Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını...
Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını...
Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu...
Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
Farelerin ve atların kusamadıklarını
1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını.
Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
Filler günde ortalama 2 saat uyurlar.
Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardir.
Hastalanmayan tek hayvan köpek baliklaridir.
Köpek baliklarinin kansere karsi bagisikligi vardir.
Timsahlar derine batabilmek için tas yutarlar.
Bir istakoz 7 senede ancak yarim kilo alabilirler.
Penguen yüzebilen fakat uçamayan tek kustur.
Atlarin insanlardan 18 tane daha fazla kemigi vardir.
Büyükçe bir yunus günde 2 ton yiyecek tüketir.
Sivrisinek insanlarin ölümüne en fazla sebep olan hayvandir.
Bir inek hayati boyunca yaklasik 200.000 bardak süt üretir
Bir karinca kendi agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir.
En hizli kara hayvani çitadir. Hizi saatte 95 km'ye ulasabilir.
En hizli balik yelken baligidir. Hizi saatte 109 km'ye ulasabilir.
En hizli kus bogazli kirlangiçtir. Hizi 3 saniyede saatte 128 km'ye çikabilir.
Mavi balinanin çikardigi ses 850 km öteden duyulur.
Mavi yunuslarin kalbi dakikada sadece 9 kere atar.
Filler günde ortalama 2 saat uyurlar.
Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardir.
Suaygirlari su altinda dogar ve dogar dogmaz yüzebilirler.
Hayvanlar alaminde sadece domuzlar günesten yanabilir.
Suaygirlari agizlarini 120 cm açabilirler.
Bir pire kendi boyunun 150 kati yükseklige ziplayabilir.
Insanlari parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanimak mümkündür.
Ayni parmak izi gibi her insanin dil izi de farklidir.
Vampir yarasalari hayvanlarin kanini emer ve günde 1 çorba kasigi
kanla doyarlar.
Yanlis dereceli gözlük gözü bozmaz.
Insan, ömrü boyunca 20 kg toz yutar.
Bilgisayarla ugrasmak gözleri bozmaz, sadece yorar.
Dünyadaki isi 1900 yilindan itibaren 0,7 derece artti.
Yunuslarin beyni insanlarinkinden büyüktür.
Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.
600 tane bitki cinsi etyiyendir.
Beynin %85'i sudur.
Dünyada en çok kullanilan isim Muhammed'dir.
60 yasinda, insanlar tat alma duyularinin %50'sini kaybederler.
El tirnaklari ayak tirnaklarindan 4 kat daha hizli büyürler.
Gülmek için 17, surat asmak için 43 adaleye ihtiyaç vardir.
Eskimolar buzdolaplarını yiyeceklerin donmamasi için
kullanirlar.
Fare bir deveden bile daha fazla süre susuz kalabilir.
FLÜT adlı enstrümanın adı, Sicilya'da yaşayan bir Yılan Balığının adıdır.
BİLARDO TOPU, sıkıştırılmış kağıttan yapılır.
KEDİLERİN yüzden fazla vokal sesleri var. KÖPEKLERİN ise sadece on.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ocak 2010 Pazar
21 Ocak 2010 Perşembe
ANLAMLARI ÇOK FARKLIYMIŞ
Türkçe 'de küfür olarak kullandığımız birçok sözcük aslında çok masum anlamlar taşıyormuş biliyor musnuz. Türkçe'ye yabancı dilden geçen bazı sözcükler ise gerçek anlamlarını çoktan yitirmiş durumda. İşte onlardan bazı örnekler...
ANGUT : Bir çeşit kuş türüdür, angut kuşu'nun eşi öldüğü zaman, yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi, gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler...
DANGALAK : Gerçek anlamı ' gereksiz konuşan kişi ' dir.
DENYO : Delibozuk, dengesiz gibi anlamlarının yanı sıra orta oyunda mahallenin aptalı diye kullanılır. Bir diğer anlamı ise emanettir.
YAVŞAK : Bit yavrusu, sirke demektir.
DÜRZİ : Suriye'nin havran bölgesinde, lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk.
YOSMA : Şen, güzel kadın.
UKALA : Arapçadan dilimize geçmiş ama bu dilde ve pek çok Osmanlıca metinde "akıllılar" demek.
PEZEVENK : Farsça "pejavend" kelimesinden geldiği söylenir. O dildeki anlamı "kapı tokmağı" veya "sürgü" imiş. Türkçeye de "kapıda bekleyen adam" anlamıyla girmiş.
SERBEST : Gerçek anlamı "başı bağlı"dır (ser: baş, best: bağlı). Ancak bizde tam tersi anlamında kullanılıyor.
KALTAK : Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
TUVALET : Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha "hela"ya verilen isim...
Aslı, fransızca "toilette"tir ve "temizlik" anlamına gelir. "tuvalet kağıdı" ve "tuvalet masası" temizlikle ilgili şeylerdir.
ANGUT : Bir çeşit kuş türüdür, angut kuşu'nun eşi öldüğü zaman, yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi, gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler...
DANGALAK : Gerçek anlamı ' gereksiz konuşan kişi ' dir.
DENYO : Delibozuk, dengesiz gibi anlamlarının yanı sıra orta oyunda mahallenin aptalı diye kullanılır. Bir diğer anlamı ise emanettir.
YAVŞAK : Bit yavrusu, sirke demektir.
DÜRZİ : Suriye'nin havran bölgesinde, lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk.
YOSMA : Şen, güzel kadın.
UKALA : Arapçadan dilimize geçmiş ama bu dilde ve pek çok Osmanlıca metinde "akıllılar" demek.
PEZEVENK : Farsça "pejavend" kelimesinden geldiği söylenir. O dildeki anlamı "kapı tokmağı" veya "sürgü" imiş. Türkçeye de "kapıda bekleyen adam" anlamıyla girmiş.
SERBEST : Gerçek anlamı "başı bağlı"dır (ser: baş, best: bağlı). Ancak bizde tam tersi anlamında kullanılıyor.
KALTAK : Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
TUVALET : Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha "hela"ya verilen isim...
Aslı, fransızca "toilette"tir ve "temizlik" anlamına gelir. "tuvalet kağıdı" ve "tuvalet masası" temizlikle ilgili şeylerdir.
21 Aralık 2009 Pazartesi
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Erkek bebeklerin giysileri niçin mavidir?
Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Bu şeytani güçlerin, göklerin rengi olan mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti. Çok sonraları kız bebekler de "erkek bebekler kadar önem kazanınca", onların giysilerine de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.
Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?
Bu, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlıktır. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.
Buna karşın, çoğunluğu sağ elini kullanan kadınların düğmeleri soldadır. Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı. Bu nedenle terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular ve bu adet günümüze kadar değişmeden kaldı.
Şemsiyelerin çoğunun rengi niçin siyahtır?
Şemsiye kullanımının kökeni 3400 yıl öncesine, Mezopotamya'ya dayanmasına rağmen Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu. Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi.
Evlilik yüzüğünün anlamı nedir ve neden sol ele takılır?
İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı.
Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu
Niçin trafik lambaları kırmızı, sarı ve yeşildir?
Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi 'dur' sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830'lu yıllarda 'ikaz' ışığının rengi yeşil, 'geç' ışığının ise beyazdı. Ancak 'dur' işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, 'geç' sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu. Sonunda demiryolcular kırmızıyı 'dur', yeşili 'geç' sarı rengi de, renk spektrumu içinde en göz alıcı renk olduğu için, 'ikaz' sinyali olarak kullanmaya başladılar.
Matemde bayraklar niçin yarıya indirilir?
Eski deniz savaşlarının olduğu devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı. Günümüzde ise bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi. Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hâlâ devam etmektedir.
Gelinliklerin rengi niçin beyazdır?
Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti. Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu. Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.
Erkekler niçin kravat takar?
1660'da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya- Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan'dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris'e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki 'Croat'tan türedi.
Çok geçmeden bu moda İngiltere'ye sıçradı. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa kılıç darbelerine karşı boynu koruyordu. Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi.
Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Bu şeytani güçlerin, göklerin rengi olan mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti. Çok sonraları kız bebekler de "erkek bebekler kadar önem kazanınca", onların giysilerine de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.
Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?
Bu, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlıktır. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.
Buna karşın, çoğunluğu sağ elini kullanan kadınların düğmeleri soldadır. Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı. Bu nedenle terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular ve bu adet günümüze kadar değişmeden kaldı.
Şemsiyelerin çoğunun rengi niçin siyahtır?
Şemsiye kullanımının kökeni 3400 yıl öncesine, Mezopotamya'ya dayanmasına rağmen Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu. Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi.
Evlilik yüzüğünün anlamı nedir ve neden sol ele takılır?
İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı.
Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu
Niçin trafik lambaları kırmızı, sarı ve yeşildir?
Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi 'dur' sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830'lu yıllarda 'ikaz' ışığının rengi yeşil, 'geç' ışığının ise beyazdı. Ancak 'dur' işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, 'geç' sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu. Sonunda demiryolcular kırmızıyı 'dur', yeşili 'geç' sarı rengi de, renk spektrumu içinde en göz alıcı renk olduğu için, 'ikaz' sinyali olarak kullanmaya başladılar.
Matemde bayraklar niçin yarıya indirilir?
Eski deniz savaşlarının olduğu devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı. Günümüzde ise bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi. Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hâlâ devam etmektedir.
Gelinliklerin rengi niçin beyazdır?
Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti. Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu. Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.
Erkekler niçin kravat takar?
1660'da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya- Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan'dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris'e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki 'Croat'tan türedi.
Çok geçmeden bu moda İngiltere'ye sıçradı. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa kılıç darbelerine karşı boynu koruyordu. Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)