23 Kasım 2013 Cumartesi

BU GUZELLIKLERI DUN GECE KAPIMDA BULDUM


Karsi komsum ayni zamanda arkadasim olan Celeste,   yalniz yasayan  ogretmen bir bayan. Iki yildir evde pisiridigim yemeklerden arada sirada ona da veriyorum.  Fakat son zamanlarda hemen hemen hergun birseyler vermeye basladim. 
Hatta o okuldan bizim yemek saatimizdan 1 saat sonra geliyor. Ben,  ne vereceksem  sarip kapisina birakiyorum, o da geldiginde kapisinda hazir yemek buluyor yani.  Boyle olunca ne kadar sevindigini  defalarca kez soylemisti sagolsun.
Iste O da  dun gece,  fotograflarini gordugunuz çiçek buketini, 
            ve bu  kurabiyeleri benim kapima birakarak beni mutlu etti.  

Çiçeklere ilistirdigi notta yemekler için tesekkur ettigini belirtmis. 
Nazik davranisi karsisinda gerçekten çok sevindim ve buradan da paylasmak istedim.
Gracias Celeste.
Sevgilerimle,
Gungor Ekinci Saglik

14 Kasım 2013 Perşembe

MUHARREM AYIMIZ KUTLU OLSUN... ASURELERIMIZ BEREKETLI OLSUN...

Ben Asureyi çok severim. Bu mubarek aya girmisken de, butun sevgimle, butun iyi dileklerimle ve dualarimla,  yaptim ve dagittim asuremizi.  Rabbim bu guzel ayin bereketini  hepimizin evlerine yagdirsin insallah. Hepimizin dualari ve asureleri kabul olsun.  Sevgilerimle…

Este la comida, es postre. Se llama Asure.
Asure, tiene una historia asi; Profeta Noé ha querido hacer una comida en barco. Pero no tenían muchas material. Por eso, en barco, que si hay, a todo ha puesto a cacerola y ha cocinado a Asure. Todos los musulmanes, cocinan. Pero, algún países con salado, algún países con dulce. Nosotros, cocinamos con dulce.
Para nosotros simbolizar abundancia, la fertilidad, la suerte. Este mes y Asure, para los musulmanes importante. Por eso, yo también he hecho. Estos fotos las mias.

Bu arada konu ile ilgili olarak asagidaki bilgileride paylasmak istiyorum sizlerle:

Muharrem ayı, Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir.” [Şir’a]

“Allahü teâlâ, Aşure Günü’nü üstün kılmıştır.
Allahü teâlâ, gökleri, yeri, dağları, denizleri, yıldızları, Arş’ı ve melekleri, Âdem aleyhisselâmı Aşure Günü yarattı. İbrahim aleyhisselâmın dünyaya gelişi ve Nemrud’un ateşinden kurtuluşu Aşure Günü oldu. Ibrahim aleyhisselâma, oğlunun yerine kesmek için, büyük koç bugün ihsan edildi.” [Taberanî]
Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir.  Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.

Aşure’nin hikâyesi
Herkes aşurenin varoluş hikâyesinin Hz. Nuh tufanı ile başladığını bilmektedir. Hz. Nuh, Hz. İdris peygamberden sonra kavmine gönderilen peygamberden biridir. Aşurenin hikâyesi ise şu kıssaya dayanmaktadır:

Oğulları olan, Sam, Ham ve Yasef kendisine iman etmelerine karşın Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanıp iman etmez. 1000 seneden fazla Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine karşın ne yazık ki çok zulme uğrar ve onların alaylarına maruz kalır. Sonunda kavmini Allah’a şikâyet eder.
Allah, Hz. Nuh’a çok büyük bir gemi yapmasını emreder. Ve ona yardım etmesi için Cebrail (as) kendisine yardımcı gönderir.
Hz. Nuh emre itaat ederek büyük bir gemi yapar ve kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirir. Her cinsten birer çift hayvanı da yanlarına alır. Ve Allah sonunda büyük tufanı koparttır. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kaplar. Ten nur’un kaynaması ile gemi hareket eder. Sadece gemiye binen müminler kurtulur.

Gemi aylarca suda kalır. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başlar. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirmeye başlarlar. O zamanda yapılmış çorbaya bugün Aşure diyoruz.  Kaynak : http://dinihaberler.com.tr  

7 Kasım 2013 Perşembe

KAPTAN GOKHAN ZARAGOZA´DA ve ANNEMLERDEN GELEN PAKET


Ben nisanliyken, kardesim Gokhan henuz kaptan  olmak için ogrenciydi.  
Ozamanlar hayal kurardik. 
Gokhan  “ abla,  bakarsin birgun benim gorev  yaptigim  gemilerden biri  Ispanya´ya gelir.  Ben de size ugrarim ne guzel olur “ der di.
Hani hep derim ya “yurekten isteyin, olur” diye. 
Oldu iste.

Kardesimin staj yaptigi gemi Ispanya´ya geldi.
Ve birgun izin alma imkani da olunca,  Canimin içi ile kardesimi gidip alip evimize getirdik. 

Zaman sorunundan dolayi  cok degil, ancak bir aksami birlikde geçirip bir de kahvalti keyfi yapabildik.  
Ama bu kisacik zaman dilimi bile hem ona hem de bize guzel bir moral oldu.   

Gemisi  baska bir ulkeye ulasmak uzere Ispanya sularindan ayrildi bile.

Gule gule kardesim yolun da, denizlerin de hep açik olsun.
Allaha emanet ol…. Seni çok seviyorum canim kardesim.












Kardesimi yolcu ettikden 2 – 3 saat kadar sonra  zilimiz çaldi.
Gelen, Istanbuldan adimiza gonderilen kargo peketiydi.


Annemler daha açar açmaz,  burnumu sizlatan çok harika bir paket yollamislardi bize.

En uste Deniz´imin paketini koymuslar.  Kiyafet, sampuan ve emzik. 
Ah simdi çiçegi burnunda anne adayi olarak ben aglamayayim da kimler aglasin. 
Tulumu, sapkasi,  eldiveni oyle tatli, oyle guzel ki, askisi ile birlikte dolap kapaklarindan birine astim. Sabahtan beri içinde Deniz´im varmis gibi sohbet ediyorum kiyafetle. :-)

Diger paketlerden bana, Canimin Içine ve Canimin içinin yegeni Mehmet´e hediyeler çikti.


Derken en alttaki buyuk torbaya sira geldi.

Allahim yarabbim ne yok ki içinde. 
Peynirinden yufkasina, krakerinden  baharatina, çerezinden tarhanasina,  kabartma tozundan salamura asma yapragina kadar, daha neler neler ,  hersey var.

Boyle bir paketin karsisinda duygulanmamak mumkun mu hiç.  Ne var ki duygulanacak demeyin sakin. Paketten çikan bu bir dolu seyin bir kaç çesidi hariç,  diger hepsi,  ya da benzerleri tabiki burada var.  
Sakiz bile gondermisler mesela, burada yok mu, tabiki var.  Ama beni duygulandiran ve gozlerimi yasartan asil paketten çikan diger seyler di.

Çunku birde paketten çikan ama  fotografa yansimayan seyler  var.

Neler mi;
Aile olmanin sicakligi var mesela,  en içteninden…
Buram buram ozlem var,  en uzagindan…
Gozden irak olsak da gonullerin yakin oldugunu bilmenin mutlulugu var,  en guvenlisinden…
“Bizi mutlu etmek için ellerinden geleni yapmislar “ demenin keyfi var, en duygulusundan…

Daha ne olsun ki, hangi para satin alabilir ki bu duygularin yasattigi mutlulugu.

Canim ailem hepinize,  butun kalbimle çok tesekkur ederim.
Allah eksikliginizi gostermesin. Herzaman VAR OLUN.
Sizi çok seviyoruz, çok tesekkur ederiz.
Gungor – Ahmet - Deniz 

28 Ekim 2013 Pazartesi

Fiesta del Pilar

Ispanyanin etkinlikleri, bayramlari hiç eksik olmaz. Bu etkinliklerden en sonuncusu da 12 Ekim haftasinda kutlandi.  Bayramin adi Fiesta del Pilar. Pilar isimli bir azizeyi anmak adina kutlanan bir bayram. Zaragoza da bu azizenin adini tasiyan ve benim ozellikle dis mimarisine bayildigim Pilar katedrali var. Bayram oncesinde o katedralin onunde demirden bir iskele kuruluyor. Ve 12 Ekim gunu de isteyen herkes yoresel kiyafetler giyerek bu azizeye sunmak uzere o kurulan iskeleye çiçek birakiyor.

Yani daha anlasilir sekilde  soyle dusunebilirsiniz. Bu azizenin sonuçda bir mezarligi ya da turbesi yok. Ama insanlar sevgilerini, saygilarini dile getirmek, inançlarini gostermek için kendisine çiçek sunmak istiyorlar. Iste bu çiçek sunma isi bayram seklinde kutlaniyor. Ve sadece Zaragoza da kutlandigi için Ispanyanin her yerinden insanlar bu bayrama katilmak için buraya geliyor. Bizim de Madrid´den misafirlerimiz gelmisti mesela.  
Festival seklinde kutlanan bu bayram Ekim ayinin 12'sinden önceki ilk hafta sonu başlayıp,  ertesi Pazar gunu bittiği için yaklasik olarak 10 gün kadar süruyor.

Fotograflarda da goreceginiz gibi bu seneki “ çiçek sunma” etkinligine bende katildim. Yaklasik olarak 3 saat kadar ayakta sira bekleyip, birde ustune soguk aldigim için sonrasinda rahatsizlandim melesef. Bu nedenle yeri gelmisken hastaligimdan dolayi kutlayamadigim geçmis kurban bayraminizida geç de olsa kutluyorum. 


Canimin Içi etkinlige bu yil sadece Adiyaman salvari ile katilmisti. :-) 
Yillar once ise o da geleneksel kiyafet giyinmis. Ve bence çok da yakismis. 



 
Canimin Içinin yanindaki Julio ise, 

bu yil da bu kiyafetle katilmisti etkinlige.

Festivale ilgi çok buyuk. Buyuk, kuçuk, genç, yasli herkes, çesit çesit, renk renk yoresel kiyafetleri ile sokaklari senlendiriyor. Hatta minicik bebeklere bile giydiriliyor bu kiyafetlerden. Isin zor olan tek yani çiçek birakmak icin kilometrelerce uzunlukta olup saatlerce suren sirayi beklemek. 






Yukarida fotografini gordugunuz iskele piramit seklinde olup,  dort bir tarafi en tepeden en asagiya kadar çiçeklendiriliyor.
Siraniz gelince çiçeginizi gorevliye veriyorsunuz. 

Sonra çiçek elden ele ulastirilarak iskeledeki yerini aliyor.  

Sonunda iskele okadar guzel bir goruntuye burunuyor ki, insanlar gunlerce gelip onunde fotograf çektiriyorlar. 


Ayin 12 sinde yapilan çiçek sunmanin disinda, bir gun sonra da  "Meyve Sunma" etkinligi yapiliyor. Bu sefer de baska bir alandaki kutlama yerine çiçek yerine meyveler birakiliyor.
Son olarak da  "Rosario de Kristal" denilen aydınlatılmış dini heykel tasinan  resmigeçit yapiliyor.
Şehirdeki boğa güreşi arenasında da televizyondan bile izlemeye dayanamadigim boga guresleri yapiliyor.

Bunların disinda  özel kıyafetler giyinmiş, ismine Cabezudos denilen  karakterler çocukları eğlendiriyor.



Ayrica bir de sehre  geçici olarak donme dolap kuruldu.


Islevi donme dolap ama bence sehrin manzarina ayri bir guzellik katti. Keske hiç kaldirilmasa.

Pilal katedralinin

 doyumsuz mimarisinden bir kaç kare.

Gecesi gunduzu ayri guzel gerçekten.

Veee bu bayramda doyumsuz bir havai fisek gosterisi ile bittiiii.

Fotograflari uzerlerine tiklayarak buyutebilirsiniz. 
Hepinize keyifli seyirler.
Sevgilerimle.
Gungor Ekinci Saglik

7 Ekim 2013 Pazartesi

DENIZ´ime mektup


Canim DENIZ´im,

Henuz cinsiyetin belli degil ama, baban ve ben DENIZ  koyduk ismini.  
Kiz da olsan erkek de olsan Deniz´imiz sin bizim.

Deniz manzarasini da çok seviyoruz biz, deniz de yuzmeyide.
Ismindeki harflerin ahengi de hos geliyor kulagimiza.
Denizlerin dunya için oneminide biliyoruz tabiki.
Ulkemizin vatan sevdalilarindan birinin adi da  Deniz di.
Ayrica baban da ben de içinden deniz geçen ve bizce dunyanin en guzel sehrinden geldik buraya.   
Denizi bukadar çok sevsek de,  deniz yok simdi yasadigimiz  sehirde.  
Ama artik sen geliyorsun canim. Denizin guzelligini ve onemini sen getireceksin hayatimiza ve sehrimize.

Daha gelmeden hayatimi / hayatimizi okadar çok doldurdun ki bilemezsin.  
Sanki,  sen benim içimde bir tomurcuk degilde,  ben senin içinde bir adacigim.  Sagim solum onum arkam seninle çevrili adeta.

Varligini ogrendikden sonra benim bunyemde bazi rahatsizliklar oldu. Sana olan sevgimle ve babanin destegi ile hepsinin ustesinden gelmeye çalisiyorum.  Bu nedenle dil kursumu da, resim kursumu da birakmak zorunda kaldim.  Yaklasik olarak 10 gun oncesine kadar bu rahatsizliklardan dolayi evden de mecbur olmadikca çikamiyordum.  Ama beni etkileyen her olumsuz sey için agzimdan çikan tek sozcuk  “ yeterki ona birsey olmasin da ben herseye dayanirim “  oluyor biliyormusun.

Seni daha  kucagima almadan, yuzunu gormeden, kokunu duymadan bile oyle çok seviyorum ki tahmin bile edemezsin.  Annelik hatta anne adayi olmak bile çok guzel ve çok farkli bir duyguymus Deniz´im. 

Anneannen bazi durumlarda “ anne olun da gorun “ derdi.  Anne olunca ne degisecek ki derdim kendi kendime.  Yanilmisim, çok sey degisiyormus megerse.

Mesela;
Gungor kizim kalin giyin hava soguk biraz.
Ayyy anneee çocukmuyum.
Ahhh kizim anne olda gorurum seni. (!?)

Simdi ise aklim çikiyor ben ince giyersem sen de usurmusun diye.

Gungor kizim tasa oturma hasta olursun.
Ayyy anneee bisey olmaz.
Ahhh kizim anne olda gorurum seni. (!?)

Oysa simdi odum kopuyor hasta olup seni de hasta edermiyim diye.

Gungor kizim herkese guvenme arkadas seçimine dikkat et.
Ayyy anneee …….
Ahhh kizim anne olda gorurum seni. (!?)

Bugun ise daha simdiden dusunuyorum seni disaridaki kotuluklerden koruyabilecekmiyiz diye. 

Anne – baba olmak kendi varligini çocuguna gonullu olarak hediye etmek, artik onun için yasamakmis megerse, sayende ogrenmeye basladim yavas  yavas.

Birde endiselerim var tabiki henuz seninle paylasmadigim. 
Ne var ki endiselenecek deme sakin, anne ya da baba olunca gorursun sende ….. :-)

Mesela biz Turkuz ama Avrupada yasiyoruz.  Anavatanimiz baska, anadilimiz baska.  Milli marsimiz, milli ve dini bayramlarimiz, geleneklerimiz, goreneklerimiz, deger yargilarimiz, tarihimiz, kulturumuz hepsi bambaska.

Ama, sana iki kulturude en iyi sekilde ogretmek için elimizden geleni yapacagimiza soz veriyoruz Deniz´im.

Varligini ogrendigimizden beri içimde çiçekler açiyor, kelebekler uçuyor, guvercinler kanat çirpiyor sanki.  Bu duyguyu birde babana asik oldugumda yasamistim.

Seni ultrasonda gozyaslari ile izlerken ve kalp sesini ilk duydugumda Allahin bize bir hazine armagan ettigini dusundum. Simdi dort gozle yolunu bekliyoruz canim.  Dunyaya gelmek için annen ve baban olarak bizi seçtigin için çok tesekkurler. Seni çok seviyoruz.  Kosulsuz olarak omrumuzun sonuna kadar da hep sevecegiz.

Tek duamiz senin hayirlisi ile saglikli bir sekilde dunyaya gelmen. Ve tabiki sonrasinda da hayatina saglikli ve hayirli bir birey olarak devam etmen.

Bu sana ilk mektubum oldu Deniz´im,  ama devami gelecek.  Mektubu aldiginda bir tekme atarsin anlarim aldigini. :-)  Mektubuma burada son verirken ozlem ve merakla ultrason fotografini operim.
Sevgilerimle,
Seni çok seven Annen….


3 Ekim 2013 Perşembe

LEYLEGIN AGZINDAKI BEBEK BIZIM :-)


Özlemle, umutla, mutlulukla hepinize yurekden merhabalar sevgili okurlar. 
Uzun zaman oldu degil mı? Nasilsiniz bakalım? Umarım hepinizin hayatında hersey yolunda, keyifler tikirindadir.
Tamam, tamam. :-)  " Güngör, bizi bırakda, bunca zamandır asıl sen nerelerdeydin, ne yaptın ? " dediğinizi duyar gibiyim.

Arkadaslar, valla nerden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum ama, sizlere benim icin coooook önemli olan bir haberim var. 

Nirinii niiiiiiiinnnnn ; bebek bekliyorum.   :-)))))))))))

Evet,  Rabbim nasip ederse, Nisan ayinin basinda bizde çocuklular kervanina katilicaz insallah. 
Içimde çiçekler açiyor, kelebekler uçuyor, guvercinler kanat çirpiyor sanki. Allahim bu guzel duyguyu isteyen tum kadinlara nasip etsin, tattirsin insallah. 

Aslinda yazmayi istedigim okadar çok olay, duygu ve dusunce varki nasil siralasam, nerden baslasam bende bilemedim. Onun için oncelikle blogda olamadim sure boyunca geçen hamilelik surecimi sizlerle paylasmaya karar verdim.  

Temmuz ayının ortalarına yakındı, iki gün boyunca şiddetli mide bulantisi ve vücut ağrısı sıkıntısı yasadım. Ama yediğim birsey dokundu heralde  dedim, hastaneye gitmedim. Doktor arkadasımızdan aldığım tavsiyelere gore evde  tedavi oldum. Bunu takip eden bir ay boyunca ise geceleri hep ateslendim. Fakat yazin havalar burada çok sicak geçtigi için sicaklardandir dedim yine bisey anlamadim.
Sonrasinda, yani Agustos ayinin ortalarinda ise artik bunyem daha belirgin belirtiler gostermeye baslayinca doktora gittik. Ve beni gozyaslarina bogan o muhtesem haberi aldik.
Iste o gunden sonra eski Gungor gitti yerine çok tuhaf bir gungor geldi inanin.
Simdiye kadar hiç kusmadim ama bulantilardan oldum oldum dirildim. Hemde sadece sabahlari da degil, gece uyurken bile neredeyse 24 saat.

Beni taniyanlar bilir çikolata ve çerez delisiyimdir. Birakin bunlari yemek, paketlerini bile gormeye tahammul edemez oldum.  Son gunlerde çikolatayi az da olsa yiyebiliyorum. Ama çerezleri sirf bebek için zorla çikolataya batirip yiyorum ve uzerlerine hemen su içiyorum. 

Ilk 3 aylik surecin içinde dogru duzgun beslenebildigim soylenemez malesef.  Midemi rahatlatsin diye sadece tuzlu peynirle ekmek yiyebiliyordum.  Et gorunce kan ve ahir kokusu, tavuk gorunce kumes kosusu, balik gorunce yogun bir sekilde iyot ve yosun kokusu aliyordum ve midem kalkiyordu.

Ama gozumde bunlardan daha buyuk sabikali birsey var ki o da salça. Allahim yarabbim ben ki yemegin bol yagli ve salçalisini seven bir kulundum boyle mi olacaktim ?!
Ozellikle 1,5 aydan 3. ayin sonuna kadar hemen hemen herseyden igrenti gelmisti.  O donemde bazi seyleri zorla yemistim. Zorla yedim diye simdi onlarida gormek istemiyorum.

Bu sureçde sadece meyvelerle aram iyiydi. Her meyveyi yiyebildim.  Birgun Canimin içi murdum erigi getirdi. Aslinda oncesinde canimin çektigi birsey degildi ama,  erikleri gorunce çok ilginç bir sekilde sanki hayatimda ilk kez erik goruyormusum gibi çok buyuk bir sevinç kapladi içimi. Bir aksamda evde otururken buranin meshur bir yemegi var Tortilla de patatas diyorlar, patatesli omlet benzeri birsey diyebilirim. Canim ondan çekiyordu, nasil oldu anlamadim ama  bir kaç saat sonra Canimin içi bir dilim sicacik Tortilla ile geldi. Okadar sik aklimdan geçenleri okuyorki bazen olagan ustu guçleri oldugunu dusunuyorum zaten. :-)
Bir de bir meyve suyu reklaminda seftalinin ikiye bolunmus hali hosuma gitmisti.
Bunlarin disinda da zaman zaman annemin boregi ve mantisi, Sukriyemin sarmasi birde çitir çitir lahmacun için olsada yesek dedigim olmustu.   Turkiyeye gittigimde doya doya yerim artik insallah.

Veeee hayatimi dar eden kokular….
Hangisi mi? hepsi….

Yemek kokusu, sokak kokusu, insan kokusu, dukkan/ restaurant kokusu, nehir kokusu, çamasir kokusu, temizlik maddeleri kokusu….Kisaca akliniza gelebilecek her turlu koku.
Hatta 2 hafta once televizyonda bir dizide evin annesi utu yapiyordu. Vallahi kadin utu yaptikca bizim ev utu kokmaya basladi. Oyle midem bulandiki kanali degistirdim.

Hee televizyon demisken, hani su bulasik makinesi reklamlari var ya, onlarda ki yemek artiklarini gormeye de dayanamiyorum. Sigaranin cigerleri ne hale getirdigini gosteren reklama ise hiç tahammulum yok.
Bunlara tahammulum yok da baska seye var mi sanki ?
Midemi bulandiran seylerden biride bilgisayardi. Bilgisayari gorunce bile basim donup midem bulanmaya basliyordu. Kendisi ile yeni yeni duzelmeye basladi aramiz. Birde konsantrasyon ve enerji eksikligi sorunum  var. Odadan salona geçerken bile nefes nefese kaliyorum. Bir paragraflik bir metin bile okusam okudugum seye konsantre olamiyorum ve okudugumu anlayamiyorum dogru duzgun. Bu nedenlede blogumdan da uzak kaldim zaten.

Siddetli bas agrilarimdan, dis agrilarimdan, bel ve karin agrilarimdan, bazen tepeden tirnaga kadar her yerimi saran inanilmaz siddetli vucut agrilarimdan, uykusuz gecelerimden, her dustan sonra kollarimda ve bacaklarimda olusan siddetli kasintilardan,  rahatsizliklarimin her fazlalasmasinda acaba “ minik canim “ da   yolunda gitmeyen birsey mi var diye diye yasadigim endiselerden,  tuhaf ruh hallerine girip sebepli sebepsiz aglama isteklerimden ve tum bunlarin detaylarindan bahsetmiyorum bile. Ne kadar rahat bir 3 ay geçirmisim degil mi ?! :-)))
Neyseki geçen hafta 3. ayimizin dolmasi ile bu hafta bunyemde ve huyumda bazi seyler yoluna girmeler basladi. 
Sevgili okurlar kaç dakikadir kaç cumle, kaç durum okudunuz hepsi anne adayinin hayatini guçlestiren durumlar degil mi  ? Ve tum bu sikintilarin hepsini ayni anda yasiyorsunuz.  Ki saniyorum ki bu yazdiklarimin ne kadar zor seyler oldugunu en iyi yasayanlar bilir. Tabiki sorumluluk sahibi baba adaylarinin destegini de kesinlikle unutmamak lazim. 

Bu arada yeri gelmisken, benim yuzumden dogru duzgun yemek yiyemeyen, gece uykusu uyuyamayan, surekli aglak bir suratla evde dolasan esine tahammul edip destek olan, anlayis gosteren   Canimin Içine  butun kalbimle tesekkkur ederim.
Arkadaslar tum bu yazdiklarimi yasarken oyle çok seyler fark ediyorum ve dusunuyorum ki anne baba hakki ile ilgili olarak. Sonraki yazimda bunlara da deginecegim.
Bu   mujde içerikli bir merhaba yazisi olsun.  Simdilik minik canimdan ve benden hepinize yurekden selamlar, sevgiler olsun.
Çiçegi burnunda anne adayi Gungor Ekinci Saglik

Gorsel vektorelçicim.net´den.

8 Ağustos 2013 Perşembe

Heeey oradakiler, bayramlarin kiymetini bilin olur mu !!!


Çok degil,  2 – 3 yil oncesine kadar hersey aklima gelirdi de,  bir gun benim  de “ eski bayramlar ya da bizim oralarda bayramlar…. soyleydi, boyleydi “ diye nostalji yapacagim hiç aklima gelmezdi.

Geçen yilki ramazan bayraminda Turkiye de oldugumuz için megerse ben anlamamisim   durumu!

Bu Sabah kalktik Canimin Içi ile bayramlastik, bir de Turk bir arkadasimiz  var onunla bayramlastik, 
ahanda bitti,  hepsi bu kadar. 

Ben ki, oyle bir evden geliyorum ki, bayramlarda bizim eve gelen misafirlerin ayakkabilarini duzeltmek için bile bir kisiye ihtiyaç vardi.  O derece dolup tasardi yani evimiz.  Oyle yorulurdum ki bayram boyunca kosturmacadan, topuklarim zonklardi valla.

Bu sabah Japon arkadasim Ayako ile kahve içip sohbet ettik biraz. Bizim bayram geleneklerimizden bahsettim ona.  Oyle sasirdi ve hayran oldu ki, "ne guzel adetter mis " dedi.   

Degerlerimizin Turkiyedeyken de farkindayim  tabiki. Ama bugun oyle bir bosluk içinde hissediyorum ki kendimi, daha da çok fark ettim kiymetlerini. Onun için diyorum ki  “Heeey oradakiler bayramlarin kiymetini bilin olur mu !!!  
Gurbet elde olunca  ne kapida seker  tutacak çocuk var, ne de evde baklava ikram edecek misafir. 
Cami olmadigi için, ne namazdan gelmesi beklenen evin erkek fertleri,  ne de onlar  gelmeden once binbir ozenle hazirlanmis olan bayramlik kahvalti sofralari.   
Ne bayram harçligi verilebilecek kuçuk yegenler, ne sikica sarilip kocaman opulecek anne, baba ve kardesler.  Dost ve akrabalar da cabasi tabiki.  Internetten ya da telefon ile sanal sanal bayramlasabiliyoruz sadece.  
Ben de kahvaltida  Canimin Içi için,  çok sevdigi Pekmezli Yumurta yaptim.  Tarifini de daha once yayinlamistim. Isterseniz buradan ulasabilirsiniz. Fotograf eskiden yaptigima ait.

Bir çok kisi bayram tatillerini sehir disina kaçmak, ortamdan uzaklasmak için firsat biliyor ne yazik ki. Tamam kosturmacanin son surat devam ettigi Turkiye sartlarinda, biraz nefes alip eglenmeye calismak herkesin hakki tabiki.   Ama yok ya, valla yok. Bayramlari bayram tadinda yasamak lazim bence.  Buyukleri hatirlayarak, kuçukleri sevindirerek, bol bol tatli yiyerek  ( ben oyle yapardim J ) geçirmek lazim bayramlarimizi.

Amaaan neyse iste, içimden geldi yazmak istedim bunlari.

Hepinize iyi bayramlar, kalin saglicakla,

Gungor Ekinci Saglik

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Bayramimiz mubarek olsun



Onbir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin  son gününe geldik. Allah yaptigimiz tum ibadetlerimizi, yapmaya çalıştığımız hayırlarımızı kabul etsin. Yarın Allahın izni ile bayramı karşılayacağız.

Hepinizin mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyor, tüm dünyaya barışın, dostluğun, anlayışın, hoşgörünün, bereketin hakim olduğu, savaşların, açlığın, felaketlerin olmadığı, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice nice bayramlar diliyorum.

Tüm dualarınızın kabul olduğu bir bayram sabahına uyanmanızı diliyor yurekden sevgilerimi gonderiyorum.

Güngör Ekinci Saglik

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Çay Partisi nedir?


Britanya Krallığı’nın Amerika’ya sevk edilen çayın vergisini artırması üzerine, vergiye isyan eden Boston halkı, 1773 yılında limana gelen bir parti çayı (tea party) denize dökmus.  Çay Partisi adı verilen bu eylem Amerika’da bağımsızlık hareketini başlatan eylemlerden biri sayilmis.

Yani çay partisi adi çayla tatlandirilan partiden degil,  limana dokulen bir parti çaydan geliyormus.  Ben de yeni ogrendim, sizlerle de paylasmak istedim. 

Gorsel : www.egitimkutuphanesi.com
Sevgiler.
Gungor Ekinci Saglik