3 Ekim 2013 Perşembe

LEYLEGIN AGZINDAKI BEBEK BIZIM :-)


Özlemle, umutla, mutlulukla hepinize yurekden merhabalar sevgili okurlar. 
Uzun zaman oldu degil mı? Nasilsiniz bakalım? Umarım hepinizin hayatında hersey yolunda, keyifler tikirindadir.
Tamam, tamam. :-)  " Güngör, bizi bırakda, bunca zamandır asıl sen nerelerdeydin, ne yaptın ? " dediğinizi duyar gibiyim.

Arkadaslar, valla nerden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum ama, sizlere benim icin coooook önemli olan bir haberim var. 

Nirinii niiiiiiiinnnnn ; bebek bekliyorum.   :-)))))))))))

Evet,  Rabbim nasip ederse, Nisan ayinin basinda bizde çocuklular kervanina katilicaz insallah. 
Içimde çiçekler açiyor, kelebekler uçuyor, guvercinler kanat çirpiyor sanki. Allahim bu guzel duyguyu isteyen tum kadinlara nasip etsin, tattirsin insallah. 

Aslinda yazmayi istedigim okadar çok olay, duygu ve dusunce varki nasil siralasam, nerden baslasam bende bilemedim. Onun için oncelikle blogda olamadim sure boyunca geçen hamilelik surecimi sizlerle paylasmaya karar verdim.  

Temmuz ayının ortalarına yakındı, iki gün boyunca şiddetli mide bulantisi ve vücut ağrısı sıkıntısı yasadım. Ama yediğim birsey dokundu heralde  dedim, hastaneye gitmedim. Doktor arkadasımızdan aldığım tavsiyelere gore evde  tedavi oldum. Bunu takip eden bir ay boyunca ise geceleri hep ateslendim. Fakat yazin havalar burada çok sicak geçtigi için sicaklardandir dedim yine bisey anlamadim.
Sonrasinda, yani Agustos ayinin ortalarinda ise artik bunyem daha belirgin belirtiler gostermeye baslayinca doktora gittik. Ve beni gozyaslarina bogan o muhtesem haberi aldik.
Iste o gunden sonra eski Gungor gitti yerine çok tuhaf bir gungor geldi inanin.
Simdiye kadar hiç kusmadim ama bulantilardan oldum oldum dirildim. Hemde sadece sabahlari da degil, gece uyurken bile neredeyse 24 saat.

Beni taniyanlar bilir çikolata ve çerez delisiyimdir. Birakin bunlari yemek, paketlerini bile gormeye tahammul edemez oldum.  Son gunlerde çikolatayi az da olsa yiyebiliyorum. Ama çerezleri sirf bebek için zorla çikolataya batirip yiyorum ve uzerlerine hemen su içiyorum. 

Ilk 3 aylik surecin içinde dogru duzgun beslenebildigim soylenemez malesef.  Midemi rahatlatsin diye sadece tuzlu peynirle ekmek yiyebiliyordum.  Et gorunce kan ve ahir kokusu, tavuk gorunce kumes kosusu, balik gorunce yogun bir sekilde iyot ve yosun kokusu aliyordum ve midem kalkiyordu.

Ama gozumde bunlardan daha buyuk sabikali birsey var ki o da salça. Allahim yarabbim ben ki yemegin bol yagli ve salçalisini seven bir kulundum boyle mi olacaktim ?!
Ozellikle 1,5 aydan 3. ayin sonuna kadar hemen hemen herseyden igrenti gelmisti.  O donemde bazi seyleri zorla yemistim. Zorla yedim diye simdi onlarida gormek istemiyorum.

Bu sureçde sadece meyvelerle aram iyiydi. Her meyveyi yiyebildim.  Birgun Canimin içi murdum erigi getirdi. Aslinda oncesinde canimin çektigi birsey degildi ama,  erikleri gorunce çok ilginç bir sekilde sanki hayatimda ilk kez erik goruyormusum gibi çok buyuk bir sevinç kapladi içimi. Bir aksamda evde otururken buranin meshur bir yemegi var Tortilla de patatas diyorlar, patatesli omlet benzeri birsey diyebilirim. Canim ondan çekiyordu, nasil oldu anlamadim ama  bir kaç saat sonra Canimin içi bir dilim sicacik Tortilla ile geldi. Okadar sik aklimdan geçenleri okuyorki bazen olagan ustu guçleri oldugunu dusunuyorum zaten. :-)
Bir de bir meyve suyu reklaminda seftalinin ikiye bolunmus hali hosuma gitmisti.
Bunlarin disinda da zaman zaman annemin boregi ve mantisi, Sukriyemin sarmasi birde çitir çitir lahmacun için olsada yesek dedigim olmustu.   Turkiyeye gittigimde doya doya yerim artik insallah.

Veeee hayatimi dar eden kokular….
Hangisi mi? hepsi….

Yemek kokusu, sokak kokusu, insan kokusu, dukkan/ restaurant kokusu, nehir kokusu, çamasir kokusu, temizlik maddeleri kokusu….Kisaca akliniza gelebilecek her turlu koku.
Hatta 2 hafta once televizyonda bir dizide evin annesi utu yapiyordu. Vallahi kadin utu yaptikca bizim ev utu kokmaya basladi. Oyle midem bulandiki kanali degistirdim.

Hee televizyon demisken, hani su bulasik makinesi reklamlari var ya, onlarda ki yemek artiklarini gormeye de dayanamiyorum. Sigaranin cigerleri ne hale getirdigini gosteren reklama ise hiç tahammulum yok.
Bunlara tahammulum yok da baska seye var mi sanki ?
Midemi bulandiran seylerden biride bilgisayardi. Bilgisayari gorunce bile basim donup midem bulanmaya basliyordu. Kendisi ile yeni yeni duzelmeye basladi aramiz. Birde konsantrasyon ve enerji eksikligi sorunum  var. Odadan salona geçerken bile nefes nefese kaliyorum. Bir paragraflik bir metin bile okusam okudugum seye konsantre olamiyorum ve okudugumu anlayamiyorum dogru duzgun. Bu nedenlede blogumdan da uzak kaldim zaten.

Siddetli bas agrilarimdan, dis agrilarimdan, bel ve karin agrilarimdan, bazen tepeden tirnaga kadar her yerimi saran inanilmaz siddetli vucut agrilarimdan, uykusuz gecelerimden, her dustan sonra kollarimda ve bacaklarimda olusan siddetli kasintilardan,  rahatsizliklarimin her fazlalasmasinda acaba “ minik canim “ da   yolunda gitmeyen birsey mi var diye diye yasadigim endiselerden,  tuhaf ruh hallerine girip sebepli sebepsiz aglama isteklerimden ve tum bunlarin detaylarindan bahsetmiyorum bile. Ne kadar rahat bir 3 ay geçirmisim degil mi ?! :-)))
Neyseki geçen hafta 3. ayimizin dolmasi ile bu hafta bunyemde ve huyumda bazi seyler yoluna girmeler basladi. 
Sevgili okurlar kaç dakikadir kaç cumle, kaç durum okudunuz hepsi anne adayinin hayatini guçlestiren durumlar degil mi  ? Ve tum bu sikintilarin hepsini ayni anda yasiyorsunuz.  Ki saniyorum ki bu yazdiklarimin ne kadar zor seyler oldugunu en iyi yasayanlar bilir. Tabiki sorumluluk sahibi baba adaylarinin destegini de kesinlikle unutmamak lazim. 

Bu arada yeri gelmisken, benim yuzumden dogru duzgun yemek yiyemeyen, gece uykusu uyuyamayan, surekli aglak bir suratla evde dolasan esine tahammul edip destek olan, anlayis gosteren   Canimin Içine  butun kalbimle tesekkkur ederim.
Arkadaslar tum bu yazdiklarimi yasarken oyle çok seyler fark ediyorum ve dusunuyorum ki anne baba hakki ile ilgili olarak. Sonraki yazimda bunlara da deginecegim.
Bu   mujde içerikli bir merhaba yazisi olsun.  Simdilik minik canimdan ve benden hepinize yurekden selamlar, sevgiler olsun.
Çiçegi burnunda anne adayi Gungor Ekinci Saglik

Gorsel vektorelçicim.net´den.

8 Ağustos 2013 Perşembe

Heeey oradakiler, bayramlarin kiymetini bilin olur mu !!!


Çok degil,  2 – 3 yil oncesine kadar hersey aklima gelirdi de,  bir gun benim  de “ eski bayramlar ya da bizim oralarda bayramlar…. soyleydi, boyleydi “ diye nostalji yapacagim hiç aklima gelmezdi.

Geçen yilki ramazan bayraminda Turkiye de oldugumuz için megerse ben anlamamisim   durumu!

Bu Sabah kalktik Canimin Içi ile bayramlastik, bir de Turk bir arkadasimiz  var onunla bayramlastik, 
ahanda bitti,  hepsi bu kadar. 

Ben ki, oyle bir evden geliyorum ki, bayramlarda bizim eve gelen misafirlerin ayakkabilarini duzeltmek için bile bir kisiye ihtiyaç vardi.  O derece dolup tasardi yani evimiz.  Oyle yorulurdum ki bayram boyunca kosturmacadan, topuklarim zonklardi valla.

Bu sabah Japon arkadasim Ayako ile kahve içip sohbet ettik biraz. Bizim bayram geleneklerimizden bahsettim ona.  Oyle sasirdi ve hayran oldu ki, "ne guzel adetter mis " dedi.   

Degerlerimizin Turkiyedeyken de farkindayim  tabiki. Ama bugun oyle bir bosluk içinde hissediyorum ki kendimi, daha da çok fark ettim kiymetlerini. Onun için diyorum ki  “Heeey oradakiler bayramlarin kiymetini bilin olur mu !!!  
Gurbet elde olunca  ne kapida seker  tutacak çocuk var, ne de evde baklava ikram edecek misafir. 
Cami olmadigi için, ne namazdan gelmesi beklenen evin erkek fertleri,  ne de onlar  gelmeden once binbir ozenle hazirlanmis olan bayramlik kahvalti sofralari.   
Ne bayram harçligi verilebilecek kuçuk yegenler, ne sikica sarilip kocaman opulecek anne, baba ve kardesler.  Dost ve akrabalar da cabasi tabiki.  Internetten ya da telefon ile sanal sanal bayramlasabiliyoruz sadece.  
Ben de kahvaltida  Canimin Içi için,  çok sevdigi Pekmezli Yumurta yaptim.  Tarifini de daha once yayinlamistim. Isterseniz buradan ulasabilirsiniz. Fotograf eskiden yaptigima ait.

Bir çok kisi bayram tatillerini sehir disina kaçmak, ortamdan uzaklasmak için firsat biliyor ne yazik ki. Tamam kosturmacanin son surat devam ettigi Turkiye sartlarinda, biraz nefes alip eglenmeye calismak herkesin hakki tabiki.   Ama yok ya, valla yok. Bayramlari bayram tadinda yasamak lazim bence.  Buyukleri hatirlayarak, kuçukleri sevindirerek, bol bol tatli yiyerek  ( ben oyle yapardim J ) geçirmek lazim bayramlarimizi.

Amaaan neyse iste, içimden geldi yazmak istedim bunlari.

Hepinize iyi bayramlar, kalin saglicakla,

Gungor Ekinci Saglik

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Bayramimiz mubarek olsun



Onbir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin  son gününe geldik. Allah yaptigimiz tum ibadetlerimizi, yapmaya çalıştığımız hayırlarımızı kabul etsin. Yarın Allahın izni ile bayramı karşılayacağız.

Hepinizin mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyor, tüm dünyaya barışın, dostluğun, anlayışın, hoşgörünün, bereketin hakim olduğu, savaşların, açlığın, felaketlerin olmadığı, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice nice bayramlar diliyorum.

Tüm dualarınızın kabul olduğu bir bayram sabahına uyanmanızı diliyor yurekden sevgilerimi gonderiyorum.

Güngör Ekinci Saglik

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Çay Partisi nedir?


Britanya Krallığı’nın Amerika’ya sevk edilen çayın vergisini artırması üzerine, vergiye isyan eden Boston halkı, 1773 yılında limana gelen bir parti çayı (tea party) denize dökmus.  Çay Partisi adı verilen bu eylem Amerika’da bağımsızlık hareketini başlatan eylemlerden biri sayilmis.

Yani çay partisi adi çayla tatlandirilan partiden degil,  limana dokulen bir parti çaydan geliyormus.  Ben de yeni ogrendim, sizlerle de paylasmak istedim. 

Gorsel : www.egitimkutuphanesi.com
Sevgiler.
Gungor Ekinci Saglik

28 Temmuz 2013 Pazar

Orda Bir Koy Var Uzakta... / Adiyaman - Kahta

Veeee son duragimiz Canimin Içi´nin memleketi olan Adiyaman- Kahta.
Ataturk baraji uzerinden yapilan feribot seferi ile geçtik Adiyaman´a.

Hem Adiyaman´a, hem Kahta´ya hem de Kahta´nin koylerine gittik. 

Esim ve arkasinda da dogdugu koy.

Tabi boyle olunca bana da, Canimin Içi´nin dogdugu, çocuklugunun geçtigi yerleri gorme, yore halkini ve koyde yasayan akrabalarini gorup tanima firsati dogdu. Esim neredeyse 30 yil sonra ilk kez geldiginden, 
hem onun hem de sevgili gorumcem Aysel´cim için de oldukca nostaljik bir seyahat oldu.

Cunku heryerde çocukluklarina ait izler ariyorlardi dogal olarak.
- aa ben bu odada uyuyordum.
- ben buradan dusmustum.
- bu çesmeden su tasirdik.

Benim içinde onlarla birlikde keyifli bir zamana yolculuk oldu cidden. 

Misafirperverlik de burada da sinir yoktu. Guleryuz, ikramlar hersey çok guzeldi.

Kabul etmek istemesekde bizim için koç bile kesildi.

Ayrica beni yaraticiliklari ile de kendilerine hayran biraktilar gerçekten. Bakin bu antenin bagli oldugu demire bir de musluk takmislar  mesela.

Radyolarda yoresel tabiki;
Düz dara yar düzdara
Yar zülüfün düz dara
Doksan dokuz yarem var
Sen açtırdın yüz yara 
Oy aman aman aman
Burası  Adıyaman
Alem düşman kesilir
Seni gördüğüm zaman...


Canimin Içi´nin ilk okula ilk basladiginda çok kisa bir sure gittigi okulu,

ve daha sonra devam ettigi yatili okulu.

Rahmetli kayinpederimi saygi ve sukranla andim orada bir kez daha. Içinde bulunduklari koy sartlarina ragmen, çocuklarini okutup hayirli ve faydali bireyler yetistirebilmek için elinden geleni yapmis. Burda dogdular, burayla yetinsinler dememis.  Simdi  masallah hepsinin mutlu yuvalari var, hepsi namuslu ve durust bir sekilde çalisip ekmegini kazaniyor.

Bu fotograftaki 5 kisi de, Canimin Içi´nin,  yukaridaki okulda birlikde okudugu ve 30 yil sonra ilk kez bir araya geldigi arkadaslari.  Ikisi ogretmen olmus, diger ikisi kendi dukkanlarini açmis isletiyorlar. Belediye baskani olan arkadasini da makaminda ziyaret ettik. 



Ben nohut´u ilk kez orada dalinda gordum. Ve yore halki bunu bu sekilde çerez olarak bile yiyor.





Gungor hanim, Gungor hanim oturmaya mi geldiniz hadi koyun sagmaya :-)

Sagabildim mi diye merak ediyorsaniz soyliyeyim:  Ben de kaçar mi beee :-))




Çok ilginç bir adetle karsilastim. Koyde dugun, dernek vesaire varsa davetiyelerle birlikte bir de hediye dagitiyorlar. Davetiye verilecek evin hanimina hediye verilecekse eteklik kumas, erkegine verileckse gomlek hediye ediyorlarmis.





Karincalarin kis hazirligina bakarmisiniz. Tasidiklari parçalar kendilerinden buyuk.


Bu koy kahvaltisi ve,

karpuz tarlasi,

Salatalik bahçesi

ve meyve bahçesi de Canimin Içinin sohbetine doyum olmayan dayisina ait.



Iste boyle…
Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür
Gezmesek de tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür...............

Tatilimize renk, guzellik ve anlam katan tum dost ve akrabalarimiza yurekden tesekkur ediyor, selamlarimizi 
sevgilerimizi gonderiyorum....
Gungor Ekinci Saglik

Fotograflari mutlaka uzerlerine tiklayarak buyutun derim. Keyifli seyirler...



23 Temmuz 2013 Salı

ADIYAMAN --- 2 --- Nemrut dagi


Tatil deyince hep kostur kostur denizin oldugu yerlere gitmeyi adet haline getirmisiz. Oysa ulkemizde ne miraslar ne dunya harikalari var. Birçogundan haberimiz bile yoktur mutlaka.  Çok sukur ki bu tatilimizde Guneydogu anadolu bolgemizi bir nebze de olsa tanima imkani bulabildik. En çok Hasankeyf´e ve Nemrut´a bayildim. 
Simdi bu satirlari okuyan siz sevgili arkadaslarima, eger bu yerleri henuz gormediyseniz kendinize bir guzellik yapip, bir tatilinizde yolunuzu buralardan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Inanin pisman olmayacaksiniz. 

Daga,  belli bir yere kadar araba ile çikabiliyorsunuz. Ondan sonra ise tabanlara kuvvet.


Isterseniz essek kiralama sansinizda var gerçi ama bence yuruyerek çikmak en guzeli.

Yuruyerek çikmak oldukca zor gerçi. Çunku yol yok, bildiginiz taslik, kayalik ve oldukca dik dag yolu. 

Nemruta gidince gunesin dogusunu izlemek çok keyifliymis. Bizde oyle yapalim dedik. Bu nedenle gecenin uçunde dag yolunu tirmanmaya basladik. Adiyamanin merkezinde sicakdan durulmuyordu. Onun için gece dagin ne kadar soguk olabilecegini tahmin edemedik. Uzerimizi biraz kalin giyinmeye çalistik ama, açik ayakkabilarla yola koyulmustuk. Ayaklarim dondu gerçekten. Biz zirveye ulastigimizda turistler çokdan gelmis battaniyelerine sarilmis oturuyirlardi bile. 
Çok usumus ve nefes nefese kalmis bir vaziyette ulastik en tepeye. Ama sonuç buna degerdi inanin...

Gunes dogmaya baslayinca ani yakalayabilmek için çok fotograf çektim. Once her yer beyaza yakin aydinlikti. Gunesin dogacagi yerde kizil bir çizgi vardi sadece.

Fakat sonra heryer kararmaya ve gunes kizil bir sekilde dogmaya basladi.

biraz daha, 

biraz daha, 



Gunesin verdigi yansima ile ortam renkden renge geçti sanki.


Alkislar... opusmeler....

Bakin mesela ustteki fotografi gunes dogmadan, 

bu fotografi da gunes dogarken çektim. 

Kizil yansimaya dikkatinizi çekerim.


Soguk için tedbirli gelen turistler.



Ve gunes tamamen dogusunu bitirince yerini yine beyaz bir aydinliga birakti.





Geri donus yolu


Nemrut Dağı, Güneydoğu Anadolu bölgesinin Adıyaman ilinde, Kahta ilçesi Ankar dağları yakınında 
2.150 metre yüksekliğinde bir dağdır.
Kommagene kralı Antiochus Theos, MÖ 62 yılında bu dağın tepesine, pek çok Yunan vePers tanrısının heykelinin yanı sıra,  kendi mezar-tapınağını da yaptırmıştır. Mezarda, birkartalın başı gibi, tanrıların taş oymaları bulunur. Heykellerin diziliş şekli hiyerotesyonolarak bilinir.
Mezarda 1881 yılında Alman mühendis Karl Sester tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan kazılarda da Antiochus'un mezarı bulunamamıştır.
Nemrut Dağı 1987'de UNESCO tarafından Dünya mirası alanı ilan edilmiştir ve dünyanın sekiz harikasından biridir.
Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 2150 metreye taşınan piyano ile 4 Eylül 2003'te Nemrut Dağ' zirvesinde bir konser vermiştir. ( kaynak: wikipedia)

Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutmenizi tavsiye ederim.

Keyifli seyirler.
Sevgilerimle, 
Gungor Ekinci Saglik