17 Mart 2018 Cumartesi
10 Mart 2018 Cumartesi
8 Mart 2018 Perşembe
12 Şubat 2018 Pazartesi
Kadınlar ne ister ?
Çok bisey istemiyoruz caniiim, ne istiycez?
Biz yaninizda yokken de hayatinizdaki varligimizi unutmayin ve SADAKATli olun isteriz.
Ihtiyaç halinde farkli kadinlarin yardimina tabiki gideceksiniz bu çok normal, ama onlarin ILGI ihtiyacini karsilamaniza gerek yok. ILGInizi sadece bize gosterin isteriz.
Insan bencillige varmadan en çok kendisini sevmeli tamam anlastik. Ama sonra da bizi çok SEVIN isteriz. ( Çocuk varsa yerimiz çocuktan sonra gelebilir tabiki).
Bu dunyada hiçbirimizden bir tane daha yok SAYGI DUYUN isteriz.
ROMANTİZM isteriz. Çünkü birçok şeyde romantizm ararız biz. Zaten değilmi ki sırf bu yüzden deterjanın bile bahar esintilisini seçeriz.
Arada sirada iliskimizin siradanlasmasini onleyecek tatli HEYECANlar isteriz.
Tipki bir bebegi sever gibi ŞEFKAT isteriz.
Bize karsi herzaman acik olmanizi GÜVEN vermenizi isteriz.
Iliskimizin ustunden yillar geçse de TUTKU isteriz.
Karnimizda guvercinlere kanat çirptiran AŞK yasamak isteriz.
Ayni gokyuzunun altinda ÖZGÜRce nefes almak isteriz.
Ne kadar DÜRÜST bir insan oldugunuza emin olmak isteriz.
Halden anlayacak MERHAMET duygusuna sahip olmanizi isteriz.
Bakmak baska sey gormek baska sey. Bizi gorun FARK EDİN isteriz.
Bizi arkanizda birakmaya çalismayin, kendinizi bizden mukemmelmis gibi gostermeye çalismayin EŞİT davranin isteriz.
Gizli sakli, belirsiz davranmayip HUZUR verin isteriz.
Bizi en iyi anlayan DOSTumuz siz olun isteriz.
Hiç bir canli asagilanmayi hak etmez DEĞER GORMEK isteriz.
Tarafinizdan ÖNEMSENdigimizi hissetmek isteriz.
Tabiki kendimize yeteriz ama sevdicegimiz tarafindan da SAHİPLENİLMEK isteriz.
Sizinle ayni fikirde olmadigimiz zamanlarda da BİZİ ANLAMANIZI isteriz.
Arada sirada iliskimizin siradanlasmasini onleyecek tatli HEYECANlar isteriz.
Tipki bir bebegi sever gibi ŞEFKAT isteriz.
Bize karsi herzaman acik olmanizi GÜVEN vermenizi isteriz.
Iliskimizin ustunden yillar geçse de TUTKU isteriz.
Karnimizda guvercinlere kanat çirptiran AŞK yasamak isteriz.
Ayni gokyuzunun altinda ÖZGÜRce nefes almak isteriz.
Ne kadar DÜRÜST bir insan oldugunuza emin olmak isteriz.
Halden anlayacak MERHAMET duygusuna sahip olmanizi isteriz.
Bakmak baska sey gormek baska sey. Bizi gorun FARK EDİN isteriz.
Bizi arkanizda birakmaya çalismayin, kendinizi bizden mukemmelmis gibi gostermeye çalismayin EŞİT davranin isteriz.
Gizli sakli, belirsiz davranmayip HUZUR verin isteriz.
Bizi en iyi anlayan DOSTumuz siz olun isteriz.
Hiç bir canli asagilanmayi hak etmez DEĞER GORMEK isteriz.
Tarafinizdan ÖNEMSENdigimizi hissetmek isteriz.
Tabiki kendimize yeteriz ama sevdicegimiz tarafindan da SAHİPLENİLMEK isteriz.
Sizinle ayni fikirde olmadigimiz zamanlarda da BİZİ ANLAMANIZI isteriz.
Birlikte SOHBET ETMEK, SAKALASMAK isteriz.
Bazen bir ÇİÇEK ya da ÇİKOLATA ile ŞIMARTILMAK isteriz.
Bazen bir ÇİÇEK ya da ÇİKOLATA ile ŞIMARTILMAK isteriz.
Adamim demis bagrimiza basmisiz KIYMET BILIN isteriz.
Butun ÖZEL GÜNLERİMİZİN HATIRLANMASINI isteriz.
Bol bol GÜZEL SÖZLER DUYMAK isteriz.
ALIŞ VERİŞE GİTMEK isteriz.
Her canli gibi MUTLU OLMAK isteriz.
Her halimizi çekecek YASLANACAK OMUZ isteriz.
Film izlerken UZANACAK DİZ isteriz.
Butun bunlari BIZ SÖYLEMEDEN SİZ TAHMİN EDİN isteriz.
Bol bol GÜZEL SÖZLER DUYMAK isteriz.
ALIŞ VERİŞE GİTMEK isteriz.
Her canli gibi MUTLU OLMAK isteriz.
Her halimizi çekecek YASLANACAK OMUZ isteriz.
Film izlerken UZANACAK DİZ isteriz.
Butun bunlari BIZ SÖYLEMEDEN SİZ TAHMİN EDİN isteriz.
Ve bunlari yaparken lutfediyormus gibi degil, ICINIZDEN GELEREK YAPIN isteriz.
Kadiniz biz, sadece çocuk degil duygu da dogururuz. Siz bunlari bir verseniz, biz dogurur bin yapariz BILIN isteriz.
Umarim anlatabilmisimdir.
Umarim anlatabilmisimdir.
İçten sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik
Güngör Ekinci Saglik
11 Şubat 2018 Pazar
KARNAVAL
Bu
aksam Ispanya da Karnaval kutlaniyor. Karnaval yuzyillar once
Hristiyan alemince kutlanmaya baslamis. Ve ana çizgileri sabit
kalsa da gunumuze gelene kadar bazi degisikliklere ugramis. Bu
konu aslinda oldukça kapsamli ama ben konunun detaylarina çok hakim
olmadigim için kisa ve oz birkaç sey belirtecegim sadece.
Nisan
ayinda Semana Santa yani Paskalya haftasi baslayacak. Bu donem
Hristiyan alemi için son derece buyuk onem tasiyor. Hz. İsa’nın
çölde kaldığı süre icinde 40 gün oruç tuttuğu
söyleniyor. Iste 40 gun oncesinden oruç tutularak Paskalya
haftasi karsilaniyor. Oruç kavrami bizden daha farkli, balik
disindaki et urunleri yenilmiyor . Zaten Karnaval terimi de
Latince carnelevarium´dan geliyormus. Yani anlasilir bir ifade ile
et yememek diyebiliriz. Iste bu oruç
donemine girmeden once de çesit çesit, renk renk kostumlerin
giyildigi, bolca yenilip içilen çok sahane Karnavallar oluyor. Her
nekadar karnaval deyince akla Brezilya´da kutlanan Rio de Janeiro
karnavali gelsede bence Ispanya da bu konuda gayet basarili.
Sehrin
merkezinde Km. lerce mesafede bir guzergah ve baslangiç – bitis
saati belirlendi. Buyuk, kuçuk, genç, yasli birçok kisi orada
toplanip danslarla, sarkilarla, coskuyla yuruyerek karnavali
kutlamaya basladi. Suan
da ben size bu yaziyi yazarken sehir meydani kostumleri ile eglenen
insanlarla dolu. Oglum erken uyudugu için ben 4 yildir karnaval
gecelerine katilamiyorum. Ama ayni kisiler yarin çocuklari ile
birlikte yine merkezde olacaklar. Biz de eglenceye yarin dahil
olacagiz. Ben karnavallarin, festivallerin insanlari birbirlerine
yakinlastirdigini, bu ortamlarda din, dil, irk gozetmeden herkesin
eglenerek sevgi alisverisinde bulunduguna inaniyorum. Bu nedenle de
çok seviyorum ve onemsiyorum.
Bu
karnaval kapsaminda okullarda da etkinlikler yapiliyor. Mesela Deniz
Leo okulun verdigi uygulamaya gore, okula bir gun tekes ayakkabi ile
gitti, birgun çilgin saç modeli ile, bir gun biyikli, bir gun
kiyafetini ters giydi. Cuma gunu de kostumuyle gitti. Kostumu ustunde
bir suru tasit çikartmasi olan trafik lambasiydi.
Herkese
karnaval tadinda guzel gunler, geceler dilerim.
Sevgilerimle
Gungor
Ekinci Saglik
Etiketler:
ISPANYA,
iSPANYA BAYRAMLARI,
Yazılarım
8 Şubat 2018 Perşembe
SNOB´LARDAN HOSLANMIYORUM
İnsanın
düşünme, algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri
zeka olarak algılanır. Zeka katsayısına da IQ denir.
Kişinin
duygusal zekasına, karşısındaki insanın duygularını
anlayabilme, etrafındaki insanların duygularını hesaba katarak
hareket edebilmesine de EQ denir.
Parasını hava atma aracı olarak
kullanan, gösteriş meraklısı ve kendisini bir halt sanan kişilere
de snob ya da daha bildik bir ifade ile züppe denir.
Yok yok, şimdi buradan kelimelerin sözlük anlamını sıralayacak değilim. Sadece IQ’ larının yüksek olduğunu idda eden, EQ’ları sıfır olan, snob insan grubunu tanıyacağız hep birlikte. Tanıdık geldi mi sizede ? Mutlaka çevrenizde vardır bunlardan :-)
Snoblar yani züppeler sırf hava atmak için marka giyerler. Herkesin giydiğini giymez ucuz yerlere gitmezler. Onlardanmış gibi görünmek için mevki sahibi, nüfuslu kişilerle oturup kalkarlar. Hatta onlarla bir kere tanışsalar, arkalarından bizim kanka diye bahsederler.
Sadece onlar akıllıdır, siz geri zekalısınızdır
onların gözünde. Her şeyi onlar bilir, siz birşeyden
anlamazsınız, hiç boşuna konuşmayın.
Sen kaçıncı sınıf
insansın!! bakalım, ondan haber ver önce. Marka
giyermisin söyle bakalım.
Neee zengin değilmisin ?
aaa çok ayıp, ozaman onlarla aynı masaya bile oturamazsın,
değersizin tekisin çünkü böyle düşünürler. Çevrene
duyarliligin, hayata karsi durusun, insanligin hiç onemli degildir
onlar için.
Ayrica birçogu da sonradan gormedir ve hazimsizligi
her halinden bellidir.
Heee ama bunlara şakşakcılık yapacaksan ve arada bir aşağalanmayı göze alıyorsan dolaşabilirsin etraflarında.
O da zor be güzelim. Bu beyinsizleri öv öv nereye kadar ???
Doğru düzgün fikirleri bile yoktur bunların. Bir yerlerde okuduklarıyla göz doldurmaya çalışırlar. Zaten sohbetleride çok sığ olur ve hiç çekilmez. Çok şey bildiklerini sanırlar, ama pahalı markalar dışında bir halt bildikleri yoktur aslında.
Kıro ama para onda derler de küçümseyerek, ben de paralıların züppelerindenim demezler.
Ne kadar şaşa o kadar mutluluk sanırlar.
Bunlar IQ’larınında yüksek olduğunu zannederek böbürlenirler ama aslen normal bir zekaya bile sahip oldukları tartışılan, EQ’ları sıfır kişilerdir.
Ekip başarısından haberleri bile yoktur. Ortada hep birlikte sağlanan bir başarı mı var, snoblar buna benim başarım der, bizim başarımız demezler.
Bütün küçük dağları onlar yaratmıştır, ki inandırabileceklerine inansalar büyük dağlarıda kendilerinin yarattıklarını idda ederler.
Size bakarlar ama görmezler, onun için yaninizdan geçerken selam vermezler.
Heee ama bunlara şakşakcılık yapacaksan ve arada bir aşağalanmayı göze alıyorsan dolaşabilirsin etraflarında.
O da zor be güzelim. Bu beyinsizleri öv öv nereye kadar ???
Doğru düzgün fikirleri bile yoktur bunların. Bir yerlerde okuduklarıyla göz doldurmaya çalışırlar. Zaten sohbetleride çok sığ olur ve hiç çekilmez. Çok şey bildiklerini sanırlar, ama pahalı markalar dışında bir halt bildikleri yoktur aslında.
Kıro ama para onda derler de küçümseyerek, ben de paralıların züppelerindenim demezler.
Ne kadar şaşa o kadar mutluluk sanırlar.
Bunlar IQ’larınında yüksek olduğunu zannederek böbürlenirler ama aslen normal bir zekaya bile sahip oldukları tartışılan, EQ’ları sıfır kişilerdir.
Ekip başarısından haberleri bile yoktur. Ortada hep birlikte sağlanan bir başarı mı var, snoblar buna benim başarım der, bizim başarımız demezler.
Bütün küçük dağları onlar yaratmıştır, ki inandırabileceklerine inansalar büyük dağlarıda kendilerinin yarattıklarını idda ederler.
Size bakarlar ama görmezler, onun için yaninizdan geçerken selam vermezler.
IQ’su ve EQ’su normal olan, çok değerli “İNSAN” arkadaşlarım, tabiki sizler bu yazıda kimleri kasettiğimi anlamışsınızdır. İnsanlıkdan nasibini almış, mütevazi, alçak gönüllü, güler yüzlü, aklı salim herkes gibi tabiki ben de zenginliğin kötü bir şey olmadığını biliyorum. Hatta yokluğun kapıdan girdiği evden aşk bacadan kaçar derler. Mutlu bir yaşam adına tabiki ihtiyaçlarımızı karşılamak için para şart.
Ama burada bahsetmek istediğim çok ince bir ayrıntı.
Benim kızdığım sadece duygusal zekaları sıfır olup halk arasında snob yada züppe olarak tabir edilen bu insancıklar grubunun davranış biçimi. Sizi bilmem ama kendilerini bir halt zanneden bu insancık grubundan hiç hoşlanmıyorum ben.
Hep sevdiğimiz konularda mı yazacağız, bugünde bu zatları yazmak istedim.
Belki içlerinden biri google’dan bir şey ararken bu sayfayı görürde kendisiyle yüzleşir diye. :-)
Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik
Güngör Ekinci Saglik
6 Şubat 2018 Salı
14 SUBAT
Ve
işte aşklarını rafa kaldırmışlara yeni bir fırsat
olarak,
Aşklarını her daim taze tutanlara daha özel bir gün olarak,
Çiçeği burnunda yeni aşıklara tatlı, farklı, bir heyecan olarak,
Şubat ayının bu soğuk günlerinden birinde, içimizi ısıtmak için geliyooorrrrr geliyooorrrr 14 Şubat geliyor.
Aşklarını her daim taze tutanlara daha özel bir gün olarak,
Çiçeği burnunda yeni aşıklara tatlı, farklı, bir heyecan olarak,
Şubat ayının bu soğuk günlerinden birinde, içimizi ısıtmak için geliyooorrrrr geliyooorrrr 14 Şubat geliyor.
Çevremde
el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce aski sorgularim hep ben,
ama 14 Subat´ta daha çok sorgularim.
Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklar mi acaba diye dusunurum.
Birbirlerinin hayatlarindaki boslugu mu dolduruyorlar, yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir bosluk mu açilacak ?
Boyle guzel ya da yakisikli olmasalar da birbirlerine baktikca titrer mi içleri?
Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela, bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?
Birgun herseyini kaybettigini soylese biri, ne olur acaba digerinin tepkisi?
Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklar mi acaba diye dusunurum.
Birbirlerinin hayatlarindaki boslugu mu dolduruyorlar, yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir bosluk mu açilacak ?
Boyle guzel ya da yakisikli olmasalar da birbirlerine baktikca titrer mi içleri?
Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela, bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?
Birgun herseyini kaybettigini soylese biri, ne olur acaba digerinin tepkisi?
Bu
nedenle bugun ASK´ la ASKi konusmaya karar verdim.
Ey
ASK,
Alti
ustu uç harfsin zaten, kirilganligin oyle belli ki. Agizdan
çikarken bile nasil da naif çikiyorsun. Çok dikkat etmek, iyice
koruyup kollamak gerek seni bence. Hatta ne isterdim biliyor
musun? Seni yukseklere koymak.
Her
gelen alamasin, dokunamasin, yipratamasin isterdim. Korkuyorum çunku
insanoglu seni de ziyan edecek.
Bazi
sinavlar olsa mesela. Gonul sinavi, kiymet bilme sinavi,
davranis sinavi ve bir de mulakat. Agizdan çikan sozler çok onemli
çunku. Ne demis eskiler; Kulak asik olurmus gozden
evvel. Insan guzel sozler duymak istiyor be kardesim.
Simdi
bakiyorum herkes asik. Sende bozuluyorsun degil mi her
heyacana senin ismini verdikleri için.
Bakkala
giderken asik olup eve donerken ayriliyorlar artik.
Ne
oldu ? Ask bitti.
Haydaaaa, e
sormazlar mi insana; Emin misin? Yasadigin ask miydi ki
gerçekten?
Bu
heyecani butun duyularinla hissettin mi?
Emek
verdin mi?
Karninda
guvercinler kanat çipti mi?
Onu
hayatinda kendinden one koydun mu?
Kiymetin
bilindi mi? diye.
Ask
dokunmak kadar, askindan dokunmaya kiyamamaktir da bence. Dunya
da hiç birimizden bir tane daha yok. Sevdicegin bunun
farkinda mi, kiymetini biliyor mu peki?
Ey
ask bu ay yine senin ayin. Sevgililer gunu kapida.
Heryerde
senin kalbin, heryerde senin rengin kirmizi var. Biçok çift
birbirlni kutlayip hediyelesecek.
Laf
aramizda benim hayatimda esimin disinda 3.5
yasinda genç bir erkek daha var. Ve ikisine de deli gibi
asigim. Zaten biliyorsun ben senin adina bile asigim be ASK.
Iyi ki varsin. Ne guzel bir hissin.
Bu
guzel gunde,
Gozu
sadece kendi esini/ sevgilisini goren, vefali, kiymet bilen, askina
inanan, gunluk, aylik degil omurluk seven, paranin sundugu imkanlara,
hayatin sundugu çesitlilige yenik dusmeyen, tum
çiftlerin sevgililer gununu kutluyorum, hepinize ASK olsun diyorum.
ASKla…
Gungor
Ekinci Saglik
29 Ocak 2018 Pazartesi
SAN VALERO BAYRAMI
Bugun
burada San Valero bayrami kutlandi. Bu nedenle bugun resmi tatildi.
San
Valero´nun Zaragoza´nin koruyucu azizi olduguna inaniliyor. Ve her
yil Ocak ayinin 29´unda
sabah
Roscón pastasi dagitiliyor. Bizim için
baklava ne ise Zaragoza icin de roscón
oyle.
Tum kutlama gunlerinde mutlaka her evde oluyor.
Fakat
bugun için daha ozel bir durum var. Çunku San Valero bayraminda
sabah saat 10 itibari ile kutlama amaçli olarak halka bir dilim
roscón ve bir bardak sicak çikolata dagitiliyor.
Edindigim
bilgiye gore 20.000 kisilik pasta ve sicak çikolata hazirlanmis.
Pastanin hazirlanmasinda
500 kilo un, 300 kilo şeker, 120 kilo tereyağı ve 50 düzine
yumurta kullanilmis. Dagitim
saat 10 itibari ile basladi. Ama insanlar saatler oncesinden gelip
siraya girmislerdi. Ben 9:45 de oradaydim. Ve gittigimde km.lerce
sira vardi. Hersey çok duzenli, sakin ve eglenceliydi. Km.lerce
olan bu kuyrukta herkes gayet medeni bir sekilde siranin kendisine
gelmesini bekledi. Bagrisma çagrisma, iteleme kesinlikle yoktu.
Ikramliklari servis eden kisiler de beyaz onluklu elleri eldivenli ve
çok guler yuzlu kisilerdi. Herkesi “merhaba hosgeldiniz”
diyerek karsilayip “ afiyet olsun, gule gule “ diyerek
gonderdiler. Ayrica kutlama kapsaminda ucretsiz konserler ve
gosteriler vardi. Bugune ozel tum muzelerde ucretsizdi.
Tatil cenneti Zaragoza da bir bayrami daha keyifle bitirmis olduk.
Herkese sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik
Etiketler:
Etkinlik,
ISPANYA,
iSPANYA BAYRAMLARI,
Yazılarım
25 Ocak 2018 Perşembe
SUyun DUAnin POZITIF DUSUNCEnin gucu

SUyun ne kadar çok faydası olduğunu artık bilmeyen yoktur sanırım.
Hatta Dr. Batmanghelidj "Hasta Değil Susuzsunuz" adlı kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmıştır. Bu 46 maddeyi aşağıda sıraladım.
Ama onun öncesinde dikkatinizi çekmek istediğim başka bir şey daha var.
Prof. Emoto’nun su kristalleri ile ilgili yaptığı çalışmayı da sanırım duyanlarınız vardır.
Kısaca hatırlamak gerekirse ; " Emoto, mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış etkenler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfeder. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış etkenlerin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepki veriyor. Hatta suyun sadece iyi ve kötü bilgileri, müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya çıkardı. Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Deneyde iki kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine “teşekkür” , diğerine “aptal” yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor. Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise; pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki, kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor. "
İşte bu deneyi ben de yillar once evde yaptım.
Aynı marka 2 adet pet şişeye aynı miktarda su koydum.
İkisine de aynı miktarda haşlanmış pirinç koydum.
Şişelerden birinin üzerine güzel sözler ve bir dua yazdım,
diğerine negatif sözler yazdım.
Günlerce şişelerden birine gülümseyerek bakıp yazdığım pozitif sözleri ve duayı okudum.
Diğerine kaşlarımı çatarak bakıp yazdığım negatif sözleri okudum.
Arkadaşlar inanın abartmıyorum, çok kısa bir süre sonra negatif sözler yazdığım şişedeki pirinçler tuhaf şekiller almaya başadı. Bir ayın sonunda pozitif enerji gönderdiğim şişedeki haşlanmış pirinçler hiç haşlanmamış gibi gayet diri bir şekilde duruyordu ve suyun rengi değişmemişti. Negatif enerji gönderdiğim şişedeki pirinçlerse unufak oldu, suyun rengi siyaha yakın bulandı ve şişenin de şekli değişti.
İşte bu yaydığımız enerjinin ve düşüncelerimizin nelere sebep olabileceğinin en basit ispatı. İnanmayan varsa evde kendi de yapabilir.
Aslında kısaca demek istiyorum ki, hiç kimsenin hayatı A’dan Z’ye mükkemmel değil. Herkesin kendine göre sorunları var tabiki. Ama siz yeterki hayata karsi iyi olun, olumlu olun, inançlı olun, pozitif olun. İnanıyorumki bunların karşılığında hayatta size iyi olacaktır.
Ne demiş atalarımız;
"iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
ya da" ne ekersen onu biçersin".
ya da "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" ozaman kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.
Demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek de güzel şeyler olur.
Ne ekersek aklımıza,
Onu çekiyoruz hayatımıza yani.
Günde sadece 10 dakikanızı Allahı düşünmeye ayırın. Ne kadar büyük bir kuvvetin bizden yana olduğunu düşünmek bile kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın, insanoğlunun gücünün yetmediği şeylere onun gücü yeter.
Gülün,
kabullenin,
sevin,
bağışlayın,
olumlu düşünün,
dua edin,
bol bol su için,
Allaha emanet olun.
Hepinize güneşli günler, müjdeli haberler dilerim.
Yurekten sevgilerimle...
Güngör Ekinci Saglik
Asagidaki linkde bulunan videoyu da izlemenizi tavsiye ederim. Uzerine tiklamaniz yeterli.
https://www.youtube.com/watch?v=Vz2wxk1Xt2w
SUYUN 46 FAYDASI
1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
8- Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.
11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28- Uykuyu düzenler.
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.
Etiketler:
DÜŞÜNCELERİMİZİN GÜCÜ,
Yazılarım
12 Ocak 2018 Cuma
OMUR ASLINDA OYLE KISA KI!
Önceden
iki kişi karşılaşıp birbirlerine hatır sorduklarında,
karşılıklı verilen cevap " iyiyim sen nasılsın ? "
olurdu. Herkesin hayatında yaşamını mutlu kılan bir çok olay
vardı.
Örneğin;
Sağlıklıydılar çok şükür.
Çocukları vardı beş altı tane, hatta belki daha da çok güzel güzel, pırıl pırıl.
Ekmek tekneleri işliyordu tıkır tıkır, bir baba çalışıp on boğazı doyurabiliyordu.
İki göz oda evleri vardı, hep beraber mutlu mesut yaşadıkları.
Daha ne olsun du ki, iyi olmak için başka şeye gerek mi vardı ?
Sonra çocuklar büyüdü.
Bir babanın çalışması evi geçindirmeye yetmedi. Büyüyen çocuk tek başına bir aileyi sırtlamayı göze alamadı. Kız anasının kuzusuysa, güvey eli mahkum kayınpederinin kuzusu oluyordu. İyiyim sen nasılsın sözcüğü zamanla yerini " iç güveysinden hallece" ye bıraktı.
Yeni çifler anne baba, eski topraklar dede nene oldu.
Aile genişledi ama yeni nesile başarılarının sadece kırmızı kurdela ile taçlandırılması yetmiyordu. Artık kızlar lahana bebek istemiyordu, ille de Barbi olmalıydı. Erkeklerede sadece oyuncak otomobiller yetmiyor du, bir de Woltran’ ı oluşturmak gerekiyordu. Anne babaların diline geçim derdi diye uğursuz bir cümle peydah olmuştu. Artık iç güveysinden hallece bile değillerdi. Bu sözcük de durumlarını anlatmaya yetmiyordu. Artık "Allah bugünümüzü aratmasın" diyorlardı. Bunu derken bugünlerini arayacakları sanki içlerine doğmuştu.
Çocuklar büyümüştü.
İşe, aşa ve eşe ihtiyaçları vardı.
Ekmek arslanın ağzındaydı ama arslan görünürlerde yoktu. Oğlan üniversite mezunuydu ama, talip olduğu firma, başka bir üniversitenin mezunlarına öncelik tanıyor du. Kızın da istediği bir eş adayı vardı ama çocuğun aşını kazanabileceği bir işi henüz yoktu. Ooofff of hayat ne kadar da zordu. Artık cümlemiz daha da anlam değiştirip " iyi diyelim belki iyi oluruz "olmuştu.
Çark artik daha da hizli dönmeye başladı.
Ve fark ediyorum ki, herkes bir şekilde o veya bu sebeble hayatından şikayetçi. Herkes bir dokun bin ah işit modunda. Evrim değiştiren cümlemiz iyice değişti. Yerini "aman ne olsun be yaşıyoruz işteye " bıraktı. Hatta üzülerek söylüyorum ki, " boşver ya konuşmak istemiyorum " diyenler bile var.
Ooohh be çok mutluyum diyen yok,
Bugün çok güzel birşey oldu diyen yok,
İyiyim sen nasılsın diyen hiç yok.
Memleketimin durumuna vallahi çok üzülüyorum.
Ana oğlundan, baba kızından dertli,
Abla kardeşten, kayın enişteden dertli,
Bakkal, kasap, manav, top yekün süpermarketten dertli,
İşçi patronundan, memur müdüründen dertli,
Ortalık it dalaşı, it itin ayağına basmıyor ama itlerde birbirlerinden dertli,
Yaşlanan kurtlar itin maskarası olmuş onlarda dertli.
Ayaklar baş olmuş, bu omuzun başını ağrıtmış, baş da dertli,
Herkes dertli, mutsuz ve kırılmış.
Herkes de bir cinnet hali.
Güzel yurdumun güzel insanları, değerli okuyucularım ne oldu bize böyle?
Hayat zor, şartlar acımasız, ama bu ömür bir kez bahşediliyor, silkelenip kendimize gelme zamanıdır.
Ömür aslında öyle kısa ki.
Hayatı kendimize zulm edip yaşlanmayalım ne olur. Zararın neresinden dönersek kar.
Ben 25 yaşından sonra hayatımın efendisi oldum mesela. Cidden.
Yeterki açın hayat pencerenizi bakın dışarı. Mutlaka sizin için de çalan bir şarkı vardır. Hemen seçin şarkınızı, unutmayın yıllar sonra torunlarınızla albümleri karıştırırken " bir ömür nasıl geçti olamadım farkında..., şimdi bana kaybolan yıllarımı versinler " demek de var, " bak canım şu fatoğrafın çekildiği günlerden sonra çok şükür ikinci baharı yaşamaya başladı ömrüm " demek de.
Yeterki canlanın biraz.
Canlanın, sevin, gülümseyin ve yaradana herşey için şükredin, şükür bereketi doğurur unutmayın.
Ben öyle yapıyorum.
Örneğin;
Sağlıklıydılar çok şükür.
Çocukları vardı beş altı tane, hatta belki daha da çok güzel güzel, pırıl pırıl.
Ekmek tekneleri işliyordu tıkır tıkır, bir baba çalışıp on boğazı doyurabiliyordu.
İki göz oda evleri vardı, hep beraber mutlu mesut yaşadıkları.
Daha ne olsun du ki, iyi olmak için başka şeye gerek mi vardı ?
Sonra çocuklar büyüdü.
Bir babanın çalışması evi geçindirmeye yetmedi. Büyüyen çocuk tek başına bir aileyi sırtlamayı göze alamadı. Kız anasının kuzusuysa, güvey eli mahkum kayınpederinin kuzusu oluyordu. İyiyim sen nasılsın sözcüğü zamanla yerini " iç güveysinden hallece" ye bıraktı.
Yeni çifler anne baba, eski topraklar dede nene oldu.
Aile genişledi ama yeni nesile başarılarının sadece kırmızı kurdela ile taçlandırılması yetmiyordu. Artık kızlar lahana bebek istemiyordu, ille de Barbi olmalıydı. Erkeklerede sadece oyuncak otomobiller yetmiyor du, bir de Woltran’ ı oluşturmak gerekiyordu. Anne babaların diline geçim derdi diye uğursuz bir cümle peydah olmuştu. Artık iç güveysinden hallece bile değillerdi. Bu sözcük de durumlarını anlatmaya yetmiyordu. Artık "Allah bugünümüzü aratmasın" diyorlardı. Bunu derken bugünlerini arayacakları sanki içlerine doğmuştu.
Çocuklar büyümüştü.
İşe, aşa ve eşe ihtiyaçları vardı.
Ekmek arslanın ağzındaydı ama arslan görünürlerde yoktu. Oğlan üniversite mezunuydu ama, talip olduğu firma, başka bir üniversitenin mezunlarına öncelik tanıyor du. Kızın da istediği bir eş adayı vardı ama çocuğun aşını kazanabileceği bir işi henüz yoktu. Ooofff of hayat ne kadar da zordu. Artık cümlemiz daha da anlam değiştirip " iyi diyelim belki iyi oluruz "olmuştu.
Çark artik daha da hizli dönmeye başladı.
Ve fark ediyorum ki, herkes bir şekilde o veya bu sebeble hayatından şikayetçi. Herkes bir dokun bin ah işit modunda. Evrim değiştiren cümlemiz iyice değişti. Yerini "aman ne olsun be yaşıyoruz işteye " bıraktı. Hatta üzülerek söylüyorum ki, " boşver ya konuşmak istemiyorum " diyenler bile var.
Ooohh be çok mutluyum diyen yok,
Bugün çok güzel birşey oldu diyen yok,
İyiyim sen nasılsın diyen hiç yok.
Memleketimin durumuna vallahi çok üzülüyorum.
Ana oğlundan, baba kızından dertli,
Abla kardeşten, kayın enişteden dertli,
Bakkal, kasap, manav, top yekün süpermarketten dertli,
İşçi patronundan, memur müdüründen dertli,
Ortalık it dalaşı, it itin ayağına basmıyor ama itlerde birbirlerinden dertli,
Yaşlanan kurtlar itin maskarası olmuş onlarda dertli.
Ayaklar baş olmuş, bu omuzun başını ağrıtmış, baş da dertli,
Herkes dertli, mutsuz ve kırılmış.
Herkes de bir cinnet hali.
Güzel yurdumun güzel insanları, değerli okuyucularım ne oldu bize böyle?
Hayat zor, şartlar acımasız, ama bu ömür bir kez bahşediliyor, silkelenip kendimize gelme zamanıdır.
Ömür aslında öyle kısa ki.
Hayatı kendimize zulm edip yaşlanmayalım ne olur. Zararın neresinden dönersek kar.
Ben 25 yaşından sonra hayatımın efendisi oldum mesela. Cidden.
Yeterki açın hayat pencerenizi bakın dışarı. Mutlaka sizin için de çalan bir şarkı vardır. Hemen seçin şarkınızı, unutmayın yıllar sonra torunlarınızla albümleri karıştırırken " bir ömür nasıl geçti olamadım farkında..., şimdi bana kaybolan yıllarımı versinler " demek de var, " bak canım şu fatoğrafın çekildiği günlerden sonra çok şükür ikinci baharı yaşamaya başladı ömrüm " demek de.
Yeterki canlanın biraz.
Canlanın, sevin, gülümseyin ve yaradana herşey için şükredin, şükür bereketi doğurur unutmayın.
Ben öyle yapıyorum.
Herkese gunesli gunler, mujdeli haberler dilerim.
Yurekden sevgilerimle,
Güngör Ekinci Saglik
7 Ocak 2018 Pazar
FELICES REYES AMIGOS / 3 KRALLAR BAYRAMI KUTLU OLSUN
Burada yeni yila girerken çocuklara iki sekilde hediye geliyor. Ilki Noel baba tarafindan olup ya Navidad gecesi yani 24 Aralik´ta ya da yilbasi gecesi 31 Aralik´ta. Ikincisi ise 5 Ocak gecesi Krallar dedigimiz Reyes tarafindan. Hatta isteyen buyukler bile hediyelesmerini bu tarihlerde yapiyorlar. Bazi, uslu, derslerinde basarili ve soz dinleyen çocuklara ise ikisi birden hediye getiriyor. Ispanyada Noel babadan daha populer olan " Los Tres Reyes " denilen Üç Krallar inanci var. Inanisa gore Hz. Isa´nin dogumunu haber alip, ona dogudan ve batidan hediyerler getiren uç tane kral var. Isimleri Melchor, Gaspar ve Baltasar. Bu 3 kral Ocak ayinin 5 ´ini 6 ´sina baglayan gece ayni Noel baba gibi evlere ugrayip çocuklara ve hatta buyuklere hediyeler birakiyorlar. 

Eger evdeki çocuk uslu, derslerine iyi çalisan, odullendirilmeyi hak eden bir çocuksa sabah uyandiginda yilbasi agacinin altinda, adina gelen hediye paketini buluyor. Ama yaramazlik yaptiysa yilbasi agacinin altinda adina "Carbon De Reyes" denilen komur seklindeki sekerlerden buluyor.

5 Ocak aksami gelisleri Ispanyada tam bir karnaval seklinde kutlanan bu 3 sembolik kral, geçtikleri tum sehirlerde coskuyla karsilaniyor. Dun aksam buyuk bir gorsel solenle sehrimizden de geçtiler. Belli bir guzergah uzerindeki km.lerce yol trafige kapatildi. Krallarin ve beraberlerinde geçecek olan eglence gruplarinin rahat geçebilmesi, ayni zamanda halkinda bu geçisleri rahatlikla izleyebilmesi için yollara demir korkuluklar dizildi. Karnavala gosterilen ilgi, sevgi, cosku gerçekten gorulmeye degerdi. Genç, yasli, çoluk çocuk herkes, evinin kapisini kilitleyen sokaga atmisti sanki kendisini. Krallar ve beraberlerindeki gruplarin bir kismi seker ve balon yagmuruna tuttular çocuklari. Sokaklar istedikleri hediyeleri kagida yazmakla ugrasan çocuklarla doluydu. Çunku onlar isteklerini yazip kagitlarini ellerinde tutuyorlar. Sonrasinda kraldan once postaci kiligindaki gençler patenleri ile kayarak gelip yol ustundeki çocuklardan kagitlarini alip krallara iletiyorlar. O sirada yasanan sevgi çigliklarini, tezahuratlari gormeli, duymalisiniz. Tek kelime ile muhtesemdi. Deniz´imde verdi mektubunu. Sabah uyandiginda onun hediyesi de yilbasi agacimizin altindaydi. Çok sevindi benim minik kalbim.
Tabiki çocuklar hep çocuk kalmiyor, bir sure sonra onlarda uyanmaya basliyorlar. Anne babalarina bu krallarin uydurma oldugunu, gerçekde boyle birsey olamayacagini soyluyorlar. Aileler de çocuk, çocukluk hayalleri ile ilgili hayal kirikligi yasamasin diye, sanki ona bir sir verir gibi konusup " tamam, sen simdi bunu fark ettin. Krallar aslinda hayal kahramanlari, ama bunu sakin baska arkadaslarina soyleme, bu aramizdaki bir sir olarak kalsin " diyorlarmis. Çocukda buyuklerin bildigi bir SIRra ortak oldugu için halinden daha da fazla keyf alarak buyumeye devam ediyormus.
Ayrica bir de ismine " Roscón de Reyes Magos" denilen bir pasta var. Bu pastanin içinde de çok minicik bir surpriz hediye oluyor. Pastayi yerken bu bu hediye kime çikarsa, gelecek yil pastayi o kisi aliyor. Ve 6 Ocak gunu hemen hemen butun evlerde yemekten sonra bu pasta yeniliyor. Biz bugun arkadasimizin evine yemege davetliydik. Tabiki bu pastadan ikram ettiler. Surpriz hediye Deniz´ime çikti. Yani onumuzde ki yil pastayi minik kalbim alacak.
Bu gunlukde bu kadar.
Herkese gunesli gunler mujdeli haberler dilerim.
Yurekden sevgilerimle.
FELICES REYES AMIGOS Gungor Ekinci Saglik
3 Ocak 2018 Çarşamba
YENI YILIMIZ KUTLU OLSUN
Yeni yıli evimizde karsiladik bu yil. Nar almayi unuttugum için nar kiramadim bu yilbasi gecesi. Ama Ispanyada yapilan 12´ye 12 saniye kala 12 uzum tanesi yutma gelenegini yerine getirdik canimin ici kocisimle. Havai fişek gosterilerini izledik sonra balkondan.
Arkasindan her yilbasi gecesi yaptigim gibi balkonda kendimle ve rabbimle yalniz kalip sukurlerimi, tesekkurlerimi, yeni dualarimi, dileklerimi ilettim kendisine.
Insan bazen hayatin kosturmacasi içinde ne çok guzel seye sahip oldugunu fark edemiyor. Sadece sorunlarina odaklanip kaliyor. Her animi fark ederek yasarim zaten ama boyle ozel anlarda daha da derinden fark ediyorum bardagin dolu tarafini, sukur sebeplerimi.
Bu yilbasi gecesinde de;
Şükrettim. Çunku her nekadar son iki yildir arka arkaya gelen ufak rahatsizliklardan dolayi çok fazla doktora gitmem gereksede aslinda saglikiyim çok sukur.
Şükrettim. Çunku sağlıkla, mutlulukla, askla kucaklaşıp, birbirimize gelecekle ilgili iyi dileklerde bulunabildiğimiz bir can yoldasim, kiymetini kelimelerle anlatamayacagim bir oglum var.
Şükrettim. Çunku ogretmen olmadigim halde burada Turkçe dersi verdigim 3 tane ogrencim var ve gayet iyi Turkçe konusmaya basladilar.
Şükrettim. Çunku çok sevdiğim ve aynı şekilde sevildiğime inandığım genis ailem, dostlarım, arkadaslarim var.
Şükrettim. Çunku soğuk bir evim değil, sıcak bir yuvam var.
Şükrettim . Çunku yeni yıla girdiğimiz daha ilk dakikalarda beni hatırlayıp arayanlarım var.
Şükrettim. Çunku sonsuz bir yaşama sevincim ve içimde kanat çırpan umutlarım, gelecege dair çok sahane planlarim var.
Şükrettim. Çunku istediğim şekilde yön verebildiğim bir hayatım var.
Şükrettim. Çunku en sıkıntılı anlarda birden bire hayatıma bir sihirli değnek dokunduran Allahım var.
Ve arkasından dua ile sıvadım şükürlerimin üstünü.
Dua ettim, bütün bu sukur sebeplerimin hayatımda hep olması için.
Dua ettim, 2018 yılı için hazırladığım kalkınma planımın tamamını uygulayabilecek fırsatları yakalayabilmek için.
Dua ettim, ülkemizde ve dünyamızda barışın, huzurun sağlanması, sevginin kazanmasi için.
Dua ettim, herkesin evinin barkının olması ve tencerelerinin hep kaynaması için.
Dua ettim, renkli televizyonlarimizin artik kan rengi değil, baris rengi göstermesi için.
Dua ettim, hırsızlığın, hayırsızlığın, yolsuzluğun, yokluğun, yok olması için.
Ve dua ettim, daha biiiiiirrr çok şey için.
Allah hepimizin gönlüne göre veriyor arkadaşlar. Siz gonlunuzu ferah tutun, guzel tutun gerisini yaradana birakin.
2018 yılında aklımızdan geçen ne varsa hepsinin hayırlısı ile kolaylikla gerçekleşmesini, mucize kapilarinin hepimize sonuna kadar açik olmasini diliyorum.
Kendinize ve çevrenizdekilere iyi davranın, Allaha emanet olun.
Herkese bol gunesli gunler, mujdeli haberler dilerim. Yeni yilimiz kutlu olsun.
Yurekden sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)