Herkese merhaba!
Çok guzel bir haberim var.
Dun ( 15/06/2026) burada bir pastacılık okulunun düzenlediği pasta yarışmasında
Tavukgöğsü tatlısı ile birinci oldum.
Sen cesur musun? Pozitif misin?
Herkese merhaba!
Çok guzel bir haberim var.
Dun ( 15/06/2026) burada bir pastacılık okulunun düzenlediği pasta yarışmasında
Tavukgöğsü tatlısı ile birinci oldum.
Bi suru sey domino tasi gibi ust uste geliyor bizi devire
devire. Benim de son 4 yilim çok kolay degildi. Ozellikle son 2 yilim oldukça
agar yukler yukledi bana.
Ben her yil Aralik ayinda kendime bir hedef koyup, onumuzdeki yil içinde
de o hedefi gerçeklestirmek için elimden geleni yapardim. Son iki yildir içimden
ozel hiç bir sey yapmak gelmiyor. Sebeplerini
daha onceki yazilarimda da yazmistim zaten.
Bunca sıkıntı, stres sonucunda da dogal olarak, sık sık doktorumuzun kapisini çalar oldum.
Ismi Liliana. Aslinda aile hekimi. Bana hem psikolojik, hem
fizyolojik olarak çok destek olmaya
basladi sagolsun.
Bazen insanin itelenmeye, yureklendirilmeye ihtiyaci olur.
Birisinden “ hadi yaparsin, bir basla arkasi gelir” gibi sozcukler duymak oyle onemli ki.
Onceden annelerimiz kabul gunu yaparlardi. Bir kaç kadin bir
araya gelir, kisirlari, borekleri, tatlilari yiyip dertlerini, tasalarini
anlatirlardi birbirlerine. Hepsi birbirinin
hem arkadasi hem doktoru gibiydi. Konusur, rahatlar evlerine giderlerdi.
“ Amaaan, bos ver ayol… ” cumlesi bile antidepresan etkisi
yapardi.
Simdi galiba çevremizdeki insan sayisi artikça daha çok
yalnizlastik. Bence artik kimse kimseyi can kulagi ile dinlemiyor. Instagrama baksan herkes mutlu. Ama bence çok
kisi özde mutsuz ve dostsuz.
Sagolsun Liliana´nin cumleleri de bana son zamanlarda
antidepresan etkisi yapiyor.
“ hadiii, yaparsin” ...
Tekrar eski Gungor olmaya çalisacagim.
Buralara da daha çok ugramiyi dusunuyorum kismetse.
Bugunluk bu kadar.
Gorusmek uzere, hosçakalin.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik
50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN HOSLANMADIKLARI
Kendisini çok onemli ve vazgeçilmez sanan insanlardan hoslanmiyorum.
Zor memnun olan insanlardan hoslanmiyorum.
Mıymıntı insanlardan hoslanmiyorum.
Çok fazla ingilizce kelime kullanarak, ingiliz aksani ile Turkçe konusan insanlardan hoslanmiyorum.
Her konuda fikri olan, her seyin en iyisini, en dogrusunu kendisin bildigine inanip çok konusan insanlardan hoslanmiyorum.
Surekli sinirlenecek bir sey arayan saldirgan ve sinirli insanlardan hoslanmiyorum.
Israrla çozume degil soruna odaklanip, hep bir suçlu arayan insanlardan hoslanmiyorum.
Egosu yuksek, bencil, ukala, kibirli, yuksekten bakan insanlardan hoslanmiyorum.
Baska birine sinirlendigi halde, sinirini en yakinindakinden çikaran, ters ters cevap veren insanlardan hoslanmiyorum.
Her ortamda kendisini parlatmaya çalisan insanlardan hoslanmiyorum.
Verdigi sozu tutmayan, tutamayacagi sozler veren insanlardan hoslanmiyorum.
Zeki gorunmeye çalisan cahil insanlardan hoslanmiyorum.
Cimri insanlardan hoslanmiyorum.
Kendini çok guzel/ yakisikli ve havali sanan insanlardan hoslanmiyorum.
Sirf parasi ve isinden dolayi kendini bir sey sanan ve etrafindakileri ezmeye çalisan insanlardan hoslanmiyorum.
Ses tonunda samimiyetsizlik sezdigim insanlardan hoslanmiyorum.
Kotu kalpli insanlardan hoslanmiyorum.
Agzini yaya yaya konusan insanlardan hoslanmiyorum.
Bir sorun varsa otutup konusup çozmek yerine trip atan, kusen, alinganlik yapan insanlardan hoslanmiyorum.
Agzindan çikani kulagi duymayan patavatsiz insanlardan hoslanmiyorum.
Samimiyetle seviyesizligi, saygisizligi ayni sey sanan insanlardan hoslanmiyorum.
Restoranlardaki saçma sapan kaba servis modasından hoşlanmıyorum
Müşterilere misafir denilmesinden hoşlanmıyorum. (Misafir para odemez.)
Şaka adı altında saygısızlık yapılmasından hoşlanmıyorum
Terbiye barındırmayan hanımefendilinkten beyefendilikten uzak davranışlardan hoşlanmıyorum
Davranışlarinda görgüsüzlük kültürsuzluk olan kişilerden hoşlanmıyorum
Düğünlerde gelinin yerine geçmeye, dikkati, şıklığı, guzelligi kendi ustune çekmeye çalisan kayınvalide, gorumce ve eltilerden hoslanmiyorum. Hele bir de düğünde beyaz giyindiyseler selam bile vermek istemiyorum.
Dugun, dernek, dogum ya da fark etmez her hangi bir ozel gunde, esinden once annesine ya da baskasina sarilan erkeklerden ozellikle de damatlardan hoslanmiyorum. Ilk pasta dilimini annelerine yediren damat videolari goruyorum bazen internette hele onlara uyuz oluyorum.
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun ve Sen kimsin” sorularini soranlardan hoslanmiyorum.
Halden anlamayan insanlardan hoşlanmıyorum.
Ayakkabısını karşısındakinin ağzına sokar şekilde bacak bacak üstüne atıp yayılarak oturan erkeklerden hoşlanmıyorum
Dekolte giyinmekle çıplak giyinmenin farkını bilmeyen kadınlardan hoşlanmıyorum
Nerede nasıl davranması, nasıl giyinmesi, nasıl oturup kalkması gerektiğini bilmeyen insanlardan hoşlanmıyorum
Özgüveni gelişmiş çocuk yetiştireceğiz diye saygiz, arsiz çocuk yetiştiren ebeveynlerden hoşlanmıyorum
Kıymet bilmeyen insanlardan hoşlanmıyorum
Menfaatci insanlardan hoşlanmıyorum
Randevusuna vaktintinde gelmeyen insanlardan hoslanmiyorum.
Hamur isi ve çikolata yemenin kilo aldirmasindan hoslanmiyorum.
Aslinda bir de hoslanmadigim kisiler var.🤦🏻 Ama bu gunluk bu kadar yeter 🤫🤫
Yillardan beridir dort gozle 50 yasinda olmayi bekliyordum nedense.
26 Aralik 2025 gunu nihayet oldum.
Diyebilirim ki son 2 yildir neye uzulecegimi, neye endiselenecegimi sasirdigim bir dongunun içindeydim. Ve ne yazik ki hayatimin eeen kotu yili oldu 2025. Aslinda çok sukur rabbime; ben , esim ve çocuklarimiz gayet iyiyiz. Her sey yolunda.
Ama iste sevdiklerimiz !?
Canim babamin kaybiyla zaten hayatimizda yeri asla dolmayacak çok buyuk bir bosluk olustu. Artik hiç bir sey eskisi gibi degil ve hiç bir guzel sey de yuz de yuz mutluluk vermiyor, her sey yarim, her sey eksik gibi sanki…
Sonrasinda Abuzer abimiz, Rojhad kardesimiz, bazi çok sevdiklerimizin yakinlari…
Hem benim tarafimdan hem de esimin tarafindan aile, dost ve arkadas çevremizden, ya çok sevdiklerimizden kaybettiklerimiz oldu, ya da çok ciddi hastalik haberlerini alip sarsildiklarimiz.
Bende onceden peygamber sabri vardi. Bu sene o da bitti mesela. Geçenlerde bir yerde okumustum. Diyordu ki “ Insan bazen ipteki dugumleri çozmekten oyle bikar ki, artik dugumleri çozmeyle ugrasmaz, ipi oldugu gibi kesip atar.” Heh iste tam da oyleyim.
Her yil kendime basarilacak bir hedef koyardim. Ve basarirdim da sonunda.
2025 ´te içimden hiç bir sey yapmak gelmedi. Isin kotusu hala da gelmiyor. Ne bir hevesim var ne bir planim. 2025´in tek guzel olayi Ispanyol vatandasligina kabul edilmem oldu ki zaten onun sinavlarini da 2 yil once kazanmistim.
Halbuki 50 yasimi heyecanla bekliyordum, çok guzel, buyuk bir kutlama yapmayi hayal ediyordum. Kul plan yaparmis kader gulermis. Bu yil aynen oyle gelisti her sey.
Neyse ki 2025 bitmek uzere. Enseyi karartmak istemiyorum tabiki.
Yeni yasimda az insanla, oz insanla, guler yuzlu insanlarla, iyi kalpli insanlarla, kiymet bilen insanlarla, halden anlayan insanlarla, esprili insanlarla bir arada olmayi, birbirimizden iyi haberler almayi, hepimizin saglikli , mutlu ve huzurlu olmasini diliyorum.
Dualarla, meditasyonlarla, pozitif dusunerek, iyiye, guzele, dogruya odaklanarak yeni yasimi kucakliyorum.
Her sey gonlumce/ gonlumuzce olsun.
Varsin bu yil da boyle olsun. Dogum gunum kutlu olsun.
Gungor
50 YASINDAKI GUNGOR´UN EN SEVDIKLERI
En sevdigim renk: Mor
En sevdigim sehir: Istanbul
En sevdigim yemek: Manti, Iskender kebap ve maalesef tum hamur isleri.
En sevdigim tatli: Baklava, Sufle, sutlu çikolata
En sevdigim tatil sekli: Kum, deniz, gunes uçlusu
En sevdigim sarkicilar: Emel Sayin, Erol Evgin
En sevdigim film: Ruzgar gibi geçti / Vivien Leigh ve Clark Gable
En sevdigim kitap: Tolstoy - Anna Karenina, Nermin Bezmen Kurt Seyt & Shura, Ayse Kulin Adi Aylin
En sevdigim sair: Nazim Hikmet, Cemal Süreya, Ümit Yaşar Oğuzcan
En sevdigim parfum : Chanel Chance klasik
En sevdigim aksesuar: Saat, yuzuk
En sevdigim koku: Deniz kokusu ve hiç ummadigim bir yerde burnuma gelen sevdigim yemek kokusu
En sevdigim sarki: Çok var. Ruh halime gore ve anilarima gore degisiyor.
En sevdigim ses: Deniz sesi ve sakin doga sesi
En sevdigim aktor: Cuneyt Arkin ( evet hala), Haluk Bilginer, George Clooney
En sevdigim aktris : Turkan Soray , Gulsen Bubikoglu, Senay Gurler
En sevdigim enstrüman : Piyano
En sevdigim içecek: Çay ve Turk kahvesi
En sevdigim super kahraman : Mustafa Kemal Ataturk
En sevdigim cumle: Allahin planina guven, her sey yolunda, Birine kendini sevdirmek için onun istedigi gibi bir insan olmaya çalisma, Kıymetinin bilinmediği yerde durma.
En sevdigim izlemekten bikmadigim dizi: Avrupa Yakasi
En sevdigim hayvan : At
En sevdigim çiçek: Beyaz gul, Ataturk çiçegi, Papatya, Katirtirnagi,
En sevdigim tas: Ametist
En sevdigim meyve : karpuz ve kiraz
Oğlak burcuyum. Burcumu da çok seviyorum
Insanoglunda en sevdigim : Güler yüz severim, İyi kalp severim, sakinlik severim, sefkat ve vefa severim, alçakgönüllü, mütevazı insanları çok severim, dostlarla yapilan sofra muhabbetlerini çok severim.
Ben evlenip buraya geldigimde her uçak gordugumde “ uçak anneme
babama selam soyle” deyip el sallardim. Sonra çocuklar olunca “ uçak Fatos yaya´ya
selam soyle, Eyip dede´ye selam soyle “ demeye baslamistik. Hala ayni sekilde devam ediyoruz canim babam,
çunku senin sevgin hep bizimle.
Bazen telefon numarana bakiyorum sanki arayacakmisim gibi. O
kadar isterdimki bir kere daha seninle konusabilmeyi. Annemi aradigimda profil
fotografinda seni gorunce sanki sen açacakmissin telefonu gibi geliyor bazen…
Mevlana demis ya "İyi ki geçiyor zaman, ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydı" diye. Gerçekten tam da oyle bir zamandan geçiyoruz. Zaman her seyin ilaci. Hayat devam ediyor burada baba. Geride kalanlar yiyip içmeye, gulmeye aglamaya, dusmeye kalkmaya devam ediyoruz. Aslinda her sey biraktigin gibi.
Tek fark hasretinle yaniyor
gonlumuz...
Gurbenin hasretiyle, olumun hasreti çok farkliymis baba. Bu
dunyada bir daha kavusamayacagimizi bilmek çok uzucu. Insallah cennette
kavusuruz can babam.
Cennette olduguna inaniyoruz. Canan ruyasinda gormus seni. “ Ben size bizim
cennetteki yiyeceklerden getireyim , burada çok guzel farkli farkli yiyecekler
var “demissin. Içimize ferahlik vermek
için galiba yerini bildirdin ruyayla.
Rabbim kabir rahatligi versin ve seni çok sevsin canim
babam.
Buyuk bir ozlemle…Kizin…Gungor
Her yil 18 Mart´ta Çanakkale Zaferi ile kutlardik canim babamin dogum gununu.
Vefatini da baska bir bayrama saklamis meğerse iyi yureklim.
19 Mayis gunu sessiz, sakin bir sekilde ayrildi aramizdan.
Babam son zamanlarda çok hastaydi. Bir gorup doneyim diye endişe ve üzüntü ile 19 Mayis sabahi buradan yola çiktim. Saat 16:00´da evin onundeydim. O an çok ilginç bir sey oldu. Sanki ev agliyor gibi geldi bana. Içeri girdim, yurumeye basladim. Her sey film gibiydi. Sanki içerisi sisliydi, duvarlar, kapilar, perdeler her sey agliyordu sanki. Once salonda annemi gordum. O da rahatsizligindan dolayi hiç kalkmadan yatiyor ( 1-2 aya kadar iyilesecek insallah).
Sonra babamin yattigi odaya gittim. O an basimdan asagiya kaynar sular dokuldu sanki. Babam gozleri kapali bir sekilde sadece nefes aliyordu. Zar zor bir yudum sicak çorba içirdim pipetle. Ama o an benim orada oldugumun farkinda degildi bence. Saat 17:00 civari daha sesli baba baba diye bagirdim.
Çok ilginç bir sekilde babam o an gozlerini açti. Bana gulumsedi. Elimi sıktı. Gozlerini kapatti. Arada Kelime-i şehadet getirdi. Ve saat 5 buçuk civarı hiç inlemeden, zorlanmadan, sakince, uykusunun içinde aramizdan ayrildi…Gitti…
Baba!
Hep endise ederdim, ya sagligina yetisemezsem diye. Ya da ben dondukten sonra vefat edersen ve cenazene yetisemezsem diye.
Hani ben bir seye sıkılınca sen hep derdin ya “ sen tasa etme ben hallederim”. Bunu da hallettin baba. Istanbul´da bulundugum bir haftalik sure içinde hem vedalasmak, hem de evlat olarak orada bulunarak seni hak ettigin gibi guzel bir sekilde ugurlamak kismet oldu bana. Bir haftalik sure içinde hem sagligini, hem vefatini, hem mevlidlerini gordum baba.
Selâni duydugumuzda evimizde deprem oldu sanki. Seni evden çikartirlarken gozumun onune hangi animiz geldi biliyor musun?
Hani ben ilkokula giderken okulda çok fazla öğretmen arkadasin vardi. Ben de folklor ekibindeydim. Ve bir 23 Nisan gunu toren oncesi hepiniz ogretmenler odasinda halay çekmistiniz. Ne kadar mutluyduk. Oyyyy Eyip Ekinci simdi seni boyle mi gorecektim?
Seni son bir hafta içinde goren herkese “ ben aslinda gidiyorum, çok hastayim, ama Gungor´u bekliyorum” demissin. Ahh babam, can babam…Ben duyduklarimin hangi birine yanayim simdi…
7.gun mevlidinin okunacagi gun sabahtan itibaren hava çok kapaliydi.Ev ve bahçe doldu tasti sevenlerinle. Hava tum gun kapali olmasina ragmen hiç yagmadi. Ne zaman ki son misafirimiz gitti, son masalar sandalyeler bahçeden kaldirildi, o dakika yagmur yagmaya basladi. Rabbim seni ne kadar çok sevmis olacak ki her seyin çok kolay oldu canim babam.
Mezarinin tam ayak ucunda çok buyuk bir ihlamur agaci var baba. Bas ucunda da bir çesme. Sokagin adini bilsen çok sasirirsin. Ekinci Sokak.
“Baba çinar agaci gibidir. Meyvesi olmasa bile onun gölgesi yeter” derler. Biz sana da doyamadik, golgene de doyamadik. Artik ayak ucundaki ihlamur agacinin altinda golgelenecegiz canim babam.
Vefatini duyan tum dostlar, akrabalar, arkadaslar, komsular akin akin geldiler taziyeye. Gelemeyenler defalarca arayip paylastilar acimizi. (Gelen gelemeyen, arayan soran herkesten Allah razı olsun. Sağ olsunlar var olsunlar) Her gun duan okundu evde.
Şapkani getirdim gelirken. Az once onume koydum. Sonra bir çay sana koydum bir çay kendime. Bayagi bir konustuk, dertlestik seninle. Aslinda ben konustum sen dinledin. Iyiki de her konusmamizda sana “ seni çok seviyorum “ demisim. Sen de hep ayni cevabi verirdin bana “ Ben de seni çok seviyorum, hepinizi çok seviyorum”. İyi ki buraya da gelmişsin, torunlarını görmüşsün.
Gunlerdir çok garip bir ruh hali içindeyim baba. Sanki her gun seni anmazsam, gonul koyacakmissin, uzulecekmissin gibi geliyor. Çok sukur ki rabbim dayanma gucu veriyor. Güzel anılarımızı düşünerek avunmaya çalışıyorum artik. Ama cok garip bir duygu içimdeki. Ne ilk günlerdeki kadar çaresizce durmadan agliyorum, ne de vafatindan onceki kadar mutluyum. Bir tuhafim anlayacagin. Sanki karanlık bir fırtınanın içindeyim ve fırtınanın dinmesini, ortamın aydınlatmasını bekliyorum. Boyle boyle alisiliyormus demek ki.
Her sey için çok tesekkur ederim baba.
Bizi sonsuz sevip, sevgisini hep belli eden bir baba oldugun için çok tesekkur ederim. Bize ogrettigin tum degerler için çok tesekkurler. Saygiyi, sevgiyi, omuz olmayi, destek vermeyi, paylasmayi, kiymet bilmeyi, Ataturk´u, Hz. Muhammet´i.…Hepsi için çok tesekkurler. Son yillarda hiç sampiyon olamasada sayende Fener´li olmakta guzeldi be baba.
Eskiden şakalasirdik seninle. Sen evin buyuk aslaniydin ben kuçuk aslani. Bildigim tek sey artik hiç bir sey eskisi gibi olmayacak baba. Her sey eksik kalacak. Her guzel durumda kardeslerimle ve annemle keske simdi sen de buarada olsaydin diyecegiz.
Rabbim seni çok sevsin canim babam.
Peygamberimize komsu etsin. Çektigin agrilar ve çileler
kefaretin olsun. Yattigin yer nurla dolsun. Rabbim gunahlarini affetsin baba. Mekanin cennet olsun.
Kurban bayramına çok az kaldı... Babalar gunu de yaklasiyor…Neyse...dedim
ya hiç birşey eskisi gibi olmayacak...
Hem sen hem de hakkin rahmetine kavusmus olan tum babalar hepiniz nur içinde uyuyun baba. Sag olan butun babalara da saglikli uzun omurler dilerim.
Seni çok seven ve sonsuza kadar sevecek olan kizin.
Kuçuk aslan Gungor Ekinci Saglik
Tejo Nehri ( Tajo Nehri )
İspanya'da doğan ve Portekiz'de Atlas Okyanusu'na dökülen İber Yarımadası'nın en uzun nehri.
