16 Şubat 2012 Perşembe

Kendimi Temel gibi hissediyorum / Kendime guluyorum



Hangi Temel diye sormayin, bizim karadenizli Temel tabiki.
İspanyolca kursum basladi ve tam Temel fikrasi gibiyim.
Hani Temel uçaga biner, uçakda bir ingiliz, bir Alaman, bir Rus, bir de bizim Temel vardir ya, bizim sinifta da diyebilirim ki her milletten arkadas var, tek Turk benim.

Boyle olunca dil ogrenirken insanin genel kulturude gelisiyor.
Mesela dun ogrendim ki; hani biz kedi sesine miyav, kopek sesine hav hav deriz ya, herkes farkli bisey diyormus. Aslinda genel olarak birbirlerine yakinlar, ama yine de farkliliklar var.
Ornegin hav hav, hov hov, gog gog, bark bark...gibi.
Miyavlama seside bunun gibi kuçuk degisiklikler gosteriyor.

Buralardan bahsetmisken, basima gelen komik olaylardan da biraz soz etmek istiyorum sizlere.

Daha geleli birkaç gun olmustu. Kiyma almak için markete gittim. Etin yerini buldum ama kiymanin yerini bir turlu bulamadim. Sonra bir paket eti alip, yardimci bayanin yanina gittim. Sol elimi sanki bardak tutuyormus gibi bir sekle soktum. Sonra sag elimdeki etide o bardakdan içeri dokuyormus gibi yaptim. Agzimlada kiyma makinasinin sesine benzetmeye çalisarak iiiirrrrggg gibi bir ses çikardim. Ve gorevli hemen anladi ne demek istedigimi. Beni kiyma reyonunun yanina goturdu.

Birkaç gun sonra da kimyon almak için gittim markete. Gitmeden once kimyonun anlamina sozlukden baktim aslinda. Aklimda tutabilirim diye dusundugum için not etmedim, ama gidene kadar unuttum maalesef. Bu kez de koca markette baharatlarin yerini bulamadim. Yine bir gorevliden yardim istedim. Aklimda kaldigi kadari ile kimyon demeye çalistim ama baktim ki olmuyor, en iyisi o beni baharatlarin yanina gotursun nasil olsa ben kimyonu tanir alirim dedim. Ve yine basladim beden dili ile anlatmaya. Baharatlarin içinden en kolay karabiberi anlatirim diye dusundum. Elimi tabak gibi tutup sanki içinden yemek yiyormusum gibi yaptim once. Sonra yemege biber dokmusum gibi yaptim. Sonrada sanki biber burnuma kaçmis gibi arka arkaya hapsirmaya basladim. Bu gorevlide çok zekiydi :-) baharatlarin oldugu yere goturdu beni hemen.

Arada sirada ugradimiz bir ekmekçi var burada. Oradan aldigimiz ekmegin adi bana biraz uzun ve karisik geliyor. Ben ekmegin adini soylerken kivraniyorum, kasiyer kiz da halime gulerek benimle birlikde kivraniyor herzaman. Hafta sonu ekmegin adini soylemeye çalisirken kasiyer de bana tempo tuttu, si senyora, si senyora ( evet bayan) venga venga ( hadi hadi). Ben nihayet ekmegin adini bir çirpida soyleyebildim. Bu kezde perfecta perfecta (mukemmel) demeye basladi kahkahalar atarak.

Hatirladikca en çok guldugum olayi geldigim ilk hafta yasadim, onu da anlatmadan edemiycem. Esimin surekli alisveris yaptigi belli dukkanlar var. Bunlardan birine gittik. Esim siparisi verdi ve karsi tezgahtan da alisveris yapmaya basladi. Baktim dukkan sahibi bayan hem esimin siparislerini hazirliyor hem de bana biseyler diyor. Ogunlerde bildigim ispanyolca kelimelerinin sayisi 10´u geçmiyordu ama kadinin yuz ifadesinden ve anladigim bazi kelimelerden esimi ovdugu hatta anlata anlata bitiremedigi belliydi.
Ama konusmaya son noktayi ben koydum.

Soyledigi ovguleri onaylarcasina basimi salladim once.
Sonra parmagimla esimi gosterdim.
Sonrada " mi marido " dedim,( o benim kocam)

Ben içimden kahkahalarla guluyordum ama içeriye derin bir sessizlik hakim olmustu
:-)))

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

13 Şubat 2012 Pazartesi

SEVGILILER GUNUMUZ KUTLU OLSUN...


Hayatim boyunca ilk kez bir sevgililer gununde benim de sevgilim var.

1 Subat tarihi itibari ile Istanbul da her yer kirmizi, pembe kalplerle, ya da ASKi hatirlatan farkli objelerle donatiltigi için, gittigim her yerde yalnizligim gozume batardi sanki. Çevremde el ele, goz goze gezen sevgilileri gordukce, aski sorgulardim hep.

Tamam, birbirlerine sanat eserine bakiyormus gibi bakiyorlar ama, cidden asiklarmi acaba diye dusunurdum.

Birbirlerinin hayatlarindaki boslugumu dolduruyorlar,
yoksa biri giderse, digerinin hayatinda yeri dolmayacak bir boslukmu açilacak ?

Boyle guzel ya da yakisikli olmasalarda birbirlerine baktikca titrer mi içleri?

Hasta olsa biri, omur boyu yatmasi gerekse mesela,
bakar mi ona sevgi, sefkat ve askla oteki?

Birgun herseyini kaybettigini soylese biri,
ne olur acaba otekinin tepkisi?

Ask herkesin ulasabildigi birseyse ben neden ulasamiyordum ki.
Bulamayacak kadar zorsa, nasil oluyordu da benden baska herkesin bir sevdicegi vardi.
Artik Nescafe´ nin bile ikisi bir aradayken :-)) ben nasil oluyorda hala yalnizdim.

Tamam ailem, dostlarim ve arkadaslarim tarafindan sevgi duvari ile çevrelenmistim sagolsunlar. Ama bu yalnizlik baska biseydi.
Hatta yalnizlikdan çok buyuk bir eksiklikdi.

Hani demis ya sair ;

Bir eşi olmalı insanın
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
Yağmur O'nun sesini.
Akşam, onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği,
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken.

Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...

Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,

Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!

Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!

Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...
BEN SENİ SEVDİKÇE ÖLMEYECEĞİM...

Iste tam anlamiyla buydu istedigim.
Sevdikce omrumu uzatacak bir ask.

Ve demek ki Allahin sevdigi kuluymusum ki istegim kabul oldu.
Rabbim bana hayallerimin de otesinde bir sevgili, bir es, bir can yoldasi gonderdi.

Biliyorum sorularimin cevaplarini;
Hayatimdaki boslugu doldurmuyor sevgilim, hayatimin tamamini kapsiyor.
O benim için her hali ile dunyanin en yakisikli adami.
Allah korusun ama sayet gerekirse, ayni ask, sevgi ve sefkatle bekleriim basucunda.
Herseyini kaybederse o uzuldu diye uzulurum sadece,
çunku zaten benim herseyim onun kendisi.

Canimin içinin varligi ile ilk kez sevgililer gunum, kutlu oldu, mutlu oldu benimde.

Ben de tum sevgililerin sevgililer gununu kutluyor, hayal bile edemeyecekleri kadar mutlu bir beraberlik diliyorum.

Sevgilisi olamayanlarada sadece hayal edin ve temiz bir kalple ve inanarak Allahdan isteyin diyorum. Çunku inanin ki gonderiyor.

Ve Canimin içi,
Allah,
yüreğimden aşkını,
gözlerimden gözlerini,
Nefesimden nefesini,
Yastigimdan basini,
Hayatımdan varlığını eksik etmesin.
Mutlu birlikteligimizin ilk sevgililer gununu kutlu olsun.

Seni hergün artan bir aşkla ve tutkuyla seven,
Sevmeye doyamayan Esin

Gungor Ekinci Saglik.

9 Şubat 2012 Perşembe

Barcelo Monasterio De Boltana


Geçen hafta Canimin içi ile Huesca´nin bir koyu olan Boltana ´da, Barcelo Monasterio De Boltana otelinde tam anlamiyla ikinci bir balayi yaptik.

Tatili oldugu kadar oteli de çok sevdim. Oldukca yuksek tarihi bir binanin içi, modern ve otantik bir tarzda dekore edilmis. Geçmis ve gelecek iç içe geçmis diyebiliriz yani.

Biz bos zamanlarimizda otelde çok fazla kalmadik gerçi, ama ortak kullanim alanlarinin guzelligi ve yuksek bir zevkle dosendigi hemen goze çarpiyordu.

Spa havuzlarina bayildim cidden. Ordan çik otekine gir, ondan çik yandakine gir. Sauna ve havuzlar çok dinlendirici hatta harikaydi bence.

Biz sadece kahvaltimizi otelde yaptik. Gun içinde civar koyleri dolastigimiz için diger ogunlerimizi de bulundugumuz yerlerde yedik. Asagida bu koylerde yedigim lezzetlerinde bir kisminin fotografini goreceksiniz. Ilk kez tavsan da yemis oldum burada.

Ben anlamadigim için menuleri esim okuyup siparis veriyor. Bana ne tercih ettigimi sordugunda ben de et istedigimi soyledim. Dogal olarak da yerken dana eti yedigimi sandidigim için farkli gelmedi ve fotografini çekmedim. Bitirdikden sonra esim begendim mi diye sordu. Begendim dedim. O da tebrik ederim, tavsanin da tadina bakmis oldun boylece dedi.

Otelde kahvaltı açik bufeydi. Tek sorun çayin ilik olmasi ve zeytin olmamasiydi. Hadi çay çok fazla tuketilmedigi için sirkulasyon olmadi diycem ama zeytin neden yoktu anlamadim.

Bahsettigim yerler muhtesem Pirene daglarinin eteklerinde oluyor. Hatta bu daglar Fransa ve Ispanyayi birbirlerinden ayiriyor. Bizde ikinci gun hadi buraya kadar gelmisken gidip Fransa´da kahve içelim dedik. Ama sinirdan donmek zorunda kaldik maalesef. Çunku hava sartlari nedenei ile ulkeye giris kapatilmisti.

Boltana disinda birkaç koye daha gittik aslinda ama aklimda kalan sadece Ainsa´nin adi. Onun için diger yerlerin isimlerini bu isimlere biraz daha alisinca, bir baska tatilimizde yazicam mutlaka.

Simdilik herkese selam ve sevgilerimi gonderiyor, fotograflar arasinda keyifli bir yolculuk diliyorum. Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz.
Gungor Ekinci Saglik


IÇINDEN VE ÇEVRESINDEN OTELIMIZ Barcelo Monasterio De Boltana


















DENEDIGIM LEZZETLERIN BIR KISMI...


Crema Catalana : Bizdeki firin sutlacin firin muhallebi halini dusunebilirsiniz. Firina verilmeden once uzerine kramelize edilmis seker gezdirilmis.


Baligimiz sarimsakla terbiye edilmisti.


Cafe con leche sin es puma : Ismi çok havali ama bildiginiz sutlu neskafe :)


Cuagajada : Az tutmus ev yogurdunun uzerine bal dokulerek servis yapilan bir tatli. Yetiskinlerin oldugu kadar çocuklarinizin da zevkle yiyeceklerine eminim.


Paella: Safranla sarartilmis pilavin içine kabuklu deniz urunleri katilarak servis edilmisti. Istenilirse deniz urunu yerine et yada sebzede eklenebilir tabiki.


Canallones : En alt sirada yufkaya sarilmis kiyma. Onun uzerine bolca besamel sos eklendikden sonra firina verilmis. Firina verilmeden once de suslemek için uzerine tel sehriye serpistirilmis.

BOLTANA, AINSA VE ÇEVRE KOYLERDEN ÇESITLI MANZARALAR...













3 Şubat 2012 Cuma

KANDILIMIZ HAYIRLARA VESILE OLSUN



Tüm İslam aleminin sevgilisi peygamber efendimizin,
doğum yıldönümü olan Mevlid kandilimizi kutlar,
hayırlara vesile olmasını dilerim.

Yaptigimiz ve yapacak oldugumuz tum ibadetlerimizin ve dualarimizin kabul olmasi dilegi ile sevgilerimi gonderiyorum.
Gungor Ekinci Saglik

30 Ocak 2012 Pazartesi

Chocoleteria Valor da kahvalti keyfi



Burada bizdeki gibi bir kahvalti kulturu yok arkadaslar.
Yani disarida kahvalti yapmayi dusunuyorsaniz, bizdeki gibi açik bufeler, çesit çesit kahvaltiliklar hayal etmeyin. Buranin da kendi kulturene ozgu farkli lezzetleri var.

Kahvalti da daha çok kahve ve yaninda da Churros ve Curvasan tercih ediliyor.
Tabiki bunlarinda, hepsi bir arada ve lezzetle sunulanini heryerde bulamiyorsunuz. Bu sabah Canimin içi beni kahvalti için Chocoleteria Valor´a goturdu.



Buranin Special kahvaltiligi tereyagi ve balla servis edilen kizarmis curvasanlari.
Bildiginiz curvasan aslinda, ama kizarmis ekmegin tadi nasil normal ekmekden farkli oluyorsa, kizarmis curvasanin tadi da oyle farkli oluyor iste.
Bunu sizlerde evlerinizde kolayca yapabilirsiniz.
Curvasani alin, ortadan ikiye ayirin, bu sekilde firinda, tost makinesinde ya da yagsiz tavada kizartin. Sonra buyuk parçanin uzerine ister tereyagi ve bal isterseniz reçel surdukden sonra ayirdiginiz parçalari tekrar birlestirdikden sonra afiyetle yiyin. Çok begeneceginize eminim.



Churros ise bizim sokaklarda satilan halka tatlimizin serbetsiz ve çubuk seklindeki hali diyebilirim. Bunuda kahvalti da sicak çikolataya batirarak yiyorsunuz. Çikolataya batirinca biraz geniz yakan buyuleyici bir tat sariyor sizi.





Ve tabiki biz Turklerin kahvaltidaki vaz geçilmezi olan gozunu sevdigim çay.
Bizim çaylarimiz kadar olmasada buranin çaylarida iyi sayilir arkadaslar. Ben de alistim artik.



Cafe : kahve
Con : ... ile, ...birlikte... lu, ...
leche: sut
sin : ...siz
puma : kopuk

Cafe con leche sin es puma = Kopuksus sutlu kahve yani.

Bunun sonuna birde por favor eklerseniz lutfen demis olursunuz. Cumleyi bastan sona birazda kirilarak soylerseniz telefuzu daha havali oluyor :-))

Burada ya çok hizli konusuluyor yada çok ahenkli. Hizli konusmalari anlamak simdilik benim için çok zor, ama ahenkli konusmalar çok hosuma gidiyor dogrusu. Bir duysaniz çok hak verirsiniz bana.

Bakiyorum mesela dedikleri alti ustu merhaba, nasilsin, iyiyim sen nasilsin.
Arkadas, sanki hatir sormuyorlar da savrulan ruzgarda ahenkle dans ediyorlar, yok boyle bisey. Insanin hadi bi daha soyle, bi daha soyle diyesi geliyor valla.
Sastim kaldim, ozendim...

Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

27 Ocak 2012 Cuma

Bizde, biz bogayi kavalariz, burada baga onlari ...



Insan ister istemez gordugu her yeni seyi onceden bildikleri ile kiyasliyor.
Burada bir çok sey çok farkli.

Mesela, Istanbulda ne yazik ki yaya geçitlerinde bile oncelik araçlarin. Burada trafik isiklarinin olmadigi ve yaya geçiiti çizgilerinin oldugu bir yerde, karsidan karsiya geçerken saginizi solunuzu kontol etmenize bile gerek yok. Bende Turkiyeden kalma aliskanlik oldugu için tabiki bakiyorum.
Ama soforler burada son derece saygili. Daha yaya geçidine yaklasinca bile yavasliyorlar. Bu geçitleri kullanmak oyle hosuma gidiyor ki. Tek basima geçiyorken bile bir anda trafik duruyor ve geçiyorum. Hatta kosturmuyorum bile, normal yuruyorum. Istanbul trafigi ile karsilastirinca bu durum bana cidden çok luks geldi. Luks ve havali. Yaya geçitlerinde bir tek kirmizi hali eksik. O da olsa, odul toreninde yurudugumu dusunucem.

Ayrica geldim geleli inanin abartmiyorum bir kez bile korna sesi duymadim. Burada trafik yok mu? Tabiki var, ama yayalarda, soforlerde herkes birbirlerine saygili. Herkes haddini ve hakkini biliyor.

Diger bir dikkatimi çeken konu; arkadaslar burada siesta denilen bir durum var. Saat 16:00 ile 17:00 arasi sokakda insan goremezsiniz. Herkes uyumaya gidiyor. Bu saatte insanlar birbirlerine telefon bile açmiyorlar. Evlenmeden once esim de bu saatte mutlaka siesta yaptigini soylemisti. Ben de hayati boyunca oglen uykusu uyumamis biri olarak, iyi ozaman bende sen uyurken kitap okurum demistim.
Nerdeeee, arkadaslar ne guzel seymis bu siesta dedikleri sey. Insan guzel seylere çabuk alisiyor. Valla bende sarilip uyuyorum Canimin içine.

Baska bir farkliligi da tanismalarda fark ettim. Burada erkekler birbirlerini opmuyorlar. Diyelim ki bir yerden geçiyorsunuz, esiniz bir erkek arkadasini gordu ve sizi onunla tanistirdi. Bizde nasil olur ? Erkekler sarilir yanakdan opusur, bayan tanistigi beyin elini sikar, tokalasir. Burada erkekler tokalasiyor, yeni tanistiginiz bey sizi opuyor. Yanlis anlamayin yanakdan tabiki, o kadar da degil yani :-) Eger opmezse nezaketsizlik olurmus.

Arkadaslar burada ogle yemegi saat 14:30 da, aksam yemegi de saat 21:00 dan sonra yeniliyor. Ve her iki ogunde de mutlaka onceden aparatif bir seyler yeniliyor. Bu aparatif kulturu okadar oturmuski, bizim kanepe dedigimiz atistirmaliklar çesit çesit olarak butun kafelerde var. Tabiki isteyen kafeden atistirma yapip eve gelebilecegi gibi, isteyen ana yemege geçmeden once evinde de atistirma yapabiliyor. Ama illa ki yapiyor.

Sonra burada çosuklar 18 yasini doldurdugu zaman evden ayrilma ozgurlugune sahip. Yalniz basina, arkadaslari ile ya da sevgilisi ile hiç fark etmiyor. Çocuk ayri eve çikmak istiyorsa, aile engeli, çevre ne der baskisi yok. Herkes istedigi gibi davranmakda ozgur.

Hani bizde arkadaslarla yemege ya da içmeye gidince hesabi ben odiycem, ayy yok valla olmaz ben odiycem olayi yasariz ya, burada herkes kendi yedigini oduyor, ya da herkse ortaya bisey koyuyor. Benim gordugum kadari ile butun masanin hesabini bir kisinin odedigi olmadi hiç.

Sonra bir de hani biz arkadaslarla kafe de bulustugumuzda genel olarak çay soyleriz ya, burada sarap ya da bira tercih ediliyor. Tabiki yemegin yani içinde ayni sey geçerli. Sarap yada bira, ama en çok sarap.

Hergun yeni bir sey ogreniyorum diyebilirim.
Onun için bu yazinin devami gelecek arkadaslar.
Simdilik, sevgiler, sevgiler, sevgiler... herkese...
Gungor Ekinci Saglik

25 Ocak 2012 Çarşamba

Biz bir portakalin iki yarisiyiz askim...



Arkadaslar yeni ogrendigim ve beni gulduren bir seyi paylasmak istiyorum hemen sizlerle. Hani bizde sevgililer ya da esler için bir elmanin iki yarisi olmak deyimi var ya, burada da benzer sey var.

Burada bir portakalin iki yarisiyiz deniliyormus.

Duysalar mutlaka buradakilerede Elma ilginç gelecekdir.

22 Ocak 2012 Pazar

ASKOLSUN KURUFASULYE VE BAKLAVA AGLATTINIZ BENI



Buraya geldim geleli, pisirdigim hiçbir yemek lezzetli olmuyor.
Ya çok pisiriyorum ya az, ya yagli oluyor ya tuzsuz. Mutlaka bir eksigi oluyor, kivamini tutturamiyorum yani hiç.

Canimin içi esim de okadar nazik ki; yok yok diyor, sen guzel yapmissin da kiymasi lezzet vermemis. Emege oyle saygisi var ki, ne pisirsem yiyor sagolsun.

Buranin yemeklerine çok fazla alistigim soylenemez. Bazilarinin lezzetini begeniyorum gerçi ama, bana daha çok atistirmalik gibi geliyorlar. Doyup doymadigimi anlayamiyorum bile.

Esim restaurant sektorunde oldugu için çok iyi analiyor yemekden ve harika yemekler yapiyor cidden. Anneme, sen unu, suyu, tuzu karistirsan harikalar yaratirsin derdim, Canimin içi de aynen oyle iste. Elini neye degse lezzet katiyor.

Sebzeleri tencereye koydugumuz zaman bile, sanki o koydugunda sebzeler seviniyorlar, oh oh yine çok guzel pisicez diye. Benim elime aldigim sebzelerde; Alllaaaah yine o istanbuldan gelen kiz pisiricek bizi yandik yandik diyorlardir eminim.

Geçen hafta oyle olaylar yasadim ki yazmadan geçemedim.

Baktim Canimin içi kurufasulye pisiriyor.
Daha tencerenin kapagini kaldirdigimda, içeriye yayilan kokudan anlamistim bunun da herzaman ki gibi çok lezzetli olacagini. Yemegi servis yaptik, masaya oturduk.
Daha birinci kasigi agzima goturmemle aglamaya baslamam bir oldu.

Geldigimden beri yemekli davetlere katildik, disarida yedik, Canimin içinin enfes lezzetlerinden yedik. Ama hiç birinde bu denli çarpilip dagildimi hatirlamiyoum.

Fasulyenin buharindan yayilan koku, sanki ben Anadoluyum diyerek dolasiyordu salonun içinde. Ve agzimin içindeki essiz lezzet te , bana annenin eli degdi diyordu sanki.
Kurufasulye yerken duygulanip aglayacagim hiç aklima gelmezdi valla. Hayatimda yedigim en lezzetli kurufasulyeydi, hem karnim hem ruhum doydu.



Geçen gun de bizim dukkandan baklava yiyecegim tutmaz mi?

Baklava yapan ustarin Turk oldugunu biliyordum. Esim baska bir yerden kutu kutu getirtiyor baklavalari. Ama burada bu kadarinin yapilabilecegi aklimin ucundan bile geçmezdi. Daha ilk isirista burnum sizlamaya basladi ve gozlerimin dolmasina engel olamadim. Agzimdaki lokmayi hemen yutmadim bile. Gozlerimi kapadim, damagimla dilimin arasinda beklettim once biraz. Sanki Istanbul da bogaza karsi durmusum da kokulu çayimin yaninda yiyormusum baklavami gibi hissettim kendimi.

Bir de Canimin içinin geçen gunku kahvaltiya getirdigi kiraz reçeli vardi ki anlatamam. Sanki bizim kiraz agacimizin reçeli.

Iyi ki hepsi farkli gunlerde yasandi. Yoksa dusundenize halimi.
Kahvaltida reçeli gor agla,
Oglen kurufasulyeyi gor agla,
Aksam baklavayi gor agla...

Burada Canimin içinin yaninda olmakdan son derece mutluyum ve hersey de yolunda çok sukur. Ama yine de bir tabak kurufasulye nemlendiriyor gozlerimi iste.
Amaaaaan, ben de delimiyim neyim.... :-)))
Herkese yurekden selam ve sevgilerimle...
Gungor Ekinci Saglik

15 Ocak 2012 Pazar

ISPANYA´YA GELIRKEN YASADIGIM DUYGU FIRTANASI



17 Aralik gunu saat 12:30 uçagi ile ayrilacaktik Istanbuldan. Bu nedenle saat 11:00 gibi Ataturk havalimanindaydik. Çok farkli duygular içindeydim. Hem en çok yapmak istedigim seyi yapiyor, hem de o sure hiç gelmesin istiyordum. Hem artik Canimin içinin arkasindan aglamayacak, hep onun yaninda olacaktim, ama hem de uçagin kalkis saati hiç gelmesin istiyordum. Çok mutlu, çok uzgun, çok gergin, çok heyecanli ve çok huzursuzdum. Birde son derece korkuyordum.

Daha once hiç yurt disi tecrubem olmamisti. Yurt disina tatile gitmeyi zaman zaman istemistim aslinda, ama yurt disina yerlesme fikri aklimin ucundan bile geçmemisti hiç. Insanin herseyini, kurulu duzenini birakip yurt disina, hemde daha once hiç gormedigi bir ulkeye yerlesmesi çilginlikdan baska birsey degildi bana gore. Ve ben çilginlik yapacak kadar cesur degildim.
Dil bilmiyordum.
Ispanya hakinda esimin anlattiklari ve internetten ogrendiklerim disinda hiç bilgim yoktu.
Bir haftalik tatillerde bile ailesini ozleyen ben, ozleme dayanabilecekmiydim acaba?

Ya ailem, onlari dusunmemi gerektiren okadar çok sebep vardi ki?! Ben olmasam da ailem basinin çaresine bakabilirmiydi kimbilir. Annem ameliyatini dugunden sonraya ertelemisti, Guler ve Sukriye çalisiyordu ona kim bakacakti?
Bir gece onceki, hepimizin bir arada oldugu aksam yemeginden sonra vedalasirken hepsinin bana sarildiklari zaman soylediklari sozcukler, sirasiyla ve defalarca donuyordu hafizamin içinde.


Babam ve Hakan´in aglamamak için kendilerini zor tuttuklari, titreyen seslerinden ve dolmus gozlerinden belli oluyordu.
Annem, Guler, Gokhan ve Sukriye ile sarilip aglamakdan ayrilamiyorduk bile.
Askin, herzamanki metaneti ile sakinligini koruyor ve bana gelecek ile ilgili çok guzel seyler soyluyordu.



Emirhanim ve Ecrinim herseyden habersiz sarildilar bana. Oysa ben oyle merak ediyordum ki Emirhan ve Ecrin beni hep boyle sevmeye devam ederlermiydi, yoksa gozden uzak oldugum için unutacaklarmiydi birlikde nasil guzel zaman geçirdigimizi.
Arkadaslarim, dostlarim yine arayip soracaklarmiydi beni?
Çevremdeki herkese onlari ne kadar çok sevdigimi anlatabilmismiydim ?
Bir gece once, cep telefonumda numarasi kayitli olan tum dostlarima, hayatima kattiklari hersey için gonderidigim tesekkur mesaji hepsine ulasti mi acaba?
Istanbulda halletmedigim bir isim kalmamisti sanirim.
Yeni yuvamda hersey bekledigim gibi mi olacakti?
Evime hemen alisabilecek miyim?
En çekilmez oldugum zamanlarda bile, Canimin içi beni çekebilecek mi?
Esim de beni benim onu sevdigim kadar çok seviyormu ki?
Dogru duzgun yemek yapmayi da beceremiyorum bir turlu.
Ya kaybolursam bir gun?
Ya çok yalniz hissedersem kendimi? Ne yaparim ozaman.
Benim de arkadaslarim olacak mi, Onlarla bulusup kahve içmeye gidebilecek miyim birgun?
Esimin arkadaslari beni, ben de onlari sevebilecek miyim?
Ya evimin duzenini, esyalarini sevmezsem, ne olur ozaman?
Yanima aldigim kiyafetker oraya uygunmu acaba ? Yanlarinda rukus kalmiyayim sonra.
Canimin Içi ile aliskanliklarimiz, hatta beslenmemiz bile okadar farkli ki, ortak payda da bulusmayi basarabilecekmiyiz?
Dil ogrenmem ne kadar surer? Ya basaramazsam.
Ya esim benden bikarsa ve elimi birakirsa?

Daha neler de neler...
Sadece bagira bagira aglamak ve kahkaha atarak gulmek istiyordum.
Ama ikisini de yapmiyor, aklima baska seyler getirerek dikkatimi dagitmaya çalisiyordum.

Taa ki, ismimi anons eden o ses kulaklarimda çinlayana kadar ;
Gungor Ekinci danismaya lutfen.

Ista o anda bende ipler koptu. O an istedigim iki sey vardi.
1- Ailem gelsin ve onlari birkez daha gorup kucaklayayim.
2- Ayrilmak çok zor olacagi için ailemden kimse gelmesin.
Zaten onun için, bir gece once bizi yolcu etmeye gelmeyin diye tembihlemistim herkesi.

Sonra aglaya aglaya Canimin Içi ile birlikde danismaya dogru yurumeye basladim. Sanki ben ileri dogru adim attikca danisma daha da uzaklasiyordu. Sonunda ulastik.


Gelen kisiyi gorunce artik gozyaslarima hakim olamamaya baslamistim. Canim kuzenim Meltem·im beni yolcu edip ailem adina sarilmak için alana kadar gelmisti sagolsun. Nasil mutlu oldum ne kadar sevindim bilemezsiniz.
Defalarca opustuk, kucaklastik, iyi dileklerde bulunduk birbirimize. Aslinda kizkardesim Guler de onu telefon ile aramamizi istemis. Ama okadar dagilmistim ki bir de Guler·in sesini duymaya dayanamam diye arayamadim.

Evet, artik iyiydim. Aglamak beni biraz açmis, kendime getirmisti.

Taa ki ikinci anonsu duyana kadar;Ispanyaya gidecek yolcular için kapi açilmisti. Bu kapi beni yeni bir dunyaya geçirecekti ve ben çok korkuyordum.

Meltosumla son bir kez daha sarilip sarmalandik, opustuk, koklastik, vedalastik.



Bizi yolcu etmeye esimin abisi Osman abim ve kardesi Ali abim de gelmisti.
Once Osman abi ile vedalastik. Onunla dugunumuzde tanistik. Çok esprili, çok babacan, iki dakikalik sohbetle kendisini sevdiren insanlardan. Birbirimize iyi bakmamizi tembihleyerek esimle beni once Allaha sonra birbirimize emanet ederek vadalasti bizimle.



Ve son olarak Ali abimle vedalastik.
Ali abiyi esimle flort zamanlarimizdan beri taniyorum.. Onun için sadece gelin- kayin gibi degil de, arkadas gibiyiz de ayni zamanda. Çok takilir, sakalasiriz birbirimizle. Vedalasmak için ona dondugumde ikimiz birden aglamaya basladik. Hatta esimle ben ilerlerken, arkamizdan esime seslenerek " abi kizimiza iyi bak, o bizim sana emanetimizdir " dedi canim benim.
Buda benim için uçuncu anons oldu sayilir. Artik kendimi tutamiyor gulumsemeye çalisarak agliyor ve esime ricalarda bulunuyordum;
- ben çekilmez biri olsam da beni çek olur mu?
- elimi birakma olur mu?
- beni anlamaya çalis olur mu?

O da sagolsun iliskimizin basindan beri yaptigi gibi, bana guven vermeye, teselli etmeye çalisiyordu. Dikkatimi baska seylere yogunlastirmaya çalisiyor, benim kesinlikle adaptasyon sorunu yasamayacagimi, herseyin ustesinden gelebilecegimi ve zaten kendisinin de herzaman yanimda olacagini soyluyordu.



Ve artik uçaktaydik.
Yukselmistik ama olsun, hala kendi ulkemin gokyuzundeydim.
Bir sure sonra artik 11000 fit yukseklikteydik. Bulutlardan baska birsey gormuyorduk. Yiyecek içecek servisi baslamisti. Canimin içi esim, kuçuk bir çocukla ilgilenir gibi servis yapiyordu bana. Midem bulaniyordu aslinda, ama yine de afiyetle yedim THY· nin leziz yemeklerini.

Yemekden sonra ikimizde gozlerimizi dinlendirdik bir sure. O sure içinde tekrar dusunmeye basladim yasadigim durumu.

Ailemin, akramalarimin, dost ve arkadaslarimin sesini ancak telefonda duyabilecektim bundan boyle.
Yegenlerimi yilda bir iki kez gorecek ve buyuduklerini ancak ozaman fark edecektim.
Birçok arkadasimi bundan sonra belkide bir daha hiç goremeyecektim.
Aliskanliklarimin çogu hayatimdan çikacakti.
Farkli bir evim farkli esyalarim olacakti.
Istanbul da herseyimi tek basima hallederken, orada hep esime ihtiyacim olacakti uzunca bir sure. Bana tahammul edebilecekmiydi acaba?
Dil ogrenmek bence çok zordu.
Hem evlilige, hem çevreye, hem ulkeye alismam ve bir an once de dil ogrenmem gerekiyordu.
Hayatimda zorlu bir sureç basliyordu ve ben çok korkuyordum.



E madem bu kadar korkuyordum da neden yapiyordum ki bunu ?

Yapiyordum...
Çunku elimi tutan bu elin sahibini, kendimden bile çok seviyordum.
Verdigim kararin arkasindaydim.
Bu askin, sevginin buyuklugune karsilik, çekilmesi gereken ne sikinti varsa çekmeye hazirdim.
Bu adami seviyordum ve biliyordum ki benim yerim onun yani.
Onun için aldim valizimi dustum arkasina.



Alçalmaya basladigimizda farkli bir ulkenin uzerindeydik artik.
Ve daha inmeden adaptasyon sureci baslamisti. Esim saatimi bir saat geri almam gerektigini hatirlatti. Bu kadar basit bir olay bile, duygusal olarak oyle zor gelmistiki bana anlatamam. Sanki ulkemle baglarim kopuyor gibi hissediyordum kendimi. Artik gozyaslarimin bir kismi içime bir kismi disima akiyordu, ama daha sakindim.


Uçak inisini bitirdiginde esim yeni ulkene hosgeldin canim diyerek kucakladi beni.
Çok mutluydum onun yaninda oldugum için. Hayatta olmak istedigim tek yer onun yaniydi ve istedigim sey gerçeklesmisti. Ama yine de aglamak istiyordum iste. Boynuna sarilip," ne olur elimi hiç birakma, ben çok korkuyorum " diyerek aglamak ve uçakdan hiç inmemek istiyordum.

Indik tabiki.
Sonra bizi yasayacagimiz sehre goturecek olan otobuse binmek uzere otobus terminaline geldik. Esim biletlerimizi almaya gittiginde otobus soforu hareket etmek uzere hamle yapti. Ve ben de, isaretlerle beden dilimi kullanarak, içinde ispanyolca tek kelime olan cumlemi soyleyerek otobusu beklettim.
"Bak suradaki adam benim FAMILYA, bilet alip gelecek, Turkiden geliyoruz, beklermisiniz lutfen " Ve sofor bekledi.


Esim bu komik ama sonuç getiren davranisimdan dolayi beni çok cesur buldu ve kutladi.
Ve bir kaç saat sonra sehrimize hosgeldin opucugu.
Indigimiz yerden çikolata aldi bana. Esi gibi degilde çocugu gibi davraniyordu adeta. Hani çocuklara agladiklari zaman seker, oyuncak falan verilir ya, esim de sagolsun, yeter ki aglamayayim da ne istersem alacak gibiydi.

Sonra bir taksiye bindik evimize gitmek uzere.
Radyo açikti ve sofor radyodaki konu ile ilgili yorumlar yapiyordu.
Sanki bir filmin içindeydim. Hatta birazdan kapi açilacakti, Antonio Banderas ve Penelope Cruz da yanimiza oturacak gibiydi.

On dakika kadar sonra evimizin onundeydik artik.
Camlarinin kenarlari maviye boyanmis, camlarinda çiçekler olan, tarihi bir yapi gibi duran, alisik oldugum modellerin disinda bir ev.
Iste evimiz dedi esim.



Evimiz...Bizim evimiz... Yuvamiz...

Ozenle çiktim basamaklarina da çiçekler yerlestirilmis olan merdivenleri.
Sik bir daire kapisindan içeri girdigimizde, artik boynuna sarilmis agliyordum
" evimize hosgeldin canim" diyen esimin.

Çok ilginç ama bu eve, evimize, daha once gelmis ve içinde dolasmis gibi hissettim kendimi. Hatta sanki bazi seylerin yerini bile biliyor gibiydim. Sevdim hemen guzel evimi.

Delilikti belkide yaptigim. Sevdigim adam ugruna, herseyi elimin tersi ile bir kenara birakip, yeni bir baslangiç yapmak uzere, 4000 km yol kat edip, tee buralara, Akdenizin diger ucuna gelmistim. Canimin Içinin yanindayim ve benim için mutluluk buydu. Mutlulukdan aglamak istiyordum simdi de.




O gece ogrendik ki bizim dukkanda çok da guzel bir etkinlik varmis.
Esimin yaninda çalisan arkadaslarin neredeyse hepsi baska ulkelerden diyebilirim.
Ve o gece hepsi kendi ulkelerine ait, bir çesit yiyecek getirip hep beraber yiyeceklermis. Bizde Turk lokumlarimizla eslik ettik arkadaslara. Daha once hiç bu kadar çok uluslu bir masada bulunmamistim.



Ben herkesi sevmistim, sanirim onlarda benim içim olumlu dusunmuslerdi. Gelecegimizden onceden haberdar olan ve ayni zamanda oradaki tek Turk olan olan sevgili Seyat çiçek bile yaptirmisti bana sagolsun. Daha ilk geceden hersey çok keyifli baslamisti benim için.

Bugun tam 29 gundur buradayim.
Ilk gunlerimde yanimda yapilan tum konusmalar ugultu seklinde geliyordu kulagima. Artik konusmalarin içinden bir iki kelimeyi de olsa taniyabiliyorum. Gunluk konusmalarda birazcik da olsa ifade edebiliyorum kendimi. Tek basima dolasabiliyor, alisveris yapabiliyorum.

Bazen kapasitemle gurur duyuyor, Gungor harikasin kizim aferin sana diyorum kendi kendime, bazende tam bir aptal gibi hissediyorum kendimi.
Bazen hersey çok kolay ve keyifli oluyor, bazen buzdagina çarptigimi hissediyorum.
Bazen yalniz oldugumu hissediyorum, bazen herkesi taniyormusum gibi geliyor.
Birde hissettigim en onemli sey su ki, beni ancak buyuk bir ask ve sevgi tutabilirmis baska bir ulkede.
Yani bana o ulkeyi bagislasar ve bas kosede yer gosterseler de, tum ihtiyaçlarimi karsilasalar da, eger içinde sevdigim adam yoksa, ben ulke degistirecek kadar guçlu biri degilmisim. Nerede oldugum degil, kiminle oldugum ilgilendiriyor beni cunku.

Onun için çok sukur mutluyum verdigim karardan dolayi.
Esim bugun gelip " burada olmadi baska yere gidiyoruz " dese, neden, nereye diye sorgulamadan pesine takilip gidecek kadar çok seviyorum onu çunku. Allahdan tek dilegim bu sevginin ve askin omrumuzun sonuna kadar surmesi.



Buraya gelirken yasadigim duygular ozetle bunlardi iste. Yasadigim bazi komik olaylari, burayi ve gozume takilanlari da yazmaya basliycam artik.
Simdilik herkese yurekden selam ve sevgilerimle...
Gungor Ekinci Saglik