22 Kasım 2009 Pazar

TÜM HAYALLERİMİZ GERÇEK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

Merhaba Arkadaşlarım,

Harika, süperşahane, çoook güzel bir hafta diliyorum hepimize.
Nasıl geçti hafta sonunuz? Benim şahaneydi çok şükür.
Canım dostum Dido’cuğumla harika bir Pazar günü keyfi yaşadık. Beltur tesisi olan Emirgan Sarı Köşk’de enfes bir kahvaltı yaptık.

İstanbul’da yaşayan ve yolu İstanbul’a düşen herkese tavsiye ederim. Mekan süperşahane, kahvaltı çeşitleri çok fazla ve çok lezzetli. Açık büfe zeytinyağlıları da harika.

Image Hosted by ImageShack.us

Yukarıda resmini gördüğünüz yapay gölün önünde bol bol olumlamada yaptık tabiî ki.
Her şey için Allaha şükranlarımızı sunarak bitirdik günümüzü.

Malum yeni bir yıla giriyoruz. Ben Aralık ayını, hem doğduğum ay olduğu için, hem de yeni yılı karşılamaya sayılı günler kaldığı için çok severim. Bir çok kişi de hayatlarına çeki düzen vermek için, yeni başlangıçlar yapmak için, yeni yılı, yeni ayı, yeni haftayı beklerler. Ben de yeni yıla pırıl pırıl yeni umutlar, dumanı üstünde olumlamalarla girmek isteyen arkadaşlar için ayın son haftasında yeni olumlama cümleleri yayınlamak istiyordum.

Doğruyu söylemek gerekirse bu son hafta biraz enerjim düşmüştü. Meditasyon yapmakda bile zorlanıyordum. Ama bugün toparlanıp kendime geldim. Şimdi yine enerjim tavanda yani.
Ve düşündüm de mutluluğumuzu neden yarına, ay sonuna, yıl sonuna bırakalım ki dedim kendi kendime.

Düşünsenize arkadaşlar gerçekden layığı ile yapılan olumlamalar 21. günden sonra etkisini göstermeye başlıyor.

Ve diyelim ki siz hayatınıza bolluk bereket çekmek istiyorsunuz.
Olumlamalara bugün başlarsanız yeni yıla bolluğu hayatınıza çekmiş olarak gireceksiniz.
Yılbaşından sonraya bırakırsanız, yeni yıla en fazla içinde bulunduğunuz halinizle gireceksiniz.

Kilo mu vermek istiyorsunuz?
Olumlamalara bugün başlarsanız haftada bir kilodan hesap edersek yeni yıla 5 kilo eksik gireceksiniz.
Yılbaşından sonraya bırakırsanız, en iyi ihtimalle şimdiki kilonuzla gireceksiniz hatta birkaç kilo daha alarak bile yeni yılı karşılamanız mümkün.

Hayatınıza dünyanın en güzel duygusunu yani aşkı mı çekmek istiyorsunuz?
Olumlamalara bugün başlarsanız yeni yılı hayatınızın aşkı ile karşılama ihtimaliniz çok yüksek.
Yılbaşından sonraya bırakırsanız da büyük ihtimalle yalnız gireceksiniz.

Yeni yıla daha sağlıklı, daha mutlu, daha umutlu daha neli neli girmek istiyorsanız onu hayatınıza çekmeniz mümkün arkadaşlar. Lütfen ZİHNİNİZİN GÜCÜne inanın.

Yapmanız gereken tek şey ne istediğinizi tam olarak belirlemek, bol bol hayal kurmak, HAYALİNİZİN İÇİNDE OLMASINI İSTEDİĞİNİZ ŞEY SANKİ GERÇEKLEŞMİŞ GİBİ YAŞAMAK ve son olarak şükretmek. ( Ben artı olarak bolca dua da ediyorum bu arada).

Şöyleki;
Hayaliniz gerçekleşmiş,
Çok mutlusunuz,
Gerçekleşen hayalinizin sesi, kokusu, rengi, tadı varsa bunları hissedin,
Bütün düşündükleriniz mükemmel bir şekilde gerçekleşiyor, son derece mutlusunuz, mutlu olduğunuzu hissedin.
Hayallerinizde cek-cak’lı, meli-malı’lı lı zamanlara yer yok. Örneğin hayalinizi olaCAK, olMALI gibi cümlelerle kurarsanız, hayalleriniz hep askıda kalır ve olmasını beklersiniz.
Günde sadece 10 dakikanızı Allahı düşünmeye ayırın. Ne kadar büyük bir kuvvetin bizden yana olduğunu düşünmek bile kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın, insanoğlunun gücünün yetmediği şeylere onun gücü yeter.
Son olarak bunun için Allaha şükredin, çünkü şükür bereketi doğurur unutmayın.

Örneğin hastalıktan korkuyorsanız, iyileşmek istiyorsanız, bir ton ilaç kullanıyorsanız, öte yandan da çok hastayım, iyileşemiyorum diyorsanız, üzgünüm arkadaşlar ama iyileşmeyi beklemeyin. Endişeleriniz korktuğunuz şeyleri başınıza getirmekten başka bir işe yaramaz çünkü. İyileşmek istiyorsanız öncelikle çok sağlıklı olduğunuza inanmanız, buna odaklanmanız gerekiyor yani.

Aşağıda işinize yarayacağını düşündüğüm birkaç konuda olumlamalar hazırladım size.
Daha doğrusu yaptığım olumlamaların bir kısmını buradan sizlele de paylaşmak istiyorum.

Olumlamaların ister tamamını yapın ister bir kısmını ama öncelikle ilk paragrafı mutlaka yapın. Çünkü eminim içinizden “ ya yapıyorum yapıyorum olmuyor” diyenleriniz de vardır. Bu aslında tamamen yılların getirdiği yanlış inançlarımız ve bilinçaltımızın hayatımıza koyduğu blokelerlerin bir sonucu. Onun için ilk paragrafda blokelerimizi kaldırmakla ilgili öğrendiğim ve yaptığım olumlama cümlelerine yer verdim.

Hayatınıza sahip çıkın arkadaşlar, yoksa başkaları gelip sahip çıkar. Bir de bakarsınız ki UMUTsuz ve mutsuz hayatınızı başkaları için yaşımışsınız. Hepinize “ KADERİNİZİN KÖLESİ DEĞİL, HAYATINIZIN EFENDİSİ OLDUĞU” şahane bir ömür dilerim.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

Çevrem tarafından, bilerek ya da bilmeyerek alt ve üst bilincimde oluşturulmuş tüm negatif ve gereksiz kodlamaları, düşünce kalıplarını iptal ediyor, yerlerine bütün olmak bilincini, sevgiyle yerleştiriyorum.
Farkında olarak ya da olmayarak kendimde yarattığım tüm engellemeleri iptal ediyorum.
Farkında olarak ya da olmayarak kendime koyduğum tüm blokeleri kaldırıyorum.
Yolumun Tanrısal ışık ve sevgiyle açılmasını talep ediyorum.
Kendimi tamamen evrensel kaynağa teslim ediyorum.Teslimiyet içindeyim, güvende ve emin ellerdeyim.Allah bana ihtiyacım olan herşeyi zamanında sunuyor.
Kendi varlığımı olduğu gibi kabul ediyor ve kucaklıyorum. Ancak böylece yaşamımı güvenle sürdürürüm.
Geçmişi, geçmişimdeki herkesi ve kendimi sevgiyle affediyorum ve serbest bırakıyorum.

PARA, BOLLUK, BEREKET
Maddi rahatlık, bolluk ve bereket içindeyim.
Evren bolluk içinde ve evrenin bolluğu bana zahmetsizce akıyor.
Bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılayacağım kaynaklara sahibim.
Parayı, hayatı, özgürlüğü, ve gücü seviyorum.
Hayatı bütün muhteşemliği ile yaşamam için, eğlence, dinlence,yardım ve günlük ihtiyaçlarımı en iyi şekilde karşılamak için , işlerimi geliştirmek, tasarılarımı gerçekleştirmek için para bana zahmetsizce gelir, ve ben sevinçle harcarım.
Ben çok şanslıyım hep kazanırım.
Bu zengin bir evren ve hepimiz için bolluk var.
Para bana zahmetsizce ve çoğalarak gelir, ben de keyifle ve sevinçle harcarım, hayırlara vesile olurum.
Evrenin sunduğu bolluk akışına tümüyle açığım.
Hayatımda bol sevgi, bol para, bol zaman ve sonsuz bilgi her zaman mevcuttur ve tam zamanında karşıma çıkarlar, bende uzanıp alırım.
Çalışarak, üreterek, ve paylaşarak yaşadıkça bolluk bana akar.
Allahım bolluk ve bereket kapılarını bana sonuna kadar açık tuttuğun için sana şükürler olsun. Çok teşekkür ederim.

UYGUN EŞ
Gönlüme, yaşadığım hayata uygun, beni sevip bana saygı duyan, benimde sevip saygı duyduğum,beni mutlu eden, benimde mutlu ettiğim eşim, hayat arkadaşım, uygun zamanda ( burada isterseniz süre verebilirsiniz) bana geliyor. Çok mutluyum.Ben güzelim, akıllıyım,değerliyim, eşimde bunların farkında, beni takdir ediyor, destekliyor, güveniyor. İkimizinde birbirimize olan sevgisi hergün katlanarak artıyor. Allahım beni böyle güzel bir evlilikle taçlandırdığın için sana şükürler olsun, çok teşekkür ederim.

KİLO VERME
Dahada sağlıklı olmak için hızla kilo veriyorum. Duygularımla barış halindeyim. Mutlu, ince ve zinde, ideal bedenime sahip olmayı hak ediyorum. Mutlu, ince, zinde, sağlıklı , güzel bir bedenim var. Zihnimde ince olduğumu görüyorum.İçinde sevgi olmayan herşeyi bırakıyorum. Herkesi affediyorum.Kendimi ve herkesi bağışlıyorum.Ben kendimi seviyorum.Sadece acıkınca yemek yerim.Aç olup olmadığımı bilirim. Kendime saygı duyuyorum. Hergün daha da güzelleşip sağlıklı ve zinde hale geldiğimi hissediyorum. Cildim muhteşem, canlı ve sağlıklı. Bedenimi seviyorum.İdeal bedenimi hak ediyorum ve şimdi buna izin veriyorum. Nezaman durmam ve yemem gerektiğini biliyorum.Öncekinden daha az yiyorum.Yeni bir zindelik düzeyine sahibim.Beslenmem çok dengeli, midem rahat..Bedenimin görünüşünü seviyorum.Bağışıklık sistemim mükemmel çalışıyor.Rahat dingin bir hızda yaşıyorum.Yediğim yemekler bana sağlık vererek ömrümü uzatıyor, hafızamı güçlendiriyor, beni dengeli tutuyor.Hücrelerim her geçen gün daha da güçleniyor.İnceyim ve dümdüz bir karnım var. Allahım hep benden yana olduğun için, hayatı hep benden yana kıldığın için sana şükürler olsun, çok teşekkür ederim.

KALİTELİ YAŞAM
Geleceğimde herşeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.Ben emin ellerdeyim. Her an heryerde güven içindeyim.Yaşamımdan memnunum.Heran gelişip öğrenerek ilerliyorum.Her günümü neşe, mutluluk ve kahkaha ile doldururum.Günlerimi çok verimli yaşarım.Hayatın tadını çıkararak var oluyorum.Ben yaşama sımsıkı bağlıyım. Amaçlarımı gerçekleştirmek için tam bir güven ve cesaretle ilerliyorum.Her an heryerde güven içindeyim ve sağlıklıyım. Sevdiğim işleri yaparak ve gurur duyacağım bir hayat yaşayarak her zaman sıcak, samimi ve dürüstüm.Sevgi ve şefkatle doluyum. Duygularımla barış halindeyim.Olduğum yerde güven içindeyim.Büyümeye ve yaşamın sorumluluğunu almaya hazırım.Başkalarını bağışlıyorum ve kendi yaşantımı,isteklerim doğrultusunda oluşturuyorum.Mutluyum, özgürüm.Yapmak istediğim herşey için yeterli vaktim var.Hayatı seviyor ve tadına varıyorum.Yaşamdan zevk almak ve sevmek için alabildiğince özgürüm. Allahım hep benden yana olduğun için, hayatı hep benden yana kıldığın için sana şükürler olsun, çok teşekkür ederim.

SAĞLIK - KİŞİLİK GELİŞİMİ

Bedenimi seviyorum.
Yeteneklerimi, aklımı seviyorum.
Her nefes alışımda rahat, huzurlu ve sakin olduğumu, güçlü olduğumu biliyorum.
Hep sağlıklı ve genç kalıyorum.
Işık ve neşe saçan sevgi dolu bir insanım.
Kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum.
Kendime özen gösteririm.
Ne kadar özel olduğumun farkındayım.
Bulunduğum yere güzellik, neşe ve anlayış götürürüm.
Kendi duygularımla huzur içindeyim.
Kutsal sevgi ile korunuyorum.
Hep genç kalıyorum.
Yaşamda barış ve huzur içindeyim.
Neşeli, mutlu ve özgürüm.
Ben allahın sevgisinden var edildim.
Rahat dengeli ve sakin bir biçimde hayatımı sürdürürüm.
Her an gelişip öğrenerek ilerliyorum.
Her an her yerde güven içindeyim, ve sağlıklıyım.
Her nefes alışımda rahat, huzurlu, ve sakin olduğumu biliyorum.
Ben hep sağlıklı ve güçlü olmayı seviyorum.
Hep yenilenerilenerek ilerliyorum.
Hep genç kalıyorum ve çok sağlıklıyım.
Allahım hep benden yana olduğun için, hayatı hep benden yana kıldığın için sana şükürler olsun, çok teşekkür ederim.

15 Kasım 2009 Pazar

BOZUK bir DÜZEN bu kadar güzel olur

Image Hosted by ImageShack.us

Herkese merhaba arkadaşlar,
Hala duymayanlar varsa duyurmuş olalım, Ekim de tiyatrolar perdelerini açtı. Birbirinden güzel oyunlar var haberiniz olsun. Bugün ben de perdelerimi açtım nihayet :-). Haldun Taner sahnesinde harika bir oyun izledim. Adı : BOZUK DÜZEN

Eser, Dikili’de meydana gelen deprem felaketinin sonrasında, mutlu mesut yaşadıkları kasabalarından, her şeylerini satıp büyük şehre göç eden altı kişilik bir ailenin hüzünlü hikayesinden oluşuyor.

Image Hosted by ImageShack.us


Birbirleri için her türlü fedakarlığı göze alacak kadar birbirlerine bağlı dört kardeşin, büyük şehrin getirdiği çaresizlikler sonucunda yaşadıkları sıkıntılar ancak bu kadar güzel anlatılır. Babalarını göçden kısa bir süre sonra kaybetmişler. Anne, durumu hergün kötüye giden ve hastanede tedavi gören bir karakter olarak işleniyor.

Image Hosted by ImageShack.us


Oyunda yok yok aslında;
Aşk da var nefrette,
Fedakarlıkda var ilgisizlikde,
Alkolde var ihanette
Zengiz kızda var fakir oğlanda :-) ...

Bütün duygular sahneye ve ordanda izleyiciye o kadar güzel aktarılıyor ki buradan okumayla olmaz, mutlaka gidin yerinde görün derim. Oyun iki perde olup 2 saat 45 dakika sürüyor.

Image Hosted by ImageShack.us

Harika bir dekor, tam yerine oturan müzikler, ayakda alkışlanmaya layık oyuncular.
Sonuç mu? İyiki gitmişim dedirten bir oyunun ruhunuzda kalan hüzünlü lezzeti.

Oyunun yazarı : Güner SÜMER
Yönetmeni : Burteçin ZOGA,
Oyuncular: Aziz Sarvan, Gürol Güngör, Berrin Koper, Yılmaz Meydaneri, Demet Bozkaya, Gün Koper, Selin İşcan,Perihan Savaş, Uğurtan Atakan, Ahmet Özaslan, Çağlar Polat, Enes Bazak.
Tabiî ki arka planda ismini yazamadığım daha çok isim var. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

Benim için şahane bir Cumartesi günü keyfi oldu buradan sizlerle de paylaşmak istedim.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

29 Ekim 2009 Perşembe

EN BÜYÜK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

29 Ekim 1923
Cumhuriyetimizin 86. Yılı Kutlu Olsun...

İnsan hiç tanımadığı, görmediği birini bu kadar çok sever, bu kadar çok özler mi ?
Evet, sever ve özler…
Ben seviyorum ve özlüyorum…

Bugün kendi topraklarımızda, hür, bağımsız, güvende, demokratik şartlar altında yaşayabiliyorsak, herkes kabul etmelidir ki bunları ona borçluyuz…

Hatta bir yerde okuduğum ve aynen kabul ettiğim gibi " Türkiye her şeyini Atatürk'e , Atatürk'ü Allaha borçludur...

Ulu önderimiz Ata'mızı, tüm silah arkadaşlarını, tüm gazi ve şehitlerimizi, saygı, şükran ve rahmetle anıyorum. Bu ülkede yaşamaktan, Ata'mın çizdiği yoldan, gösterdiği hedeflere yürümekten, “ fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bir Türk vatandaşı olarak gurur duyuyorum.

Bütün savaşlardan açık alınla çıkan biz çılgın Türklere ve Türk dostlarına selam olsun…
En büyük bayramımız kutlu olsun…

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

27 Ekim 2009 Salı

NENEME MEKTUP

Image Hosted by ImageShack.us

Merhaba sevgili okuyucularım.
Daimi okuyucularım eski yazılarımdan hatırlayacaktır, ben Rize – Kars ortak yapımıyım. Canım anneannem ve canikom teyzem her yıl çay zamanını Rize de geçiriyorlar. 2009 yılının Nisan ayından beri de yine çay diyarı Rize’deydiler. Çok şükür hayırlısı ile hasret bitti ve dün döndüler.

Anneannem hiç üşenmez köydeki onca telaşının içinde sırf ben seviyorum diye dönecekleri günün arefesinde benim için hamsikoli yapar getirir. Bu defa da yapmış getirmiş yine sağolsun canım benim. (Hamsikoli kılçığı alınmış hamsi, mısır unu, tereyağı ve bol yeşillikle ( pazı, soğan, maydanoz) ... yapılıyor).

Nenecim şimdi önce teyzem bu satırları okumuştur sana.
Sonrada sen gözlüklerini takıp kendin okumaya başlamışsındır.
Eline koluna sağlık olsun da hep yap emi. Dün akşam afiyetle yedim, yine çok güzel olmuştu.

Nene tabiki sen de haklısın. Köydeki evi kapatmak, çaylıklarla ilgilenmemek olmaz. Ama büyük olarak başımızda bir sen varsın. Sende çay nedeni ile her bayram köydesin. Bizim için öyle zor oluyor ki anlatamam...

Bazen çocukluğumu öyle özlüyorum ki nene.

Dedemin hergün okul dönüşü çantama attığı finger bisküvileri,
Senin Ramazan davetlerinde donattığın mükemmel sofraları,
Dedemin kışın beni atkımla Ninja kaplumbağaları gibi sarıp sarmalayıp eve yollamasını ve benim dedemin görüş alanından çıkınca hemen atkımı açma çabalarımı,
Benim, yaşıtlarımın ve hatta benden büyüklerin arasında fark edilir davranışlarıma gözlerinle ve hafif gülümseyerek verdiğin gurur dolu onay bakışlarını,
“ Ben bakkal Hüseyin’in torunuyum” demenin ayrıcalığını,
Elinden gelmeyen iş olmadığı için Çavuş nene olarak anılan senin torunun olmanın keyfini,
Dedemin bana seslenirken Güngör’le Cüncör arası bir şive ile kükremelerini,
O tarihlerde sinirlendiğim ama şimdi burnum sızlıyarak ve gülümseyerek anımsadığım, dedemin TRT 1’in haberlerini, hava durumunu, spor haberlerini sonuna kadar izlemelerini,
Teyzemlerin yayık ayranı yaparken kocaman yayığın üzerine bir de beni oturtmalarını,
Tavanda yayık ipinin bağlı olduğu yer vardı ya, hani iş bitince ip oraya geri sokulurdu, senden gizli gizli teyzemlerin o ipi aşağıya indirip bana salıncak yapmalarını,
Rize’li dedemin seyahat otobüsü alıp babamın memleketi Kars’a hizmet sunmaya başladığı günlerdeki görkemi…

Ve daha neleriii neleriiii... Off nene off…

Çok seviyorum seni…
Allah seni başımızdan eksik etmesin.
Hasretle kucaklıyor, sevgi ve özlemle ellerinden öpüyorum.
Torunun Güngör.( yada Cüncör)

18 Ekim 2009 Pazar

AHISKAdan SÖKÜLEN ÇINARlarımız

2005 yılında soyağacımızla ilgili bir araştırma yapıp araştırma sonuçlarını döküman haline getirmiştim.Şimdi bu araştırma sonucunun çok çok özetlenmiş bir kaç sayfasını sizlerle de paylaşmak istiyorum.Köken itibari ile aynı yerlerden geldiğimiz okuyucularım varsa ve bana bir merhaba gönderirlerse çok sevinirim.

*** Edinilen tarihi bilgiler internet sitelerinden alınmıştır.

AHISKA’dan
SÖKÜLEN
ÇINAR’larımız



Image Hosted by ImageShack.us
Mecit dedem ve Gülbeyaz nenem.İkisinide rahmetle ve özlemle anıyorum.

Bu anlatım,
Kafkasya´da bulunan Gürcistan Cumhuriyetinin,
Ahiska ve Tiflis sehirlerinin farkli koylerinden,
Ahılkelek sehrinin  ise Hosbiya köyündeki evlerinden, sevdiklerinden, vatanlarından, bir soykırım uğruna sürülmüş onurlu dedelerimizin, onursuzlar tarafından nasıl katledildiği ve soyağacımız konusunda öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istediğim için hazırlanmıştır.

Öncelike, duygulanarak okuyacağınıza inandığım hepsi gerçek olan bu hikayeyi oluşturmama yardımcı olan, rahmetli Mecit dedem’den, Gülbeyaz nenem’den ve Mehmet dedem’den öğrendiği bilgileri tarafıma aktaran canım babama, kaynak arayışlarıma yardımcı olan sevgili kızkardeşime teşekkürlerimi, dedelerimizin Ahıska topraklarında yaşadığı yerlerin ismini il,ilçe, köy bazında tarafıma aktarıp, yaşanan dramı direkt ilk ağızdan öğrenmemi sağlayan, rahmetli Ethem dedem’e şükranlarımı sunarım.
Güngör Ekinci
15/09/2005

Ne Acıymış Dedelerimin Alın Yazısı
Ahıska’da Atar Yüreğimin Yarısı
Kaçanlara Mesken Olmuş Kafkas Dağları
Varıp O Dağlara Ağlayısım Var.
Güngör Ekinci
07/09/2005

Ahıska, Türkiye sınırına 15 Km. mesafede Gürcistan’ın güneybatısına düşen bölgenin adıdır.Bu tarihi bölge, şimdiki Gürcistan Cumhuriyetinin Türkiye sınırında bulunan, Ahıska, Adgen, Aspinza, Ahılkelek ve Bagdanovka ilçelerine ayrılmaktadır.
Dedelerimiz Ahılkelek´in Hosbiya köyünde yaşamışlar daha doğrusu Rusya’ya karşı canlarını, mallarını, mülklerini, namuslarını koruyabilmek için yaşam mücadelesi vermişlerdir.
...........
Birinci Dünya Savaşı Ahıska Türkleri açısından çok zor bir dönem olur.Evlerini, yurtlarını, terk etmeleri için her türlü eziyeti yaşarlar.Bu eziyete, zorluklara dayanamayanların bır kısmı Erzurum’a, Kars’a ve diğer doğu illerine sığınırlar.13 Ekim 1921’de Gürcistan ile imzalanan Kars Antlaşması ile Ahıska Anadolu topraklarından ayrılır.Böylece Ahıskalı Türkler anavatanlarından kopar.
İşte bu anlaşma ile Mecit dedem’in babası, amcası ve birkaç akrabası Türkiye tarafında, diğer tüm akrabaları Gürcistan tarafında kalır.
..........
Gürcistan tarafında kalanların az miktarda malları dışında tüm mal varlıkları, bağları, bahçeleri, hayvanları, kısacası ellerinde ne varsa hepsi ellerinden alınır.Kimlikleri, kültürleri yok edilmeye çalışılır.Camileri kapatılır.Aydınlar, öğretmenler hapse atılır, işkence görür, hatta bir gecede yok edilir.Bu dönemler yaşanırken Ahıska insanı gittikçe fakirleşir.Türkiye’ye kaçmak istiyenlerin çoğu orada öldürülür, ya da yakalanıp işkence ile öldürülür.  
Artık yaşam sınırın her iki tarafında da zordurKöylerde yokluk ve bulaşıcı hastalıklar kol gezmektedir.

Baba ocağından kaçmak mı zor,
Ana kucağında ölmek mi ?

İşte Mecit dedemin dayısının oğlu Ethem dedem de, 1942 yılında bu zulüm sırasında kaçmayı kafasına koyar.Ya kalıp her soydaşımız gibi Türk olduğu için öldürülecektir, ya yakalanıp sınırda öldürülecektir.
Ama ya sınırı geçebilirse ?
Ethem dedem bilir ki sınırı geçmek kurtuluştur ve ne olursa olsun bunu denemelidir.Artık daha fazla dayanamaz.Korkularını, endişelerini, özlemlerini, anılarını yanına alarak, boğazında bir yumak düğümlenerek, bir arkadaşı ile birlikte, yirmili yaşlarının başında Ahıska’dan, baba ocağından kaçar.Önce İran’a gelirler.Fakat burada sığındıkları İran’lı ev sahibi kendilerini ihbar eder.Ethem dedem ve arkadaşı buradan da Yozgat’a kaçarlar.Yozgat’ta yedi yıl mülteci kampına alınırlar.Uzun süre Türkiye’ye kaçan akrabalarına ulaşamayan Ethem dedem yıllar sonra Kars’ta Mecit dedem’e ulaşır.Fakat o’ da birinci dünya savaşında evinden, barkından kopan büyük dedelerimiz gibi anasından, babasından, kardeşlerinden, yakınlarından kopup tek başına varoluş mücadelesi vermeye başlamıştır.

1944 yılında Stalin’in verdiği bir kararla Kafkasya’da geniş çaplı bir soykırım hareketi için düğmeye basılır.Devletin verdiği emirle Ahıska’nın 220 köyüne Rus askerleri girer.Kadın, çocuk, yaşlı, hasta demeden birkaç parça giyecek ve yiyecekle herkesi evlerinden çıkarıp köy meydanında toplarlar.
Yürekler tedirginlik dolu, ağlayanlar, ağzını bıçak açmayanlar, ortalık ana-baba gününe döner.Bir süre sonra toplanma nedeni anlaşılır.Çünkü sürgün trenine bindirilmek, hatta daha doğru bir ifade ile tıkıştırılmak üzere istasyona getirilirler.Vatanımız dedikleri topraklardan, ata yadigari baba ocaklarından, ne olduğunu anlayamadan bir gece içinde, zorla, acımasızca, koparılıp, bilmedikleri bir yerlere sürülürler.Hem de erkeklerin çoğu cepheden inmeden.

Felaketin en büyüğü bu sürgün yolculuğunda gerçekleşir.Vagonların içinde ayaklarını bile uzatamazlar. Bu şekilde bir buçuk ay boyunca Orta Asya içlerine doğru yol alırlar.Her ihtiyaç vagonların içinde gederilir.Baltayla delerek vagonun içine tuvalet çukuru açarlar.Bu ağır şartlara dayanamayıp hastalanıp ölenler olur.Zaten açlıktan, hastalıktan, soğuktan, mikroptan, bakımsızlıktan ölmeleri için her türlü şart hazırlanmıştır............
Bu zorlu yolculukta 120 bin Ahıskalının 17 bini yolda ölür.Bir kısmı bu zor şartlara dayanamayıp hastalanır.Tren Orta Asya içlerine ulaşınca Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan köy istasyonlarında durarak Ahıska Türkleri beş aileden fazlası bir araya gelemeyecek şekilde çeşitli köylere dağıtılır.Kardeşler, akrabalar birbirlerinden ayrılır, değişik köylere yerleştirilirler.Ve o gün bırakıldıkları köylerden 12 yıl süreyle hiçbir şekilde, hiçbir yere çıkış izni verilmez.Köyden köye geçişler yasaklanır ve köyde olduklarını bildirmek için 12 yıl boyunca hergün köy yönetimine imza vermeleri gerekir.
..........
AHISKA AĞITI ( 1830 düşman saldırısı )

Moskof,ikindide kurdu savaşı,
Mel’ün fırsat buldu verdi ataşı,
Bozuldu Kal’ası dağıldı taşı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, dağıldı kozel Ahıska.

Seherin yarısı onlara yandı
Ah o figan asumana dayandı.
Şehitler kanıyla yerler boyandı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Özüne çare bul, güzel Ahıska.

Ahıska’dan çıktı bir ulu duman
Zulüm Arş’a yetti, vermiyor aman
Mevlam Ahirette nasip et iman
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, bağları kozel Ahıska.

Baltalı analar cenge katıldı
Al belekten Çay’ın yüzü tutuldu
Sabi, sübyan ataşlara atıldı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Özüne çare bul, güzel Ahıska.

Cennet mislin göz önünden gitmiyor.
Viran oldu sağnıad,bülbül ötmüyor.
Elimiz ulaşmaz, kuvvet yetmiyor.
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, bağları kozel Ahıska.
Özüne çare bul, güzel Ahıska.


Kimsenin, kimsenin vatanına, toprağına, bayrağına, kültürüne, kimliğine göz dikmediği,savaşsız, özgür bir dünya dileyerek Ahıska yolculuğumuzu burada bitiriyoruz.
..........
Soyadı kanunu çıktığında sehven bir aileye iki soyadı verildiğinden sülalemiz Ekinci ve Çiftçi olarak iki soy ismine ayrılmış ve bu şekilde büyümüştür.

Kafkas Türkleri’nin Karapapak yani diger adiyla  Terekeme´lerinden olan bizler Ekinci ve Çiftçi soyadını taşıyan çok büyük bir aileyiz.

--- KARS ---

KARAPAPAKLAR:

Kars yolculuğuna çıkmadan önce Karapapak-Terekeme  boyları ile ilgili edindiğim bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kafkasya da ve yakın bölgelerde yaşayan Karapapak Türklerine siyah astragan kalpak giydikleri için komşuları bu adı vermişlerdir.Karapapaklar bazen karakalpaklarla karıştırılır.Ama herhangi bir bağlantıları bulunmamaktadır. Atılgan, hırslı, yiğit, duygusal ve her alanda var olma çabasındadırlar. Kars’ın ünlü ozanlarından Murat Çobanoğlu ve Aşık Şenlik’te bizim gibi Karapapak’dır.

Şimdi hep birlikte Kars’a gidelim Kars’a.............

KARS’A GİDERİM KARS’A
Kars’a giderim Kars’a
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar.

Sözüm yare varırsa
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar.

Giderim böylesine
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar.

Kara kız mahlesine
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar.
Fevzi Az
Kağızman yöresi

--- KARS ---
9.442 Km.kare yüz ölçümüne sahip olan Kars’ın ilçeleri Merkez, Akyaka, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuzdur.
Kars adı Kafkas dağlarının kuzeyinden gelerek bu bölgeye yerleşen Velentur boyunun Karsak oymağından gelmektedir.Türkiye’de ilk Türkçe şehir ismi Serhat şehrimiz Kars’a verilmiştir.
Yöre beslenmesinde hamurlu yiyeceklerin önemli yer tutmasına karşı etsiz yemek neredeyse pişmez.Katmer, Feselli, Mantı(hangel), Pişi, Gatık aşı, Gurut aşı, Kuymak, Mafiş yerel yemekler arasındadır.Sonbaharda Kazlar kesilip temizlenir, tütsülenir, kar altına gömülür.Güzün turşu kurulur, erişte kesilir.Haziran ayında yaylaya çıkılır, yağ, peynir yapılır, hayvanlar otlatılır, sonbaharda yayladan inilir.Gelenek, görenek, halk hikayeciliği, maniler, türküler ile ozanlık geleneği ve benzer şeylerde görülen değişik zenginlik Türkiye’nin hiçbir yerinde nerede ise görülmemektedir.Güzel şehrimiz kültür, tarih, kış sporları, yayla, termal ve doğa turizmi açısından çeşitli turizm olanakları da sunmaktadır.

2001 yılında gidip gördüğüm şehrimiz de yaşam,şehir merkezine yakın yerlerde köylere nazaran daha kolaydır.Köylerde yaşam ne yazıkki zor.
Bizim köyde de zor......

Bizim köy şehrimizin, Arpaçay ilçesinin Taşbaşı köyüdür.
Kemal dede ve Burhan dede yaklaşık olarak 1911yıllarında Taşbaş’ına yerleşir.Taşbaşı o zamanlar Çıldır’a bağlıdır.Tiflis’te kalan akrabalarına göre durumları daha iyidir.Fakat 1921 anlaşmasından sonra artık Kars’a neredeyse güneş doğmaz.Ermeniler karabulut gibi Kars’ın üzerine çökmüştür.Ne can, ne mal, ne namus güvenliği kalmamıştır.Ermenler Çıldır ve civar köylerini basıp talan ederler.Şehrin ileri gelenlerini, zenginlerini öldürürler.İşte Kemal dedem böyle bir baskın sırasında Taşbaşı’nda, Mecit dedem 1 yaşındayken öldürülür.
 
Lalifer nenemin gözleri zamanla kör olur. Artık ateş hanemize de düşer.Hasretin, endişenin kavurduğu yüreklere baba acısı, kardeş acısı, eş acısı, amca acısı da düşmüştür.
Acılar yüreklere gömülür.Büyükler küçüklere kol kanat olur.Yıllar geçtikçe yaralar kapanmaya, aile toparlanmaya başlar.

Artık güzel günler yaşanmaya başlanmıştır.Savaşın erkek çocukları delikanlılık, küçük kızları gelinlik çağa gelmiştir.Evlerimizden davul- zurna sesleri gelmeye, hanelermiz yan yana inci gibi dizilmeye başlamıştır.Fakat gelin görünki bu kez üzerlerinde Rus yada Ermeni sıkıntısı yoktur ama, geçim sıkıntısı vardır.Kimi geçim sıkıntısı, kimi eğitim nedeni ile, dedelerimizden sonra amcalarımızın bir kısmı da yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.
 
Şu an ülkemizin farklı yerlerine dağılmış olan akrabalarımızın çoğu İstanbul’da yaşamaktadır.Artık şehirlerde yaşarlar ama içlerinde hep birşeylerin eksikliği vardır.
 
Örneğin, Hangel burada da pişirilir ama, ılık suda ezilmiş gurut’la yapılan hangel gibi olmaz.Evlerinde şarıl şarıl sular akar ama, tırpandan sonra Gukkunun bulağından kana kana içilen suyun tadını vermez.Düğün salonlarında da güzel düğün olur ama, Mereğin önünde yapılan düğünlerde olduğu gibi büyük halaylar tutulmaz.Fırının pişirdiği, kapıcının getirdiği ekmekler zahmetsizce içeri alınır ama, Ziyamet bacının tandırda pişirdiği lavaşlar kadar lezzetli olmaz.Yıllar geçsede Nömre bacı’nın turşusunun, Rebiye bacı’nın ayranaşının , Tombul mama’nın pilavının tadı, Besti bacı’nın emekleri, sökükleri diktiği, yırtıkları yamadığı hiç unutulmaz.Burada çocuklara daha çok imkanlar sunulur, velilere dershane, özel hocalar tavsiye edilir.Bu duruma gaz lambasının ışığında ders çalışıp, kızakla okula giden ve şimdi çoğu Öğretmen, Polis, Subay, vb. devlet memurluğu statülerinde görevli amcalarım çok şaşırır.Hele okul yolunda tipiye yakalandıklarını hatırladıkça, İstanbul’da bir bardak suda okulların tatil edilmesine hiç anlam veremezler.Kimbilir belki bunun nedeni onların ‘’ balama layla’’ şimdiki çocukların ‘’ danalar girmiş bostana’’ ninnisi ile büyümesidir.

Artık evin demirbaşları, Sabri Şimşekoğlu, Murat Çobanoğlu kasetleridir.Ayrıca yöresel programlar yapan Radyo ve Televizyon kanalları sıkı takip edilir.”Köydeki bacılarıma, Kars’taki abim Kerem’e ve ailesine, Kıbrıs’daki kardaşım Murat’a ve ailesine, kardaşım Ehsan’a ve ailesine, tüm akrabalarıma ve yeğenlerime … ve daha kimlere kimlere, Yener Yılmazoğlu’ndan “ köyde kaldı’’ türküsü armağan edilir.

Ozanında dediği gibi : Misafire Kaz kesmesi, küle çocuk belemesi, koyun kuzu melemesi köyde kalmıştır artık.

Evet dostlar,
Adım Hıdır değil Güngör, ama benimde elimden gelen budur.
Kuşakların değişmesinin bizleri birbirimizden koparmadığı, aksine bağlarımızı güçlendirdiği, neslimizin saygı, sevgi, huzur, barış, mutluluk içinde arttığı bir gelecek dileyerek Ahıska’dan yola çıkıp, Kars üzerinden İstanbul’a ulaşan yolculuğumuzu burada noktalıyoruz.

Varlığı ile sülalemizi onurlandırıp, şu an aramızda olmayan tüm akrabalarımızı da rahmetle anıp, bu anlatımda adı geçen geçmeyen herkese saygılarımı, sevgilerimi sunar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öperim.

Mecit’in torunu,Eyip’in kızı, GÜNGÖR EKİNCİ

4 Ekim 2009 Pazar

ERKEKLERE TİYO VERİYORUM

Image Hosted by ImageShack.us

Kadınlar ne ister ?

Yıllardır TV. Kanallarında, dergilerde, gazetelerde hatta bazen eş dost sohbetlerinde bile karşılaştığımız bu sorunun cevabını bulmak için sevgili beyler, soruyu ben ne isterim diye kendinize sorabilir siniz. Çünkü özde bizde sizlerle aynıyız. Özümüzü keşfettikten sonra çözülmesi gereken şifremiz her birimizin şahsına özel sadece. Ve merak etmeyin, özümüzü anlayanlara, sözümüz açık olur bizim. Şıp diye anlarsınız ne istediğimizi.
Gelelim özde ne istediğimize;

Biz de sizler gibi İLGİ isteriz.
Biz de sizler gibi SADAKAT isteriz.
Biz de sizler gibi SEVGİ isteriz.
Biz de sizler gibi SAYGI isteriz.
Biz de sizler gibi ROMANTİZM isteriz.
Biz de sizler gibi HEYECAN isteriz.
Biz de sizler gibi ŞEFKAT isteriz.
Biz de sizler gibi GÜVEN isteriz.
Biz de sizler gibi HUZUR isteriz.
Biz de sizler gibi DOST isteriz.

Gördünüz mü ? Erkekler Marstan, kadınlar Venüsten olsa da beklentilerimiz sizlerden çok ta farklı değil. Bu saydıklarımın sıralaması kişiye göre tabiki değişebilir ama eksilmez. Hepimiz önce bunları isteriz.
Sonra mı? İşte sonrakiler, kişiliklerimize, bakış açımıza, yaşam tarzımıza göre değişir.
Siz maç diye tutturuken biz tiyatro, yada siz oto parfümü derken biz benim parfümüm diyebiliriz. Çoğumuz kolay kadın olmak istemeyiz. Onun için burdan daha da özele girip kendimi de daha fazla deşifre etmek istemiyorum. Biraz da siz uğraşın. Zaten arif olan bu kadarından da anlar, arife de tarif gerekmez.

Ama diyorsanız, ben arif değilim tarife ihtiyacım var. Siz herşeye romantizm katın en iyisi. Çünkü birçok şeyde romantizm ararız biz. Zaten değilmi ki sırf bu yüzden deterjanın bile bahar esintilisini seçeriz.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

28 Eylül 2009 Pazartesi

HAYATIMIZ GÜLİSTANLIK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

HAYATIMIZ GÜLİSTANLIK OLSUN

Günaydın sevgili okuyucularım, tanıdıklarım, arkadaşlarım, dostlarım.

Bakın Mevlana ne diyor;
Sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün gülistan olursun.
Diken düşünürsün dikenlik olursun.

Düşüncelerimiz sayesinde hayatımız gülüstanlık da olur,
Düşüncelerimiz sayesinde hayatımız dikenlik de olur
yani.

Bir konudan dolayı dün akşam, benim için çok keyifsiz bir akşamdı. Evdekileri üzmemek için belli etmemeye çalıştım ama aslında bayağa tatsızdım. Keyifsizliğim başta tek bir konudan ileri geliyordu. Fakat saatler ilerledikçe sanki bir makineymişim de, fişimden olumsuz düşünce şarjına takılmışım gibi, içimden ve istemeden olumsuz düşüne düşüne kendimi öyle bir şarj ettimki, dokunsalar ağlayacak noktaya geldim.
Düşüne düşüne başımı ağrıttım,
İçimi daralttım,
Yüreğimi yaraladım,
Akşamı ve geceyi kendime zehir ettim.
Evet evet, düşüncesizce düşünerek bunu kendime ben yaptım.
Bir yandan da bugün ne yazsam diye düşünmeye çalışıyordum üstelik.

Image Hosted by ImageShack.us
Ama öyle bir ruh haline soktum ki kendimi, kuyrukları birbirine değmeyen kırk tilkiyi hizaya sokmak, kafamı toparlayıp bir şeyler yazmak mümkün değildi.

Sonra bloglar arasında dolaşırken birden Allah karşıma Mevlana’nın yukarıda yazdığım sözünü çıkardı.

… Gül düşünürsün gülistan olursun.
Diken düşünürsün dikenlik olursun…

Güngör sen ne yapıyorsun dedim kendi kendime.

Sen ki düşünce gücüne bu kadar inanıyorsun, elinden geldiğince insanlara faydalı olmaya çalışıyorsun. E o zaman bu halin ne?

Pireyi deve yaptın, devenin altında kaldın. Kalk bakim çabuk.
Git yüzünü yıka, aç pencereyi camdan dışarı bak, birkaç derin nefes al, kendine bi kahve yap.

İçimden gelen sese kulağım kulak kabarttı ve hak verdi.
Hemen denilenleri yaptım, on dakika sonra kahvemi alıp tekrar oturdum bilsayarın başına.
Ve hayatımı gülistanlık içinde yaşamayı seçtim.
Sonra da bu yazı çıktı işte.

Hazır haftaya böyle bir yazıyla başlamışken, kısa sözcüklerden oluşan bir de olumlama dizisi hazırladım hepimiz için.Faydasını göreceğinize hiç şüphem yok. Yürekden inanarak yapın yeterki.Yazdıklarımı bugün hissetmiyor olabilirsiniz ama inançla yaparsanız kısa bir süre sonra hepsini hayatınıza çekeceğinize inancım tam.

Image Hosted by ImageShack.us
Hepinize kanadına umut takılmış, renkli renkli sevgi kelebekleri uçuruyorum buradan.

Allah işimizi, gücümüzü rast getirsin.
Vira bismillah, hadi RASTgele.
Sevgilerimle, Güngör Ekinci

OLUMLAMALAR:
Mutluyum, huzurluyum, başarılıyım, sağlıklıyım, güzelim, neşeliyim.
Saygı, sevgi ve kabul görüyorum.
Değerliyim ve bunun farkındayım.
Bolluk bereket içindeyim,
Hayatımın efendisiyim.
Güçlü bir iradeye sahibim,
Aynaya baktığımda harika bir insan görüyorum,
Güvendeyim,
Pozitifim,
Hoşgörülüyüm,
Sakinim,
Dinginim,
Arkadaş canlısıyım,
Çok özelim…

23 Eylül 2009 Çarşamba

ÜÇ " Ş " YETER

Image Hosted by ImageShack.us

Mutlu, huzurlu, sağlıklı günler dileyerek hepinize merhabalar gönderiyorum arkadaşlar.
Güngör’cüğüm nedir bu üç “Ş” dediğinizi duyar gibiyim.
Şeker mi dediniz ? Hayır değil.
Efendim, şefkat mi dediniz ? Kısmen olabilir ama tam olarak değil.
Şans mı ? Çok lazım ama hayır.
Aşk mı dediniz ? Çok yaklaştınız ama değil.
Tamam tamam söylüyorum.
3Ş = aŞ , eŞ, iŞ
Allah açlıkla terbiye etmesin diyerek aŞ,
Yalnızlık sadece Allaha mahsusdur diyerek eŞ,
Hayatı paylaştığımız eŞimizle, hayatın tadına varabilmek için iŞ.
Gerisi mi?
Gerisi teferruat dostlar.
Namuslu ve dürüst yollardan, birlikte çalıştığınız iŞ arkadaşlarınızın hakkını yemeden,yalakalara çanak tutmadan, sizi üste taşıyan aslarınızı ezmeden,para kazandığınız bir iŞiniz varsa korkmayın arkadaşlar ;
Öldüğünüzde sizi toprağın kabul etmemesi gibi bir durum olamaz.
Ayrıca kazandığınız parada kimsenin ahı olmadığı için bu para çocuklarınızın yada çok sevdiğiniz başka birinin hastane parası da olamaz.
Hatta arkanızdan kimse uğursuz, şeytan görsün yüzünü, allah işini rast getirmesin gibi yüzünüze söylense tokat yemişe döneceğiniz sözler de söylemez.
Zaten siz büyük ihtimalle geldiği yeri haketmiş,çevresindekilerin takdirini, sevgisini kazanmış profosyonel, başarıyı hakeden bir insansınızdır.
Ve tabiki bu iş size sevinçle harcayacağınız, bereketli paralar kazanmayı nasip eder.
Peki sonra ne olur ?
Sonra, hayırlı yollardan kazanılan bu para ile evinizde sıcak ve lezzetli aŞlar pişer.
İçtiğiniz su, yuttuğunuz her lokma sizi mutlu eder. İçinizde dolaşan her su damlası sizi daha sağlıklı, enerjik, zinde, dolayısı ile mutlu etmek için dolaşır vücudunuzda.
Ocağınızın üzerinden yayılan çorbanın, yada fırınınızdan gelen vanilyanın kokusunu çekin içinize.
aŞınızın kokusu bile size terapi gibi gelir inanın. Abartmıyorum çok iyi hissedeceksiniz kendinizi.
Abarttığımı düşünenler lütfen birde aŞ pişirecek malzemeleri olmadığını düşünsünler.
Dürüstçe çalıştığımız iŞimizden paramızı kazandık,
Paramızla lezzetli aŞler pişirdik.
Ve sıra geldi bu aŞı, birlikte yiyecek, hayat arkadaşınıza, yani eŞinize.
Herkes layığını bulur arkadaşlar.
Ben, herkesin kendisine uygun eŞ'e sahip olacağına inanıyorum.Düzgün ve doğru insanlarda tabiki kendilerini mutlu eden, değerinin farkına varan kişilerle birlikte olurlar. İyi günde kötü günde diyerek başlar ve hayat yolunu omuz omuza birlikte yürürler.
İşte arkadaşlar hepsi bu.
aŞ, eŞ, iŞ = huzur, mutluluk, güven, başarı, sağlık.
Hepinize, emeğinizin karşılığı aldığınız bir iŞ,
Vücudunuzun sağlığını sağlayacak helal aŞ,
Gözü kapalı kendinizi emanet edebileceğiniz, kıymetinizi bilen bir eŞ dilerim.
Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

BAYRAM SONRASI MERHABASI

Image Hosted by ImageShack.us

Merhaba, merhaba, merhaba,
Üç günlük bir bayram tatili, hatta arife gününüde sayacak olursak dört günlük bir bayram tatilinin ardından hepinize merhabalar.

Artık bayram demek tatil demek oldu ne yazık ki. Bir çok kişi "oh oh uzun süredir göremediğim yakınlarımı göreceğim, seslerini duyacağım" diye sevinmek yerine bu tatilde nereye kaçsak diye düşünür oldu.

Benim bayramım yıllardır olduğu gibi evde çooooook yoğun bir koşuşturmaca ve kendime ayırdığım bir günle geçti. Birçok yakımız sağolsunlar evimizde ziyaret ettiler bizi. Yüzyüze görüşemediğimiz bütüüüün sevdikleriminde sesini duydum. İnsanın merak edildiğini, özlendiğini, sevildiğini bilmesi öyle güzel bir duygu ki. Beni seven, hayatımda olan herkese bütün kalbimle çoook teşekkür eder yüreklerinden öperim.

Benim çok sevdiğim ve aynı derecede sevildiğime de inandığım canım dostum Nahide'ciğimle beraberdik dün. Asil havası, tatlı ve hoş sohbeti, entelektüel bakışı ile Nahide’ciğim dün sohbete doyurdu beni sağolsun.( Canikocum bir kere daha teşekkür ederim.)

Bugün haftanın ortası, yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz yine tatiliz yani.
Haftanızın göz açıp kapar gibi kolay geçmesini, bolluk bereket içinde olmanızı, yaşanan her günün hepinize, hepimize, sağlık, mutluluk, huzur sunmasını diliyorum.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci.

20 Eylül 2009 Pazar

RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us

“Üşüyorum, susadım, sahurdan sonra uyuyamadım uykum var” dı derken onbir ayın sultanı Ramazan-ı şerifinde son gününe geldik. Allah orucumuzu, diğer ibadetlerimizi, yapmaya çalıştığımız hayırlarımızı kabul etsin inşallah. Yarın Allahın izni ile bayramı karşılayacağız.
Tüm dualarınızın kabul olduğu bir bayram sabahına uyanmanızı dilerim.

Sabah bir uyansanız ki, dün akşamdan yapılan baklavanın siz kalkmadan şerbeti dökülmüş olsun. Daha tatlı şerbetini çekmemiş ama olsun siz genzinizi yaka yaka atın ağzınıza bir tane aceleniz var çünkü.

Neden mi aceleniz var?
Çünkü sevgili okuyucum, eğer erkekseniz bayram namazına yetişeceksiniz, bayansanız eşiniz, yada babanız, yada kardeşiniz, yada oğlunuz, yada hepsi birden bayram namazından gelmek üzereler, onlar gelmeden sizin de benim gibi kahvaltı sofrasını hazırlamanız gerekiyor.

Tamamdır, artık sofra hazır. Oooohhh börek de mis gibi kokuyor.Çayın altını yarıma kısın yavaş yavaş demlensin.Kolonya ile şeker hazır mı? Çocuklar şimdi kapıyı çalmaya başlar.

Heh, bizimkilerde geldi, hadi artık sofraya. " YURDUM İÇİN KAHVALTI VAKTİ " Afiyet olsun Türkiye...

Babam ve annem ailenin büyükleri olduğu için bizim bayram misafirimiz çok olur.Yeğenler, kuzenler, ahbablar, komşular, evimiz dolup taşar. Biz de hiç " nerde eski bayramlar" nostaljisi olmaz. Çünkü çok şükür dejenere olmamış bir aileye sahibim. Büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü bilir. Küçük büyükle tokalaşmaz el öper. Gelen bütün misafirlere kolonya, şeker tutulur, tatlı ve içecek ikram edilir.Minik misafirlerimize mendilleri hediye edilir. Şehir dışındaki büyüklere telefon açılır, bayramları kutlanır, hayır duaları alınır.

Ya sizde, sizlerde bayramlar nasıl geçer ?
Dilerim umduğunuzdan da güzel geçer...

Hepinizin mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyor, tüm dünyaya barışın, dostluğun, anlayışın, hoşgörünün, bereketin hakim olduğu, savaşların, açlığın, felaketlerin olmadığı, sağlıklı, huzurlu, mutlu nice nice bayramlar diliyorum.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

16 Eylül 2009 Çarşamba

Yürekten İstedim Oldu

Allah’dan temiz kalple ve yürekden isteyince, istediğim şeyin gerçekleşeceğine hiç şüphem olmaz.
İsteklerimin hepsi hemen gerçekleşmiyor belki ama, hayat bana herşeyin bir zamanının olduğunu da öğretti.

Kendinizi kapana sıkışmış gibi hissettiğiniz anda, bir elin sizi o kapandan kurtardığı hiç olmadı mı ?
Çok sevdiğiniz birini ümitsizce ameliyathane kapısında ağlayarak, dua ederek beklerken, doktordan gözünüz aydın, ameliyat başarılı geçti sözünü duydunuz mu hiç ?
Ya da hayat şartları işte, iki yakanızı bir araya getiremediğiniz sıkıntılı günlerinizde ikramiye ile ödüllendirildiğiniz oldu mu?
Kimbilir belki de yıllar süren tedavinin sonunda özlemle beklediğiniz kızınız Özlem artık kucağınızdadır.
Öyle mi? Demek ki isteklerinize cevap veriliyor.
O zaman isteyin arkadaşlar...

Birgün meditasyon yapıyordum.Sahip olmayı istediğim evi hayal ediyordum.Sanki eve sahipmişim gibi hayalimde evin içinde dolaşmaya başladım.
Hatta duşakabinin önüne pembe bir ayak havlusu almalıyım diye düşündüm. O arada içimden, bana hiç ummadığım bir yerden pembe bir ayak havlusu geliyor diye geçirdim.Arkadaşlar, çok değil ertesi gün, sevgili Bahar arkadaşım tatil dönüşü Özdilek’e uğramış.Ve anladığınız gibi bana pembe bir ayak havlusu almış.
Düşündüm, istedim ve sahip oldum.
Bu konuda sizlerle paylaşacağım daha çok şey var.Beni izlemeye devam edin.

Sevgilerimle,
Güngör Ekinci

13 Eylül 2009 Pazar

DÜŞÜNCELERİMİZİN GÜCÜ

Merhaba arkadaşlarım,

Uzun süredir düşüncelerimizin ve duaların gücü ile ilgili araştırmalar yapıyor ve kitaplar okuyorum.
Öğrendiklerimi kendi hayatımda deneyimledikçe, faydalarını görmeye başladım ve artık öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmanın zamanının geldiğine karar verdim. Düşünce gücü aslında çok derin olmakla birlikte çok da net bir durumdur. Konunun detaylarına, alt kollarına ( çakralar,... bilinçaltı temizliği, ... karmalar..vs.vs ..) değinmeyeceğim. Öğrendiklerimi mümkün olduğu kadar anlaşılır bir dilde az ama öz olarak sizlere aktarmaya çalışacağım.

Arkadaşlar, nasıl ki kendi yasalarımız, ailemizin yasaları, iş yerimizin yasaları varsa, içinde yaşıyor olduğumuz dünyamızın ve hatta evreninde bir yasası var ve bu daha çok çekim yasası olarak adlandırılmaktadır.

Evet, evren yasalarla yönetilir. Birçok gelişim kitapları ve konunun uzmanları çekim yasasının gücünden bahsetmekte olup, son günlerde TV programlarında da bu konunun çokca ele alındığını sanırım birçoğunuz gözlemlemişdir. Evrenin yasası, daha net bir ifade ile inancın yasası gibi işler. Ortaya konulan genel mesaj Napoleon Hill'in söylediği gibidir, " aklınız, neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir".
Evet evet doğru okudunuz arkadaşlar, aklınız neye inanırsa onu gerçekleştirmek elinizde. Herşey düşüncede başlar çünkü.Yani eğer zor bir yaşamınızın olacağına inanıyorsanız gerçekten zor bir yaşamınız olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar hayatınızı zorlaştıracaktır. Eğer paranın zor kazanılacağına inanıyorsanız emin olun parayı zor kazanırsınız. Hep hastalıktan şikayet ediyorsanız hep hasta bir haliniz olacaktır.
Konuyu kısaca toparlamaya çalışacak olursak şöyle diyebiliriz;
"Ağzınızdan çıkanlara dikkat edin, kaderiniz olurlar" .
yada " iyi düşünün başınıza iyi şeyler gelsin".
yada " kaderinizin kölesi değil, hayatınızın efendisi olun".
yada " iste, senin olsun, iste sana gelsin".
yada "bir kişiye kırk kere deli dersen deli olur" demek ki kırk kere akıllı dersen de akıllı olur.
yada" ne ekersen onu biçersin". demek ki zihnimize ve dilimize, allahın bize güzel şeyler sunduğu fikrini ekersek güzel sonuçlar biçeceğimizden de şüpheye düşmemeliyiz.


Burada altını çizmek istediğim bir nokta var. Allah'dan yardım istediğinizde sorunlarınıza değil, olmasını istediğiniz şeylere yoğunlaşın, temiz kalple ve sevgi ile isteyin. Yani, hastaysanız, hastalığa değil, sağlığa, şifaya yoğunlaşın. İnsan düşünebildiği, güvenle, sabırla beklediği ve mümkün olduğuna inandığı herşeyi yapabilir. İstediğiniz şey ne olursa olsun elde edeceğinize inandığınızda o sizindir.

Sevgilerimle,

Güngör Ekinci.

8 Eylül 2009 Salı

DELFİNA'DA İFTARDAYDIM

Image Hosted by ImageShack.us
Merhaba arkadaşlar,
Dün akşam canım dostum Delfina’ya iftara davetliydim. Delfiş’ciğimle yıllara dayalı bir dostluğumuz var ama iş dışında bir araya gelmek nasip olmamıştı bir türlü.
Delfiş’in nasıl renkli bir kişilik olduğunu bildiğim için Pazartesi sabahından itibaren tatlı bir heyecan vardı içimde. Daha servise biner binmez rüya başladı zaten. Çünkü işyerimiz benim evime trafik nedeni ile nerdeyse 2 saat, Delfiş’in evine 10 dakika mesafede. İşten çıkıp 10 dakika sonra evde olmak gerçekden benim için büyük bir lüksdü.

Servisden inip mutlu mutlu sitenin, bloğun derken dairenin kapısına geldik.
Zile basmamızla kapı birden çiçek açtı.
Aa o da ne ? Bu çiçek bide konuşuyo.
Nasıl yani diyordum ki, bu çiçek yüzlü tatlı bayanın Delfiş’iş kardeşi Euphoric olduğunu öğrendim sonra.

Image Hosted by ImageShack.us

Delfiş’im sağolsun sabah evden çıkmadan hazır etmişti güllacımızı. Eve girdiğimizde Euphoric de becerikli elleriyle iftar menümüzü hazırılıyordu. Huzurun, bereketin, lezzetin, hoş sohbetin hakim olduğu soframızda günün özel ana yemeği Manisa kebabıydı. Euphoric tarifden ilk kez yapmıştı bu yemeği ama kırk yıllık aşçılara taş çıkartacak kadar lezzetli yapmıştı maşallah.
İftarımızı da çay sohbetimizide Delfiş’in büyülü balkonunda yaptık. ( Delfiş’i takip edenler balkonunun nasıl badana edip dekore ettiğini bilirler.Bilmeyenlerde buradan öğrenebilirler.)

Image Hosted by ImageShack.us

Balkon, mumlarla ve japon fenerleri ile aydınlatıldı. Bu loş ortamda sallanan sandalyelerimizde çaylarımızı yudumlarken keyfimize diyecek yoktu gerçekden. Bizi tanıştırdığı için Serap’cığımıza bir kere daha yürekden teşekkürlerimizi gönderdik. Hatta televizyonun üzerinde duran, üçümüzün resimden oluşan saate bakarkende şükrettim Allaha bizi bir araya getirdiği için.

Image Hosted by ImageShack.us

Sahurda görüşmek üzere birbirimize iyi geceler dileyip çekildik odalarımıza. Ben aslında yer yadırgarım, ilk kez kaldığım yerde kolay kolay uyuyamam. Ama dün gece başımı yastığa koyduğum anda uyumuşum taaki sahur vakti gelene kadar.

Image Hosted by ImageShack.us

Egenin güzel kızı canım dostum, topraklarının mahsulleri ile donatmıştı bu kez de sofrayı. Babacığının yetiştirdiği zeytin çeşitleri, yine babacığının yaptığı zeytinyağı ile tatlandırılmış peynir. Çeri domatesleri, daha bir çok şey ve tabiki Delfina'nın güler yüzü...

Canım Delfiş’im ve sevgili Euphoric, bana yaşattığınız bu muhteşem ramazan akşamı için, lezzetli yemekleriniz için, samimi sohbetiniz için, sevginiz için, herşey için bütün içtenliğimle çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle. Güngör Ekinci