20 Şubat 2012 Pazartesi

OLUM UNUTULMAKTIR...


Mezarliklar hep çok ozel ve onemli olmustur benim için. Çunku insan dirilerine oldugu kadar olulerine de sahip çikmali diye dusunuyorum. Bu yuzden Istanbul´dayken bayramlarda mutlaka dedemin ve nenemin mezarliklarini ziyaret eder, kabirlerinin uzerinde biten yabani otlari temizler, topraklarini eseler ve sulardim. Gerek kabirlerinin basinda, gerekse evde, dua okuyup ruhlarina hediye ederdim.

Hatta çocuklugumda annem ogrettigi için, mezarliklarin yanindan geçerken, hem kendi atalarima hemde orada yatan herkesin ruhu için fatiha okurdum. Kabirlerinin nurla aydinlanmasi ve mekanlarinin cennet olmasi niyeti ile en son kandil gecesinde gonderdim dualarini.

Biz onlari gormesekde onlarin bizi gordugune ve onlarla ilgili yaptigimiz, soyledigimiz herseyi hissetiklerine inaniyorum.

En onemlisi ben kaybettigim yakinlarimin hepsini hala yasarken oldugu kadar çok seviyorum. Ve onlari anmayi unutursum asil ozaman oleceklerine inaniyorum.

Simdi bu konuya nerden geldigimi soracak olursanir, Canimin içi beni hafta sonu fikir sahibi olmam için buranin mezarligina goturdu. Oncelikle bilmeyenler için belirteyim burada topraga gomme yok. Cenazeler kasa gibi kutularin içine konuluyor. Herkesin inancina saygim sonsuz tabiki, ama ben kendim için toprakdan geldik toprak olucaz inancina hakimim.

Burada ilk dikkatimi çeken sey herseyin çok sistemli olmasi. Cenaze sahibi sadece cenaze islerine telefon açiyor okadar. Cenazenin defnine kadar hersey ile onlar ilgileniyor.


Cenaze bu cenaze arabalari ile aliniyor.


Sonra mefta hazirlik odasina aliniyor. Bizdeki cenaze yikama islemi gibi burada meftaya bakim yapiliyor. Bu bakima makyajda diyebiliriz belki. Sebebini az sonra asagida belirticem. Arkasindan bizdeki kefen yerine burada meftaya çok sik bir kiyafet giydiriliyor. Erkekse takim elbise, kadinda çok sik bir kostum.

Sonra mefta hani yeni dogmus bebekleri bir cam bolmenin arkasindan bebek arabasinin içinde ailesine gosterirler ya, burada da bakimi yapilmis sekilde, bir cam bolmenin arkasindan yakinlarinin gorebilecegi sekilde yerlestiriliyor.

Makyaj dememin sebebi suydu; Mezarliga gittigimiz sirada bir bayaninda cenazesi vardi. Maftayi gorme odasina bende girdim. Cam bolmenin arkasinda tabutun içindeki bayani canlilardan ayiran tek sey kipirdamiyor olusuydu. Yuzune hafif bir makyaj yapilmis, saçlari zarifçe toplanmisti. Basinda gelinleri andiran dantel bir tul vardi. Tabutun içinde beyaz satenler içinde uyuyordu sanki.

Bizde nasil cenaze yerleri pafta pafta parsel parsel belli oluyorsa, burada da yediser katli kasalar var ve herbirinin bolumu numarasi belli. Nasil oluyor anlamadim ama diyebilirim ki her bir kasanin uzerinde aile mezarligi yaziyordu. Bizdeki ruhuna fatiha gibi burada da baris içinde uyusun cumlesi yaygin olarak kullanilmisti.
Kullerin muhafaza edildigi mezarliklar. Eger kisi olmeden once yakilmayi istemisse ya da ailesi boyle uygun gormusse ve kulleri bir yere serpilmeyecekse, o kullerde kutular içinde daha kucuk ebattaki yine katli mezarliklara konuluyormus.

Yakma yeri

1936- 1946 yillarinda Ispanya´nin fasist diktatoru Franco zamaninda ulkede iç savas çikmis ve çok sayida insan oldurulmus. Ozaman oldurulen ve mezarlari belli olmayan bu kisiler için sonradan sembolik olarak anit mezar yapilmis olup bu anit mezar da sehir mezarliginin içinde yer aliyor. Asagida bu anit mezarlarin fotograflarini gormektesiniz.
Plakalarin arka tarafinda kisinin olum yasi yaziyor.

On tarafta da isimlerini gormektesiniz.

Butun kasalarin uzerinde fotograflarda da goreceginiz gibi plastik çiçekler mevcuttu. Çevre son derece temiz, inançlari derecesinde de son derece bakimliydi.

Sonuçda hepimiz ayni Allahin kullariyiz ve olunce ayni yerde toplanicaz. Oradaki butun kabir sahipleri için duami yapip mekandan ayrilirken esim gel simdide buranin musluman mezarligina gidiyoruz dedi.

Giderken sehir belediyesinin muslumanlar içinde istenildigi taktirde her turlu imkani sagladini soylemisti. Defin sirasinda kabir kazma isini bile belediye yapiyormus ve cenaze sahibi mezarligi istedigi sekilde yapabiliyormus. Alcak, yuksek, mermer vs. Ben de Istanbulda alisik oldugum tarzlara yakin bir mezarlik gorecegimi dusunerek gitmistim.

Mezarlik kapisindan girdigimizde nereye girdigimi anlamadim bile. Mezarlikdan çok enkaz alanina benziyordu. Cenaze sahipleri sanki meftanin uzerini bir an once kapatip kaçmis, giderken birde basucuna kiremit parçasi birakmis gibiydi. Ayrica kiremitlerde mezarligin kime ait olduguna dair hiçbir bilgide yoktu.


Musluman mezarligindaki tek Turk olan Yakup beyin kabri...

Iste o an orada yatan tek Turk olan esimin arkadasi rahmetli Yakup bey hariç,
butun meftalarin gerçekden oldugunu gordum. OLMUSLER di, çunku UNUTULMUSLARdi.

Belki her biri tabir yerindeyse pehlivan gibiydi,

belki çok guzeldi,

belki çok iyiyidi,

belki çok zengindi,

belki çok sevmislerdi.

Hatta çok da sevildiklerini sanmislardi.

Ama O çok sevdikleri,

hatta belkide ugruna herseyden vazgeçip gurbette kaldiklari,

ya da uzerine titizlenerek buyuttukleri çocuklari,

Istenildigi taktirde butun imkanlar sunulacagi halde,

burada,

bu tarla gibi yerde,

birkaç tas yigininin altina,

enkaz gibi birakip gitmisti onlari...

Biraz iç karartan bir yazi oldugunun farkindayim ama, ilk kez ruhaniyeti olmayan, terk edilmis harabeye benzeyen bir mezarlik gordugum için, içim parçalandi dogrusu ve paylasmadan geçemedim.

Umarim hepsi bulunduklari yerde rahat uyurlar.

Allah kimseyi sevdiklerinden ayirmasin,

oldukden sonra bile...

Gungor Ekinci Saglik


16 Şubat 2012 Perşembe

Kendimi Temel gibi hissediyorum / Kendime guluyorum



Hangi Temel diye sormayin, bizim karadenizli Temel tabiki.
İspanyolca kursum basladi ve tam Temel fikrasi gibiyim.
Hani Temel uçaga biner, uçakda bir ingiliz, bir Alaman, bir Rus, bir de bizim Temel vardir ya, bizim sinifta da diyebilirim ki her milletten arkadas var, tek Turk benim.

Boyle olunca dil ogrenirken insanin genel kulturude gelisiyor.
Mesela dun ogrendim ki; hani biz kedi sesine miyav, kopek sesine hav hav deriz ya, herkes farkli bisey diyormus. Aslinda genel olarak birbirlerine yakinlar, ama yine de farkliliklar var.
Ornegin hav hav, hov hov, gog gog, bark bark...gibi.
Miyavlama seside bunun gibi kuçuk degisiklikler gosteriyor.

Buralardan bahsetmisken, basima gelen komik olaylardan da biraz soz etmek istiyorum sizlere.

Daha geleli birkaç gun olmustu. Kiyma almak için markete gittim. Etin yerini buldum ama kiymanin yerini bir turlu bulamadim. Sonra bir paket eti alip, yardimci bayanin yanina gittim. Sol elimi sanki bardak tutuyormus gibi bir sekle soktum. Sonra sag elimdeki etide o bardakdan içeri dokuyormus gibi yaptim. Agzimlada kiyma makinasinin sesine benzetmeye çalisarak iiiirrrrggg gibi bir ses çikardim. Ve gorevli hemen anladi ne demek istedigimi. Beni kiyma reyonunun yanina goturdu.

Birkaç gun sonra da kimyon almak için gittim markete. Gitmeden once kimyonun anlamina sozlukden baktim aslinda. Aklimda tutabilirim diye dusundugum için not etmedim, ama gidene kadar unuttum maalesef. Bu kez de koca markette baharatlarin yerini bulamadim. Yine bir gorevliden yardim istedim. Aklimda kaldigi kadari ile kimyon demeye çalistim ama baktim ki olmuyor, en iyisi o beni baharatlarin yanina gotursun nasil olsa ben kimyonu tanir alirim dedim. Ve yine basladim beden dili ile anlatmaya. Baharatlarin içinden en kolay karabiberi anlatirim diye dusundum. Elimi tabak gibi tutup sanki içinden yemek yiyormusum gibi yaptim once. Sonra yemege biber dokmusum gibi yaptim. Sonrada sanki biber burnuma kaçmis gibi arka arkaya hapsirmaya basladim. Bu gorevlide çok zekiydi :-) baharatlarin oldugu yere goturdu beni hemen.

Arada sirada ugradimiz bir ekmekçi var burada. Oradan aldigimiz ekmegin adi bana biraz uzun ve karisik geliyor. Ben ekmegin adini soylerken kivraniyorum, kasiyer kiz da halime gulerek benimle birlikde kivraniyor herzaman. Hafta sonu ekmegin adini soylemeye çalisirken kasiyer de bana tempo tuttu, si senyora, si senyora ( evet bayan) venga venga ( hadi hadi). Ben nihayet ekmegin adini bir çirpida soyleyebildim. Bu kezde perfecta perfecta (mukemmel) demeye basladi kahkahalar atarak.

Hatirladikca en çok guldugum olayi geldigim ilk hafta yasadim, onu da anlatmadan edemiycem. Esimin surekli alisveris yaptigi belli dukkanlar var. Bunlardan birine gittik. Esim siparisi verdi ve karsi tezgahtan da alisveris yapmaya basladi. Baktim dukkan sahibi bayan hem esimin siparislerini hazirliyor hem de bana biseyler diyor. Ogunlerde bildigim ispanyolca kelimelerinin sayisi 10´u geçmiyordu ama kadinin yuz ifadesinden ve anladigim bazi kelimelerden esimi ovdugu hatta anlata anlata bitiremedigi belliydi.
Ama konusmaya son noktayi ben koydum.

Soyledigi ovguleri onaylarcasina basimi salladim once.
Sonra parmagimla esimi gosterdim.
Sonrada " mi marido " dedim,( o benim kocam)

Ben içimden kahkahalarla guluyordum ama içeriye derin bir sessizlik hakim olmustu
:-)))

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

13 Şubat 2012 Pazartesi

SEVGILILER GUNUMUZ KUTLU OLSUN...


Hayatim boyunca ilk kez bir sevgililer gununde benim de sevgilim var.

1 Subat tarihi itibari ile Istanbul da her yer kirmizi, pembe kalplerle, ya da ASKi hatirlatan farkli objelerle donatiltigi için, gittigim her yerde yalnizligim gozume batardi sanki. Çevremde el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce, aski sorgulardim hep.

Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklarmi acaba diye dusunurdum.

Birbirlerinin hayatlarindaki boslugumu dolduruyorlar,
yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir boslukmu açilacak ?

Boyle guzel ya da yakisikli olmasalarda birbirlerine baktikca titrer mi içleri?

Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela,
bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?

Birgun herseyini kaybettigini soylese biri,
ne olur acaba otekinin tepkisi?

Ask herkesin ulasabildigi birseyse ben neden ulasamiyordum ki.
Bulamayacak kadar zorsa, nasil oluyordu da benden baska herkesin bir sevdicegi vardi.
Artik Nescafe´ nin bile ikisi bir aradayken :-)) ben nasil oluyorda hala yalnizdim.

Tamam ailem, dostlarim ve arkadaslarim tarafindan sevgi duvari ile çevrelenmistim sagolsunlar. Ama bu yalnizlik baska biseydi.
Hatta yalnizlikdan çok buyuk bir eksiklikdi.

Hani demis ya sair ;

Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam, onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken.

Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...

Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,

Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!

Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!

Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...
BEN SENİ SEVDİKÇE ÖLMEYECEĞİM...

Iste tam anlamiyla buydu istedigim.
Sevdikce omrumu uzatacak bir ask.

Ve demek ki Allahin sevdigi kuluymusum ki istegim kabul oldu.
Rabbim bana hayallerimin de otesinde bir sevgili, bir es, bir can yoldasi gonderdi.

Biliyorum sorularimin cevaplarini;
Hayatimdaki boslugu doldurmuyor sevgilim, hayatimin tamamini kapsiyor.
O benim için her hali ile dunyanin en yakisikli adami.
Allah korusun ama sayet gerekirse, ayni ask, sevgi ve sefkatle bekleriim basucunda.
Herseyini kaybederse o uzuldu diye uzulurum sadece,
çunku zaten benim herseyim onun kendisi.

Canimin içinin varligi ile ilk kez sevgililer gunum, kutlu oldu, mutlu oldu benimde.

Ben de tum sevgililerin sevgililer gununu kutluyor, hayal bile edemeyecekleri kadar mutlu bir beraberlik diliyorum.

Sevgilisi olamayanlarada sadece hayal edin ve temiz bir kalple ve inanarak Allahdan isteyin diyorum. Çunku inanin ki gonderiyor.

Ve Canimin içi,
Allah,
yüreğimden aşkını,
gözlerimden gözlerini,
Nefesimden nefesini,
Yastigimdan basini,
Hayatımdan varlığını eksik etmesin.
Mutlu birlikteligimizin ilk sevgililer gununu kutlu olsun.

Seni hergün artan bir aşkla ve tutkuyla seven,
Sevmeye doyamayan Esin

Gungor Ekinci Saglik.

9 Şubat 2012 Perşembe

Barcelo Monasterio De Boltana


Geçen hafta Canimin içi ile Huesca´nin bir koyu olan Boltana ´da, Barcelo Monasterio De Boltana otelinde tam anlamiyla ikinci bir balayi yaptik.

Tatili oldugu kadar oteli de çok sevdim. Oldukca yuksek tarihi bir binanin içi, modern ve otantik bir tarzda dekore edilmis. Geçmis ve gelecek iç içe geçmis diyebiliriz yani.

Biz bos zamanlarimizda otelde çok fazla kalmadik gerçi, ama ortak kullanim alanlarinin guzelligi ve yuksek bir zevkle dosendigi hemen goze çarpiyordu.

Spa havuzlarina bayildim cidden. Ordan çik otekine gir, ondan çik yandakine gir. Sauna ve havuzlar çok dinlendirici hatta harikaydi bence.

Biz sadece kahvaltimizi otelde yaptik. Gun içinde civar koyleri dolastigimiz için diger ogunlerimizi de bulundugumuz yerlerde yedik. Asagida bu koylerde yedigim lezzetlerinde bir kisminin fotografini goreceksiniz. Ilk kez tavsan da yemis oldum burada.

Ben anlamadigim için menuleri esim okuyup siparis veriyor. Bana ne tercih ettigimi sordugunda ben de et istedigimi soyledim. Dogal olarak da yerken dana eti yedigimi sandidigim için farkli gelmedi ve fotografini çekmedim. Bitirdikden sonra esim begendim mi diye sordu. Begendim dedim. O da tebrik ederim, tavsanin da tadina bakmis oldun boylece dedi.

Otelde kahvaltı açik bufeydi. Tek sorun çayin ilik olmasi ve zeytin olmamasiydi. Hadi çay çok fazla tuketilmedigi için sirkulasyon olmadi diycem ama zeytin neden yoktu anlamadim.

Bahsettigim yerler muhtesem Pirene daglarinin eteklerinde oluyor. Hatta bu daglar Fransa ve Ispanyayi birbirlerinden ayiriyor. Bizde ikinci gun hadi buraya kadar gelmisken gidip Fransa´da kahve içelim dedik. Ama sinirdan donmek zorunda kaldik maalesef. Çunku hava sartlari nedenei ile ulkeye giris kapatilmisti.

Boltana disinda birkaç koye daha gittik aslinda ama aklimda kalan sadece Ainsa´nin adi. Onun için diger yerlerin isimlerini bu isimlere biraz daha alisinca, bir baska tatilimizde yazicam mutlaka.

Simdilik herkese selam ve sevgilerimi gonderiyor, fotograflar arasinda keyifli bir yolculuk diliyorum. Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz.
Gungor Ekinci Saglik


IÇINDEN VE ÇEVRESINDEN OTELIMIZ Barcelo Monasterio De Boltana


















DENEDIGIM LEZZETLERIN BIR KISMI...


Crema Catalana : Bizdeki firin sutlacin firin muhallebi halini dusunebilirsiniz. Firina verilmeden once uzerine kramelize edilmis seker gezdirilmis.


Baligimiz sarimsakla terbiye edilmisti.


Cafe con leche sin es puma : Ismi çok havali ama bildiginiz sutlu neskafe :)


Cuagajada : Az tutmus ev yogurdunun uzerine bal dokulerek servis yapilan bir tatli. Yetiskinlerin oldugu kadar çocuklarinizin da zevkle yiyeceklerine eminim.


Paella: Safranla sarartilmis pilavin içine kabuklu deniz urunleri katilarak servis edilmisti. Istenilirse deniz urunu yerine et yada sebzede eklenebilir tabiki.


Canallones : En alt sirada yufkaya sarilmis kiyma. Onun uzerine bolca besamel sos eklendikden sonra firina verilmis. Firina verilmeden once de suslemek için uzerine tel sehriye serpistirilmis.

BOLTANA, AINSA VE ÇEVRE KOYLERDEN ÇESITLI MANZARALAR...













3 Şubat 2012 Cuma

KANDILIMIZ HAYIRLARA VESILE OLSUN



Tüm İslam aleminin sevgilisi peygamber efendimizin,
doğum yıldönümü olan Mevlid kandilimizi kutlar,
hayırlara vesile olmasını dilerim.

Yaptigimiz ve yapacak oldugumuz tum ibadetlerimizin ve dualarimizin kabul olmasi dilegi ile sevgilerimi gonderiyorum.
Gungor Ekinci Saglik

30 Ocak 2012 Pazartesi

Chocoleteria Valor da kahvalti keyfi



Burada bizdeki gibi bir kahvalti kulturu yok arkadaslar.
Yani disarida kahvalti yapmayi dusunuyorsaniz, bizdeki gibi açik bufeler, çesit çesit kahvaltiliklar hayal etmeyin. Buranin da kendi kulturene ozgu farkli lezzetleri var.

Kahvalti da daha çok kahve ve yaninda da Churros ve Curvasan tercih ediliyor.
Tabiki bunlarinda, hepsi bir arada ve lezzetle sunulanini heryerde bulamiyorsunuz. Bu sabah Canimin içi beni kahvalti için Chocoleteria Valor´a goturdu.



Buranin Special kahvaltiligi tereyagi ve balla servis edilen kizarmis curvasanlari.
Bildiginiz curvasan aslinda, ama kizarmis ekmegin tadi nasil normal ekmekden farkli oluyorsa, kizarmis curvasanin tadi da oyle farkli oluyor iste.
Bunu sizlerde evlerinizde kolayca yapabilirsiniz.
Curvasani alin, ortadan ikiye ayirin, bu sekilde firinda, tost makinesinde ya da yagsiz tavada kizartin. Sonra buyuk parçanin uzerine ister tereyagi ve bal isterseniz reçel surdukden sonra ayirdiginiz parçalari tekrar birlestirdikden sonra afiyetle yiyin. Çok begeneceginize eminim.



Churros ise bizim sokaklarda satilan halka tatlimizin serbetsiz ve çubuk seklindeki hali diyebilirim. Bunuda kahvalti da sicak çikolataya batirarak yiyorsunuz. Çikolataya batirinca biraz geniz yakan buyuleyici bir tat sariyor sizi.





Ve tabiki biz Turklerin kahvaltidaki vaz geçilmezi olan gozunu sevdigim çay.
Bizim çaylarimiz kadar olmasada buranin çaylarida iyi sayilir arkadaslar. Ben de alistim artik.



Cafe : kahve
Con : ... ile, ...birlikte... lu, ...
leche: sut
sin : ...siz
puma : kopuk

Cafe con leche sin es puma = Kopuksus sutlu kahve yani.

Bunun sonuna birde por favor eklerseniz lutfen demis olursunuz. Cumleyi bastan sona birazda kirilarak soylerseniz telefuzu daha havali oluyor :-))

Burada ya çok hizli konusuluyor yada çok ahenkli. Hizli konusmalari anlamak simdilik benim için çok zor, ama ahenkli konusmalar çok hosuma gidiyor dogrusu. Bir duysaniz çok hak verirsiniz bana.

Bakiyorum mesela dedikleri alti ustu merhaba, nasilsin, iyiyim sen nasilsin.
Arkadas, sanki hatir sormuyorlar da savrulan ruzgarda ahenkle dans ediyorlar, yok boyle bisey. Insanin hadi bi daha soyle, bi daha soyle diyesi geliyor valla.
Sastim kaldim, ozendim...

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik