18 Aralık 2013 Çarşamba

DAVET SEZONU AÇILDI

Aralik ayi Ispanya için çok onemli. Yilbasi etkinlikleri  24 Aralik da baslayip 6 Ocak ’a kadar devam ediyor. B usure içinde okullar da 15 gun tatil ediliyor.   25 Aralik dini tatil, 1 Ocak resmi tatil.    Bu aradaki 15 gunluk sureye  Navidad adi veriliyor.  Biz bayramlarda iyi bayramlar diyoruz ya hani birbirimize, burada da " feliz navidad" diyorlar.

24 Aralik Hz. Isa´nin dogum gunu olarak kabul edilip dini açidan çok onemseniyor. Zaten bu sebeble buranin asil yeni yil kutlamasi da 24 Aralik  olarak kabul ediliyor. Onun için  herkes 24 Aralik aksamini, en yakin dostlari ile ya da aileleri ile geçirip birlikde yeni yil yemegi yiyorlar. Ailesi  ile birlikde olmak için bir çok insan koylerine gidiyor.

Iste bu nedenle Aralik ayinda bir çok insan sevdiklerine evde yemek daveti veriyor.  Bizde geçen hafta    Luis ve Carmina´nin evine davetliydik.  Her bulusmamizda oldugu gibi yine çok keyifli vakit geçirdik.


Burada adina tapas denilen  atistirmaliklar var. Yemege geçmeden once,   bu istah açici atistirmaliklar ikram ediliyor.  Luis de 4 çesit hazirlamisti. Ama onlarin fotografini çekmeyi atlamisim malesef.

Yukarida ki fotograf ise Ispanyanin yoresel yemegi olan Paella ´ya ait. 
Paella deniz mahsulleri ve basta safran olmak uzere çesitli baharatlar  ile yapilan bir  pilav çesidi.  Ama kabuklu deniz urunlerini sevmedigim için paella´dan da hiç hoslanmiyorum. Bunu bildigi için de sagolsun Luis,  tavuklu paella yapmisti ve hakikaten çok da guzel olmustu. 


Tatlisi da ozeldi. Bir çok mevsim meyvesini tereyagi ve seker ile karamelize edip tatli hamuruna sarip firinda pisirmis. 

Dondurma esliginde ikram ettigi tatli geniz yakmiyordu, çok hafif ve çok lezzetliydi.   

Querido Carmina y  Luis, 
muchisima gracias por invitar. Todos estaban muy rica. Me encataba.
Un beso y saludos...

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik




15 Aralık 2013 Pazar

GORUNTUSU BILE IÇIMI ISITMAYA YETIYOR

Yeni yil agacimizi susledim bende. Salonumuzun kosesindeki varligi bile,  baktikca enerjimin yukselmesine yetiyor. 
Yeni yilin hepimizin hayatina,  yeni yil agacinin uzerindeki susler gibi, renk, ahenk, enerji, sicaklik ve sevgi getirmesini diliyorum simdiden. Tabiki en basta saglik...
Sevgiler.....

11 Aralık 2013 Çarşamba

IKI YILI GERIDE BIRAKTIK

Dun Canimin Içi ile evliligimizin 2. yilini doldurduk.
Gunumuz,  herzaman ki  gibi baslayip devam ediyordu.  Ogle yemegimizi yedik.  Normal de ogle yemeginden sonra “ sista “  ( biraz uyuyup dinlenme ) yapariz.  Ben sofrayi ve mutfagi toparlamaya basladim. 
Kocisim demez mi?  ne yapsak, bir disari çiksak mi diye?
Ben de bir kahve içip  donucez sandim ; tamam, istiyorsan çikalim dedim.
Sonra demesin  mi “ bu gece baska bir yerde kalicaz ama ona gore çikalim” diye.
Geçen yilki Fransa surprizi gibi oldu yine.  Nereye gidecegimizi bilmeden heyecandan ve  mutlulukdan eteklerim  zil  çalarak haziradim valizimizi. 

Oglum bile ortak oldu heyecanima, bir o yana bir bu yana dondu durdu  O da. :-) 

Ve bir iki saat sonra 13. Ve 14. Yuz yillarda manastir gorevi gormus olan,  simdi ise otel ve organizasyon yeri olarak kullanilan Monasterio de Rueda isimli  bir otelde buldum kendimi. 
Gerçekten çok keyifli  bir 24 saat geçirip donduk evimize Canimin içi ile.

Sag tarafdaki kisim Monasterio de Rueda´nin simdiki otel bolumu, sol tarafdaki kisim ise onceden kilise olarak kullanilan bolum.


Gorevliler oyle nazik ve anlayislilar di ki;  Rezervasyonumuzu alan gorevli,  rezervasyon sirasinda Canimin içinin isminden musluman oldugumuzu anlamis ve normal de yemeklerin hep domuz eti ile yapildigini fakat bizim için menude degisiklik yapabileceklerini soylemis. Ve hakikaten de oldukça lezzetli balik ve kuzudan hazirlanmis yemeklerle karsilastik.



Otel dekorasyonda bu fiçilardan da yararlanilmisti.












Fotografda belli olmuyor ama zeytin agaçlarinda siyah siyah zeytinler vardi.
Bu su degirmeni hem çikardigi ses hem de goruntusu ile hos bir hava yansitiyordu.


Bazen hani soz biter de ne diyeceginizi bolmezsiniz ya. Sadece tesekkur edebilirsiniz. 
Ben de iste aynen oyle durumdayim simdi. 

Ama en buyuk tesekkurumu allahima ediyorum. Bana, kendimden daha çok sevdigim bir can yoldasi gonderdigi için. 
Sonrada Canimin Içine tesekkur ediyorum beni kendisine hergun yeniden asik ettigi için. 
Ve herzaman dedigim gibi; 
Allah,
Yastığımdan başını,
Yüreğimden aşkını,
Gözlerimden gözlerini,
Nefesimden nefesini,
Göğsünden başımı,
Hayatımdan varlığını eksik etmesin.

2. YILDONUMUMUZ  KUTLU OLSUN CANIMI IÇI

Seni hergün artan bir aşkla ve tutkuyla seven, 
Sevmeye doyamayan Esin (SUyun)...

Gungor Ekinci Saglik

6 Aralık 2013 Cuma

BEN SONBAHARI VE KISI BURADA SEVDIM


Benim Istanbuldayken yasadigim bolgede,  sonbahar ve kis çok agar geçer. 
Biraz yagmur yagsa otobus ve minubus seferleri aksar,  kar yagsa seferler  iptal edilirdi. 
Çalistigim donemlerde kisin sevise binecegim duraga gitmek için evden sabahlari  1.5 saat erken çikip duse kalka servis duragina gittigim  gunler  de hiç az degildi inanin. Tabiki  bu gidisin bir donusu olurdu ki ; o en buyuk  çileydi. 
Ayrica çocuklugum da sobali evde geçtigi için, sabahalari  da ister istemez  buz gibi evde uyanmanin sikintisini yasardim.  Hatta buz demisken, su borulari  dondugu için sularimiz bile akmazdi bazi kis gunleri. 

Doganin burundugu renkleri bile umursamaz, kis gunesiyle, sonbahar sarisiyla ilgilenmezdim bile.  

Onun için soba deyince ustunde kastane kozlemek gelmez  di aklima, kar deyince çikip kartopu  oynamayi da dusunemezdim  hiç.  Ayrica yagmurda yurumeyi de hiç sevmezdim  ben.  
Istanbuldayken sonbahar ve kis demek  benim için çile demekti adeta.  Bu nedenle hiç  aram yoktu bu iki mevsimle.
Gerçi hakkini yemiyeyim. Kis mevsimine denk gelsede bir tek aralik ayini çok severdim bu 6 ayin içinde . Hem dogdugum ay olmasi, hem de yeni umutlarla gelen yeni bir yili mujdeledigi için sadece aralik ayinin yeri bir baskaydi  benim için.

Ama simdi fark ediyorumda bunlar hep yasanmisliklarin etkisiymis aslinda.

Megerse doga,  sonbahar ve kis mevsimlerinde de çok guzel renklere burunuyormus.  Itiraf etmek gerekirse, ben sonbahari ve kisi burada sevdim. 
   
Onun için gozume çok harika gorunen bu kareleri,  sizlerle paylasmadan geçmek istemedim.
Keyifli seyirler dilerim. Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik   

















25 Kasım 2013 Pazartesi

SIZI, BITIRDIGIM KITAPLARLA TANISTIRMAK ISTIYORUM, SOYLE BUYURUN;


Ilk sirada okuduklarimin içinde en begenmis oldugum kitap var. ARTIK RUHUNU DA BESLE   
Bu kitaba gerçekten bayildim ve hepinize tavsiye ederim. Hatta tavsiyeden de ote mutlaka okuyun diyorum. Elimden birakamayip okurken notlar aldigim, ogrendiklerimi  hayatimda uygulamaya çalistigim gerçekten harika bir kitap. 

 Arka kapakdan;
Siz onu hep fiziksel şişmanlığa en doğru çözümleri bulan uzman hekim olarak tanıdınız. Sağlıklı beslenme konusundaki önerilerini dinlediniz, uyguladınız. Milyonların sevgilisi Dr. Ender Saraç bu kitabında ise ‘yaralı ruhları’ tedavi ediyor! Stetoskopuyla insanların ‘içini’ dinliyor. Doğumdan yaşlılığa yaşamın her dönemi için ‘manevi gıdalar’ öneriyor. Gereksiz yere acı çeken ve çareyi hep ‘dışarıda’ arayanlara sesleniyor. Ruh doğru beslenirse, birçok hastalığın da kendiliğinden iyileşeceğini müjdeliyor. Evlilik, iş, başarı, huzurlu yaşam gibi konularda bir türlü amaçlarına ulaşamayanlara da şeytanın bacağını kırmanın ipuçlarını veriyor!
Ona göre ruha en faydalı gıdalar, Allah’ın güzel isimleri! Ender Saraç, Esmaü’l Hüsna’yı günlük yaşamdaki negatiflikleri pozitife çevirmek için nasıl kullanacağımızı anlatıyor. ..

Ben aslinda Maeve Binchy´nin kitaplarini okumayi çok severim. Hemen hemen butun kitaplarini okudum. Hatta " Ask mutfakta piser " isimli kitabini okuduktan sonra bir kafe açmayida çok istemistim. . Fakat nedense bu kitabini severek okudugumu soyleyemiyecegim.   Emege saygim tabiki sonsuz ama bu kitabi zorla bitirdim diyebilirim. 
Arka kapakdan;
'Ustaca harmanlanmış incelik, mizah ve hüzün, ironi ve duygusallık... Binchy´den yine zekice kaleme alınmış, sürükleyici bir roman. Elinizden bırakamayacaksınız'.
- New York Times-
'Gündelik hayatın yoğun duyguları, olağanüstü bir gözlem gücü... Ve Maeve Binchy,'
- Sunday Times-
'Güldürüyor, ağlatıyor ve düşündürüyor. Maeve Binchy sıcaklığı ve sempatisiyle sıradan insanları destansı bir dille aktararak, sanatsal bir anlatım sunuyor.'
- San Francisco Chronicle-

Issiz Erkekler Korosu isimli bu kitap da severek okuduklarim arasindaki yerini aldi. Hemde bazi karakterler yazarin diger kitaplarinda da geçiyor. Okurken diger kitaplarida hatirlama sansiniz oluyor yani. Guzel bir kitap tavsiye ederim. 
Arka kapakdan;
Âdemoğlu Pansiyon’da bir fasıl gecesi... 
Müşterilerin hepsi erkek! Ezilen, horlanan, acı çeken, ağlayan, üşüyen, hatta dayak yiyen erkekler onlar. 
Her birinin ayrı bir hikâyesi, o hikâyenin içine nakşolmuş ayrı bir şarkısı var. 
Ve tanıdık birkaç yüz... Piraye’nin Haşim’i, Yüreğim Seni Çok Sevdi’nin Murat’ı ve eskilerin Eylemci’si Vedat da orada. 
Issız erkeklerden oluşan muhteşem koro eşliğinde şarkılarını söylüyorlar. 
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır!” sözü verenler... 
“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,” diye sitem edenler... 
“Şimdi uzaklardasın,” diyerek hiç dönmeyecek sevgililerine seslenenler... 
Onların hikâyelerini paylaşırken, şarkılarında da kendinizi bulacaksınız...


Söylemişler gelenler bizden evvel, Kulak âşık olurmuş gözden evvel.
Bu kitabida çok begendim. Iliskilere ayna tutan, akici bir dille yazilmis guzel bir kitap. 
Arka kapakdan;
" Eşimin Eşi Yok, Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz, Eşim Aşkım Olsun gibi evlilikle ilgili hayatın içinden hikâye kitaplarına imza atan Sema Maraşlı bu alandaki dördüncü kitabına Kulak Âşık Olurmuş Gözden Evvel ismini verdi. Hayatın içinden kadın erkek ilişkilerini akıcı bir üslupla kaleme alan ve okuyuculara pratik çözüm yolları sunan Maraşlı, atalarımızın Söylemişler gelenler bizden evvel, Kulak âşık olurmuş gözden evvel\" deyişinden yola çıkarak hayata renk katan yepyeni hikâyeler yazmış. Kulak Âşık olurmuş Gözden Evvel kitabı lezzet alarak okuyacağınız ve hayatınıza sevgi katacağınız bir eser .   

Kendi Everestinize Tirmanin
Kitabin arka kapaginda Dogan Cuceloglu´nun onsozunden bir alinti var. Ve ben bir Cuceloglu hayrani olarak bu onsozu de dikkate alarak almistim kitabi. Fakat daha once okudugum ogrendigim seylerden farkli birsey bulamadim bu kitapda. Evet kisisel gelisim için okunabilir ama beklentileri çok yuksek tutmadan. 

Arka kapakdan;
Yaşamımız her gün yaptığımız binlerce seçimden oluşuyor. Her seçim bir kapı açar ya da kapatır. Şimdi elinize bu kitabı aldınız ve alayım mı, almayayım mı diye düşünüyorsunuz. Karar verme durumundasınız. Sıkıcı bir kitap olabilir; boşuna para ve zaman harcamış olursunuz. Ama belki de yaşamınızı zenginleştiren önemli bir kaynağa sahip olursunuz. Bu kitabı okuyarak ruhunuza özen göstermiş olacağınızı biliyorum. Hiç dağa tırmanmadım, dağa tırmanmakla hiç ilgilenmedim, şimdiden sonra ilgileneceğimi de sanmıyorum. Nasıl oluyor da dağa tırmanmayı büyük bir başarı olarak gören birinin yazdığı kitaptan bu kadar etkileniyorum? Üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin, yöneticilerin ve anababaların okumasını niçin istiyorum? Bu kitabı okumak benim için ruhsal bir yolculuk oldu. Yaşanmamış yaşamlar dünyasındayız. Ya sen hayatı yaşarsın ya da hayat seni yaşar. İnsanların çoğu bunun farkında değil. Yanı konu benim dağa tırmanmam değil, konu yaşamımın hakkını vererek yaşamam. Ve bu dünyada büyük bir çoğunluğumuz yaşamadan ölüyoruz. Kitap yaşarken yaptığımız seçimlerle ilgili. Yaşadığımız yaşamı seçiyoruz; hepsi bu. İnsan kendi yaşamını yaşamayı nasıl seçer? Olabileceğinin en iyisi olma yolunu nasıl seçer? İlk adım farkına varmaktır, ilk adımı atmak isteyenler için bu kitap önemli bir kaynak. Bu kitapta, olabileceğinin en iyisi olmak isteyenlere gerçekçi altmış dört öğüt var. Unutmamak gerekir ki bu, kırk iki yaşında ve bugüne dek çok az insanın başarabileceği birçok şeyi başarmış bir insan tarafından kaleme alınmış birkitap. Umarım bu kitabı okurken benim kadar haz alırsınız. 


23 Kasım 2013 Cumartesi

BU GUZELLIKLERI DUN GECE KAPIMDA BULDUM


Karsi komsum ayni zamanda arkadasim olan Celeste,   yalniz yasayan  ogretmen bir bayan. Iki yildir evde pisiridigim yemeklerden arada sirada ona da veriyorum.  Fakat son zamanlarda hemen hemen hergun birseyler vermeye basladim. 
Hatta o okuldan bizim yemek saatimizdan 1 saat sonra geliyor. Ben,  ne vereceksem  sarip kapisina birakiyorum, o da geldiginde kapisinda hazir yemek buluyor yani.  Boyle olunca ne kadar sevindigini  defalarca kez soylemisti sagolsun.
Iste O da  dun gece,  fotograflarini gordugunuz çiçek buketini, 
            ve bu  kurabiyeleri benim kapima birakarak beni mutlu etti.  

Çiçeklere ilistirdigi notta yemekler için tesekkur ettigini belirtmis. 
Nazik davranisi karsisinda gerçekten çok sevindim ve buradan da paylasmak istedim.
Gracias Celeste.
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

14 Kasım 2013 Perşembe

MUHARREM AYIMIZ KUTLU OLSUN... ASURELERIMIZ BEREKETLI OLSUN...

Ben Asureyi çok severim. Bu mubarek aya girmisken de, butun sevgimle, butun iyi dileklerimle ve dualarimla,  yaptim ve dagittim asuremizi.  Rabbim bu guzel ayin bereketini  hepimizin evlerine yagdirsin insallah. Hepimizin dualari ve asureleri kabul olsun.  Sevgilerimle…

Este la comida, es postre. Se llama Asure.
Asure, tiene una historia asi; Profeta Noé ha querido hacer una comida en barco. Pero no tenían muchas material. Por eso, en barco, que si hay, a todo ha puesto a cacerola y ha cocinado a Asure. Todos los musulmanes, cocinan. Pero, algún países con salado, algún países con dulce. Nosotros, cocinamos con dulce.
Para nosotros simbolizar abundancia, la fertilidad, la suerte. Este mes y Asure, para los musulmanes importante. Por eso, yo también he hecho. Estos fotos las mias.

Bu arada konu ile ilgili olarak asagidaki bilgileride paylasmak istiyorum sizlerle:

Muharrem ayı, Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir.” [Şir’a]

“Allahü teâlâ, Aşure Günü’nü üstün kılmıştır.
Allahü teâlâ, gökleri, yeri, dağları, denizleri, yıldızları, Arş’ı ve melekleri, Âdem aleyhisselâmı Aşure Günü yarattı. İbrahim aleyhisselâmın dünyaya gelişi ve Nemrud’un ateşinden kurtuluşu Aşure Günü oldu. Ibrahim aleyhisselâma, oğlunun yerine kesmek için, büyük koç bugün ihsan edildi.” [Taberanî]
Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir.  Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.

Aşure’nin hikâyesi
Herkes aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:

Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah’a şikâyet eder.
Allah, Hz. Nuh’a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.
Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur’un kaynaması ile gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur.

Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz.  Kaynak : http://dinihaberler.com.tr  

7 Kasım 2013 Perşembe

KAPTAN GOKHAN ZARAGOZA´DA ve ANNEMLERDEN GELEN PAKET


Ben nisanliyken, kardesim Gokhan henuz kaptan  olmak için ogrenciydi.  
Ozamanlar hayal kurardik. 
Gokhan  “ abla,  bakarsin birgun benim gorev  yaptigim  gemilerden biri  Ispanya´ya gelir.  Ben de size ugrarim ne guzel olur “ der di.
Hani hep derim ya “yurekten isteyin, olur” diye. 
Oldu iste.

Kardesimin staj yaptigi gemi Ispanya´ya geldi.
Ve birgun izin alma imkani da olunca,  Canimin içi ile kardesimi gidip alip evimize getirdik. 

Zaman sorunundan dolayi  cok degil, ancak bir aksami birlikde geçirip bir de kahvalti keyfi yapabildik.  
Ama bu kisacik zaman dilimi bile hem ona hem de bize guzel bir moral oldu.   

Gemisi  baska bir ulkeye ulasmak uzere Ispanya sularindan ayrildi bile.

Gule gule kardesim yolun da, denizlerin de hep açik olsun.
Allaha emanet ol…. Seni çok seviyorum canim kardesim.












Kardesimi yolcu ettikden 2 – 3 saat kadar sonra  zilimiz çaldi.
Gelen, Istanbuldan adimiza gonderilen kargo peketiydi.


Annemler daha açar açmaz,  burnumu sizlatan çok harika bir paket yollamislardi bize.

En uste Deniz´imin paketini koymuslar.  Kiyafet, sampuan ve emzik. 
Ah simdi çiçegi burnunda anne adayi olarak ben aglamayayim da kimler aglasin. 
Tulumu, sapkasi,  eldiveni oyle tatli, oyle guzel ki, askisi ile birlikte dolap kapaklarindan birine astim. Sabahtan beri içinde Deniz´im varmis gibi sohbet ediyorum kiyafetle. :-)

Diger paketlerden bana, Canimin Içine ve Canimin içinin yegeni Mehmet´e hediyeler çikti.


Derken en alttaki buyuk torbaya sira geldi.

Allahim yarabbim ne yok ki içinde. 
Peynirinden yufkasina, krakerinden  baharatina, çerezinden tarhanasina,  kabartma tozundan salamura asma yapragina kadar, daha neler neler ,  hersey var.

Boyle bir paketin karsisinda duygulanmamak mumkun mu hiç.  Ne var ki duygulanacak demeyin sakin. Paketten çikan bu bir dolu seyin bir kaç çesidi hariç,  diger hepsi,  ya da benzerleri tabiki burada var.  
Sakiz bile gondermisler mesela, burada yok mu, tabiki var.  Ama beni duygulandiran ve gozlerimi yasartan asil paketten çikan diger seyler di.

Çunku birde paketten çikan ama  fotografa yansimayan seyler  var.

Neler mi;
Aile olmanin sicakligi var mesela,  en içteninden…
Buram buram ozlem var,  en uzagindan…
Gozden irak olsak da gonullerin yakin oldugunu bilmenin mutlulugu var,  en guvenlisinden…
“Bizi mutlu etmek için ellerinden geleni yapmislar “ demenin keyfi var, en duygulusundan…

Daha ne olsun ki, hangi para satin alabilir ki bu duygularin yasattigi mutlulugu.

Canim ailem hepinize,  butun kalbimle çok tesekkur ederim.
Allah eksikliginizi gostermesin. Herzaman VAR OLUN.
Sizi çok seviyoruz, çok tesekkur ederiz.
Gungor – Ahmet - Deniz