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir mutluluğa eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

Oysa ki "Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"

Bernard Shaw

MEMLEKET İSTERİM



Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun
Cahit Sıtkı Tarancı

9 Temmuz 2011 Cumartesi

TEK KELİMELİK HAYAT DERSİ



"Şanslı kişi nedenleri anlayabilmiş olan kişidir"

Kızılderili kabilesinin yaşlılarından biri hayat, aşk ve evlilik üzerine gençlerle konuşurken, "İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da acımasız bir savaş sürüyor" diyerek bir konu açıyor.

"Kurtlardan biri korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve benciliği temsil ediyor.

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor."

Dinleyenlerden biri "Hangi kurt kazanacak?" diye soruyor;

Yaşlı adam kısaca: "BESLEDİĞİNİZ" diyor.

Hepinize güler yüzlü bir hafta sonu dilerim, sevgilerimle...